Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Memorial Antalya Hastaneler Grubu Onkoloji Merkezi Başkanı "Kanser alanındaki en büyük eksiklik, halka yönelik sade ve anlaşılabilir bilgiye ulaşılamamasıdır. Web sitemiz ile bu eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum."

Anasayfa - Kanser Belirtileri ve Tedavisi - Yumurtalık Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Yumurtalık Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
04.12.2018

Yumurtalık – over kanseri nedir? Sebepleri - risk faktörleri nelerdir?

Yumurtalık kanseri, ülkemizde rahim kanserinden sonra en sık görülen jinekolojik kanserdir. Yumurtalıklarda oluşan over kanseri veya diğer adıyla yumurtalık kanseri, genellikle diğer organlara yayılım gösterdikten sonra teşhis edildiği için en fazla yaşam kaybına yol açan jinekolojik kanser türü olduğu söylenebilir. Sıklıkla ileri yaşlarda görülen yumurtalık kanserinin ortanca görülme yaşı 63 tür. Bir kadının hayat boyu yumurtalık kanserine yakalanma riski yaklaşık %1.4 tür. Ülkemizde her yıl yaklaşık 5200 yeni over kanseri tanısı konulduğu tahmin edilmektedir.

Kadın yumurtalıkları görevi ve yapısı

Yumurtalıklar kadınlarda progesteron, östrojen (kadınlık hormonları) ve az miktarda erkeklik hormonu (testosteron) üreten, kadınlık üreme sisteminin önemli bir parçasıdır.

Jinekolojik organlar dediğimiz kadın üreme sistemi şu yapılardan oluşur:

• vajina

• rahim ve rahim ağzı

• fallop tüpleri

• yumurtalıklar (overler)

Vücudun her iki yanında bir tane olmak üzere 2 yumurtalık vardır ve fallop tüpleriyle yakın temas halindedir. Yumurtalıklar, doğurganlık çağındaki kadınlarda menopoza kadar döllenme için her ay düzenli olarak yumurta üretir.

Yumurta olgunlaşma esnasında rahim içi yüzeyinin gebeliğe hazırlanması için östrojen salgılanır, yumurtlamanın ardından salgılanan progesteron hormonu da bu yüzeyi gebeliğe elverişli hale getirir. Gebelik gerçekleşmediğinde ise progesteron salgısı belli bir süre sonra kesilir ve rahim iç yüzeyi adet kanamasıyla birlikte dökülür. Doğurganlık döneminde her ay düzenli olarak oluşan bu döngü yumurta hücreleri kalmadığında ortadan kalkar ve menopoz evresi başlamış olur.

Yumurtalık kanseri çeşitleri, nedenleri ve risk faktörleri

Bazı yumurtalık tümörleri, iyi huyludur (kanser değildir). Kötü huylu (malign) yani kanser olan yumurtalık tümörleri ise, epitel doku yüzeyinden (yumurtalıkları kaplayan hücreler), germ (üreme) hücresi (yumurtaları oluşturan hücreler), veya seks kord stromal hücrelerden (yumurtalıkların farklı yapılarıyla birleşen ve hormon salgılayan hücreler) oluşabilir. Yumurtalık kanseri çoğunlukla, yumurtalıkları kaplayan hücrelerde gelişir. Bu bölgede oluşan kansere, epitelyal yumurtalık kanseri denir.

Yumurtalık kanserinde sık rastlanan epitelyal tümörler

Yumurtalık kanserlerinin çoğunluğunu oluşturan kanserler genellikle epitelyum yüzeyinde başlayan kanserlerdir. Sık rastlanan epitelyal kanserler ve türleri şöyledir:

Seröz: En sık rastlanan yumurtalık kanseri türüdür. Bilinen tüm yumurtalık kanserlerinin yaklaşık % 40’ını oluşturur. 40-60 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

Endometrioid: Bilinen tüm yumurtalık kanserlerinin yaklaşık %20’sini oluşturur. %5’i endometriyozise, % 20’si endometriyal karsinoma (rahim kanseri) bağlı gelişir. 50-70 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

Müsinöz: Müsinöz kanserler, epitelyal yumurtalık kanserlerinin %6-10’unu oluşturur. 30-50 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

Berrak hücreli karsinom: Berrak hücreli kanserler, epitelyal yumurtalık kanserlerinin % 5’ini oluşturur. 40-80 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

Başkalaşım göstermeyen kanserler: Başkalaşım göstermeyen tümörler, yumurtalık kanserlerinin % 15’ini oluşturur. Adından da anlaşıldığı gibi başkalaşım göstermeyen kanserli hücreler, mikroskop altında incelendiğinde belirlenemeyebilir.

Borderline over tümörü: Bu tür yumurtalık tümörleri, nadiren kötü huyludur ve sık rastlanan yumurtalık kanserlerinin % 10- 15’ini oluşturur. Bu tümörler, tabiatı gereği kanser olmakla olmamak arasındadır. Yumurtalık yüzeyinde oluşur ancak yumurtalığın derinlerindeki dokulara yayılmaz. Hastalığın sonucu daha iyi tahmin edilir ve yayılan yumurtalık tümörlerine nazaran iyileşme oranları daha yüksektir.

Epitelyal yumurtalık kanserleri, karın alt bölgesinin (pelvis) derinlerinde başladığı için, kanser ilerleyene kadar çoğunlukla belirti göstermezler. Dahası ağrı, halsizlik, karında şişlik, kabızlık, karın ağrısı ve idrar problemleri gibi yumurtalık kanserine ait birçok belirti, kadınlarda farklı sebeplerle de görüldüğü için ayırt edilmesi zordur. Erken tanı konması güç olduğu için yumurtalık kanserlerinin kabaca %70’i ilerlemiş evrededir. Kanser, iç pelvik testleri sırasında, anormal pelvik büyüme bulguları sonucu tespit edilir.

Yumurtalık kanseri, karın boşluğuna yayılabilir, bu da karın boşluğuna su toplanmasına yol açar. Buna assit denir. Karında şişlik, ağrı, bağırsaklarda anormal hareketlilik veya sıvı dolan bölgenin akciğerlere basınç yapması sonucu nefes alıp vermekte zorluk gibi bazı belirtilere sebep olabilir.

Yumurtalık kanserleri için en uygun tedavi yöntemi; cerrahi müdahale ve kemoterapi kombinasyonu ve bazı vakalarda radyoterapi uygulamalarıdır.

Yumurtalık kanseri, pelvis içindeki diğer organlara, lokal veya bölgesel lenf bezlerine, karın bölgesindeki yüzeye veya kan dolaşımı yoluyla bağırsaklara, mesane, rahim, akciğer ve karaciğere metastaz gösterebilir. Etkili tedavi planını şekillendirebilmek için, kanserin yayılma durumunu ve evresini tam tespit etmek önemlidir. Cerrahi müdahaleye karar vermeden önce bir dizi test yapılması gereklidir. Pelvis ve karın ultrasonu ve CA-125 seviyesinin ölçümü dahil bazı kan testleri, tanı için uygulanan testlere dahildir.

CA-125 nedir?

Kanda yüksek CA-125 proteini seviyesi, yumurtalık kanseri ile ilgilidir. Ancak, her zaman yumurtalık kanseri olduğu anlamına gelmez. Çünkü kanda yüksek CA-125 protein seviyesi, bir dizi başka sebepler yüzünden de meydana gelebilir. Kanda her mililitrede 35 üniteden az CA-125 seviyesi normal kabul edilir. Özellikle, menopoz sonrası kadınlarda mililitrede 35 üniteden fazla tespit edilen CA-125 seviyesi, yumurtalık kanseri olasılığını arttırır. Yumurtalık kanserinin tespit edilmesi ile birlikte kanda belirlenen CA-125 seviyesi tedavi sırasında ve sonrasında kanser gelişimini izlemede yol göstericidir.

Yumurtalık kanserinde cerrahi müdahale, neredeyse tüm hastalarda gerekli görülen bir yöntemdir. Laparotomi (karın ameliyatı) ile kanserin evresi belirlenir ve mümkün olduğu kadar çok kanserli doku alınır.

Yumurtalık kanserinin nedenleri – risk faktörleri nelerdir?

Her zaman dile getirdiğimiz gibi, kanserin en iyi tedavisi, en erken teşhis edildiğinde yapılandır. Yumurtalık kanserinin tüm nedenleri netleşmemekle birlikte bazı risk faktörleri tanımlanmış, diğerleri ise henüz araştırma safhasındadır.

Diğer kanser türlerinde olduğu gibi yumurtalık kanserinde de kalıtsal ve kalıtsal olmayan faktörler söz konusudur. Kalıtsal faktörler, aileden hasarlı genlerin aktarılması yoluyla meydana gelir ve değiştirilemez. Over kanserlerinin %10 kadarının kalıtsal olduğunu biliyoruz. Ailede daha önce yumurtalık kanseri olmuş bir birey varsa, risk oranı çoğalır. Ancak, kalıtsal olmayan ve değiştirilebilen faktörler de vardır. Diyet, egzersiz veya çevremizde bizi etkileyen faktörler. Bu faktörlere biz, çevresel faktörler diyoruz. Kalıtsal olmayan bazı faktörler, sağlıklı bir hücrenin kansere dönüşmesini sağlayabilir. Buna, sigaranın akciğer kanserine yol açtığını örnek olarak gösterebiliriz. Öyleyse, çevresel faktörleri kontrol altına almak bizim elimizdedir diyebiliriz.

Yumurtalık kanserinde kalıtsal risk faktörleri

Ailede, anne, abla veya kız çocukta yumurtalık kanseri teşhisi konması, risk oranını arttırır. Sadece anne tarafından değil, baba tarafından taşınan genlerde yumurtalık kanseri riskinde etkilidir. Birçok genetik yumurtalık kanserinin, kalıtsal genetik mutasyon sonucu oluştuğu testlerle kanıtlanmıştır.

İnsan genlerinde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, tümörü engelleyici rol üstlenmişlerdir. Normal hücrelerde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, hücrenin genetik materyallerini yani DNA’sını dengede tutar ve kontrolsüz hücre gelişimini önler. Bu genlerin mutasyona uğraması ise, kalıtsal olarak gelişen meme ve yumurtalık kanserleri ile bağlantılıdır.

- İlginizi çekebilir: Yumurtalık kanseri kalıtsal mıdır? Genetik risk faktörleri nelerdir?

Her ne kadar kalıtsal faktörler ve mutasyon için net bir çözüm bulunamamış olsa da, araştırmalar uygulanan testler sonucu BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyon riski yüksek çıkan hastalara, meme ve yumurtalıkların alınması önerilebilir.

Yumurtalık kanserinde kalıtsal olmayan çevresel faktörler

Yaş: Yumurtalık kanseri riski, kadınlarda yaş ilerledikçe artar. Yumurtalık kanseri kadınların yarısı, 63 yaş üzeri hastalardır.

Obezite: Vücut kitle endeksi en az 30 olan obez kadınlar da yumurtalık kanseri riski artar.

Doğurganlık için Kullanılan ilaçlar: Doğurganlık için kullanılan klomifen sitrat (Klomid) adlı ilacın bir yıldan fazla kullanılması özellikle hamilelik meydana gelmemişse kötü huylu tümör riskini arttırabilir. Hiç doğum yapmamak, doğurganlık ilaçları kullanmadan da kanser riskini arttırır. Bu ilacı kullanıyorsanız, olası riskleri hakkında doktorunuzla konuşunuz.

Erkeklik hormonunun etkisi: Erkeklik hormonu olan Androgen kullanan kadınlarda, yumurtalık kanseri riski artar. Bu konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Östrojen ve hormon tedavisi: Menopoz dönemi östrojen hormonu kullanan kadınlarda yumurtalık kanseri riski artar. 5-10 yıl sadece östrojen alan kadınlarda kanser riskinin, östrojen ve progesteron hormonlarını beraber alan kadınlara göre fazla olduğu tespit edilmiştir.

Meme kanseri riski: Meme kanseri olan kadınların, yumurtalık kanserine yakalanma riski daha fazladır. Ailesel faktörler söz konusu olduğunda risk daha da artar.

Sigara ve alkol kullanımının etkisi: Yumurtalık kanserlerinin müsinöz adlı çeşidinde, sigara yumurtalık kanser riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Alkol kullanımının yumurtalık kanseri ile bir bağlantısı yoktur.

Pudra kullanımı: Terleme ve pişikten korunmak üzere uzun yıllar (10 yılı aşkın sürelerde) kasık bölgesinde pudra (talk) kullanımının over kanseri riskini artırdığı görülmüştür.

- İlginizi çekebilir: Kansinojen nedir? Kimyasal karsinojenler hangileridir?

Yumurtalık kanserinden korunma yolları

Yumurtalık kanserindeki riski azaltmak için günlük hayata dair uygulayacağınız bazı yöntemler vardır. Hayatın akışı içinde günlük yaşantınızda bu yöntemleri uygulamanız yeterli olacak, kendinizi daha zinde ve sağlıklı hissetmenizi sağlayacaktır.

Diyet / doğru beslenme: Diyet ve kanser arasındaki ilişki her yönüyle henüz netlik kazanmış olmasa da, bol tahıl, meyve ve sebze bakımından zengin yiyecekleri tüketerek diyet yapmanın; kırmızı eti ve alkolü sınırlamanın, sağlıklı kiloda kalmanızı sağlayarak, sağlıklı yaşamanıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Bu da, kanseri tetikleyen yiyecek faktörünü uzak tutar.

Egzersiz: Egzersiz ve yumurtalık kanseri arasındaki ilişki kesin değildir. Öyle bile olsa, egzersiz yapmak sağlık açısından kalp krizi riskini azaltma ve birçok kanser türünü önleme gibi sayısız fayda sağladığı için önemlidir. Doktorunuz size uygun egzersizi tavsiye edecektir. Tavsiye edilen, günde 30 dakika haftada 5 ya da daha fazla gün egzersiz yapılmasıdır.

İlginizi çekebilir: Egzersizle ilişkili 14 kanser çeşidi

Hamilelik: Hamile kalmak ve çocuk doğurmak, yumurtalık kanseri riskini azaltır. Emzirmek ise, risk oranını daha da azaltan bir faktördür.

Doğum kontrolü: Doğum kontrol ilaçları kullanan kadınlarda, yumurtalık kanseri riski azalır. Risk oranındaki azalma, sadece 3 ile 6 aylık kullanım sonrasında tespit edilmiştir. Doğum kontrol hapı kullanım süresi ne kadar uzarsa, risk oranı o kadar azalır. Ancak, bu tür ilaçların ciddi riskleri ve yan etkileri olduğu için doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

- İlginizi çekebilir: Doğum kontrol hapları - oral kontraseptifler ve KANSER RİSKİ

- Sonraki başlık: Yumurtalık – over kanseri belirtileri nelerdir?

Yumurtalık – over kanseri belirtileri nelerdir?

Yumurtalık kanserinin ancak %20’si erken evrede yakalanır ve erken evrede tanı koyulduğunda hayatta kalma oranı çok yüksek bir hastalıktır. Dolayısıyla erken evrede tanı koyulması son derece önemlidir. Bununla birlikte over kanserinin erken evrelerde kendine has belirtileri yoktur. Hatta irritabl barsak sendromu (IBS) veya adet öncesi sendromu gibi genel belirtilerden ayırt edilmeyebilir.

Belirtiler ani başlangıçlı, oldukça şiddetli ve gün içinde gelip geçici olabilir. Ancak;

• 3 haftadan daha uzun sürüyorsa

• özellikle 50 yaşın üzerindeyseniz

• yakın akrabalarınızda meme ve yumurtalık kanseri geçirme öyküsü varsa, bu yakınmaları ciddiye almak gerekebilir.

Çok erken evre yumurtalık kanseri belirtileri (Evre 1; kanser sadece yumurtalık içindedir)

• Alt karın bölgesinde veya karın yanlarında ağrı

• Karında şişlik ve doluluk hissi olması,

Daha ileri evre yumurtalık kanseri belirtileri (Evre 2 ve 3; kanser yumurtalık dışındadır)

• Menopoz sonrasında vajinal kanamalar

• Alt karın bölgesinde ağrı

• Sırt ağrısı

• Sık ve ani idrara çıkma

• Kabızlık

• Cinsel ilişki sırasında ağrı

• Şişmiş karın

• Midede doluluk hissi ve iştah kaybı

Son evre yumurtalık kanseri belirtileri (Evre 4 ; kanser uzak organlara yayılmıştır)

• İştah kaybı veya karında dolgunluk hissi

• Karın şişliği

• Nefes darlığı

• Kabızlık

• Halsizlik, yorgunluk

• Bacaklarda şişlik

• Yayıldığı organ ve bölgeye ait diğer belirtiler ortaya çıkarabilir

- Sonraki başlık: Yumurtalık – over kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

- Önceki başlık: Yumurtalık – over kanseri nedir? Sebepleri - risk faktörleri nelerdir?

Yumurtalık – over kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

Birçok kanser türü için yapılan tarama ve tedavi araştırmaları büyük ilerleme kaydetmiş, bu da kansere erken tanı konmasına imkan sağlamıştır. Bununla birlikte over kanserine özel ailesel geçişli BRCA1-2 geni taşıyanlar haricinde sağlıklı bireyler için günümüz koşullarında özel bir tarama yöntemi konusunda henüz ortak bir karara varılmamıştır. Yani yumurtalık kanserinin öncü lezyonlarını saptayan tek bir tarama testi mevcut değildir. Bu amaç ile birçok farklı kanser belirteci bilimsel araştırmalarda kullanılmıştır; ancak evre 1 dediğimiz erken evrede hastaların sadece %30'unda bu belirteçler yüksek bulunmuştur. Birden fazla tümör belirtecinin bir arada kullanımı ile yapılan taramalarda elde edilen sonuçlar daha başarılı olmakla beraber, ne kadar maliyet etkin oldukları tartışmalıdır.

- İlginizi çekebilir: Güncel kanser tarama programları: hangi testlerle hangi kanserlerde erken teşhis mümkündür?

Yumurtalık kanserlerinin yaklaşık %70'i 3. evrede teşhis edilebilmektedir. Bu kadar yüksek oranda ileri evrede yumurtalık kanserlerinin tanı konmasının en önemli nedeni, bu kanserin daha çok doğrudan karın içine (özellikle karın zarı peritona) yayılım yapmasıdır. Diğer birçok kanserin aksine over kanseri lenf veya kan damarlarından ziyade periton üzerinden yayılmayı tercih eder

Erken tanı için en önemli husus, halen düzenli olarak yapılan jinekolojik muayene ve menopoz sonrası ultrasonografide saptanan ve üç santimin üzerinde olan her kistik oluşum kuşkulu olarak kabul edilmesidir.

Diğer taraftan, menopoz öncesi dönemde yapılan ultrasonografide de kistik oluşum görüldüğünde, özellikle bu kist adet sonrası dönemde de halen mevcutsa ve bir takım ilave ultrasonografik özellikler taşımakta ise, jinekolojik kanser tanısında deneyimli bir hekim tarafından da gözden geçirilmelidir.

Yumurtalık (over) kanseri tanısı nasıl konur?

Yumurtalık kanserinin tanısı ancak histopatolojik inceleme dediğimiz mikroskop altında dokunun incelenmesi ile konmaktadır. Bu tanı için cerrahi girişim gereklidir. Burada yapılacak olan cerrahi girişim hem tanı hem de tedavi amaçlıdır. Ameliyat esnasında kuşkulu olan yumurtalık ve varsa buna ait olan yayıldığı dokulardan örnek alınıp ameliyat esnasında frozen inceleme dediğimiz histopatolojik muayeneye yollanır. Ameliyat devam ederken tümörün yumurtalık kaynaklı olup olmadığı, tümörün hücre tipi, tümörün normal dokuya benzerlik derecesi (diferansiasyonu) belirlenir ve burada elde edilen sonuçlara göre cerrahi tedavi şekillendirilir.

Yumurtalık kanseri ameliyatı öncesi yapılacak olan görüntüleme yöntemleri (bilgisayarlı tomografi, pozitron emisyon tomografi, ultrasonografi gibi) veya tümör göstergesi düzeylerinin belirlenmesi, hastalığın yaygınlığı yani evresi hakkında bilgi verebilirler ancak kesin tanı koydurucu yöntemler değillerdir. Ayrıca hiçbir zaman doku tanısının yerine geçemezler.

Yumurtalık kanserine yatkınlığı artıran genler

Yumurtalık kanserlerinin yaklaşık % 10-15'i kalıtsaldır, yani nesilden nesle geçen genetik mutasyonlarla ilişkilidir. Örneğin; BRCA1 mutasyonu olan kadınlarda yumurtalık kanseri gelişme riski %36, BRCA2 mutasyonu olanlarda %12’dir. Bunun aksine, genel olarak toplumda kadınlar arasında yaşam boyu yumurtalık kanseri gelişme riski %1-2’dir. Yakın zamanda yapılan çalışmalarla kadınlarda yumurtalık kanserine yatkınlığa neden olan yeni genler de (RAD51C ve RAD51D gibi) tanımlanmıştır. Bu nedenle kalıtsal yumurtalık kanserinden şüphe duyuluyorsa genetik danışma önerilir.

CA 125 nedir, yumurtalık kanserinde tarama amaçlı kullanılabilir mi?

CA 125 proteininin kan düzeyinin ölçümü, yumurtalık kanseri taramasının en yaygın olarak incelenen biyokimyasal yöntemidir. Serum CA 125 değerleri, erken evre hastalığı olan kadınların yaklaşık yüzde 50'sinde ve ileri evre over kanserli kadınların yüzde 80'inde yükselmiştir.

Bununla birlikte, CA 125'in özgüllüğü sınırlıdır. CA 125 seviyeleri, sağlıklı kadınların yaklaşık yüzde 1'inde yükselir ve menstrüel siklüs sırasında dalgalanır. CA 125 ayrıca aşağıdakileri de içeren çeşitli benign (iyi huylu) ve malign (habis) koşullarda artar:

● Endometriozis

● Uterin leyomiyoması

● Siroz

● Pelvik inflamatuar hastalık

● Endometriyum, meme, akciğer ve pankreas kanseri

● Herhangi bir nedenden dolayı akciğer ve karın zarlarında sıvı birikmesi

Ortalama CA 125 seviyeleri etnik köken ve sigara içme durumuna göre de değişebilir ve yaşla birlikte artar.

Özellikle menopoz öncesi dönemde CA 125 yüksekliğinin birçok başka nedeni olduğu için, yanlış pozitiflikten korunmak için yumurtalık kanseri taramasında CA 125 testi menopoza girmiş (postmenopozal) kadınlara odaklanmıştır. Bununla birlikte yapılan çok sayıda çalışma, yıllık CA 125 ölçümlerinin tek başına, menopoz sonrası kadınların yumurtalık kanseri riskini hesaplamak için yeterli özgüllüğü olmadığını göstermektedir.

Özetle

● Yumurtalık kanseri için bilinen en önemli risk faktörü aile hikayesidir.

● Yumurtalık kanseri erken tanısı için kanda CA 125 düzeyini ölçmek yanlış bir yaklaşımdır, çünkü CA 125 yüksekliği yumurtalık kanserine özgü bir durum değildir.

- Sonraki başlık: Yumurtalık – over kanserinde evreleme – hastalık yayılımı

- Önceki başlık: Yumurtalık – over kanseri belirtileri nelerdir?

Yumurtalık – over kanserinde evreleme – hastalık yayılımı

Kanserin başladığı organın içinde sınırlı olması veya vücudun diğer bölümlerine yayılıp yayılmadığının tespiti için kullanılan süreçlere evreleme denir. Doğru evreleme onkolojinin en önemli parçalarından biridir ve hastanın tedavi başarısı ile doğrudan ilişkilidir.

Kanser vücutta ilerlerken komşu dokuya direk, lenf sistemi ve kan yolu olmak üzere 3 yolla yayılabilir:

Doku yolu ile kanser, başladığı yerden büyüyerek yakın bölgelere yayılır.

Lenf sistemi yolu ile kanser, başladığı andan itibaren lenf sistemine girerek, lenf damarları boyunca vücudun diğer bölgelerine yol alır.

Kan yolu ile kanser, başladığı yerden kan damarları vasıtasıyla vücudun diğer bölgelerine doğru yol alır.

Kanser vücudun başka bir bölgesine yayılırsa buna metastaz denir . Metastatik tümör, primer (birincil) tümörle aynı tür kanserdir. Örneğin, yumurtalık epitel kanseri akciğere yayılırsa, akciğerdeki bu kanser hücreleri akciğer kanseri değil, yumurtalık kanser hücreleridir.

Yumurtalık (over) kanseri evrelemesi, Roma rakamları ile I'den IV'e kadar sıralamanın dışında basitçe erken ve ileri evre olmak üzere de iki başlıkta değerlendirilir.

• Evre I yumurtalık epiteli ve fallop tüp kanserleri, erken evre kanserler olarak tedavi edilir.

• Evre II, III ve IV yumurtalık epiteli, fallop tüpleri ve primer peritoneal kanserleri, ileri evre kanserler olarak kabul edilir .

Evre I

Evre IA, kanser tek bir yumurtalık veya fallop tüpünde bulunur.

Evre IB, kanser hem yumurtalıklarda hem de fallop tüplerinde bulunur.

Evre IC, kanser bir veya her iki yumurtalık veya fallop tüplerinde bulunur ve aşağıdakilerden biri doğrudur:

a) kanser yumurtalık kapsülüne (dış örtüsü) ulaşmıştır, ameliyat sırasında bu zarın yırtıldığı görülür, veya

b) kanser hücreleri pelvik peritonda (karın zarı) veya kasık bölgesi sıvısında bulunur.

Evre II

Evre IIA'da, kanser bir veya her iki yumurtalık veya fallop tüplerinde bulunur ve rahim ve / veya fallop tüplerine ve / veya yumurtalıklara yayılmıştır.

Evre IIB'de, kanser bir veya her iki yumurtalık veya fallop tüplerinde bulunur ve kolona (kalın bağırsak) yayılmıştır.

Primer (birincil) peritoneal kanserde, kanser pelvik peritonda bulunur ve vücudun başka bir yerine yayılmamıştır.

Evre III

Evre IIIA'da, kanser yumurtalıkların veya fallop tüplerinin birinde veya her ikisinde bulunur

a) Kanser, peritonun dışındaki veya arkasındaki lenf nodlarına yayılmıştır veya

b) sadece mikroskopta görülebilen kanser hücreleri , pelvis dışındaki periton yüzeyine ( omentuma ) yayılmıştır. Kanser yakındaki lenf nodlarına yayılmış olabilir.

Evre IIIB'de, kanser pelvis dışındaki peritona yayılmıştır ve periton kanseri 2 cm veya daha küçüktür. Kanser, peritonun arkasındaki lenf düğümlerine yayılmış olabilir.

Evre IIIC'de, kanser, pelvis dışındaki peritona yayılmıştır ve periton kanseri 2 cm’den daha büyüktür . Kanser , peritonun arkasındaki lenf düğümlerine veya karaciğerin veya dalağın yüzeyine yayılabilir .

Evre IV

Evre IVA'da kanser hücreleri, akciğerlerin etrafında birikmiş fazladan sıvıda (plevral efüzyın sıvısı) bulunur.

Evre IVB'de kanser, kasıkta lenf düğümleri dahil olmak üzere karın dışındaki organlara ve uzak dokulara yayılmıştır.

Aşağıdaki şekilde özetle yumurtalık kanseri evrelerini bulabilirsiniz:

- Sonraki başlık: Evrelerine göre yumurtalık – over kanseri tedavisi

- Önceki başlık: Yumurtalık – over kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

Evrelerine göre yumurtalık – over kanseri tedavisi

1. evre yumurtalık kanseri tedavisi

Birinci evrede kanser yumurtalıklarla sınırlıdır ve pelvik (kasık) veya alt karın bölgesindeki organlara, lenf bezlerine veya karın bölgesi dışına yayılmamıştır.

Evre I yumurtalık kanserinde, hastaların çoğu uygun cerrahi müdahale ile iyileşir. Ameliyat yoluyla kanser tamamıyla ortadan kalkmasına rağmen, hastaların %5-20’sinde kanser tekrarlayabilir. Bunun sebebi, bu hastalarda gözle görülemeyecek kadar az miktarda kanser hücrelerinin yumurtalık dışına taşması ve dolayısıyla ameliyatla alınamamasıdır. Yumurtalık dışında tespit edilemeyen bölgelerdeki az miktarda kansere mikrometastaz denir. Mikrometastazın tespit edilmesi ile birlikte cerrahi müdahale tekrarlanır. Bazı hastalar, kanserin tekrarlama riskinin azaltılması için ameliyat sonrası ek olarak koruyucu (adjuvan) kemoterapi de görebilirler.

Düşük risk 1. evre yumurtalık kanseri

Mikroskop altında incelendiğinde, yumurtalık yüzeyinde veya karın sıvısında kanser hücrelerine rastlanmadığında, kanserin tekrarlama riski düşük kabul edilir. Bölgesel olarak uygulanan cerrahi müdahale, birinci evre yumurtalık kanserinin hemen hemen tamamını yok eder. Çok az sayıda hastada mikrometastaz gelişir.

Birinci evre yumurtalık kanserli bazı hastaların, kemoterapi görmesi gerekli görülmeyebilir. Kemoterapi gören hastalara, paklitaksel ve platin kemoterapi kombinasyonu ile tedavi uygulanır.

Yüksek risk 1. evre yumurtalık kanseri

Yumurtalık yüzeyinde veya karın sıvısında kanser hücreleri tespit edilirse veya berrak hücre histolojisi varsa yüksek riskli kanser olarak değerlendirilir. Kanser ameliyatı ile hastaların çoğu iyileştiriliyor olsa da, yaklaşık %40’ında hastalığın tekrarlaması söz konusudur. Yüksek risk altındaki hastalar için cerrahi sonrası uygulanan adjuvan tedavi (yenileme riskini azaltıcı kemoterapi), kanserin tekrarlama riskini azaltmaktadır. Hastaların ortalama %80’ini cerrahi müdahaleden sonra 5 yıl içinde herhangi bir kanser belirtisi göstermeden yaşamlarına devam etmektedir.

Adjuvan kemoterapi tedavisine karar vermeden önce, kadın hastalar aşağıda belirtilen 3 sorunun yanıtını anladıklarından emin olmalıdırlar:

- Adjuvan kemoterapi tedavisi görmeden hastalığımın seyri (kanserin tekrarlama riski) ne olur?

- Kemoterapi tedavisi hastalığımın seyrinde nasıl bir olumlu etki yapacak?

- Kemoterapi tedavisinin riskleri nelerdir?

2. evre yumurtalık kanseri tedavisi

İkinci evre yumurtalık kanseri, yumurtalıkla ve diğer alt karın bölgesi organlarla sınırlıdır. Henüz karın üst bölgesine, lenf bezlerine veya karın bölgesi dışına yayılmamıştır.

2. evre yumurtalık kanserinin standart tedavisi, cerrahi müdahale ardından kemoterapi tedavisidir. IIA evresindeki hastalarda kanserin tekrarlama olasılığı %30-40’dır. Ancak, daha ileri evre olan IIB hastalarda bu oran daha da yüksektir. Bunun sebebi, ikinci evre yumurtalık kanseri hastalarda cerrahi müdahale sırasında küçük kanser hücrelerinin alınamaması ve kemoterapi tedavisinin kalan kanser hücrelerini tam olarak yok edememesidir.

İkinci evre yumurtalık kanserinde kanseri tama yakın çıkarma ameliyatı

Aynı zamanda tümörü çıkarma ameliyatı olarak da bilinen sitoredüktif cerrahi müdahalede amaç, karın içinden yumurtalar, rahim, karın zarı ve lenf bezleri dahil olmak üzere mümkün olduğu kadar çok kanseri ameliyatla çıkarmaktır. Sitoredüktif ameliyat, kemoterapi tarafından yok edilecek kanser hücrelerinin sayısını azaltır ve böylece, kemoterapiye direnç gösteren kanser gelişimini de otomatikman azaltır. Hastanın yaşam kalitesini arttıran ve kanserin tekrarlamasının önlenmesinde önemli etken olan sitoredüktif cerrahi müdahale, standart bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebilir.

Sitoredüktif cerrahi müdahale sonrası hastalara, ek tedavi uygulaması yapılır. Yumurtalık dışına yayılmış ve ameliyatla çıkarılmamış olan kanser hücreleri sebebiyle birçok ikinci evre yumurtalık kanseri hastası ek tedavi uygulaması görür. Etkili bir tedavi, cerrahi müdahale sonrası kalan kanserli hücreleri yok ederek iyileşme oranını arttırmak için gereklidir. Bu da kemoterapi tedavisidir.

Sitoredüktif yumurtalık kanseri ameliyatı ve kemoterapi uygulaması ikinci evre hastalarda, standart tedavidir!

İkinci evre yumurtalık kanseri için sistemik kemoterapi

Yumurtalık kanseri olan birçok kadın hastada cerrahi müdahale sonrası az da olsa kanser hücrelerinin geride kalabileceğini bilmek önemlidir. Bu küçük miktarlardaki kanser hücreleri, var olan testlerle tespit edilemeyebilir. Cerrahi müdahale ile alınamayan bu mikrometastazların varlığı, kanserin tekrarlamasına neden olur. Mikrometastazların vücuttan temizlenmesi, hastanın gerekli kürde kemoterapi almasıyla mümkün olabilir. İyileşmeyi hızlandırır, hastanın yaşam kalitesi artar. Bölgesel tedavi olarak uygulanan cerrahi müdahale sonrası kullanılan tedavi yöntemine adjuvan tedavi denir.

- İlginizi çekebilir: Yumurtalık kanseri tedavisinde adjuvan Karboplatin ve Paklitaksel kemoterapi rejimi

3. evre yumurtalık kanseri tedavisi

Üçüncü evre yumurtalık kanseri, yumurtalık dışında üst karın bölgesindeki karın zarına veya lenf bezlerine yayılmıştır. Üçüncü evrede kanser, karın bölgesi dışına veya karaciğere yayılma göstermez.

Üçüncü evre yumurtalık kanseri için standart tedavi cerrahi müdahale ve sonrasında uygulanan kemoterapidir.

Ne yazık ki, standart tedavi gören hastaların yaklaşık %40’ından daha azı 10 yıldan uzun yaşam süresine sahip olur. Bunun sebebi, üçüncü evre yumurtalık kanserinin, cerrahi müdahale ile tamamının alınamaması ve arkasından uygulanan kemoterapinin kalan kanser hücrelerini iyileştirme konusunda tek başına yeterli olamamasıdır.

Üçüncü evre yumurtalık kanserinde sitoredüktif cerrahi müdahale

Aynı zamanda tümörü çıkarma ameliyatı olarak da bilinen sitoredüktif cerrahi müdahalede amaç, mümkün olduğu kadar çok kanser çıkarmaktır. Sitoredüktif ameliyat, kemoterapi tarafından yok edilecek kanser hücrelerinin sayısını azaltır böylece, kemoterapiye direnç gösteren kanser gelişimini de otomatikman azaltır. Hastanın yaşam kalitesini arttıran ve kanserin tekrarlamasının önlenmesinde önemli etken olan sitoredüktif cerrahi müdahale, standart bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebilir.

Sitoredüktif cerrahi müdahale sonrası hastalara, ek tedavi uygulaması yapılır. Yumurtalık dışına yayılmış ve ameliyatla çıkarılmamış olan kanser hücreleri sebebiyle %60-80 oranında tekrarlayan birçok üçüncü evre yumurtalık kanseri hastası ek tedavi uygulaması görür. Etkili bir tedavi, cerrahi müdahale sonrası kalan kanserli hücreleri yok ederek iyileşme oranını arttırmak için gereklidir. Bu da kemoterapi tedavisidir.

Sitoredüktif cerrahi müdahale ve kemoterapi uygulaması üçüncü evre hastalarda, standart tedavi yöntemidir!

Üçüncü evre yumurtalık kanseri için kemoterapi

Yumurtalık kanseri olan birçok kadın hastada cerrahi müdahale sonrası az da olsa kanser hücrelerinin olduğunu bilmek önemlidir. Bu küçük miktarlardaki kanser hücreleri var olan testlerle tespit edilemeyebilir. Cerrahi müdahale ile alınamayan bu mikrometastazların varlığı, kanserin tekrarlamasına neden olur. Mikrometastazların vücuttan temizlenmesi, hastanın gerekli kür sayısında kemoterapi almasıyla mümkün olabilir.

Bugün için cerrahi sonrası adjuvant tedavi, paklitaksel-karboplatinden oluşan kemoterapi rejimi her 3 haftada bir, 6 kere uygulanır.

Üçüncü evre yumurtalık kanserinde intraperitoneal (IP) kemoterapi

Bu tedavide kemoterapi, direk kanser hücrelerinin en fazla olduğu karın boşluğuna uygulanır. Cerrahi müdahale sırasında karına yerleştirilen geniş bir kateter yoluyla kemoterapi uygulanır. Cerrahi müdahale veya diğer tedavi yöntemleri ile kanserin boyutu 1cm’den küçültülmüşse, sonrasında uygulanan intraperitoneal kemoterapi etkili bir tedavi yöntemidir.

Üçüncü evre yumurtalık kanserinde neoadjuvan (ameliyat öncesi küçültücü) kemoterapi

Neoadjuvan kemoterapi, cerrahi müdahale öncesi uygulanır. Kemoterapi tedavisi sonrası uygulanan cerrahi müdahaleye interval sitoredüksiyon denir. Neoadjuvan kemoterapinin, kanser hücrelerinin boyutlarını düşürebileceğini ve kemoterapiden daha etkili sonuçlar alınarak cerrahi müdahaleyi kolaylaştıracağı inancında olan doktorlar bu tedavi yöntemini kullanmaktadırlar. Ancak, “neoadjuvant kemoterapi + cerrahi müdahale + adjuvan kemoterapi” tedavi yönteminin daha faydalı olduğu konusunda yeterli sonuçlar henüz elde edilmemiştir. Bu nedenle ameliyat için uygun hastalar ameliyat edilmeli ve sonrasında koruyucu tedaviler verilmeli. Ancak hastanın genel durumunun cerrahi için uygun olmadığı durumlarda veya tümör yükünün fazla olduğu durumlarda bu yöntem tercih edilebilir. Bu konuda klinik araştırmalar devam etmektedir.

4. evre (metastatik = ileri evre), tekrarlayan veya tedaviye dirençli yumurtalık kanseri tedavisi

Dördüncü evre yumurtalık kanseri, hastalık karın dışına veya karaciğere yayılmıştır.

Dördüncü evre yumurtalık kanseri standart tedavisi uygun ise cerrahi uygulamak ve takiben kemoterapidir.

Dördüncü evre yumurtalık kanseri için kemoterapi

İleri evre yumurtalık kanserinin kemoterapi tedavisinde kullanılan Karboplatin-Paklitaksel ajanlarının, yaşam sürelerini uzattığı gözlemlenmiştir. Son yıllarda bu ikili kemoterapiye Bevasizumab (Altuzan®) adlı damar oluşumunu önleyici ilacın eklenmesi ile tedaviden alınan yanıt oranları artmıştır.

- İlginizi çekebilir: Anjiyogenez - yeni damar oluşumunun, kanser ve tedavileri için önemi nedir?

Tekrarlayan yumurtalık kanseri

Tedaviye cevap vermeyen veya tekrarlayan kanser, öncelikle uygunsa cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Ardından birinci basamak kemoterapi tedaviye başlanır. Tekrarlayan kanser, tedavi sonrası tam başarı sağlanmış ancak bir süre sonra nükseden kanser şeklidir. Tedaviye cevap vermeyen kanser ise, tedavi uygulamalarında kanserin büyümeye devam etmesidir. Bu durumda, hasta ikinci basamak tedavi ile ek tedavi yöntemlerinden faydalanabilir. Hastanın tedavi seçenekleri, kanserin durumuna yani tekrarlaması veya tedaviye cevap vermemesine göre değişir.

- Tekrarlayan over-yumurtalık kanserinde cerrahi yapılmalı mı?

İnatçı yumurtalık kanserleri, bazı metotlarla kontrol altına alınabilir. Bazı hastalar, kanser hücrelerinin beyne, karaciğere veya kemiğe yayılmasından dolayı karında şişlik, ağrı veya yayılmaya bağlı bazı belirtiler gösterebilirler. Bazı hastalarda ise, sadece CA-125 seviyesi yükselebilir veya ısrarla yüksek kalır. Kan testleri ve yumurtalık kanserinin görüntüleme yöntemiyle taramadan geçirilmesi, kanserin durumunu gözler önüne serecektir. CA-125 seviyesi yükseldiğinde çoğu hastanın karın içi bölgesine PET-BT taraması yapılır. Ayrıca, ek olarak tanı konması için gerekli diğer testlerde yapılır. Ek tedavinin etkinliği, daha önce uygulanan kemoterapinin türüne bağlıdır. Doktorunuz daha önce uygulanan tedavilerin başarısına, iyileştikten sonra geçen süreye bakarak sizin için en uygun tedaviyi seçecektir. Ülkemizde akıllı ilaçlarla birlikte kemoterapi uygulaması bu evrede özel izinle ödenmektedir. Bevasizumab bu evrede kullanılması kemoterapinin etkisini artıracak ve başarı şansına katkı sağlayacaktır.

Dördüncü evre veya tekrarlayan Over kanseri tedavisinde DNA tamir engelleyici PARP inhibitörler

Daha önce platin bazlı kemoterapiye tam veya kısmi yanıt vermiş, tekrarlayan kadın yumurtalık, fallop tüpü veya peritoneal (karın zarı) kanserli yetişkin hastaların tedavisinde PARP inhibitörleri ilk olarak 2014 yılında FDA onayı alarak kullanıma girmiştir. Hap şeklinde alınan bu küçük molekül sınıfı ilaçlar, DNA hasarını tamir eden PARP enziminin çalışmasını engelleyerek iş görmektedir. 2014 yılında sadece BRCA mutasyonuna sahip over kanserli hastalarda kullanım onayı almışken, 2017 yılında BRCA mutasyonu olmayan 4. evre veya tekrarlamış over (yumurtalık) kanserli hastalar için de FDA onayı almıştır; fakat BRCA mutasyonuna sahip hastalarda daha fazla etkinlik göstermektedir.

- 4. evre veya tekrarlayan Over kanseri tedavisinde olaparib FDA onayı aldı

Yumurtalık kanserinde destek/palyatif tedavi

Destek tedavi, kanser ve tedavisinde oluşan yan etkilerden korumak ve kontrol altına almak için tasarlanan bir tedavi yöntemidir; palyatif bakım olarak da adlandırılmaktadır. Yan etkiler, hastaya sadece rahatsızlık vermekle kalmaz, tedavi planlamasını ve verilen ilaç dozlarını etkileyerek hastanın etkin bir tedavi görmesini de engeller. Yan etkileri minimize etmek, hem tedavinin daha sağlıklı uygulanmasını sağlar hem de yaşam kalitesini arttırır.

- Sonraki başlık: Yumurtalık – over kanserinde ameliyat

- Önceki başlık: Yumurtalık – over kanserinde evreleme – hastalık yayılımı

Yumurtalık – over kanserinde ameliyat

Yumurtalık kanserinde başarılı bir tedavi, ameliyatın ardından kemoterapi ve nadiren gerekli görüldüğünde uygulanan radyoterapiden oluşmaktadır.

Kadın yumurtalık (over) kanserine yakalanan kişilerin neredeyse tümü, cerrahi müdahale ve kemoterapi görürler.

Yumurtalık kanserinde ameliyatın rolü, lokal (bölgesel) tedavi yaparak karın boşluğunda bulunan kanseri yok etmek ve kanserin evresi hakkında daha net bilgi edinilerek gerekli ise ek tedavilere karar verilmesini sağlamaktır.

Kanser hücreleri, cerrahi müdahale ile alınsa da mikrometastaz olarak adlandırılan çok ufak kalıntılar, yumurtalıktan karnın diğer bölgelerine ve vücudun uzak noktalarına yayılabilir. Bu mikrometastazlar, var olan testlerle belirlenemeyebilir. Cerrahi müdahale, bölgesel tedavidir ve mikrometastazları tamamen ortadan kaldıramaz. Bu nedenle, kemoterapi kullanılarak ilave sistemik tedavi uygulaması yapılır, buna adjuvan tedavi denir. Cerrahi müdahale sırasında, kanserin evresi tespit edilerek kemoterapi ile ek tedavinin gerekli olup olmadığına karar verilir.

Laparotomi ve sitoredüktif over kanseri ameliyatı

1’den 3. evreye kadar yumurtalık kanseri teşhisi konan hastanın tedavisinde ilk aşama, cerrahi laparotomi (karnın cerrahi yöntemle açılması) veya karnın incelenmesidir. Karnın ortasından aşağıya doğru kesi atılarak açılır ve mümkün olduğu kadar fazla kanser hücresi alınarak karın ve pelvis temizlenir. Laparotominin amacı, kanser evresini daha net tespit etmek ve hastalığın seyrine göre ek tedavinin gerekli olup olmadığını belirlemektir.

Aynı zamanda tümörü çıkarma ameliyatı olarak da bilinen Sitoredüktif Cerrahi müdahalede amaç, karın içinden yumurtalar rahim, karın zarı ve lenf bezleri dahil olmak üzere mümkün olduğu kadar çok kanseri cerrahi yöntemle çıkarmaktır.

Laparotomi sırasında tümörün çıkarılması dışında, total histerektomi dahil (rahmin alınması), bilateral salpingoooferektomi (yumurtalık ve fallop tüplerinin alınması), omentektomi (karın altındaki bağırsakları kaplayan yağ dokularının alınması) ve karın bölgesinde görülen tüm kanser hücrelerinin alınması gerçekleşir. Eğer kanser yumurtalık veya pelvisle (alt karın bölgesi) sınırlıysa, üst karın bölgesinden küçük bir doku örneği de inceleme için alınır. Aynı zamanda, karın sıvısı örneği alınır ve kanserin yayılmasını tespit etmek için lenf bezleri alınarak mikroskop altında incelenir. Bu tür bir ameliyat, kadın pelvik kanserlerinde uzman jinekolojik onkolog tarafından gerçekleştirilir.

- İlgili başlık: Tekrarlayan over-yumurtalık kanserinde cerrahi yapılmalı mı?

Metastatik yumurtalık kanserinde cerrahi müdahale, tümör yükünü azaltarak hastayı rahatlatabilir. Kanserin alınması karın bölgesindeki ağrıları giderir, bağırsak tıkanıklığını engeller.

Yumurtalık kanseri ameliyatlarında, yumurtalık ve rahim alındığı için hastanın tekrar çocuk sahibi olması mümkün değildir. Kanser tek yumurtalıkta tespit edilirse unilateral salpingoooferektomi ile kanserli yumurtalığın alınması mümkündür. Böylece, hasta ilerde çocuk sahibi olabilir ve kanser tedavisine devam edebilir. Eğer hasta, çocuk sahibi ise veya artık çocuk sahibi olmak istemiyorsa, kanserin tekrarlamasını önlemek için her iki yumurtalığın ve rahmin alınması, tedavi başarısını arttırır.

Laparotomi sonrası, hasta karın bölgesinde ağrı hissedebilir. Kanama, enfeksiyon, yavaş bağırsak hareketleri, idrar yapmada zorluk ameliyat sonrası karşılaşılabilen komplikasyonlardır. Ameliyat öncesi doktorunuz yan etkiler hakkında sizi bilgilendirecektir.

- Sonraki başlık: Yumurtalık – over kanserinde kemoterapi

- Önceki başlık: Evrelerine göre yumurtalık – over kanseri tedavisi

Yumurtalık – over kanserinde kemoterapi

Lenf bezlerine yayılan ve ameliyatla alınamayan az miktarda kanser için yaşam süresini uzatmak ve iyileşme şansını arttırmak adına mikrometastazı temizleyecek etkili bir tedavi gereklidir. Cerrahi müdahale ile bölgesel tedavi sonrası görülen kanser tedavisineadjuvan tedavi denir. Adjuvan tedaviye, kemoterapi, radyoterapi ve/veya biyolojik tedavi dahildir.

Yumurtalık kanserleri için uygulanan adjuvan kemoterapi, kanserin tekrarlama riskine karşı uygulanır. Cerrahi müdahale sonrası uygulanan kemoterapi, bir veya daha fazla antikanser ilaçlarından oluşur. Evre I hastalarına ek olarak uygulanan kemoterapi, yalnızca cerrahi müdahale uygulamasından daha yararlıdır. Tekrarlayan düşük risk kanser hastaları, fazla agresif olmayan tedavi görürken, tekrarlayan yüksek risk kanser hastaları daha agresif tedavi görürler.

Yumurtalık – over kanserinde radyoterapi – ışın tedavisi

Radyoterapi, bilindiği gibi yüksek enerji ışın göndererek kanser hücrelerinin, gelişip bölünerek çoğalmasını engellemek için öldürmeyi veya zarar vermeyi hedefler. Radyoterapi, cerrahi müdahale gibi bölgesel bir tedavi şeklidir. Radyasyon bölgesinde bulunan tüm kanserli hücreler yok edilir. Ancak, kanser vücudun diğer bölümlerine yayılma göstermişse, radyoterapi uygulanan bir tedavi yöntemi olmaz. Daha önce diğer kanser türlerinin tedavisinde de bahsettiğim gibi dıştan yapılan radyoterapide, tümöre deri üstünden direk radyasyon gönderilir. İçerden yapılan radyoterapide ise, küçük bir miktar radyoaktif materyalin kanser içine veya yakınına implantasyonu yapılır.

Radyoterapi,

  • hastanın kemoterapi ilaçlarını tolere edemediği veya

  • tekrarlayan kanserin çok bölgesel olduğu tespit edildiğinde uygulanır.

  • Bazen de palyatif (destek) tedavi olarak kullanılır. Tümörü küçülterek belirtilerin azalması veya yok edilmesi sağlanır. Palyatif radyoterapide amaç, karın bölgesine pelvis içinde büyüyen kanserli alana veya metastaz yapmış olduğu alanda ağrıyı ve baskıyı azaltmak olabilir.

Ancak, tüm bunlara rağmen kemoterapi tedavisinin, daha fazla yarar sağladığı gözlendiği için radyoterapinin yerini almıştır. Radyoterapi tedavisinin geliştirilerek hastaya daha faydalı hale getirilmesi için klinik araştırmalar devam etmektedir.

Yumurtalık Kanserinde Radyoterapi Tedavisinde Olası Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Yumurtalık kanseri hastaların çoğu, kayda değer bir zorlukla karşılaşmadan radyoterapi tedavisini tamamlar. Radyoterapinin yan etkileri ve potansiyel komplikasyonları, tedavi gören bölgeyle sınırlıdır. Bir hasta, verilen doz kaynaklı rahatsızlık hissederken diğer bir hasta, herhangi bir yan etki ile karşı karşıya kalmayabilir. Bir veya birden fazla cerrahi müdahale geçirmiş hastada, bağırsaklarda tıkanıklık(kabızlık) bir yan etki olarak karşımıza çıkabilmektedir. Herhangi bir yan etki yaşadığınızda, doktorunuzu bilgilendiriniz. Bu gibi durumlarda, doktorunuz tedavi ile ilgili değişiklikleri yapacaktır.

Ayrıca, ishal, mide krampı veya sık idrar ve bağırsak hareketleri de radyoterapinin yan etkileri olarak karşımıza çıkabilir. Bu belirtiler, genellikle geçicidir ve radyoterapinin sona ermesi ile birlikte yan etkiler ortadan kaybolur. Zaman zaman mide kramplarına bulantı eşlik edebilir. Bazen de, uyku düzeninde bozulmalar olur. Hasta, yorgunluk ve halsizlikten şikayet eder.

Bunun yanında, kan sayımında düşüş gözlemlenebilir. Beyaz kan hücreleri ve trombosit oranı azalabilir. Bu, tedavi için seçilen hedef bölgedeki kemik iliği miktarına bağlıdır. Bu tür değişikliklerde, radyoterapi tedavisinin bitişi ile birlikte sonlanır.

Yumurtalık – over kanserinde immünoterapi

Over kanseri için denenen immünoterapi yöntemleri 6 başlıkta incelenebilir: monoklonal antikorlar; immün kontrol noktası düzenleyicileri; terapötik aşılar; adoptiv T hücre transferi; onkolitik virüsler; ve adjuvant immünoterapiler. Bu başlıklarda yer alan dikkat çekici çalışmaları sizlerle paylaştık.

Monoklonal antikorlar

Monoklonal antikorlar (mAbs), laboratuvarda üretilen, tümörlere özgü antijenleri hedef alan moleküllerdir. Hali hazırda birçok mAbs bağışıklık sistemi yanıtı oluşturmak için kanser tedavilerinde kullanılmaktadır. Vasküler endotelyal büyüme faktörünü (VEGF) hedef alan bir monoklonal antikor olan Bevacizumab (Avastin®) daha önce yumurtalık kanseri tedavisi için onay almıştı ve günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır.

Bu alanda umut vaad eden bir diğer monoklonal antikor farletuzumabdır. Faz-2 çalışması devam etmekte olan bu ilaç yumurtalık kanseri hücreleri tarafından yüksek miktarlarda üretilen folat reseptör alfayı hedef alır. Çalışma CA-125 seviyesi düşük, platine duyarlı over kanserli hastalarda yürütülmektedir (klinik çalışma başlığı ve linki: A Study to Assess the Efficacy and Safety of Farletuzumab (MORAb 003) in Combination With Carboplatin Plus Paclitaxel or Carboplatin Plus Pegylated Liposomal Doxorubicin (PLD) in Subjects With Low CA125 Platinum-Sensitive Ovarian Cancer ; https://clinicaltrials.gov/ct2/show/NCT02289950 )

İmmün kontrol noktası inhibitörleri / Bağışıklık sistemi düzenleyicileri

Bu ilaçlar bağışıklık yanıtının düzenlenmesi ve kontrolünde görev alırlar. Kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi hücrelerini susturucu etkileri vardır. İşte bu ilaçlar, kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi hücreleri üzerindeki baskısını kaldırırlar.

Pembrolizumab (Keytruda®) adlı immünoterapi ilacının tekrarlayan yumurtalık kanserinde faz-2 klinik çalışmaları devam etmektedir (klinik çalışma başlığı ve linki: A Study of Pembrolizumab With Standard Treatment in Patients With Recurrent Platinum-resistant Ovarian Cancer (PemCiGem) ; https://clinicaltrials.gov/ct2/show/NCT02608684 )

Yumurtalık – over kanserinde sıcak kemoterapi HIPEC ve hipertermi

Periton (karın zarı) içi sıcak kemoterapi – HIPEC

3. ve 4. evre yumurtalık kanserlerinin standart tedavisi optimal sitoredüktif cerrahiyi takiben damardan paltin-taksan bazlı kemoterapi uygulamasıdır. Fakat bu evredeki hastaların önemli bir kısmında hastalık 5 yıl içinde tekrarlar. Cerrahi sırasında karın içine sıcak (42 °C) kemoterapi uygulamasına hyperthermic intraperitoneal chemotherapy (HIPEC) denilmektedir. Şimdiye değin birçok çalışmada bu yöntemin etkinliği değerlendirilmiştir;

  • HIPEC (sisplatin + mitomisin C) ile tedavi edilen 27 tekrarlayan over kanserli hastanın değerlendirildiği İtalya’da yapılan faz-2 klinik bir çalışmada, 2 yıllık sağkalım %55, ve bölgesel hastalık ilerlemesine (progresyon) kadar geçen ortanca süre 21.8 ay olarak bulunmuştur (1).

  • İleri evre over kanserli 415 hastayı kapsayan faz-3 klinik bir çalışmada, hem damardan hem periton için kemoterapi uygulanan hastaların ortanca sağkalım süreleri 65 ay olarak bulunurken; sadece damardan kemoterapi uygulananlarda bu süre 49 ay bulunmuştur (2).

  • Yunanistan’da yapılan başka bir faz-3 klinik çalışmada, 120 over kanserli hasta değerlendirilmiş. Tüm hastalar başlangıç cerrahi tedavi ve sistemik kemoterapi sonrası hastalığı tekrarlayan 3C ve 4. Evre hastalardan seçilmiş. Hastaların yarısına sitoredüktif cerrahi ve HIPEC takiben sistemik tedavi uygulanırken, yarısına sitoredüktif cerrahiyi takiben sistemik tedavi uygulanmış. HIPEC uygulanan grupta ortanca sağkalım 26 ay olarak bulunurken, uygulanmayan grupta 13 ay olarak bulunmuş (3).

 Kaynaklar:
  1. Cytoreductive surgery followed by intraperitoneal hyperthermic perfusion in the treatment of recurrent epithelial ovarian cancer: a phase II clinical study. Deraco M, Rossi CR, Pennacchioli E, Guadagni S, Somers DC, Santoro N, Raspagliesi F, Kusamura S, Vaglini M. Tumori. 2001 May-Jun; 87(3):120-6.

  1. Intraperitoneal cisplatin and paclitaxel in ovarian cancer. Armstrong DK, Bundy B, Wenzel L, Huang HQ, Baergen R, Lele S, Copeland LJ, Walker JL, Burger RA, Gynecologic Oncology Group. N Engl J Med. 2006 Jan 5; 354(1):34-43.

  1. Cytoreductive surgery and HIPEC in recurrent epithelial ovarian cancer: a prospective randomized phase III study. Spiliotis J, Halkia E, Lianos E, Kalantzi N, Grivas A, Efstathiou E, Giassas S. Ann Surg Oncol. 2015 May; 22(5):1570-5.

 

Tüm vücut hipertermi

Isı tedavisi veya termoterapi olarak da bilinen hipertermi, özellikle yaygın tümörü olan, yani metastatik, 4. evre hastalarda kemoterapi ile birlikte uygulandığında kemoterapinin etkinliğini arttırmaktadır. Uygulanan kemoterapi ilaçlarına göre uygulama süresi ve zamanı farklılıklar arz etmektedir. Hipertermi ile immün sistem fonksiyonlarında belirgin artış olmaktadır.

Tüm vücut hipertermide, özel olarak geliştirilen infrared-A ışığı yayan lambalar vasıtası ile suni olarak ateş (hedef 39 – 40 °C arası) çıkarılmaktadır.

Araştırmalar yüksek ısının normal dokulara çok az zarar vererek kanser hücrelerine hasar verdiğini veya öldürdüğünü göstermiştir. Hipertermi, kanser hücrelerini öldürerek ve hücrelerdeki proteinlere ve yapıya zarar vererek, kanserin bağışıklık sistemi tarafından fark edilmesini sağlayarak tümörü küçültebilir.

Hipertermi - ısı ile tedavi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Daha fazla veya daha az alkışlayarak, bize hangi yazılarımızın daha fazla ilgi çektiğini gösterebilirsiniz.
  • Etiket Bulutu:
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlgili Haberler

İlgili Kanser Haberleri