Hızlı Arama
Anasayfa - Kanser Belirtileri ve Tedavisi - Malign Melanom Cilt Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Malign Melanom Cilt Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
24.01.2019

Malign melanom cilt kanseri nedir? Nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Melanom, nadir görülen kanser türlerinden biri olmakla birlikte, görülme sıklığı hem ülkemizde hem de tüm dünyada son 30 yılda 2 kattan fazla artmıştır. Ülkemiz için hem erkekler hem bayanlarda en sık görülen 10 kanser türü içinde yer almamakla birlikte, Amerika’da erkeklerde 5. en sık, bayanlarda ise 7. en sık görülen kanser türüdür.

Cilt kanserleri melanom ve melanom olmayan cilt kanserleri olmak üzere 2 sınıfta incelenir. Melanomlar tüm cilt kanserlerinin %5’ten daha azını oluşturmakla birlikte tehlikeli ve agresif (hızlı büyüme ve yayılma) özelliği nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir.

Deri, vücuttaki en büyük organdır ve birçok farklı görevi vardır. İç organları kaplayan deri, olası yaralanmalara karşı vücudu korur, fazla su ve sıvı kaybını önler ve vücudun D vitamini sağlamasına yardımcı olur. Bunun yanında hem bakteri gibi mikroplara karşı hem de zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına karşı koruyucudur ve vücut sıcaklığını kontrol etmeye yardımcı olur. Deri epidermis, dermis ve subkutis olmak üzere 3 katmandan oluşmaktadır.

Epidermis

Derinin en üst katmanı epidermistir. Epidermis çok incedir ve yaklaşık 0,05–0,1 mm kalınlığındadır. Derinin alt katmanlarını ve organları dış etkenlere karşı korur. Keratinositler, epidermisin asıl hücre türleridir. Bu hücreler, vücudu koruyan deriye yardım eden keratin adlı önemli bir proteini üretirler. Epidermisin en dışta kalan kısmına korun (stratum korneum) adı verilir. Bu kısımda ölü keratinositler yenileri ile değiştirilir. Bu katmandaki hücreler, düz şekilleri nedeniyle skuamöz hücreler olarak adlandırılır. Yaşayan skuamöz hücreler, korunun (stratum korneum) altında bulunur. Bu hücreler bulundukları dış kısımdan epidermisin en alt kısmına yani taban katmanına hareket ederler. Taban katmanındaki hücreler, taban hücreleri olarak adlandırılmaktadır. Görevleri yeni keratinler oluşturmak için bölünmektir. Böylece, deri yüzeyinde zamanla azalan daha eski keratinositlerin yerini alır.

Melanositler, epidermiste bulunan melanoma (cilt kanseri) dönüşebilen hücrelerdir. Bu deri hücreleri, cilde bronz veya esmer rengi veren melanin adı verilen kahverengi pigmentleri üretir. Melanin, derinin daha alt katmanlarını güneşin bazı zararlı etkilerinden korur. Birçok kişide cilt güneşe maruz kaldığında melanositler bu pigmentlerden daha fazla üreterek cildin bronzlaşmasına neden olur. Epidermis, cildin daha alt katmanlarından bazal bir zar ile ayrılır. Bu önemli bir yapıdır. Çünkü, cilt kanseri ilerlediğinde bu bariyere ve daha alt katmanlara doğru gelişir.

Dermis

Dermis, derinin orta katmanına verilen addır ve epidermise göre çok daha kalın bir katmandır. Deriye dayanıklılık ve elastikiyet veren kolajen adlı protein tarafından tutulan kıl folekülleri, ter bezleri, damarlar ve sinirler bulundurur.

Subkutis

Derinin en alt katmanına subkutis adı verilir. Subkutis ve dermisin en alt kısmı, kolajen ve yağ hücre ağını oluşturur. Subkutis, vücut ısısının korunmasına yardımcı olur. Ayrıca bu katman, vücut organlarını yaralanmalara karşı korumaya yardımcı olan şok emici etkiye sahiptir.

Bir cilt kanseri türü: MALİGN MELANOM

Melanom, deriye rengini veren melanosit adı verilen hücrelerde başlayan bir cilt kanseridir ve malign melanom ve kutanöz melanom olarak da adlandırılır. Melanom cilt kanseri hücrelerinin çoğu melanin üretmeye devam ettiği için tümör genellikle kahverengi veya siyah renktedir. Ancak, bazı melanomlar melanin üretmez. Bu durumda kanser pembe, sarımsı kahverengi hatta beyaz olarak görülebilir. Melanom cilt kanseri, deride doğuştan var olan veya sonradan ortaya çıkan benler üzerinde kanser oluşabilir ve saçlı deri, ayak tabanı dahil vücudu kaplayan derinin herhangi bir yerinde görülebilir.

Bu kanser türü erkeklerde boyun ve sırt bölgelerinde; kadınlarda bacaklar, boyun ve yüzde sık görülmektedir. Ancak kanser avuç içi, ayak tabanı, tırnak içinde de gelişebilir. Tüm bunların yanında nadir de olsa göz, ağız, genital veya anal bölgede de oluşabilir. Erken evrede teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir kanser türü olan melanom hızlı yayılım gösterdiğinde tedavi şansını azaltan bir kanser türüne dönüşebilir.

Diğer deri kanseri türleri

Bazal ve skuamöz hücreli kanserler

Bazal hücreli ve skuamöz hücreli kanserler çoğunlukla baş, boyun ve kollar gibi güneşe fazla maruz kalan bölgelerde görülür. Ancak, bunun yanında vücudun başka bölgelerinde de rastlanmaktadır.

Bazal hücreli karsinom çoğunlukla düz, sert, bulunduğu bölge soluk renkli veya ufak bir kazada bile kolay kanayabilen küçük, tümsekli, pembe veya kırmızı, şeffaf, parlak, inci büyüklüğünde şişlikler bulunan bir kanserdir. Ortası çökük ve alanı mavi, kahverengi veya siyah renktedir. Büyük bazal hücreli karsinomlar, kabuklu veya yayılan bir alana sahiptir.

Skuamöz (yassı) hücreli karsinom büyüyen bir yumru gibi gözükebilir. Çoğunlukla sert, pul pul veya kabuklu bir yüzeyi vardır. Bunun yanında yavaş gelişen düz, kırmızı lekeli bir görünüme de sahip olabilir. Bu cilt kanserlerinin her ikisi de, normal deriden çok az bir değişiklik göstererek düz bir alanda gelişebilir.

Aknitik keratoz aynı zamanda solar keratoz olarak da bilinir. Bazen deride kanser öncesi oluşan bir durum olabilir ve güneşe fazla maruz kalınması sonucu ortaya çıkar. Aknitik keratoz, genellikle pembe-kırmızı veya deri renginde küçük, sert veya pul pul noktalardır. Genellikle yüzde, kulaklarda ellerin üstünde ve kollarda başlar. Ancak, vücudun güneşe maruz kalan diğer bölgelerinde de görülebilir. Aknitik keratoz genellikle çok sayıdadır. Bazıları skuamöz hücreli kanserlerin içinde gelişebilir. Bazıları ise aynı kalır veya tek başına ilerler.

Melanom cilt kanserinin nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Hastalığa yakalanma şansını değiştiren her şey bizler için risk faktörüdür. Bu nedenle yaşam tarzımıza, edindiğimiz alışkanlıklarımıza, maruz kaldığımız tüm çevresel etkenlere dikkat ederek kanser hastalığında etkisi olan risk faktörlerini azaltmamız mümkündür.

Sigara içmek, alkol kullanmak gibi bazı risk faktörleri, yaşamın içinde edindiğimiz alışkanlıklardandır ve değiştirilebilir. Kişinin yaşı ve ailesel geçmişi gibi bazı risk faktörleri de vardır ki değiştirilemez. Öte yandan, riske sahip olmanız kansere yakalanacağınız anlamına gelmez. Ya da herhangi bir risk faktörü yokken kanser olmanız mümkündür denilebilir.

Bu sebeple, melanom cilt kanserinde etken risk faktörlerini bilmeniz önemlidir. Bu sayede, hayatınızda yapacağınız ufak değişikliklerle riski azaltabilirsiniz. Melanom cilt kanseri ile ilgili bazı risk faktörlerine sahipseniz, sık aralıklarla rutin kontrollerinizi ihmal etmemelisiniz. Böylece, kanserde erken tanı ve etkin bir tedavi olanağına sahip olabilirsiniz.

Bazı risk faktörleri var ki, melanom cilt kanserinin gelişmesinde etkin rol oynamaktadır.

Ultraviyole (UV) ışınına maruz kalmak

Melanom için ana risk faktörlerinden biridir. Güneş ışığı, ultraviyole ışınlarının başlıca kaynağıdır. Solaryumunda UV ışınının diğer bir kaynağı olduğu söylenebilir. Bu kaynaklardan fazla derecede UV ışınına maruz kalan kişilerde melanom dahil birçok cilt kanseri görülme riski artar.

UV ışınları güneş ışınlarında oldukça az oranda bulunsa da, güneşin deriye verdiği zararlı etkilerin ana nedenidir. UV ışınları, deri hücrelerinin DNA’sına zarar verir ve cilt kanseri başlar.

UV ışınları 3 çeşittir:

  1. UVA ışınları, hücre yaşlanmasına neden olur ve hücre DNA’sına zarar verebilir. Kırışıklık gibi deride uzun süreli zararlara neden olduğu ve bazı cilt kanserlerinin gelişiminde rol düşünülmektedir.

  2. UVB ışınları, hücre DNA’sına direk zarar verebilir ve güneş yanıklarına neden olan ana ışındır. Cilt kanserlerinin çoğuna neden olduğu düşünülmektedir.

  3. UVC ışınları, atmosferden geçemez. Dolayısıyla güneş ışığında bulunmaz. Bu sebeple de cilt kanserine sebep olmaz.

Solaryum

Araştırmalar, bronzlaşmak için sık sık solaryuma giden kişilerde melanom riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir.

Solaryumlarda bronzlaştırma için kullanılan UV lambalarının “ultraviyole lambalar” olması gereklidir ve üzerlerinde “UV ışınlarına sürekli maruz kalmak, cildin erken yaşlanmasına ve cilt kanserine neden olabilir” ibaresi olan etiketler olmalıdır. Ayrıca, bu ışınlara devamlı maruz kalan kullanıcılar için “cilt kanseri için düzenli doktor kontrolü gereklidir” yazan bir etiket daha koyulmasının uyarıcı nitelikte olabileceği düşünülmektedir. Böylece, özellikle cilt kanseri riski olan, 18 yaş altı gençler/çocuklar ve ailesinde cilt kanseri olan kişiler için ultraviyole ürünlerinin (kara ışık lambası, cıva buharlı lamba, yüksek basınçlı ksenon ve ksenon civalı ark lambası, plazma fenerler ve ark kaynakları v.b.) kullanımına karşı eğilimi azaltma hedeflenmektedir.

Benler

Vücudumuzdaki benler, iyi huylu tümörlerdir ve sadece doğumda değil çocukluk ve gençlik dönemlerinde de oluşur. Benlerin çoğu asla probleme yol açmaz. Ancak, fazla sayıda beni olan kişilerde melanom gelişme riski daha fazladır.

Displastik nevüs: Displastik nevi (nevi, nevusun çoğul halidir) ya da bir başka adıyla alışılmışın dışında nevi, çoğunlukla azda olsa normal benler gibi görünür ancak melanomun bazı özelliklerini taşır. Genellikle diğer benlerden daha büyüktür ve şekli veya rengi alışılmışın dışındadır ve çoğu kansere dönüşmez.

Konjenital melanositik nevüs: Doğumda var olan benlere konjenital melanositik nevi adı verilir. Doğumla birlikte var olan bu tür benlerde nevusun büyüklüğüne bağlı olarak melanom gelişme riskinin %0-10 arası olduğu tahmin edilmektedir. Konjenital melanositik nevisi büyük olan kişilerde melanom gelişme riski daha fazladır. Örneğin; kenjenital nevi avuç içinden daha küçükse, melanom riski daha düşüktür. Bunun aksine, sırtta veya kalçalarda büyük boyutlarda olan konjenital nevilerde melanom riski önemli ölçüde artmaktadır.

Açık ten, çillenme ve açık renk saç

Beyaz tenli, açık renk saçlı kişilerde melanom riski siyah tenli kişilere göre 10 kat daha fazladır. Kızıl ve sarı saçlı, beyaz tenli, mavi veya yeşil renk gözlü ya da çilli kişilerde cilt kanseri riski artmaktadır.

Yaş

Melanom sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. Amerikan istatistiklerine göre ortanca teşhis yaşı 63’tür. Bununla birlikte diğer birçok kanser türünde olmayan bir şekilde melanom, genç yaşlarda da sık görülmektedir (özellikle 30’lu yaşlarda bayanlarda görece daha sıktır).

Cinsiyet

Görülme sıklığı ve biyolojik farklılıkları göz önüne alınarak cilt kanserleri, malign melanom ve melanom dışı cilt kanserleri olarak ikiye ayrılmaktadır.

Genç erişkin yani 25-34 yaş arası erkeklerde en sık görülen 4. kanser türü iken, kadınlarda meme ve jinekolojik kanserlerden sonra en sık görülen kanser türüdür.

Kaynak ve Metal İşleri ile Uğraşmak

Araştırmalar, kaynak ve metal işleri ile uğraşanlarda gözlerde melanom riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Fototerapi (Işık Tedavisi)

Sedef gibi bazı cilt hastalıkları olan kişilere uygulanan tedaviye bağlı maruz kalınan UV ışınları, skuamöz hücreli cilt kanseri riskini arttırmaktadır.

Ailesel Geçmiş

Bir veya birden fazla birinci derece akrabasında (anne-baba, kardeş veya çocuğu) melanom görülen kişilerde risk daha yüksektir. Melanom olan kişilerin yaklaşık %10’unda ailede aynı hastalık görülmektedir.

Riskin artmasındaki bir sebep, aile içinde yaşam şeklindeki benzerlik sonucu sık sık güneşe maruz kalmak, duyarlı açık tenli aile üyelerinin çoğunlukta olması veya bu faktörlerin her ikisi olabilir. Bunun yanında, ailede genlerdeki değişiklik sonucu gen mutasyonu, melanom riskinde etken bir faktör olabilir. Ailesinde yüksek oranda melanom görülen kişilerin yaklaşık %10-40’ında gen mutasyonuna rastlanmaktadır.

Kseroderma pigmentosum

Kseroderma pigmentosum (XP), normalde DNA’yı onarmakla görevli enzimlerde oluşan hasar sonucu kalıtsal bir durumdur ve nadir görülür. XP olan kişilerde, güneşin neden olduğu DNA zararını onarma yeteneği daha az olduğu için ciltlerinin güneşe maruz kalmış bölgelerinde melanom dahil birçok cilt kanseri gelişim gösterebilir.

Malign melanom cilt kanserinin belirtileri nelerdir?

Olağandışı yaralar, şişlikler, lekeler, çizikler veya derinin söz konusu bölgesinin görünüşünde değişiklik, melanom veya diğer bir cilt kanseri türünün işareti veya kanserin oluşabileceğine dair bir uyarı olabilir.

Normal benler

Normal benler ciltte genellikle kahverengi, ten rengi veya siyah nokta şeklindedir. Düz veya yüksek ve kabarık, yuvarlak veya oval olabilir ve genellikle 6 mm’den küçüktür. Benler, doğuştan veya çocukluk ve gençlik dönemlerinde oluşabilir. Erişkinlik döneminde vücutta çıkan yeni benler, olası bir cilt kanserine karşı doktor tarafından kontrol edilmelidir.

Vücutta bir ben geliştiğinde yıllarca aynı boyut, şekil ve renkte kalacaktır. Bazı benler ise, zaman içinde kendiliğinden yok olacaktır.

Birçok insanda ben vardır ve bu benlerin çoğu zararsızdır. Ancak, benin şekli, büyüklüğü veya renginde bir değişiklik olduğunda olası bir melanom cilt kanseri gelişimine karşı bunu fark etmek önemlidir.

Melanom Cilt Kanserinin Olası Belirtileri

Melanomun en önemli uyarı işareti, deride yeni bir leke veya lekenin büyüklüğü, şekli veya rengindeki değişikliktir. Diğer bir önemli işaret, bu lekenin cildinizdeki diğer lekelerden farklı gözükmesidir. Buna çirkin ördek işareti de denir. Bu uyarı işaretlerinden birini gözlemlemeniz durumunda vakit kaybetmeden doktorunuza görünmelisiniz.

ABCDE kuralı, melanomun genel işaretlerine başka bir rehber niteliğindedir. Vücudunuzda çıkan olağan dışı leke, ben, şişlik gibi nelere dikkat etmeniz gerekir?

  • Asimetri için A: Benin bir tarafı diğer tarafından farklıdır.

  • Sınır için B (border): Benin kenarları düzensiz, eğri büğrü, girintili çıkıntılı veya bulanıktır.

  • Renk için C (color): Benin her tarafı aynı renk değildir. Kahverengi veya siyah gölgeler olabilir veya pembe, kırmızı, beyaz veya mavi ek renkler görülebilir.

  • Büyüklüğü için D (dimension): Melanom bazen daha küçük boyutlarda görülse de, söz konusu leke 6 mm’den büyük olmamalıdır.

  • Farklılaşma söz konusu ise E (evolution): Benin büyüklüğü, şekli veya rengi değişmektedir.

Bazı melanom türleri bu kurallara uymaz. Bu sebeple, vücudunuzda fark ettiğiniz değişkenlik gösteren bir leke veya ben söz konusu olduğunda vakit kaybetmeden doktorunuza başvurunuz.

Diğer uyarı işaretleri:

  • İyileşmeyen yara

  • Pigmentlerin lekenin dışına taşarak etrafındaki deriye yayılım göstermesi

  • Kırmızılık veya sınırının ötesinde yeni bir şişlik

  • Hassasiyetin artması; kaşıntı, hassasiyet veya ağrı

  • Benin yüzeyinin değişmesi; tümsekleşme, kanama ya da nodül veya yumru şeklinde görünüm

Vücudunuzda fark ettiğiniz sizi endişelendiren bölgeyi doktorunuza gösterin. Normal bir benle melanom arasındaki farkı ayırt etmek bazen zor olabilir. Bu durumda doğru olan doktorunuza başvurmanızdır.

Melanom cilt kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

Melanomun en önemli uyarı işareti, deride yeni bir leke veya lekenin büyüklüğü, şekli veya rengindeki değişikliktir. Olağandışı ve iyileşmeyen yaralar, şişlikler, lekeler, çizikler veya derinin görünüşünde değişiklik, benin yüzeyinin değişmesi (tümsekleşme, kanama ya da nodül veya yumru şeklinde görünüm), kaşıntı, hassasiyet ve ağrı melanom ya da diğer bir cilt kanseri türünün işareti veya kanserin oluşabileceğine dair bir uyarı olabilir. Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurmanız, erken tespit edilen sağlık sorununa hızlıca çözüm bulunmasını sağlayacaktır.

Kendi kendine cilt muayenesi

Tercihen ayda bir kez cildinizi kontrol etmeniz önemlidir. Benlerin, lekelerin ve çillerin özelliklerini bilmeli, yeni bir ben veya lekeyi fark edecek kadar vücudunuzu tanımalısınız.

Kendi kendine cilt muayenesi, iyi aydınlatılmış bir odada tüm vücudunuzu gözlemleyebileceğiniz bir boy aynasının karşısında yapılmalıdır. El aynası kullanarak sırt, kalça gibi vücudunuzun kör noktalarını boy aynasında görüntülemeniz mümkündür. Avuç içi, ayak tabanı, kafa derisi, gözler, tırnaklar, sırt (erkeklerde 3 melanomdan 1’i sırtta görülmektedir) gibi vücudunuzun tüm bölgelerini kontrol edin.

Tıbbi Geçmiş ve Fiziksel Muayene

Cilt kanseri için fiziksel muayene ilk olarak uzman bir dermatolog tarafından yapılmalıdır. Dermatoskopi olarak adlandırılan (dermoskopi, epiluminesens mikroskobu veya yüzey mikroskopi olarak da bilinir) bir teknik kullanılarak deri üzerindeki lekeler ya da benler yakından incelenir ve istenirse görüntüsü alınabilir ve şüpheli bölgeye yakın deri altındaki lenf bezlerindeki olası yayılım gözlenebilir. Bazı cilt kanserleri, lenf bezlerine yayılım gösterir. Bu olduğunda, etkilenmiş olan lenf bezleri büyüyebilir ve normalden daha sert olabilir. Cilt kanserinin erken teşhis edilmesinde oldukça etkili olabilir.

“Displastik nevus sendromu” olan, ailesinde daha önce melanom görülmüş veya daha önce ailesinde melanom görülmüş kişilerin düzenli olarak cilt muayenesi yaptırması önemlidir.

Bilgisayarlı tomografi (BT)

BT üç boyutlu görüntüleme yaparak gelişen kanseri görüntüler. Tümörün büyüklüğü ve yeri konusunda da net bilgi verebilen bu görüntüleme yönteminde zaman zaman kontrast madde verilerek detaylı bir görüntüleme elde edilmesi sağlanabilir. Böylece, varsa kanserin yayılımının tespit edilmesi de bu sayede mümkün olacaktır.

Manyetik rezonans görüntüleme (MR)

MR görüntüleme, X ışınları yerine radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanarak vücudun yumuşak doku görüntülerini alır. Radyo dalgalarından gelen enerji emilir ve şüpheli bölgeye gönderilir. Bilgisayar elde edilen görüntüyü detaylı kesit resimler haline getirir. Bu görüntüleme öncesi verilen kontrast madde ile daha detaylı bir görüntü elde etmek mümkündür.

Pozitron emisyon tomografi (PET)

Organ ve dokularda ortaya çıkan fonksiyonel değişikleri göstermesi için şeker türevi olan ve pozitron ışıması yapan FDG adı verilen radyoaktif izotop (florodeoksiglukoz) damar yolu ile hastaya enjekte edilir. Kanser hücreleri beslendikleri bu şekeri algılayarak enjekte edilen izotopa yapışırlar. Pet makinesi yapışan bu kanser hücrelerini tespit eder.

Bu test, küçük kanser hücrelerinin görüntülenmesinde ve kanserin lenf bezlerine yayılımının belirlenmesinde fayda sağlayabilir.

Bazı teknolojik makinalar, hem PET hem de BT görüntülemesi yapabilir (PET/BT görüntüleme). Bu teknik ile daha detaylı görüntüleme elde edilebilir.

Cilt Biyopsisi

Eğer şüpheli bölgenin cilt kanseri olabileceği düşünülüyorsa, bu bölgeden parça örneği alınarak laboratuvar ortamında incelenir. Buna, cilt biyopsisi denir. Cilt biyopsisi birçok farklı yolla yapılabilir. Şüpheli bölgenin vücuttaki yerine, büyüklüğüne ve şüphelenilen cilt kanseri türüne göre biyopsi şekline karar verilecektir.

Şüpheli ben veya leke kanser veya kanser öncesi olarak tespit edilirse, doktorunuz daha fazla test veya tedavi uygulamak isteyebilir. Şüpheli ben veya leke küçük ve bölgesel ise, daha geniş çaplı bir biyopsi(daha fazla doku almak için) veya bir çeşit cerrahi müdahale uygulanabilir. Yayılım göstermiş cilt kanserlerinde ise, görüntüleme testleri ve tedavi için immunoterapi, hedefe yönelik tedavi, kemoterapi ve radyoterapi uygulanması gerekecektir.

Melanom deri kanserinde evreleme – hastalık yayılımı

Melanom cilt kanseri teşhis edildiğinde, evrelenmesi veya yayılım durumunun belirlenmesi gerekir. Bu sayede, uygulanacak tedavi planı şekillenir. Evreleme, kanserin bulunduğu yerde veya vücudun diğer bölgelerinde yayılım durumuna ve yayılım söz konusu olduysa, vücudun hangi bölgelerine yayıldığına göre belirlenir.

Hastalığın yayılım alanı ve ne kadar agresif olduğunu bilmek önemlidir. 0’dan IV’e kadar sıralanmış olan evreler kanserin ilerleme derecesini göstermektedir. Kanserin en ilerlemiş evresi IV rakamı ile ifade edilir. 0 evresi ise, kanserin erken evrede olduğunu belirtmektedir. Melanom cilt kanserinde her evrenin ifade ettiği özellikleri kısaca şöyle açıklayabiliriz:

Evre 0: Kanser oluştuğu yerdedir. Bunun anlamı, kanser epidermistedir ve dermise (daha alt tabaka) yayılım göstermemiştir.

Melanom cilt kanserinde I’inci evreyi 2 şekilde gözleyebiliriz;

Evre Ia: Kanser 1 mm’den daha incedir. Ülserasyon (yara) yoktur ve mitotik oranı 1 /mm2 ‘dir. Lenf bezlerine veya uzak organlara yayılım göstermemiştir.

Evre Ib: Kanser 1 mm’den daha incedir. Ülserasyon (yara) mevcuttur veya mitotik oranı en az 1/mm2, Ya da kanser 1- 2 mm arası kalınlıktadır ve ülserasyon (yara) yoktur. Lenf bezlerine veya uzak organlara yayılım göstermemiştir.

Melanom cilt kanserinde II’inci evreyi 3 şekilde gözleyebiliriz;

Evre IIa: Kanser1- 2 mm arası kalınlıktadır ve ülserasyon (yara) mevcuttur. Ya da kanser 2- 4 mm arası kalınlıktadır ve ülserasyon yoktur. Lenf bezlerine veya uzak organlara yayılım göstermemiştir.

Evre IIb: Kanser 2- 4 mm arası kalınlıktadır ve ülserasyon mevcuttur. Ya da kanser 4 mm’den kalındır ve ülserasyon yoktur. Lenf bezlerine veya uzak organlara yayılım göstermemiştir.

Evre IIc: Kanser 4 mm’den kalındır ve ülserasyon mevcuttur. Lenf bezlerine veya uzak organlara yayılım göstermemiştir.

Melanom cilt kanserinde III’üncü evreyi 3 şekilde gözleyebiliriz;

Evre IIIa: Kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir, ancak ülserayon (yara) yoktur. Etkilenmiş deri bölgesine yakın 1-3 lenf bezine yayılım göstermiştir ve lenf bezleri büyümemiştir. Kanser ancak mikroskop altında incelenerek tespit edilir. Uzak yayılım yoktur.

Evre IIIb: Kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir ve ülserasyon mevcuttur. Etkilenmiş deri bölgesine yakın 1-3 lenf bezine yayılım göstermiştir ve lenf bezleri büyümemiştir. Kanser ancak mikroskop altında incelenerek tespit edilir. Uzak yayılım yoktur. Ya da kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir, ancak ülserasyon mevcut değildir. Etkilenmiş deri bölgesine yakın 1-3 lenf bezine yayılım göstermiştir ve kanser yüzünden lenf bezleri büyümüştür. Uzak yayılım yoktur. Ya da kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir, ancak ülserasyon yoktur. Yakındaki deride küçük alanlara veya birincil tümörün etrafındaki lenfatik kanallara yayılım gösterir. Ancak, lenf bezlerinde kanser mevcut değildir ve uzak yayılım yoktur.

Evre IIIc: Kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir ve ülserasyon mevcuttur. Etkilenmiş deri bölgesine yakın 1-3 lenf bezine yayılım göstermiştir. Kanser yüzünden lenf bezleri büyümüştür ve uzak yayılım yoktur. Ya da kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir ve ülserasyon mevcuttur. Yakındaki deride küçük alanlara veya birincil tümörün etrafındaki lenfatik kanallara yayılım gösterir. Ancak, lenf bezlerinde kanser mevcut değildir ve uzak yayılım yoktur. Ya da kanser herhangi bir kalınlıkta olabilir ve ülserasyon olabilir veya olmayabilir. Yakınındaki 4 veya daha fazla lenf bezine VEYA yakınında küme halinde duran lenf bezlerine VEYA birincil tümörün erafındaki lenf kanallarına ve yakınındaki lenf bezlerine yayılım göstermiştir. Kanser yüzünden lenf bezleri büyümüştür ve uzak yayılım yoktur.

Evre IV: Melanom deride geliştiği ilk alandan uzağa ve akciğer, karaciğer veya beyin gibi diğer organların lenf bezlerine veya derinin uzak bölgelerine, derialtı dokusuna veya uzak lenf bezlerine yayılım göstermiştir. Bu evrede ne yakındaki lenf bezlerine yayılım ne de tümörün kalınlığı değerlendirilmez. Normalde, bu evrede melanom kalındır ve lenf bezlerine yayılım göstermiştir.

Melanom cilt kanseri nasıl tedavi edilir?

Melanom cilt kanserinde hastalığın evresine ve etkili olan faktörlere bağlı olarak;

  • cerrahi,

  • immünoterapi,

  • hedefe yönelik tedavi,

  • kemoterapi,

  • radyoterapi ve

  • hipertermi uygulanmaktadır.

Erken evre melanomlar, sadece cerrahi uygulanarak etkin bir şekilde tedavi edilebilir. Ancak, daha ileri evrelerde, başka tedavilerde gerekecektir. Bazen birden fazla tedavi yöntemi eşzamanlı kullanılabilir.

Melanom cilt kanseri ameliyatı

Cerrahi, biyopsi (parça alındıktan sonra) sonrası teşhis koyulduktan sonra birçok cilt melanomları için ana tedavi yöntemidir ve genellikle erken evre melanomlarda tamamen iyileşme oranı oldukça yüksektir. Kemoterapi ve radyoterapi erken evre melanom tedavisinde tercih edilmez. Cerrahide, derideki tümör bölgesi ve/veya bölgesel lenf bezleri hedef alınır. Şüpheli bölgede yapılan biyopside alanın daha geniş olarak çıkarılması lenf bezlerinin kontrol edilmesi ve gerekli görüldüğü takdirde lenf bezlerinin temizlenmesi aynı cerrahide mümkün olabilir.

Malign melanom cilt kanserinde cerrahi ile alınan parçanın kenar genişliği (geniş eksizyon)

Melanom kan ve lenf bezi yoluyla veya doğrudan bölgesel olarak ilerleyerek yayılır. Melanom 3 farklı şekilde yayılabilir. Örneğin; lenfomatoidler, kan damarlarının yoluna girerek vücudun diğer organlarına gidebilir. Ya da cildin altından hem derinlemesine hem de yüzeye doğru ilerleyebilir. Bölgesel olarak ilerlemesi derinlemesine; yüzey olarak ilerlemesi geniş ameliyat sınırları ile alınır.

Tümörün derinliği ne kadar derinse, ameliyat sınırı da o kadar genişletilir. Örneğin; tümörün derinliği 2 mm’yi aşmışsa, etrafındaki alandan 4-5 cm genişliğinde doku tümörle birlikte çıkarılır. Bir başka deyişle, tümörün her bir dört yanından ölçüldüğünde en az 2’şer cm’lik mesafede normal doku kalacak şekilde tümörün çıkarılması gerekir. Ya da tümör ciltten 2 mm derinliğe iniyorsa ve dışarıdan bakıldığında boyutu ½ cm ise, bu tümör kenarlarından en az 1’er cm sağlıklı doku kalacak şekilde yaklaşık 3 cm’lik bir doku ile çıkarılması gerekir. Ya da tümör 1 mm’nin altındaysa tümörün kenar genişliği 1 cm olarak alınmalıdır. Yani ½ cm’lik bir tümörde 2,5 cm’lik genişlikte doku çıkarılması hedeflenmelidir. Yine ½ cm’lik bir tümörde derinlik 4 mm ise, bu durumda en az 4-5 cm’lik genişlikte dokunun çıkarılması gerekir. Böylece, kenarlardan alınan sağlam alan kanserli hücrenin yayılmış alanını kapsar ve tamamen çıkarılmasını sağlar.

Klinik Onkoloji Dergisi’nde yayınlanan uzun süreli araştırma sonuçları, melanom olan hastalarda tümör kalınlığının yaklaşık 0.75 mm ve daha ince olması durumunda kanserin yayılım oranının daha düşük olduğunu göstermiştir. Yine aynı araştırmada, melanom teşhisi koyulan hastaların yaklaşık %86’sında lenf bezi yayılımının olduğu gözlenmiştir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi

Lenf damarları üzerinde bulunan mikroskobik büyüklükten 3 cm’ye kadar çapı olabilen yuvarlak oval biçimli cisimlere lenf bezi denir. Bir başka deyişle lenf bezleri, damarlar üzerinde yer edinmiş küçük cisimciklerdir ve vücudun her yerinde bulunur. Kanser hücrelerinin lenf kanalları üzerinden yayılırken belli bir sıra takip ettiği kabul edilmektedir. İşte, kanser hücreleri tarafından ilk sırada istila edilmiş olabileceği düşünülen lenf bezine sentinel lenf bezi denir.

Malign melanom, lenf bezlerine yayılma olasılığı yüksek bir tümördür. Vücutta kolun lenf bezleri koltuk altında, bacağın lenf bezleri kasık bölgesinde, baş boyun bölgesindeki lenf bezleri ise, boyunda bulunur. Ancak, gövdenin lenf bezleri her yerde olabilir. Olası bir yayılımın belirlenmesi için melanomun bulunduğu bölgede işaretleyici bir madde enjekte edilmesi lenf bezlerine yayılımın belirlenmesinde önemli rol oynar. Örneğin; koldaki bir melanom için enjekte edilen boyalı madde veya radyoaktif madde doğruca koltuk altındaki ilk lenf bezine gider. Buna, bekçi lenf bezi denir. Başka bir deyişle, tümör yayılım gösterirken lenf bezleri aracılığıyla ilk lenf bezine uğrar. Burada verilen işaretleyici madde, koltuk altındaki ilk lenf bezini gösterir. Bu sayede, boyanmış olan lenf bezi cerrahi ile çıkarılır.

Radikal lenf bezi diseksiyonu (bölgedeki tüm lenf bezlerinin temizlenmesi)

Patolojik inceleme sonucu, sentinel lenf bezinde yayılım belirlenmişse ve büyümüş lenf bezleri tespit edilmişse, hastaya radikal lenf bezi diseksiyonu yapılarak bölgede riskli olan lenf bezlerinin tümünün çıkarılması amaçlanır. Örneğin; tümör kolda tespit edilirse, koltuk altına yayılım söz konusudur. Bu durumda, koltuk altındaki lenf bezlerinin tümünün alınması gerekir. Tümör derinliği 2 mm olarak evrelenen melanomda, lenf bezine yayılım oranı yüksektir. Bu sebeple, tümörün bulunduğu bölgedeki lenf bezlerinin mutlaka alınması yerinde bir karar olacaktır.

Ancak tümör sırt ya da gövde bölgesindeyse, lenf bezinin nereye doğru yayılım göstereceği belli olmaz. Bu yüzden, verilen işaretleyici maddenin önemi büyüktür. Bu madde ile kanserin yayılımı daha net tespit edilebilir. Bunun yanında, baş boyun bölgesinde tümör bölgesi ve alınacak lenf bezleri arasındaki yakın mesafe yüksek hasar riski taşımakta ve cerrahiyi zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, uygulanacak biyopsinin deneyimli uzmanlar tarafından yürütülmesi gerekmektedir.

Uzak yayılımın belirlenmesi ise, PET tomografi görüntüleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilir. PET tomografide tümör tespit edilmezse, vücutta lenfatik bir yayılım olup olmadığının anlaşılması için sentinel lenf bezi örneklemesi yapılır.

Malign melanom hastalarda cerrahinin uygulanarak işaretleme teknikleri ile lenf bezi yayılımının tespit edilmesi çok önemlidir. Bu işlemler uygulanmadan cerrahi bırakılırsa, kanserin belirlenmesinde net bulgulara ulaşılamaz ve eksik cerrahi hasta için yaşamsal risk teşkil eder. Bu nedenle onkolog, melanom hastasında cerrahinin eksik olup olmadığını kontrol etmelidir. Şayet, PET’te yayılım tespit edilmezse, belli bir boyutu aşmış lenf bezleri kontrol edilerek geniş olarak çıkartılmışsa, bu hastaya doğru müdahale yapıldığını gösterir.

İleri evre (metastatik) melanom cilt kanserinde cerrahi

Melanom akciğer, beyin gibi uzak organlara yayılım göstermişse, kanserin cerrahi ile tedavi edilme olasılığı azalır. BT veya MRI tarama gibi görüntüleme testleri ile 1 veya 2 metastaz tespit edilse bile, kanser çok küçük olduğu için vücudun diğer bölgelerinde görüntüleme testleri ile belirlenemeyen bir yayılımın olma olasılığı yüksektir.

Cerrahi bazen bu tür durumlarda uygulanır. Ancak amaç, genellikle tedavi etmekten çok kanseri kontrol altına almaktır. Bir veya birkaç metastaz varsa tamamen alınabilir. Bu cerrahi, hastanın yaşam süresini uzatabilir. Beyindeki bir yayılımın bölgedeki kanserin alınması ile engellenmesi, hastalığın belirtilerini hafifletir ve hastanın yaşam kalitesini arttırır.

Yayılım göstermiş ileri evre melanom teşhisi koyulmuşsa ve cerrahi yöntem bir tedavi seçeneği olarak sunulursa, doktorunuzla konuşarak önerilen cerrahinin amacını, olası riskleri ve sağlayacağı faydaları öğrenebilirsiniz.

Melanom cilt kanserinde immünoterapi ile tedavi

İmmunoterapi, ilaç yardımıyla hastanın bağışıklık sistemini uyararak kanser hücrelerini daha etkili bir şekilde tanıyıp yok etmesini sağlar. İleri evre melanomu olan hastalarda birkaç tür immunoterapi kullanılabilir. Araştırması sürdürülen birçok ilacın yanı sıra, ilerlemiş (III-IV.evre) melanom cilt kanseri tedavisinde ipilimumab (Yervoy), nivolumab (Opdivo) ve pembrolizumab (Keytruda) adlı ilaçlar kanser tedavisinde adeta çığır açarak yeni bir devri başlatmışlardır.

Günümüzde, I ve II’inci evre malign melanom hastalarına uygulanan tedavi interferon ve temadoldur. III ve IV’üncü evre hastalarda yapılan BRAF gen testi sonucu pozitifse tedavide vemurafenib; negatifse immünoterapi ilaçları ilaçları öncelikle tercih edilir.

İpilimumab

İpilimumab (Yervoy), bağışıklık sistemi proteininin sentetik versiyonu olan monoklonal bir antikordur. T hücreleri olarak adlandırılan bağışıklık sistemi hücrelerini kontrol eden CTLA-4 adlı proteini hedef alır. İpilimumab CTLA-4’ün hareketini engelleyerek bağışıklık sisteminin melanom hücrelerine karşı direncini arttırır. Bu ilaç damardan genellikle her 3 haftada 4 tedavi olarak verilir. Tedavi edemese de bu ilacın cerrahi ile tedavi edilemeyen veya vücudun uzak bölgelerine yayılım göstermiş melanomu olan hastalarda yaşam süresini birkaç ay uzattığı gözlenmiştir. Bilim insanları şimdilerde, ilacın erken evre melanom hastalar üzerindeki etkisini araştırmaktadır.

Nivolumab ve Pembrolizumab

Malign melanom isimli cilt kanserinde ipilimumab (Yervoy) tedavisinden sonra immün sistemi aktive eden tedaviler hızla önem kazandı. Elde edilen bilgilerden yola çıkarak kanserli hastada nakavt olmuş immün sistemi harekete geçirebilecek yeni fren mekanizmaları saptandı. PD-1 programlanmış hücre ölüm proteini olarak da bilinir ve immün sistem hücrelerinin yüzeyinde bulunan bir reseptördür (algaç). Bu reseptöre kanser hücresinden salınan PD-L1 adlı protein yapısındaki ligand bağlanarak kansere yönelik immün sistemin fren mekanızmasını çalıştırır. Bu protein yapılara karşı geliştirilen iki ilaç Nivolumab (Opdivo) ve Pembrolizumab’ın (Keytruda) malign melanomda etkili oldukları kanıtlandı. Hatta bu ilaçlar çok yakın zamanda akciğer kanserli hastalarda da denenerek yüz güldürücü sonuçlar alındı.

Sitokinler

Sitokinler, vücutta bağışıklık sistemini arttıran proteinlerdir. İnterferon-alfa ve interlökin-2 (IL-2) gibi sentetik sitokinler, melanom olan hastalarda zaman zaman kullanılmaktadır. En azından bir kerede olsa damardan verilir. Her iki ilaçta tek başlarına kullanıldığında III ve IV’üncü evre tümörü %10-20 oranında küçültmektedir. Bu ilaçlar, IV’üncü evre melanom olan hastalarda kemoterapi ilaçları ile birlikte de verilebilir. Bu yöntem biyokemoterapi olarak adlandırılmaktadır.

Adjuvan Tedavi olarak İnterferon-Alfa

Melanomu daha kalın olan hastalarda kanser hücreleri çoğunlukla vücudun diğer bölümlerine yayılım gösterir. Tüm kanser cerrahi ile alınmış gözükse bile, bazı kanser hücreleri vücutta kalabilir. Gerekli görülürse, kalan bu hücrelerin gelişip yayılmasını önlemek için adjuvan tedavi olarak interferon-alfa kullanılabilir. Bu tedavi melanomun tekrarlamasını geciktirebilir.

Tüberküloz Aşısı (BCG)

BCG, tüberküloza neden olan bir mikroptur. İnsanlarda ciddi hastalıklara neden olmaz. Ancak, bağışıklık sistemini harekete geçirir. BCG aşısı, tüm bağışıklık sistemini arttıran sitokinler gibi çalışır. Doğrudan melanom hücrelerine yönelmez. Bu aşı, zaman zaman III’üncü evre melanom hastalarda doğrudan tümörün içine enjekte edilerek tedavide kullanılabilir.

İmikuimod Krem

İmikuimod (Zyclara), krem olarak kullanılan bir ilaçtır. Bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirir. Melanomun erken evresinde (0 evresi), kanser yüz gibi hassas bir bölgede gelişirse uygulanan cerrahi hastanın estetik görünüşüne zarar verebilir. İmikuimod böyle durumlarda tedavide kullanılan bir kremdir. Ancak, bu krem henüz tüm doktorların hem fikir olduğu bir tedavi yöntemi değildir ve ileri evre melanomların tedavisinde kullanılmaz.

Melanom cilt kanseri aşısı

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), cilt kanseri malign melanom tedavisinde kullanılmak üzere ilk kez bir onkolitik virüs aşısına 27 Ekim 2015 tarihinde onay verdi. Lmlygic (talimogene laherparepvec) isimli aşı, deride ve lenf nodlarında meydana gelen melanom lezyonların tedavisinde kullanılmak üzere onaylandı.

Genetiği değiştirilmiş canlı onkolitik herpes (uçuk) virüs tedavisi olan Lmlygic, cerrahi ile tamamen alınamayan melanom lezyonların tedavisinde kullanılmaktadır. Melanom lezyonuna doğrudan enjekte edilen Imlygic, kanser hücresinin içinde çoğalır ve hücrenin parçalanıp ölmesine neden olur.

Lmlygic tedavi kürü, melanom lezyonuna doğrudan yapılan bir dizi iğneden oluşmaktadır. İlk iğneden sonra ikinci doz 3 hafta sonrasında uygulanır. Ardından ilave dozlar en az 6 hafta boyunca her 2 haftada bir kere yapılır. Bu uygulama, istenen başka bir tedavi yoksa ya da lezyonlar tedavi ile yok edilene kadar devam eder.

Lmlygic’in etkinliği ve güvenliği, cerrahi müdahale yapılamayan ileri evre (metastatik) melanomlu 436 hasta ile değerlendirilmiştir. Lmlygic tedavisi gören katılımcıların yaklaşık % 16’sında, hem ciltte hem de lenf nodlarında görülen lezyonların küçüldüğünü ve bunun minimum 6 ay sürdüğünü görülmüştür. Buna karşılık kontrol grubundaki hastaların %2’sinde lezyonlarda küçülme tespit edilmiştir. Ancak bu çalışma, Lmlygic’in genel yaşam süresine olumlu katkı sağladığını ya da beyin, kemikler, karaciğer, akciğer veya diğer iç organlara yayılım gösteren melanom üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermemiştir.

Melanom cilt kanserinde hedefe yönelik tedavi ve kemoterapi

Hedefe yönelik tedavi, yaşayan veya büyüyen kanser hücrelerine yönelik uygulanan antikanser ilaçlarla gerçekleşir. Bazı hedefe yönelik tedaviler, büyüme sinyalinin kanser hücresine ulaşmasını engeller; bazıları kan yoluyla kanser hücresinin beslenmesini azaltır, bazıları ise bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücrelerini tanır ve saldırır. Bu sayede kanserin büyümesi yavaşlatılır veya daha fazla kanser hücresi öldürülür. Hedefe yönelik tedavi, diğer kanser tedavileri ile birlikte uygulanabilir.

BRAF geninde değişikliğe uğrayan hücreleri hedef alan ilaçlar

Tüm melanomların yarısında BRAF geninde değişiklik (mutasyon) mevcuttur. Bu değişiklikler, melanom hücrelerinin hızla gelişmesi ve çoğalmasını sağlaması için sinyal gönderen bozulmuş BRAF proteini üreten gene sebep olur. İlaçlar, bu ve bunun gibi işlev gören proteinleri önlemeyi hedefler.

İleri evre melanomda, biyopsi örneği alınarak BRAF mutasyonu olup olmadığı kontrol edilir. BRAF proteinini (veya MEK proteinini) hedef alan ilaçlar, BRAF geni normal olan hastalarda fayda sağlamaz.

Vemurafenib (Zelboraf): Bu ilaç, BRAF geni değişikliğe uğrayan ileri evre (metastatik) melanomu olan hastaların yaklaşık yarısında tümörün küçülmesini sağlar. Tümörün tekrar gelişme süresini geciktirir ve hastaların yaşam süresini uzatır. İlaç, günde 2 kere ağızdan hap olarak alınır.

Tedavi sırasında ve sonrasında cildinde anormal görünüşlü bir bölge, yeni bir ben ya da leke fark eden hastaların vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerekmektedir.

Dabrafenib (Tafinlar): Bu ilaç, melanom tümörü vemurafenib kadar küçültmektedir. Günde 2 kere ağızdan hap olarak alınır.

MEK inhibitörler

MEK geni, tıpkı hücre içindeki BRAF geni gibi aynı sinyal yolu üstündedir. Bu yüzden, MEK proteinin engelleyen ilaçlar, aynı zamanda BRAF gen değişikliği olan melanomların tedavisine de yardımcı olur.

Trametinib (Mekinist): Bu ilaç dabrafenib ile birlikte kullanıldığında, BRAF gen değişikliği olan melanomlarda tümörün daha uzun süre küçülmesine neden olduğunu göstermiştir. Günde 1 kez ağızdan hap olarak alınır.

C-KIT geni değişikliğe uğrayan hücreleri hedef alan ilaçlar

Melanomların az bir kısmında, C-KIT adı verilen gelişime yardımcı gen değişikliğe uğrar. Özellikle vücudun belli bölgelerinde başlayan melanomlarda daha sık rastlanan bu gen değişikliğine avuç içi, ayak tabanı veya tırnak altında (akral melanom olarak bilinir), ağız içi veya diğer mukozal (ıslak) bölgelerde ve güneşe sık maruz kalan bölgelerde rastlanır.

İmatinib (Gleevec) ve Nilotinib (Tasigna) gibi diğer kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bazı hedefe yönelik ilaçların C-KIT geninde değişiklik olan hücreleri etkilediği bilinmektedir. Yukarıda bahsi geçen bölgelerden birinde melanom gelişmesi halinde vakit geçirilmeden doktora başvurulmalıdır. Uygulanan testlerle C-KIT geninde değişiklik bulunan melanom hücrelerinin tespit edilmesi halinde imitanib veya nilotinib kullanılması melanom tedavisinde fayda sağlayacaktır. Araştırmalardan elde edilen sonuçlarda aynı yöndedir.

KEMOTERAPİLER

Kemoterapi, ilaç kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesidir. İlaçlar genellikle damardan veya hap olarak ağızdan verilir. Verilen ilaç kan dolaşımı yoluyla tüm vücuda ulaşır ve deride yayılmış kanser hücrelerine saldırır. Bu ilaçlar vücudun her yerine ulaştığı için sistemik tedavi olarak adlandırılır.

İmmunoterapi ve hedefe yönelik tedavi gibi daha yeni tedavi yöntemleri uygulandığından beri kemoterapi çoğunlukla ileri evre melanom tedavisinde birincil tedavi olarak uygulanmaz. Kemoterapi, bazı kanser türlerinin tedavisinde olduğu kadar melanomda etkili değildir. Ancak, hastalığın belirtilerini hafifletir veya hastanın yaşam süresini uzatır.

Melanom tedavisinde kullanılabilecek bazı ilaçlar aşağıdaki gibidir:

  • Dakarbazine (DTIC olarak da bilinir)

  • Temozolomid

  • Nab-paklitaksel

  • Paklitaksel

  • Karmustin (BCNU olarak da bilinir)

  • Sisplatin

  • Karboplatin

  • Vinblastin

Bu ilaçların bazıları tek başına, bazıları karıştırılarak (kombine) uygulanabilir. Kombine verilen birden fazla ilacın tek ilaç tedavisinden daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Ancak, buda yan etkileri arttırabilir.

Bazı araştırmalar, yaşam süresini uzattığına dair henüz net bir bilgi edinilmemiş olsa da interferon/alfa ve/veya interlökin-2 immunoterapi ilaçları ile kombine kemoterapi ilaçlarının birlikte uygulanmasının, tek bir kemoterapi ilacı ile tedaviden daha etkili olabileceğini öne sürmektedir.

Melanom cilt kanserinde radyoterapi – ışın tedavisi

Radyoterapi, yüksek enerji ışınlar (x-ray gibi) veya parçacıklar kullanarak kanser hücrelerini öldürür. Dıştan radyoterapide, derideki tümöre vücudun dışından radyasyon gönderilir. Bu tür bir radyoterapi bazı melanom hastalarının tedavisinde kullanılır.

Radyoterapi zaman zaman desmoplastik melanom cilt kanserinde cerrahi sonrası uygulanır. Bazı vakalarda, özellikle kanser hücresi taşıyan birçok lenf bezinin alındığı bölgede cerrahi sonrası radyoterapi uygulanabilir. Buradaki hedef kanserin tekrarlama riskini azaltmaktır. Bunun yanında, deride veya lenf bezlerinde cerrahi sonrası tekrarlayan veya uzak bölgelere yayılım göstermiş melanom tedavisinde radyoterapi uygulanabilir.

Tüm bunların dışında radyoterapi, özellikle beyin veya kemiklere yayılım göstermiş melanomun neden olduğu belirtilerin hafifletilmesi için kullanılır. Hastada görülen bu belirtilerin hafifletilmesi amaçlı uygulanan tedaviye palyatif tedavi denir. Palyatif radyoterapinin kanseri iyileştirmesi beklenmez. Ancak, tümör bir süreliğine küçültülerek bazı belirtilerin kontrol altına alınması sağlanır.

Stereotaktik radyocerrahi (SRC)

SRC, zaman zaman beyine yayılım göstermiş tümörler için kullanılan bir radyoterapi türüdür. Bu tedavinin bir şeklinde, Gama Knife olarak adlandırılan makine tümöre yaklaşık 200 radyasyon ışınını farklı açılardan gönderir. Baş kısmı sabit bir çerçeveye alınarak makine aynı pozisyonda tutulur. Diğer bir şeklinde ise, bilgisayarla kontrol edilen lineer hızlandırıcı (doğrusal hızlandırıcı yani radyasyon üreten makine) baş kısmından hareket ettirilerek tümöre farklı açılardan radyasyon gönderir. Bu tedavil, gerekli görüldükçe tekrarlanabilir.

Melanom cilt kanserinde ısı – hipertermi tedavisi

Melanom, immünojenik özellikte bir kanser çeşididir. Metastatik melanomda tüm vücut hiperterminin, erken evre veya bölgesel olarak ilerlemiş melanomda lokal hiperterminin tedavinin başarısını artırdığı çalışmalarla gösterilmiştir.

Isı tedavisi veya termoterapi olarak da bilinen hipertermi, vücut dokusunun yüksek ısıya (39 – 44 °C arası) maruz bırakılmasıyla uygulanan tamamlayıcı bir kanser tedavi yöntemidir.

Araştırmalar yüksek ısının normal dokulara çok az zarar vererek kanser hücrelerine hasar verdiğini veya öldürdüğünü göstermiştir. Hipertermi, kanser hücrelerini öldürerek ve hücrelerdeki proteinlere ve yapıya zarar vererek, kanserin bağışıklık sistemi tarafından fark edilmesini sağlayarak tümörü küçültebilir.

Hipertermi - ısı ile tedavi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Melanom cilt kanseri tedavisinde başarı gösteren yeni teknolojiler

Sadece İlgili Uzvun Perfüzyonu: Kolla veya bacakla sınırlı kalmış ileri evre melanom tedavisinde zaman zaman kullanılan bir kemoterapi yöntemidir. Bu işlem, cerrahi sırasında yapılır. Kolun veya bacağın kan akışı, vücudun diğer bölümlerinden ayrılır ve söz konusu uzuva kısa süreli yüksek doz kemoterapi uygulanır. Böylece, yüksek doz kemoterapi sadece ilgili uzvu etkiler ve vücudun diğer bölgelerinde iç organlara ulaşarak ciddi bir yan etki yaratmasını engeller.

Bu işlemde, uzvu kanla besleyen artere bir tüp yerleştirilir ve ikinci tüp ise, kanı uzuvdan (kol veya bacak) boşaltan damara yerleştirilir. İki tüpte özel bir makinaya bağlanır. Uzuvda uygulanan turnike ile kemoterapinin vücudun diğer bölgelerine geçmemesi sağlanır. Yüksek doz kemoterapi (genellikle melfalan olarak bilinen ilaç) uzvun (kol veya bacak) içindeki kana enjekte edilir. Bu işlem sırasında uzvun (kol veya bacak) damarında tüp boyunca mevcut olan kan makine tarafından ısıtılır ve arterdeki tüpten uzva (kol veya bacak) geri döner. Tedavinin sonunda uzvun (kol veya bacak) içinde bulunan kan tamamen ilaçtan temizlenir ve tüpler çıkartılarak normal kan akışı sağlanır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
  • Etiket Bulutu:
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
İlgili Kanser Haberleri