Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Memorial Antalya Hastaneler Grubu Onkoloji Merkezi Başkanı "Kanser alanındaki en büyük eksiklik, halka yönelik sade ve anlaşılabilir bilgiye ulaşılamamasıdır. Web sitemiz ile bu eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum."

Anasayfa - Kanser Belirtileri ve Tedavisi - Mesane Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Mesane Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
04.12.2018

Mesane kanseri çeşitleri nelerdir?

Bakıldığında birkaç çeşit kötü huylu mesane kanseri türü vardır. Şüphesiz, diğer kanser türlerinde olduğu gibi her bir mesane kanserlerinin tedaviye verdiği yanıt farklıdır. Şimdi gelin sık ve nadir rastlanan mesane kanseri türlerini birlikte inceleyelim.

Değişici epitel hücreli karsinom (ürotelyal)

Değişici epitel hücreli karsinom, mesane kanserlerinin en sık rastlanan türüdür. Yaklaşık %90’ı mesane içini kaplayan epitel hücrelerde gelişir. İdrar yolları (üretra), böbrekler, sidik borusu (üreter) gibi idrar yolunun diğer bölümleri de aynı tür hücrelere sahip olduğu için kanser bu bölgelerde de görülebilir.

Mesane kanserleri, hastalığın mesane duvarına ne oranda yayıldığına bağlı olarak tanımlanır diyebiliriz. Hücrelerin iç tabakalarında kalan ve daha derin katmanlara ilerlememiş olan mesane kanserleri, yayılım göstermemiş demektir. Bununla birlikte, kanser ürotelyumun hemen altında bağ dokusu, damarlar ve sinirlerin ince tabakasında ya da daha derinlerde kas tabakasında geliştiğinde hastalığın yayılım göstermiş olduğunu işaret eder.

Skuamöz hücreli karsinom (yassı epitel hücreli karsinom)

Tüm mesane kanserlerinin yaklaşık %4’ünde görülen skuamöz hücreli karsinom, oluşan uzun süreli iritasyon ve enfeksiyon sonucu mesanede gelişen yassı epitel hücrelerden (skuamöz hücreli karsinom) meydana gelir.

Adenokarsinom

Adenokarsinom, mesane kanserlerinin %2’sinde görülür. Bu kanser türü, mesanede salgı yapan glandüler hücrelerden kaynaklanmaktadır. Glandüler hücreler mesane duvarı döşer ve mukus yapımını sağlar.

Sarkom

Nadiren görülen sarkom, mesanenin kas hücrelerinde başlar. Nadiren rastlanan bu mesane kanseri, vücudun başka bölgelerine yayılım gösterme eğilimindedir.

Küçük hücreli karsinom

Nöroendokrin hücrelerde başlayan küçük hücreli karsinom, mesane kanserlerinin en az rastlanan türüdür. Bu kanserler çoğunlukla hızlı geliştiği için küçük hücreli akciğer kanserinde uygulanan kemoterapi rejimleri ile tedavi edilmesi gerekir.

Mesane kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

İdrarda kan (idrarın rengi kızıldan koyu kırmızıya kadar dönüşebilir), idrara çıkıldığında ağrı hissi ve sık idrara çıkma hissi gibi yaşanan bazı belirtilere mesane kanserlerinde sıkça rastlanmaktadır. Ancak, bu belirtilerin doğrudan mesane kanseri ile ilişkilendirilmesi doğru değildir. Yaşanan enfeksiyon, iyi huylu tümörler ve mesanede bulunan taşlar da bu tür belirtilere sebep olabilir. Bu durumda size düşen, vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurmanızdır. Bu sayede, erken tespit edilen sağlık sorununa, hızlıca çözüm bulunması mümkün olacaktır.

Genel olarak bakılacak olursa, mesane kanseri riski genetik faktörlerinden çok, 20 yıl veya daha uzun süre sigara içmiş, 50-60 yaşından büyük olan kişilerde tespit edilmiştir. Bu durumda en büyük risk faktörlerinin uzun süreli sigara kullanımı ve ileri yaş etkeni olduğu söylenebilir. Bununla birlikte mesane kanseri için rutin bir kanser tarama testi uygulamada yoktur. Erken tanı için şüphe durumunda testler yapılmaktadır.

Bu tür vakalarda, görüntüleme testleri [BT (bilgisayarlı tomografi), MRI (manyetik rezonans görüntüleme), sonogram, IVP (intravenöz piyelogram), kemik taraması veya göğüs röntgeni gibi] ve etkilenen bölgenin belirlenmesi için doğrudan mesane içine uygulanan sistoskopi yöntemlerinin birlikte uygulanması gerekir. İdrar sitolojisi olarak da bilinen idrar Pap testi, yapılacak değerlendirmenin önemli bir parçasıdır. Tüm bu testler negatif olursa mesane kanseri olasılığı %1’in altına inecektir.

Mesane kanseri, sadece sürekli devam eden idrar problemleri ve idrarda kan tespit edildiğinde görüntülenebilir. Eğer hasta mesane kanseri belirtisi gösteriyorsa, doktor tarafından geniş kapsamlı bir muayeneden geçirilecek, ayrıca laboratuvar testleri istenecektir.

Fiziksel muayene: Karın ve pelvis bölgesi muayene edilerek tümör araştırması yapılır. Fiziksel muayenede, rektal veya vajinal muayenede gerekebilir.

Kan testi: Kan testi ile kişinin genel sağlık durumu kontrol edilir, kan hücrelerinin sayımı incelenir ve böbreklerin ne kadar düzenli çalıştığına bakılır.

İdrar testi: Bu test ile idrarda kan, kanser hücresi ve hastalıkla ilgili diğer belirtiler kontrol edilir. İdrarda kanın belirlenmesi genellikle enfeksiyon gibi birtakım başka sağlık problemlerinden kaynaklanabilir. Ancak öte yandan, mesane kanserinin ilk belirtisi de olabilir. Bu nedenle de erken teşhiste yardımcı bir rol oynar, ancak tek başına yeterli bir test değildir.

Sistoskopi: Mesane kanseri teşhisi için en sık kullanılan yöntem sistoskopidir. Bu işlemde, sistoskop adı verilen ince ışıklı bir tüp ile doğrudan mesanenin içine bakılır. Sistoskop, idrar yolundan içeri sokularak mesane tabakası incelenir. Bu işlem sırasında tümör şüphesi olan alanlardan biyopsi örneği alınabilmektedir. Doku örneği, sistoskop ile alınarak patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Yapılan biyopsi, kanserin varlığını kesinleştiren tek yoldur. Bazı hastalarda zaman zaman biyopsi sırasında kanserli bölgenin tamamı alınmaktadır.

İmmonusit testi: Sistoskopi sonrası yaşanan bazı yan etkiler (idrar yapmada güçlük gibi) nedeniyle bu işlemi yaptırmak istemeyen hastalar için son yıllarda yeni bir teşhis yöntemi kullanılmaya başlanmıştır. İmmunosit adı verilen bu test, idrar yoluyla mesane kanseri antijenlerini tespit eden ağrısız bir yöntemdir. Özellikle erken teşhis ve tedavi sonrası her 6 ayda bir uygulanması önerilir.

Fotodinamik teşhis: Standart sistoskopi sırasında mesane içinin görülmesi için beyaz bir ışık kullanılır. Fotodinamik teşhis olarak adlandırılan bu yeni teknikte, ışığa duyarlı bir ilaç sistoskopi öncesi mesane içine yerleştirilir. Bu ilaç, kanser hücreleri tarafından emilir. Sistoskopi sırasında kullanılan mavi ışık ile kanserli bölgeler belirgin hale getirilir ve küçük mesane tümörlerinin alınması kolaylaşır.

Mesane kanseri teşhisinde kullanılan fotodinamik tekniğinin, standart sistoskopiye nazaran faydaları halen araştırma konusudur.

Ultrasonografi: Mesane kanseri teşhisinde sık kullanılan ve ilk başvurulan görüntüleme yöntemlerinden biridir. Boşaltım sistemindeki anormallikleri göstermeye yarayan bu test, ses dalgaları kullanarak vücudun kesit görüntülerini oluşturur ve mesane içindeki tümör oluşumlarını belirleyebilir.

Bilgisayarlı tomografi (BT) urogram: Hastanın sağlık koşulları elverdiğinde (iyota karşı allerji veya astım hastalığı olmadığı durumlarda) damardan kontrast madde verilerek elde edilen böbrek ve mesane görüntülerine göre kanserin varlığı ve yayılımı değerlendirilir.

İntravenöz urogram (IVU): Damardan verilen kontrast madde ile böbrekler, idrar kanalları ve mesane doldurularak elde edilen görüntülerin değerlendirmesi yapılır. Bu test, BT urogram ile birlikte de uygulanabilir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme: MR görüntüleme, X ışınları yerine radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanarak vücudun yumuşak doku görüntülerini alır. Radyo dalgalarından gelen enerji emilir ve şüpheli bölgeye gönderilir. Bilgisayar elde edilen görüntüyü detaylı kesit resimler haline getirir.

Bu görüntüleme testi, mesane kanseri teşhisinde BT yöntemine göre daha fazla bir avantaj sağlamaz. Ancak, yeni geliştirilen demir-oksid bağlamlı ve difüzyon MRI teknikleri ile mesane kanserinde lenf bezlerinin yayılımı daha detaylı değerlendirilerek evrelemede fayda sağlayabilir.

Kemik sintigrafisi: Kanser hücrelerinin kemiklere yayılımı kontrol edilir. Damardan verilen az miktarda radyoaktif madde kan yoluyla kemikte toplanır. Kanserin bulunduğu yerde daha fazla toplanan radyoaktif madde ile tümörün varlığı tespit edilmiş olur.

Mesane kanseri belirtileri nelerdir?

En sık görülen belirtisi idrarda kan görülmesidir, buna tıp dilinde hematüri denir. Hemen tüm hastalarda görülür ve genellikle ağrısızdır. İdrarda çıplak gözle de görülebildiği gibi bazen de yalnızca idrarın mikroskop altında incelemesi sırasında da bulunur. İdrarda kan görülmesi, aynı gaitada ya da balgamda kan görülmesinde olduğu gibi potansiyel olarak bir kanser belirtisidir ve ihmal edilmemelidir.

Hematüri, tek başına mesanede kanser olduğunu göstermez. Buna neden olabilen başka durumlar da vardır. Örneğin, bir idrar yolu enfeksiyonu veya böbrek taşı da buna neden olabilir. Özellikle gözle görülmeyen (mikroskobik) hematürinin bazı kişilerde önemli bir sorun olmaksızın mevcut olabileceğini bilmek gerekir. Mesane kanserinin varlığını göstermek için tanısal testler yapmak gerekir.

Diğer belirtiler sık idrar yapma ve idrar yaparken ağrıdır (dizüri). Bu tür belirtiler daha nadirdir. Ancak idrar yolu enfeksiyon olmadan bu belirtiler tespit edilirse mesane kanserinin mevcut olmadığından emin olmak gerekir.

Mesane kanserinde evreleme – hastalık yayılımı

Mesane kanseri teşhis edildiğinde, evrelenmesi veya yayılım durumunun belirlenmesi gerekir. Bu sayede, uygulanacak tedavi planı şekillenir. Evreleme, kanserin mesane duvarına veya vücudun diğer bölgelerine yayılım durumuna ve yayılım söz konusu olduysa, vücudun hangi bölgelerine yayıldığına göre belirlenir. Bir başka deyişle, buna hastalığın derinlik ve genişlik ölçümü de denilebilir. Bazen teşhis sırasında kanserin evresi belirlenebilir veya emin olmak için ilave testlerin [Ultrason, BT urogram (bilgisayarlı tomografi urogram), MRI (manyetik rezonans görüntüleme), IVU (intravenöz urogram) veya kemik taraması gibi] uygulanması gerekebilir. Bazen de evreleme, hasta cerrahi müdahale görene kadar tamamlanmayabilir. Mesane ve yakınındaki lenf bezlerine bakılıp net bilgi edinilerek tedavi planlanabilir.

Hastalığın yayılım alanı ve ne kadar agresif olduğunu bilmek önemlidir. 0’dan IV’e kadar sıralanmış olan evreler kanserin ilerleme derecesini göstermektedir. Kanserin en ilerlemiş evresi IV rakamı ile ifade edilir. 0 evresi ise, kanserin erken evrede olduğunu belirtir. Mesane kanserinde her evrenin ifade ettiği özellikleri kısaca şöyle açıklayabiliriz:

Mesane kanserinde 0 evresini kendi içinde 2 şekilde gözleyebiliriz;

Evre 0a: Kanser, sadece mesanenin iç yüzeyinde gelişir. Erken evre olarak nitelendirilen 0a’da kanser hücreleri grup halindedir ve cerrahi ile kolay alınabilir. Bu evrede hastalık mesane duvarının kas veya bağ dokusuna ilerlemez.

Evre 0is: Kanser yassı, noninvaziv karsinomdur ve yassı karsinom in situ olarak da bilinir. Sadece mesanenin iç yüzeyinde gelişir ve mesanenin içine doğru ya da bağ ve kas dokularına ilerlemez. Bu evrede, lenf bezlerine ya da uzak bölgelere yayılım görülmez.

Evre I: Kanser mesane duvarına ilerler, ancak lenf bezlerine ya da uzak bölgelere yayılım göstermez.

Evre II: Kanser hücreleri, mesane iç duvarına nüfuz etmiştir ve mesane duvarının kasına ilerlemiştir. Kanser, lenf bezlerine ya da uzak bölgelere yayılım göstermemiştir.

Evre III: Kanser hücreleri, mesanenin kaslı tabakasından mesaneyi kaplayan yağ dokusu tabakasına yayılmıştır. Bu evrede kanser, prostat, rahim veya vajina gibi üreme organlarına da ilerlemiş olabilir, ancak pelvik ya da karın duvarında kanser görülmez. Kanser, lenf bezlerine ya da uzak bölgelere yayılım göstermemiştir.

Evre IV: Kanser, karın ve pelviste yayılım göstermiştir. Bu evrede, kanser lenf bezlerine ve uzak bölgelere yayılım göstermemiş olabilir. Ya da yayılım lenf bezlerinde gerçekleşebilir ve uzak bölgelerde kanser görülmez. Bir üçüncü seçenek ise, hem lenf bezlerine hem de kemiklere, karaciğer veya daha uzaktaki akciğerlere kadar yayılım görülmesidir.

Mesane kanseri nasıl tedavi edilir?

Mesane kanserinde cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi ve immünolojik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

  1. Cerrahi müdahale

  2. Radyoterapi – ışın tedavisi

  3. Kemoterapi

  4. İmmünolojik tedavi yöntemleri – immünoterapi

  5. Hipertermi – ısı tedavisi

Uygulanacak tedavinin türü, çoğunlukla tümörün derecesine, evreseine ve türüne bağlı olarak belirlenir. Her bir tedavi yöntemi ile ilgili detaylı bilgiler aşağıdadır.

Mesane kanseri ameliyatı

Cerrahi, mesane kanserinde sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Uygulanacak cerrahinin türü, çoğunlukla tümörün derecesine ve türüne bağlıdır.

Transüretral rezeksiyon: Erken evre (yüzeysel) mesane kanserinde en sık kullanılan tedavi yöntemi transüretral rezeksiyondur. İlk teşhis edildiğinde hastaların çoğunda kanser erken evrededir. Bu nedenle de, genellikle ilk tedavi olarak uygulanır.

Bu işlem sırasında, sistoskop idrar yolundan mesaneye sokulur. Ucundaki küçük bir kablo bağlantısı kullanılarak kanserli bölge temizlenir, ardından kalan olası kanser hücrelerine karşı elektrik akımı verilerek bölge yakılır.

Ancak ne yazık ki, en başarılı ameliyattan sonra bile, mesane kanserinin çoğunlukla başka bölgelerinde tekrarladığı görülmektedir. Transüretral rezeksiyon işleminin birkaç kez tekrarlanması gerekirse mesane zarar görebilir ve dolayısıyla idrarı normal kapasitesinde tutamayabilir. Bu yüzden bazı hastalarda, sık idrara çıkma hatta idrar kaçırma gibi sorunlarla karşılaşılabilir.

Noninvaziv, düşük dereceli tümörü olan ancak kanserin sık tekrarladığı görülen hastalarda, sistoskopi sırasında belirlenen küçük tümörlerin alınması yerine elektrik akımı ile yakılması tercih edilebilir. Bu işlem, güvenlidir ve hastaya lokal anestezi altında yapılabilir.

Radikal sistektomi: Yayılım gösteren mesane kanseri (mesanenin geniş bir kısmına yayılan yüzeysel kanser) için en sık uygulanan cerrahi yöntemi, radikal sistektomidir. Bu yöntemde mesane, kanserli tüm lenf bezleri ve yakın organlar cerrahi ile alınır. Bu yöntem kanser mesane duvarına ilerlediğinde veya yüzeysel olduğu halde mesanenin büyük bir bölümüne yayıldığında uygulanabilir. Kanser mesanenin dışına yayılmışsa ve tamamen alınamıyorsa, hastalığa bağlı belirtileri azaltmak için cerrahi uygulanabilir. Mesane tamamen alındığında idrarı depolayacak ve vücuttan atacak bir sistem geliştirilmesi gerekecektir.

Kısmi sistektomi: Kanser, kasa yayılmış ve bu yayılım sadece tek bir bölgede küçük bir yayılımsa, mesanenin tamamı yerine mesane duvarının bir kısmı alınabilir. Ardından mesane duvarındaki delik kapatılır. Kanserin yayılımını incelemek için yakınındaki lenf bezleri de alınarak laboratuvar ortamında incelenir. Bu işlem kas tabakasına yayılım göstermiş mesane kanseri olan az sayıdaki hastaya uygulanabilir.

Bu cerrahi işlemin asıl avantajı, mesanenin korunması ve sonrasında estetik bir ameliyatın yapılmasına gerek kalmamasıdır. Ancak, cerrahi sonrası kalan mesane fazla miktarda idrar tutamayabilir. Bu durumda, hastanın daha sık idrara çıkması söz konudur. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise; kanserin mesanenin başka bir bölgesinde tekrarlama olasılığının mümkün olduğudur.

Genişletilmiş lenf bezi diseksiyonu ile radikal sistektomi: Kanser mesanede geniş bir alana yayılmışsa veya mesanenin birkaç yerinde görülmüşse, o zaman genişletilmiş lenf bezi diseksiyonu ile radikal sistektomi gerekebilir. Bu işlemde tüm mesane ve yakınındaki lenf bezleri alınır. Yayılım daha geniş çaplı olduğu için çoğunlukla erkeklerde prostat; kadınlarda yumurtalıklar, fallop tüpleri (yumurtalıklarla rahimi birbirine bağlana tüpler), rahim ve vajinanın küçük bir kısmı mesane ile birlikte alınır.

Hem kısmi hem de genişletilmiş lenf bezi diseksiyonu ile radikal sistektomi uygulanırken hasta genel anestezi altına alınır. Genellikle sistektomi karından açılan bir kesiden girilerek gerçekleştirilir. Buda, cerrahi sonrası hastanın yaklaşık 1 hafta hastanede kalmasını gerektirecektir. Ancak, 4-6 hafta gibi bir sürede hastanın tekrar normal yaşantısına dönmesi mümkündür.

Bu cerrahi, zaman zaman ucunda kamerası olan uzun ve ince aletlerin küçük birkaç kesiden sokularak pelvis içinin görüntülenmesi için de uygulanabilir. Bu işleme, laparoskopik cerrahi denir. Küçük kesilerle yapılan bu cerrahi yöntem, hastanın daha az ağrı duymasına ve çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ancak bu yöntemin, standart cerrahi yöntemleri kadar etkili bir tedavi şekli olduğu konusunda henüz net bir kanıya varılmadığı için sık kullanılan bir cerrahi yöntem olarak tercih edilmemektedir.

Ne olursa olsun, sistektominin mesane kanseri tedavisinde uzman bir cerrah tarafından yapılması gereklidir. Bu sayede kanserin tekrarlama riski minimuma indirilebilir.

Radikal sistektomi sonrası estetik cerrahi: Hastanın tüm mesanesi alınmışsa, idrarı depolayacak ve dışarı atılmasını sağlayacak yeni bir yol bulunması gerekir. Hastanın tıbbi durumuna ve tercihlerine göre birkaç farklı türde estetik cerrahi yapılmaktadır.

İdrar yapma fonksiyonun korunamadığı cerrahi: Barsaktan kısa bir parça alarak idrar yollarına bağlamak, bir seçenek olabilir. Bu sayede idrar için bir geçiş yolu oluşturularak böbreklerden dışarı atılması sağlanır. İdrar, böbreklerden akarak idrar yollarından oluşturulan kanala oradan da karnın ön tarafında açılan delikten (stoma) dışarı atılır. Bu işlem, ürostomi olarak da bilinir.

Bu işlemden sonra idrarı biriktirmek için deliğin çıkış noktasına küçük bir torba yerleştirilir. Torba idrarla doldukça boşaltılması gerekecektir.

İdrar yapma fonksiyonunun korunduğu cerrahi: Barsağın bir parçasından yapılan kapağı olan torba idrar yollarına bağlanır. Kapak, idrarın torbada birikmesini sağlayacaktır. Hastaya, torbanın yerine sonda takılması öğretilerek belirli aralıklarla biriken idrar torbasının boşaltılması sağlanır. İdrar torbası dışarıda olmadığı için bazı hastalar bu yöntemin uygulanmasını tercih etmektedir.

Yeni mesane cerrahisi: Bu yeni yöntemle idrarın, idrar yoluna yönlendirilerek biriktirilmesi sağlanır. Temelde, yeni mesane barsağın bir parçasından yapılır. İdrar yapma fonksiyonunun korunduğu veya korunamadığı cerrahiye nazaran yeni mesane idrar yollarına bağlanabilir. En büyük fark, yeni mesanenin idrar yollarına dikilmiş olmasıdır. Bu sayede hasta, normal olarak idrara çıkabilir. Birkaç aylık bir süreçten sonra hastaların çoğu idrara çıkma alışkanlıklarını geri kazanırken, bazı hastalarda geceleri idrar kaçırma problemleri görülebilmektedir.

Kanser yayılmışsa ya da cerrahi ile alınamıyorsa, amaç kanserin tedavi edilmesinden ziyade idrar akışındaki tıkanmayı hafifletmek veya önlemek olacaktır.

Mesane içi tedavi (İntravesikal tedavi): Yayılım göstermemiş ya da minimal düzeyde yayılım göstermiş mesane kanserinde uygulanan mesane içi tedavisinde ilaç, ağızdan ya da damardan değil sonda yoluyla doğrudan mesane içine sıvı olarak koyulur. Bu yöntem, vücudun bağışıklık sistemini tetikleyerek kanser hücrelerine saldırmasını sağlayan immunoterapi ya da kemoterapi amaçlı bir tedavi olarak uygulanabilir. Bu yolla verilen ilaç, sadece doğrudan mesane iç yüzeyindeki hücreleri etkiler. Buda, bu bölge dışında kalan kanser hücrelerini tedavi etmeyeceği anlamına gelir.

Mesane kanserinde radyoterapi – ışın tedavisi

Radyoterapi, yüksek enerji ışınları kullanılarak belli bir bölgedeki kanser hücrelerinin öldürülme işlemidir. Genellikle kemoterapi ile birlikte kullanılarak tedavinin etkinliğinin artırılması amaçlanır. Ayrıca transüretral rezeksiyon sonrası sistektominin (mesane kanserlerinin cerrahi tedavisinde uygulanan radikal sistektomi operasyonu) yerine zaman zaman uygulanan radyoterapi ve kemoterapi kombine tedavileri, kanser hücrelerini yok etmeyi hedefler. Radyoterapi, mesane kanserlerinde birkaç farklı şekilde kullanılabilir:

  • Cerrahi yapılamayan erken evre mesane kanserinde ana tedavi olarak radyoterapi kullanılır.

  • Sınırlı cerrahi sonrası uygulanan radyoterapi, cerrahi müdahalenin ardından kalan olası kanser hücrelerinin öldürülmesi için erken evre mesane kanseri hastalarda uygulanabilir.

  • İleri evre mesane kanserlerinin ilk tedavi basamaklarından biri olarak da kullanılabilir ya da kanserin ileri evresinde görülen yan etkileri hafifletmek için başvurulabilir.

İki çeşit radyoterapi yöntemi uygulanır:

  • Dıştan radyoterapi: Bu işlem birkaç hafta boyunca haftada birkaç gün hasta ayakta tedavi edilerek uygulanır. Yüksek enerji ışınları, vücudun dışından kanserli bölgeye odaklanır.

  • İçten radyoterapi ( Brakiterapi ): Hastanede yatış gerektiren bu işlem, karından kesi açılarak ya da idrar yolundan mesaneye radyoaktif madde yerleştirilerek gerçekleştirilir. Yerleştirilen implant çıkarıldıktan sonra vücutta radyoaktivite kalmaz.

Mesane kanserinde kemoterapi ile tedavi

Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için uygulanan ilaç tedavisidir. Yayılım göstermiş mesane kanserlerinde ana tedavi olarak kullanılan kemoterapide birlikte uygulanan 4 ilaçlı kemoterapi tedavisi; metotreksat, vinblastin, adriamisin ve sisplatindir (MVAS). Bu dörtlü ilaç kombinasyonu uzun yıllardır tedavide fayda sağlamaktadır. Bunun yanında, ikili olarak kullanılan diğer bir kemoterapi kombinasyonu; gemsitabin ve sisplatindir. Ayrıca, böbrek fonksiyonları zayıf olan mesane kanseri hastalarda, karboplatin ile birlikte ya paklitaksel ya da dosetaksel tedavisi uygulanmaktadır.

Diğer bir yandan, sağlık durumu elveren hastalarda kemoterapi tedavisi radyoterapi ile birlikte uygulanabilir. Bu durumda kullanılan ilaçlar; tek başına sisplatin, sisplatin ve florourosil (5-FU) kombinasyonu veya mitomisin ve 5-FU’dur.

Kemoterapi tedavisi hastaya farklı şekillerde uygulanabilir. İlaç doğrudan tedavi edilmesi istenen bölgeye veriliyorsa, buna bölgesel kemoterapi denir. Mesane içi tedavisi, doğrudan mesanenin içine koyulan ilaç tedavisidir ve bölgesel bir kemoterapi şeklidir. Erken evre mesane kanseri olan hastalarda, transüretral rezeksiyon sonrası mesane içine kemoterapi uygulanabilir. Sonda idrar yolundan mesaneye yerleştirilir. Mesaneye sıvı olarak gönderilen ilaç, birkaç saat içeride kalır. Bu tedavi, genellikle birkaç hafta boyunca haftada bir kere gerçekleştirilir. Sonrasında bu uygulama, 1 yıl boyunca ayda bir veya birkaç kez devam edebilir.

Mesane içi tedavisinde çoğunlukla kullanılan ilaçlar mitomisin ve tiyotepadır. Bunların yanında valrubisin, doksurubisin ve gemsitabinde uygulanan kemoterapi ilaçları arasında yer almaktadır. Mitomisin tedavisinde, ilaç gönderilirken mesane içi ısıtılarak ilacın etkisinin artırılması hedeflenir. Bu tedavi yöntemine, elektromotif mitomisin tedavisi denir.

Kemoterapinin damardan verilmesi yerine doğrudan mesane içine uygulanmasındaki en önemli avantaj, ilacın vücudun diğer bölgelerine ulaşmamasıdır. Bu sayede hasta, sistemik kemoterapide yaşanan birçok yan etkilerden korunmuş olur. Mesane içi tedavisinin en sık görülen yan etkileri; mesanede tahriş ve yanma hissidir.

Bunun yanında, vücudun diğer bölgelerine yayılım söz konusu olduğunda, kemoterapi ilaçları damardan (intravenöz yolla) verilebilir. Hedeflenen, ilacın tüm vücudu dolaşmasını sağlamaktır. Buna, sistemik kemoterapi denir. Sistemik kemoterapi, ana tümörden çok uzaktaki kanser hücrelerini etkileme gücüne sahiptir. Bu kemoterapi şekli farklı sebeplerle uygulanabilir.

  • Cerrahi öncesi tümörü küçültmek için kullanılabilir. Burada hedef, ameliyatla tümörün daha kolay alınmasını sağlamak ve kanserin tekrarlama riskini azaltmaktır. Neoadjuvan tedavi tedavi olarak bilinen bu yöntem, radikal sistektomi gereken birçok hastada yaşam süresine fayda sağlamıştır.

  • Bunun yanında, cerrahi sonrası (veya bazen radyoterapi sonrası) verilebilir. Buradaki amaç ise, cerrahi tedavi sonrası kalan ve çok küçük olduğu için görülemeyen olası tüm kanser hücrelerini yok etmektir. Bu sayede kanserin tekrarlama riski azaltılır. Bu tedavi şekline de adjuvan tedavi denir.

  • Bir başka sistemik kemoterapi şekli, radyoterapi ile birlikte verilen şeklidir. Burada amaç, radyoterapinin daha faydalı olmasını sağlamaktır.

Özellikle yaşlı ve ciddi başka sağlık sorunları olan mesane kanseri hastaların kemoterapi tedavisini tolere etmesi zor olabilir. Ancak ileri yaşta olmak kemoterapi tedavisi alınamayacağı anlamına gelmez. Uzman bir doktor tarafından genel sağlık durumuna bakılarak hastaya uygun tedavilerin verilmesi pekala mümkündür.

Uygulanan birden fazla kemoterapi ilacı, bazı hastaların kaldırabileceğinden fazla gelebilir. Gemsitabin veya sisplatin gibi tek kemoterapi ilacı ile tedavi uygun bir seçenek olabilir. Mesane kanserinde karboplatin, dosetaksel, paklitaksel, doksurubisin, 5-FU, metotreksat, vinblastin, ifosfamid ve pemetreksed gibi kemoterapi ilaçları da zaman zaman tek başına uygulanabilir. Kemoterapi birkaç haftalık kürler halinde verilir ve sonrasında bir süre vücudun kendini toparlaması için tedaviye ara verilir.

Mesane kanserinde immünoterapi

Biyolojik tedavi olarak da bilinen bu yöntemde vücudun doğal yeteneği yani bağışıklık sistemi kullanılarak kanserle mücadele hedeflenir ve çoğu zaman erken evre mesane kanserinde transüretral rezeksiyon sonrası kanserin tekrarlamasını önlemek için kullanılır. İmmünolojik tedavi, genellikle yüzeysel yani erken evredeki tümör transüretral rezeksiyon ile alındıktan sonra birkaç hafta içinde başlar.

Söz konusu tedavide üç yöntem kullanılır. Bunlardan ilki; tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG), ikincisi interferon (bağışıklık sistemi yanıtını artıran bir madde), üçüncüsü ise yeni nesil tedavi ajanı antiPD-L1 antikoru olan immünoterapi ilacı Atezolizumab’tır.

  1. Tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG), en sık kullanılan immünoterapi yöntemidir. Tüberküloz aşısı, mesanede kanser hücrelerini öldürmek için bağışıklık sistemini harekete geçiren inek tüberkülozu ile ilgili canlı ve zayıf bir bakteri içerir. Sonda yoluyla gönderilen aşı, 2 saat kadar mesanede kalır ve bu süre içinde kanser hücrelerine etki eder. Bu tedaviye genellikle transüretral rezeksiyon cerrahisinden sonra başlanır ve yaklaşık 6 hafta boyunca haftada bir olarak uygulanır. Bazen de tedavi süresi uzatılabilir.

  2. İnterferon, vücudun bağışıklık sistemini uyaran birkaç farklı hücreden doğal olarak meydana gelen maddelerdir. Bu maddeler laboratuvar ortamında sentetik olarak da üretilerek kanser tedavisinde kullanılabilir. Bu tedavi yönteminde bağışıklık sistemini canlandırmak ve vücudu harekete geçirmek için çok miktarda sentetik protein verilir. Geçmişte yapılan araştırmalar, birlikte uygulanan tüberküloz aşısı (BCG) ve interferon kombinasyonunun, agresif veya tedaviye direnç gösteren erken evre mesane kanserine karşı etkili olabileceğini öne sürmüştür.

  3. İmmünoterapi ilacı Atezolizumab (Tecentriq®), PD-L1’e karşı geliştirilen monoklonal antikor olan Atezolizumab etken maddeli Tecentriq adlı immunoterapi ilacı mesane kanserli hastalarda kullanılmış ve yüksek oranda başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu nedenle 18 Mayıs 2016’da FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Diresi) onayı almıştır.

Ürotelyal karsinomlu 360 birey Atezolizumab tedavisi almış bu süreçte tümör boyutlarındaki cevap izlenmiştir. Bu izlemle eş zamanlı olarak PD-L1 pozitif tümörler ve PD-L1 negatif tümörlerin ilaca cevabı karşılaştırılmıştır. Sonuçta; bireylerin yüzde 14,8’inde tümör boyutunda küçülme gözlenirken bu oranın büyük kısmını PD-L1 pozitif bireylerin oluşturduğu görülmüştür.

PD-L1 bir hücre zarı proteini olup çeşitli immün hücrelerimizde ve bazı kanser hücrelerinde üretilen, bağışıklık sistemini baskılayan bir moleküldür. PD-L1 pozitif tümörler diye bahsettiğimiz tümörlerse bu proteinin yüksek oranda üretildiği tümörlerdir.

Atezolizumab etken maddeli immünoterapi ilacının PD-L1 pozitif bireylerdeki başarısının yüksek olması; PD-L1 pozitif bireylerin tespit edilerek ilacın özellikle bu bireylerde kullanılması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu doğrultuda Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) onay verdiği Ventana adlı biyomarker sayesinde PD-L1 pozitif bireyler tespit edilip immünoterapiye yanıt yükseltilmektedir. Diğer immunoterapi ilaçları gibi Tecentriq’in de immün sistemi baskılaması sebebiyle görülen immün aracılı yan etkilerinin yanı sıra yorgunluk, iştah kaybı, bulantı, idrar yolu enfeksiyonu gibi bazı yan etkileriyle karşı karşıya kalınabilmektedir.

Mesane kanserinde ısı – hipertermi tedavisi

Bölgesel hiperterminin kemoterapiye eklendiğinde, düşük bir yan etki ile tedavi başarısını artırdığı klinik çalışmalar ile gösterilmiştir.

Kemoterapi veya immünoterapi uygulamaları ile birlikte intravezikal (mesane içi) tedavi uygulamalarının başarısına rağmen, mesane kasına sirayet etmemiş orta ve yüksek riskli kanserler yüksek oranda tekrarlama potansiyeline sahiptir. Bu hastalarda uygulanan intravezikal kemoterapi (mitomisin-C) ile birlikte lokal hiperterminin tedavi başarısını artırdığı görülmüştür (24 aylık rekürrenssiz-sağkalım oranı %78).

Isı tedavisi veya termoterapi olarak da bilinen hipertermi, vücut dokusunun yüksek ısıya (39 – 44 °C arası) maruz bırakılmasıyla uygulanan tamamlayıcı bir kanser tedavi yöntemidir.

Araştırmalar yüksek ısının normal dokulara çok az zarar vererek kanser hücrelerine hasar verdiğini veya öldürdüğünü göstermiştir. Hipertermi, kanser hücrelerini öldürerek ve hücrelerdeki proteinlere ve yapıya zarar vererek, kanserin bağışıklık sistemi tarafından fark edilmesini sağlayarak tümörü küçültebilir.

Hipertermi - ısı ile tedavi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Mesane kanseri tedavisi ve araştırmalarında yeni olan nedir?

Mesane kanserinde genetik değişiklikleri anlamak

Normal hücreler ve mesane kanseri hücreleri arasındaki farkı anlama konusunda bilim adamları büyük yol kat ettiler. Bunun yanında bilim adamları, bu kadar çok büyüme ve vücudun diğer bölgelerine yayılma konusunda bu farklılıkların kanser hücrelerine nasıl yardımcı olduklarını da öğreniyorlar.

Araştırmacılar şu anda mesane kanseri hücrelerindeki genetik değişiklikleri tanımlayan testlerin, tedaviyi etkileyebilecek olan hastalığın prognozunu (seyrini) tahmin etmede ya da tedavi sonrası nüks eden (tekrarlayan) mesane kanserlerini teşhis etmede yararlı olup olmayacaklarını saptamaya çalışıyorlar.

Araştırmacılar aynı zamanda bu bilgileri yeni mesane kanseri tedavi yöntemlerini geliştirmek için kullanmayı umut etmektedirler.

Mesane kanserini tespit etmek için idrar testleri

Yeni çıkmış birkaç test, kişinin mesane kanseri taşıdığını göstermeye yarayacak idrarda bir takım maddeler saptamaktadırlar. Bu testler genellikle mesane kanserini teşhis etmekte ya da tedavi almış kişilerde nüks eden kanseri belirlemeye yardımcı olmaktadırlar. Araştırmacılar şu anda bu testlerin, herhangi bir belirti göstermeyen mesane kanserini tarayarak daha erken tanı konulmasında etkili olup olmadıkları konusunu araştırmaktadırlar

Yeni bir test idrarda telomeraz isimli bir maddeyi saptamaktadır. Telomaraz, kanser hücrelerinde anormal düzeyde çok sayıda olan bir enzimdir. Bu testin ilk sonuçları umut vaat etiğinden dolayı şu anda bu konuda daha fazla çalışma yürütülmektedir.

Mesane kanserinin yineleme (nüks) riskini azaltmak

Mesanede ya da üriner sistemin diğer bölgelerinde (böbrek zarı, üreter ve üretra) kanserin tekrarlama riskinin yüksek olması, mesane kanseri geçirmiş olan kişilerin en temel endişesidir.

Günümüzde yapılan akademik çalışmalar bazı gıdaların, vitaminlerin (vitamin E gibi), minerallerin (selenyum gibi), diyet takviyelerinin (yeşil çay özü ya da brokoli filizi özü gibi), kemoterapi ya da diğer ilaçların mesane kanserinin nüks etme ya da ikinci bir mesane kanserinin oluşma riskini azaltıp azaltmadığını araştırmaktadırlar. Bunların yanında araştırmacılar, yeni aşı türlerinin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek ikinci bir kanser oluşma riskini azaltıp azaltamayacağı konusunda da çalışmalara devam etmektedirler.

Mesane kanseri tedavisi

Mesane kanseri tedavisinde kullanılmak için şu anda çalışmaları süren birkaç yeni tedavi türü mevcuttur.

Cerrahi

Bazı cerrahlar, kumanda odasında bulunan kontrol paneli sayesinde robot kollarını yönlendirerek gerçekleştirilen yeni ameliyat tekniği ile sistektomi yapmaktadır. Robotik cerrahi olarak bilinen bu yöntem, cerraha tek büyük kesi yerine birkaç küçük kesinde ameliyatı gerçekleştirmeyi mümkün kılmaktadır. Bu yöntem hastaların ameliyat sonrası rehabilitasyon süresini kısaltmaktadır. Bu tür cerrahi tekniği günümüzde prostat kanseri gibi bazı kanser türlerinin tedavisinde de kullanılmaktadır. Ancak mesaneyi çıkarmak için bu yöntemin standart yönteme göre daha iyi olup olmadığı henüz kesinlik kazanmamıştır. Bu metodun etkinliğini araştıran birçok çalışma halen devam etmektedir.

İntravezikal (mesane içi) tedavi

Ameliyat sonrası kanserin yeniden oluşma riskini azaltmak için ameliyat esnasında mesaneye konulabilecek birkaç yeni ilaç araştırmacıların devam eden çalışmaları arasındadır. Bu araştırmaların amacı, günümüzde kullanılan BCG ve mitomisin isimli ilaçlardan daha etkili ve/veya daha güvenli ilaçlar bulabilmektir.

Fotodinamik tedavi

Günümüzde yapılan fotodinamik tedavi (PDT) yöntemi ile ilgili araştırmaların amacı, bu yöntemin erken evre mesane kanseri tedavisinde etkili olup olmadığını anlamaktır. Işığa duyarlı bir ilaç damardan enjekte edilerek birkaç günün içerisinde kanser hücrelerinde toplanması sağlanmaktadır. Daha sonra sistoskop aracılığı ile özel tip bir lazer ışığı mesanenin iç tabakası üzerine odaklanmakta ve kanser hücreleri içerisinde toplanan ilacın kanser hücrelerini öldürebilen yeni bir kimyasala dönüşmesini sağlamaktadır.

PDT’yi avantajlı kılan özelliği, kanser hücresini öldürürken yanındaki sağlıklı dokuları koruma olanağı tanımasıdır. Tedavinin dezavantajı ise, ilacın ışık teması ile aktive olmasından dolayı tedavi sadece mesane iç duvarının yakınındaki tümörlere karşı etkili olabilmektedir. Işık mesane duvarının iç tabakasına ya da diğer organlara ulaşamadığından dolayı oralara yayılmış kanser hücrelerine karşı etkili olamamaktadır.

PDT tedavisinin en yaygın yan etkisi ise tedavi sonrasında yaklaşık bir kaç hafta süre ile güneş ışığına karşı hassasiyettir. Az miktarda güneş ışığı bile kısa zamanda ciddi yanıklara sebebiyet verebileceğinden dolayı, bu tedaviye başlamadan önce gerekli önlemlerin alınması oldukça büyük önem arz etmektedir.

İmmünoterapi

İmmünoterapi, vücudun kendi imün sistemini kanser ile savaşmak için kullanan bir tedavi şeklidir.

  • İntravezikal immünoterapi: BCG halihazırda bazı erken evre mesane kanserlerinin tedavisinde kullanılan bir intravezikal immünoterapi metodudur. Bu bakteri mesane içerisine yerleştirildiğinde (sıvı şekilde) mesane duvarındaki immün hücrelerine saldırarak onların da kanser hücrelerine saldırmalarını sağlamaktadır.
  • İmmün kontrol noktası inhibitörleri: İmmün sistemimizin en önemli özelliği vücudun sağlıklı hücrelerine saldırmamasıdır. İmmün sistemin bu özelliği, immün hücreleri üzerinde bulunan ve “kontrol noktaları” olarak adlandırılan moleküllerin açılıp (yada kapanması ile) immün tepkiyi tetiklemesi sayesindedir. Kanser hücreleri bazen bu kontrol noktalarını immün sistemin saldırısından korunmak amacı ile kullanmaktadırlar. PD-1 ve PD-L1 kontrol noktası molekküllerini hedefleyen yeni ilaçlar, mesane kanseri tedavisinde oldukça büyük umut vaat etmektedir. Örneğin, PD-L1 molekülünü hedefleyen atezolizumab (Tencetriq), ileri evre mesane kanseri tedavisinde FDA onayı almış bir ilaçtır. Bir başka kontrol noktası inhibitörü olan pembrolizumab (Keytruda), PD-1 molekülünü hedef almakta ve bazı ileri evre mesane tümörlerini küçültmekte etkili olduğu ilk akademik çalışmalarla tespit edilmiştir.

Günümüzde birkaç yeni immünoterapi ilacı daha araştırma aşamasındadır.

Hedefe yönelik tedaviler - akıllı ilaçlar

Araştırmacılar mesane hücrelerindeki kanserleşmeyi tetikleyen değişiklikleri hakkında daha çok şey öğrendikçe, bu değişiklikleri hedef alan ilaçlar geliştirmeye başladılar. Bu yeni hedefe yönelik ilaçlar standart kemoterapi ilaçlarından daha farklı bir işleyişe sahipler. Kemoterapinin etkili olmadığı bazı durumlarda etkili olabildikleri gibi, kemoterapi ilaçlarına oranla daha farklı (genellikle daha hafif) yan etkilere sahipler.

Diğer kanser türlerinde günümüzde birçok hedefe yönelik ilaç kullanılmaktadır. Lapatinib (Tykerb) ve erlotinib (Tarceva) gibi bazı hedefe yönelik ilaçların mesane kanseri tedavisinde de kullanılmaları ile ilgili çalışmalar yürütülmektedir.

Diğer ilaçlar, tümörün büyümesine olanak sağlayan damarları hedef almaktadırlar. Bu tür ilaçlar anti-anjiyojenez ilaçlar olarak bilinmektedirler. Hâlihazırda başka kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bevacizumab (Avastin), sorafenib (Nexavar), cabozantinib (Cometriq) ve pazopanib (Votrient) gibi ilaçlar hedefe yönelik ilaçlara örnek olarak verilebilir. Bu ilaçların genellikle kemoterapi ile birlikte mesane kanseri tedavisinde kullanılması konusunu ele alan çalışmalar sürmektedir.

Günümüzde birçok yeni hedefe yönelik ilaç klinik çalışmalar ile araştırılmaktadır.

Gen tedavisi

Gen tedavisi-vücuttaki kanser hücreleri ya da diğer hücreler içerisinde var olan genleri eklemek ya da değiştirmek- mesane kanseri için test edilen bir başka yeni tedavi şeklidir. Laboratuvar koşullarında değişikliğe uğramış özel virüsleri kullanmak, gen tedavisinde uygulanan bir yaklaşımdır. Değişikliğe uğramış virüs mesaneye yerleştirilerek mesanedeki kanser hücrelerini infekte etmektedir. Hücreler enfekte edildikten sonra virüs, hücreler içerisine immün sistem hücrelerine kanser hücreleri ile savaşmaya yardımcı olan GM-CSF isimli bir immün sistem hormonunu aktive eden bir gen enjekte etmektedir. Bu ve bunun gibi diğer gen tedavisi yaklaşımları henüz erken gelişim dönemlerindedirler.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Daha fazla veya daha az alkışlayarak, bize hangi yazılarımızın daha fazla ilgi çektiğini gösterebilirsiniz.
  • Etiket Bulutu:
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlgili Haberler

İlgili Kanser Haberleri