
Nazofarenks (Üst Yutak) Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi
Nazofarenks (Üst Yutak) Kanseri Nedir?
Nazofarenks kanseri, burun boşluğunun arkasında, kafa tabanının hemen altında yer alan nazofarenks (üst yutak) bölgesinden kaynaklanan bir kanserdir. Bu hastalık, diğer baş-boyun kanserlerinden belirgin şekilde farklı bir profile sahiptir: dünya genelinde nadir görülmesine karşın, Güney Çin, Hong Kong, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde çarpıcı derecede yüksek görülme sıklığına sahiptir; neredeyse tüm vakalarda Epstein-Barr virüsü (EBV) ile güçlü bir ilişkisi vardır; ve tedavisi büyük ölçüde radyoterapiye (özellikle IMRT'ye) dayanır — cerrahi, çoğu diğer baş-boyun kanserinin aksine, birincil tedavi seçeneği değildir. Son yıllarda EBV DNA biyobelirteci ve yeni immünoterapi onaylarıyla bu alanda da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu rehberde hastalığın nedenlerinden tanısına, evrelemesinden en güncel tedavi seçeneklerine kadar tüm ayrıntılar ele alınmaktadır.
Nazofarenks kanserini anlamak için üç temel kavram önemlidir: coğrafi/etnik dağılım (EBV, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin bir araya geldiği, dünyada eşi az bulunan bir kanser türü), anatomik konum (kafa tabanı, beyin sapı, görme sinirleri ve tükürük bezlerine yakınlık, tedavi tekniğini doğrudan belirler) ve EBV DNA biyobelirteci (tanı, prognoz, tedavi yanıtı izlemi ve nüks taramasında merkezi bir rol oynar). Bu rehber bu üç eksen etrafında yapılandırılmıştır.
Nazofarenks Anatomisi
Nazofarenks, burun boşluğunun arkasında başlayıp yumuşak damağın üst kenarı hizasında sona eren, yaklaşık kübik şekilli küçük bir boşluktur. Üstte kafa tabanı kemikleri (sfenoid ve oksipital kemikler), yanlarda ise Östaki (işitme) borusunun açıldığı ve parafarengeal boşluğa komşu duvarlar bulunur. Bu dar anatomik komşuluk nedeniyle, nazofarenks tümörleri nispeten erken dönemde bile kafa tabanı kemiklerine, kafa çiftlerine (kraniyal sinirlere) veya parafarengeal boşluğa yayılabilir — bu durum hem evrelemeyi hem de tedavi planlamasını doğrudan etkiler. Nazofarenksin hemen çevresinde beyin sapı, optik sinir/kiazma, temporal loblar ve parotis (kulak altı tükürük) bezleri yer alır; bu kritik yapılara yakınlık, radyoterapi planlamasında son derece hassas doz dağılımı gerektirir ve IMRT'nin (yoğunluk ayarlı radyoterapi) bu hastalıkta neden vazgeçilmez hale geldiğini açıklar.
Ne Sıklıkta Görülür? (Güncel İstatistikler)
Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın (IARC) "Global cancer statistics 2024" raporuna göre (Sung H, ve ark., CA: A Cancer Journal for Clinicians, 8 Temmuz 2026'da yayınlandı, DOI: 10.3322/caac.70090), 2024 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 119.750 yeni nazofarenks kanseri vakası (görülme sıklığında tüm kanserler arasında 23. sırada) ve 62.060 ölüm (ölüm sıralamasında 21. sırada) bildirilmiştir — tüm kanser vakalarının yalnızca %0,6'sını oluşturan nadir bir kanserdir. Vakaların %81'i Asya'da, %10,3'ü Afrika'da görülmektedir; ülke bazında en yüksek yaş standardize görülme hızına sahip ülkeler Brunei (100.000'de 5,7) ve Malezya'dır (100.000'de 3,2). Bu son derece belirgin coğrafi dağılım, nazofarenks kanserini diğer kanser türlerinden ayıran en dikkat çekici özelliklerden biridir.
Amerikan Kanser Derneği'nin güncel nazofarenks kanseri sayfasına göre (cancer.org, 3 Mart 2026 güncellemesi, SEER verilerine dayanmaktadır), ABD'de nazofarenks kanseri yılda 100.000'de 1'in altında görülen nadir bir hastalıktır ve ana ACS "Cancer Statistics" raporunda ayrı bir satır olarak yer almaz (ağız boşluğu-yutak kanserleri genel kategorisi içinde ele alınır). Erkek/kadın oranı 2-3/1'dir. Dikkat çekici olarak ABD'de yaş dağılımı iki tepe noktalı bir örüntü gösterir — daha küçük bir tepe 15-24 yaş arasında, esas tepe ise 65-79 yaş arasında görülür; bu, Güney Çin'deki tek tepeli (45-59 yaş) dağılımdan farklıdır. Evreye göre 5 yıllık göreceli sağkalım (SEER, 2015-2021 tanı kohortu): lokalize hastalıkta %86, bölgesel yayılımda %79, uzak metastazda %40'tır.
GLOBOCAN 2024 Türkiye ülke profiline göre, Türkiye'de yıllık yaklaşık 973 yeni nazofarenks kanseri vakası (tüm kanserler arasında 24. sırada, vakaların %0,41'i) ve 436 ölüm bildirilmektedir. Türkiye, Güney Çin gibi yüksek endemik bölgelerin aksine, orta düzeyde (intermediate) risk bölgesi olarak sınıflandırılır — Akdeniz havzası, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'yu kapsayan daha geniş bir orta-risk kuşağının parçasıdır. Türkiye'ye özgü bir epidemiyolojik çalışmaya göre (Türkoz FP, ve ark., Asian Pacific Journal of Cancer Prevention, 2011 — daha güncel bir Türkiye-özel çalışma bulunamamıştır), 183 hastalık bir kohortta erkek/kadın oranı 2/1, ortanca yaş 44,9 olarak bildirilmiş; hastaların %69,6'sında WHO Tip III (indiferansiye), %29,4'ünde Tip II ve yalnızca %1'inde Tip I (keratinize) histoloji saptanmıştır — bu dağılım, Türkiye'nin histolojik açıdan endemik bölgelere benzer bir örüntü sergilediğini göstermektedir.
Risk Faktörleri
IARC tarafından kesin (Grup 1) kanserojen olarak sınıflandırılan EBV, endemik bölgelerdeki non-keratinize nazofarenks kanserlerinin (WHO Tip II/III) neredeyse tamamıyla ilişkilidir. Belirli EBV dizi varyantları bazı popülasyon çalışmalarında çok yüksek risk oranlarıyla (OR 8,69 ve 6,14) ilişkilendirilmiş, atfedilebilir risk oranı yaklaşık %83 olarak hesaplanmıştır (Chang ET, ve ark., derleme, Cancer Epidemiology, Biomarkers & Prevention, 2021). Bu güçlü ilişki, EBV DNA'sının hem tanı hem de tedavi izleminde neden bu denli merkezi bir biyobelirteç haline geldiğini açıklar (aşağıda ayrı bir bölümde ele alınmıştır).
- Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu — özellikle non-keratinize histolojide
- Genetik yatkınlık: HLA-A*0207 ve HLA-B*5801 (risk artışı), HLA-A*1101 (koruyucu)
- Güney Çin popülasyonlarında HLA-A2/B46 haplotipi (hem risk hem kötü prognoz ile ilişkili)
- Birinci derece akrabalarda nazofarenks kanseri öyküsü
- Çocukluk çağında tuzlanmış balık tüketimi (nitrozamin maruziyeti)
- Sigara kullanımı (OR ~1,34)
- Çocuklukta pasif sigara dumanı maruziyeti
- Kırsal yerleşim (bazı popülasyon çalışmalarında)
Nazofarenks kanserli hastaların birinci derece akrabalarında risk 4-20 kat artabilir; bir çalışmaya göre hastaların erkek kardeşlerinde yaşam boyu kümülatif risk %6,3, kız kardeşlerinde %3,5, babalarında %3,4, annelerinde %2,5 olarak hesaplanmıştır (Chang ET, ve ark., 2021). HLA-A2-B46 haplotipini taşıyan hastalarda, bu haplotipi taşımayanlara göre 5 yıllık uzak metastaz-serbest sağkalım belirgin şekilde daha düşüktür (%66,4'e karşı %90,3; Wang RZ, ve ark., J Huazhong Univ Sci Technol, 2016) — yani bu genetik profil yalnızca risk değil, aynı zamanda prognozu da etkileyebilir.
Nazofarenks kanserinin çarpıcı coğrafi dağılımı, tek bir nedene değil, EBV enfeksiyonu, genetik yatkınlık (özellikle HLA lokusları) ve çevresel/diyetsel faktörlerin (çocukluk çağı tuzlanmış balık tüketimi gibi) bir arada bulunmasına bağlıdır. Kantonca konuşan, tarihsel olarak tekne üzerinde yaşayan Tanka etnik grubunda, aynı bölgedeki diğer dil gruplarına göre yaklaşık iki kat daha yüksek risk saptanmış olması, tek başına ne genetik ne de çevresel faktörün yeterli açıklama olmadığını, güçlü bir gen-çevre etkileşiminin rol oynadığını düşündürmektedir.
Histolojik Sınıflama (WHO)
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), nazofarenks karsinomunu üç histolojik tipe ayırır:
| WHO Tipi | Tanım | EBV İlişkisi | Endemik Bölgelerdeki Sıklık |
|---|---|---|---|
| Tip I | Keratinize skuamöz hücreli karsinom | Değişken/görece daha zayıf | ~%2-5 |
| Tip II | Non-keratinize, diferansiye karsinom | Güçlü | Yüksek |
| Tip III | Non-keratinize, indiferansiye karsinom (eski adıyla "lenfoepitelyoma") | Neredeyse evrensel | En sık görülen tip (>%90'ı Tip II+III birlikte) |
Düşük görülme sıklığına sahip bölgelerde (örneğin Batı Avrupa, Kuzey Amerika) Tip I histolojinin oranı endemik bölgelere göre daha yüksektir (%25'e kadar); buna karşın Türkiye'nin de dahil olduğu orta-risk bölgelerde histoloji dağılımı endemik bölgelere daha yakındır (yukarıda Türkiye verilerinde görüldüğü gibi, Tip III baskındır). Nadir ve agresif seyirli bir varyant olan bazaloid skuamöz hücreli karsinom da WHO sınıflamasında ayrıca tanımlanmıştır.
Belirtileri
- Boyunda ağrısız şişlik/kitle (büyümüş lenf nodu — genellikle ilk fark edilen belirti)
- Tek taraflı burun tıkanıklığı
- Tekrarlayan burun kanaması (epistaksis)
- Tek taraflı işitme kaybı veya kulakta dolgunluk hissi
- Tekrarlayan tek taraflı orta kulak iltihabı (seröz otitis media)
- Baş ağrısı
- İleri evrede: çift görme, yüzde uyuşukluk, ses kısıklığı (kraniyal sinir tutulumu)
Nazofarenks, zengin bir lenfatik drenaja sahip olduğundan, buradaki tümörler nispeten küçük boyutlardayken bile boyun lenf nodlarına erken metastaz yapma eğilimindedir — bu nedenle hastaların önemli bir kısmı, birincil tümörden kaynaklanan belirtiler henüz belirginleşmeden, boyunda ağrısız bir şişlik fark ederek hekime başvurur. Benzer şekilde, nazofarenksin Östaki borusu açıklığına yakınlığı nedeniyle, tek taraflı işitme kaybı veya tekrarlayan orta kulak iltihabı da (özellikle erişkin bir hastada, açıklanamayan tek taraflı bulgular şeklinde) önemli bir uyarı işareti olabilir ve mutlaka nazofarenks muayenesini gerektirir.
Tanı Nasıl Konur?
Nazofarengoskopi ve Biyopsi
Tanı, ince ve esnek bir kamera (fiberoptik veya rijit endoskop) ile nazofarenksin doğrudan görüntülenmesi (nazofarengoskopi) ve şüpheli alandan biyopsi alınmasıyla konur. Boyunda kitle ile başvuran hastalarda, birincil tümör kaynağı net görülemese bile EBV ile ilişkili histoloji ve klinik bağlam nazofarenksi güçlü şekilde işaret edebilir.
Görüntüleme
Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), yumuşak doku çözünürlüğü daha yüksek olduğundan, nazofarenks kanserinde parafarengeal yayılım, kafa tabanı invazyonu ve kraniyal sinir tutulumunu değerlendirmede BT'ye tercih edilen görüntüleme yöntemidir. PET-BT, özellikle lokal ileri evre hastalıkta uzak metastaz taramasında ve tedavi sonrası yanıt değerlendirmesinde katkı sağlar.
EBV DNA: Merkezi Bir Biyobelirteç
Plazma EBV DNA'sı (dolaşımdaki tümör kaynaklı EBV parçacıkları), nazofarenks kanserinde dünyada az sayıda kanser türünde görülen düzeyde çok yönlü bir biyobelirteçtir — tarama, prognoz, tedavi yanıtı izlemi ve nüks taramasında kullanılır.
Hong Kong'da 20.174 asemptomatik yetişkinin tarandığı çığır açıcı bir çalışmaya göre (Chan KCA, ve ark., New England Journal of Medicine, 2017), ilk testte %5,5'inde (1.112 kişi) EBV DNA saptanmış, ısrarlı pozitifliği olan 309 kişi ileri değerlendirmeye alınmış ve 34 nazofarenks kanseri vakası doğrulanmıştır. Tarama ile saptanan vakaların %71'i erken evre (I/II) iken, bu oran taranmamış tarihsel bir kohortta yalnızca %20'dir (p<0,001); 3 yıllık progresyonsuz sağkalım tarananlarda %97'ye karşı tarihsel kohortta %70 olarak bildirilmiştir (HR 0,10). Test duyarlılığı %97,1, negatif prediktif değeri %99,995 olarak bulunmuştur. Bu nedenle EBV DNA taraması, güncel kılavuzlarca yalnızca endemik bölgelerdeki yüksek riskli bireylerde (örneğin 40-62 yaş erkekler) önerilmektedir — düşük insidanslı bölgelerde (Türkiye dahil) rutin popülasyon taraması için kanıt yetersizdir.
Tedavi öncesi yüksek EBV DNA düzeyi (≥4.000 kopya/mL), kötü prognozla ilişkilidir ve gizli uzak metastaz açısından ek görüntüleme (PET-BT) gerekliliğini işaret edebilir. Tedavi sonrası (radyoterapi/kemoradyoterapi sonrası) EBV DNA'nın ısrarla saptanabilir kalması da güçlü bir olumsuz prognostik işarettir: 931 hastalık bir kohortta (Oncotarget, 2016), tedavi sonrası ısrarlı EBV DNA pozitifliği olan hastalarda (%13,4) nüks oranı %64,8, 5 yıllık genel sağkalım %49,5 olarak bulunmuştur; yüksek viral yük (≥100 kopya/mL) olanlarda 5 yıllık sağkalım yalnızca %20,5 iken, düşük yükte (<100 kopya/mL) %62,9'dur (p<0,0001). Aynı çalışmada, ısrarlı EBV DNA pozitifliği olan yüksek riskli hastalarda adjuvan kemoterapi eklenmesinin 5 yıllık sağkalımı %33,2'den %69,4'e çıkardığı gösterilmiştir (HR 0,38) — bu, EBV DNA'nın yalnızca prognostik değil, tedavi yoğunluğu kararlarını da yönlendirebilecek bir biyobelirteç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu kavram, NRG-HN001 çalışmasında (tedavi sonrası EBV DNA negatif hastalarda adjuvan kemoterapinin gözlemle değiştirilip değiştirilemeyeceğini test eden faz II/III çalışma) resmi olarak araştırılmaktadır.
EBV DNA PCR testi Türkiye'deki büyük özel laboratuvarlarda teknik olarak mevcuttur; ancak bu testin nazofarenks kanserinde prognostik/izlem amaçlı kullanımının Türkiye'deki klinik protokollere ne ölçüde yerleşik olduğu ve SGK geri ödeme kapsamının bu spesifik kullanım için netliği belirsizdir. Testin kullanılabilirliği ile bu spesifik onkolojik endikasyondaki rutin klinik/geri ödeme statüsünün karıştırılmaması önemlidir.
Evreleme: TNM Sistemi
Diğer birçok baş-boyun kanserinin aksine, nazofarenks kanseri evrelemesi 2024'te AJCC/UICC 9. Versiyona güncellenmiştir (JAMA Oncology, 10 Ekim 2024'te çevrimiçi yayınlandı) — yani nazofarenks, AJCC 9'a geçen ilk kanser türlerinden biridir ve şu an itibarıyla resmi güncel evreleme sistemi budur. Ancak klinik literatür, kılavuzlar ve mevcut kayıtların büyük çoğunluğu hâlâ AJCC 8. baskıyı (2017) referans almaktadır ve geçiş süreci devam etmektedir; bu nedenle aşağıda ayrıntılı olarak AJCC 8. baskı sunulmakta, ardından 9. Versiyonun temel farkları özetlenmektedir.
T Kategorisi (AJCC 8. Baskı)
| T Kategorisi | Tanım |
|---|---|
| T1 | Tümör nazofarenks ile sınırlı, veya orofarenks/burun boşluğuna uzanım gösterir, parafarengeal yayılım yoktur |
| T2 | Parafarengeal boşluğa yayılım ve/veya komşu yumuşak doku tutulumu (medial/lateral pterigoid kas, prevertebral kaslar) |
| T3 | Kafa tabanı, servikal vertebra, pterigoid yapılar ve/veya paranazal sinüslerde kemik infiltrasyonu |
| T4 | Kafa içi yayılım, kraniyal sinir tutulumu, hipofarenks, orbita, parotis bezi ve/veya lateral pterigoid kasın dış yüzeyinin ötesine yaygın yumuşak doku infiltrasyonu |
N Kategorisi: Diğer Baş-Boyun Kanserlerinden Farklı Bir Sistem
Nazofarenks kanserinde N evrelemesi, çoğu baş-boyun kanserinin aksine lenf nodu sayısı veya boyutuna değil, tutulumun tek/çift taraflı olup olmadığına, retrofarengeal lenf nodu varlığına ve krikoid kıkırdağın alt sınırına göre konuma dayanır:
| N Kategorisi | Tanım |
|---|---|
| N0 | Bölgesel lenf nodu metastazı yok |
| N1 | Tek taraflı servikal ve/veya tek/çift taraflı retrofarengeal lenf nodu (nodları), ≤6 cm, krikoid kıkırdağın alt sınırının üzerinde |
| N2 | Çift taraflı servikal lenf nodu (nodları), ≤6 cm, krikoid kıkırdağın alt sınırının üzerinde |
| N3 | Tek/çift taraflı servikal lenf nodu (nodları), >6 cm ve/veya krikoid kıkırdağın alt sınırının altına uzanım |
Not: AJCC 7. baskıdaki "supraklaviküler fossa" tanımı, AJCC 8'de daha kesin bir anatomik referans noktası olan "krikoid kıkırdağın alt sınırı" ile değiştirilmiş, eski N3a (>6cm)/N3b (supraklaviküler fossa) ayrımı tek bir N3 kategorisinde birleştirilmiştir.
M Kategorisi ve Evre Grupları
M0: uzak metastaz yok. M1: uzak metastaz var.
| Evre | TNM |
|---|---|
| 0 | Tis, N0, M0 |
| I | T1, N0, M0 |
| II | T1, N1, M0; veya T2, N0-N1, M0 |
| III | T1-T2, N2, M0; veya T3, N0-N2, M0 |
| IVA | T4, herhangi bir N, M0; veya herhangi bir T, N3, M0 |
| IVB | Herhangi bir T, herhangi bir N, M1 |
Not: Nazofarenks kanserinde AJCC 8, çoğu diğer baş-boyun kanserinin aksine Evre IVA ve IVB'yi ayırır ancak ayrı bir Evre IVC tanımlamaz; Evre IVB burada uzak metastazı (M1) temsil eder.
AJCC 9, N kategorisine "belirgin ekstranodal yayılım" (lenf nodunun çevresindeki kas/cilt/nörovasküler yapılara yayılım) kriterini yeni bir N3 ölçütü olarak eklemiş; M1 kategorisini M1a (≤3 metastatik lezyon) ve M1b (>3 lezyon) olarak ikiye ayırmış; ve AJCC 8'in Evre I ile II arasında anlamlı bir sağkalım farkı göstermemesi nedeniyle evre gruplarını sıkıştırmıştır (eski Evre I/II birleşmiş, eski III/IVA bir basamak aşağı kaymıştır). Güncel klinik uygulamada hangi sistemin kullanıldığının hasta ile netleştirilmesi önemlidir.
Tedavi Planlaması: Radyoterapi Merkezli Bir Yaklaşım
Nazofarenks kanseri tedavisi, çoğu baş-boyun kanserinin aksine radyoterapi merkezlidir — cerrahi, anatomik konum (kafa tabanına yakınlık, büyük damar/sinir yapılarına komşuluk) nedeniyle birincil tümör için genellikle uygulanamaz. Bunun yerine tedavi, evreye göre tek başına radyoterapiden (erken evre) kemoradyoterapi ve immünoterapi kombinasyonlarına (ileri evre/metastatik) kadar uzanan bir yelpazede planlanır; multidisipliner ekip radyasyon onkologları, medikal onkologlar, kulak-burun-boğaz cerrahları ve patologlardan oluşur.
Erken Evre (Evre I) Tedavisi: Tek Başına IMRT
Nazofarenksin beyin sapı, optik sinir/kiazma, temporal loblar ve parotis bezlerine yakınlığı, çok hassas doz dağılımı gerektirir. Faz III randomize çalışmalar (Kam MK, ve ark., Journal of Clinical Oncology, 2007; Pow EH, ve ark., International Journal of Radiation Oncology Biology Physics, 2006, 15 yıllık takip verisiyle Poon EH, ve ark., Head & Neck, 2021'de teyit edilmiştir), IMRT'nin geleneksel 2 boyutlu radyoterapiye göre parotis bezini belirgin şekilde daha iyi koruduğunu ve kronik ağız kuruluğu (kserostomi) oranlarını azalttığını göstermiştir — tümör kontrolünden ödün vermeden. Bu kanıtlar, IMRT'yi nazofarenks kanserinin tüm evrelerinde (erken evrede tek başına küratif tedavi olarak da) standart radyoterapi tekniği haline getirmiştir.
Lokal İleri Evre (Evre II-IVA) Tedavisi
Lokal ileri evre nazofarenks kanserinde standart tedavi, sisplatin bazlı eşzamanlı kemoradyoterapidir (radyoterapi ile birlikte haftalık veya 3 haftada bir sisplatin uygulaması).
Sun Y ve ark.'nın çalışmasına göre (NEJM, 2019), CCRT öncesi 3 kür gemsitabin+sisplatin indüksiyon kemoterapisi eklenmesi, yalnızca CCRT'ye göre sonuçları belirgin şekilde iyileştirmiştir: 3 yıllık nüks/başarısızlık-serbest sağkalım %85,3'e karşı %76,5 (HR 0,51; p=0,001); 3 yıllık genel sağkalım %94,6'ya karşı %90,3 (HR 0,43); 3 yıllık uzak nüks-serbest sağkalım %91,1'e karşı %84,4 (HR 0,43). Buna karşın akut grad 3-4 toksisite (nötropeni %28,0'e karşı %10,5) indüksiyon kolunda belirgin şekilde daha yüksektir; geç dönem ciddi toksisite iki kolda benzerdir. Bu sonuçlar, indüksiyon kemoterapisini lokal ileri evre hastalıkta CCRT öncesi standart bir yaklaşım haline getirmiştir.
ASCO ve Çin Klinik Onkoloji Derneği'nin (CSCO) ortak kılavuzuna göre (Journal of Clinical Oncology, 2021), indüksiyon kemoterapisi artık "kabul görmüş yeni bir standart" olarak değerlendirilirken, adjuvan (ameliyat/radyoterapi sonrası) kemoterapi de bir alternatif olarak sunulabilir. Ancak bu iki yaklaşımı doğrudan karşılaştıran bir randomize çalışma bulunmamaktadır — indüksiyon kemoterapisinin klinik pratikte daha sık tercih edilmesinin nedeni, daha güçlü ve güncel faz III kanıta (yukarıdaki NEJM 2019 çalışması gibi) dayanmasıdır, adjuvan yaklaşımın kanıtı görece daha eski ve zayıftır.
Nüks veya Metastatik Hastalıkta Tedavi
GEM20110714 çalışmasına göre (Zhang L, ve ark., Lancet, 2016; nihai genel sağkalım analizi Zhang L, ve ark., Journal of Clinical Oncology, 2021), nüks/metastatik nazofarenks kanserinde birinci basamakta gemsitabin+sisplatin (GP), 5-florourasil+sisplatine (PF) göre üstün bulunmuştur: progresyonsuz sağkalım HR 0,55 (p<0,001); ortanca genel sağkalım 22,1 aya karşı 18,6 ay (HR 0,72; p=0,004); 5 yıllık genel sağkalım %19,2'ye karşı %7,8 (p<0,001). Bu çalışma, GP'yi nüks/metastatik hastalıkta kemoterapi omurgası haline getirmiş ve aşağıda anlatılan immünoterapi kombinasyonlarının temelini oluşturmuştur.
Toripalimab, JUPITER-02 çalışmasına dayanarak 27 Ekim 2023'te FDA onayı almıştır — nazofarenks kanserine özel olarak onaylanan ilk FDA immünoterapisidir. İki ayrı endikasyonu vardır: (1) gemsitabin+sisplatin ile birinci basamak kombinasyon tedavisi olarak nüks/metastatik hastalıkta; (2) platin bazlı kemoterapi sonrası ilerleme gösteren hastalarda tek ajan (monoterapi) olarak. JUPITER-02 çalışmasında, toripalimab+GP kombinasyonu plasebo+GP'ye karşı ortanca progresyonsuz sağkalımı 11,7 aya karşı 8,0 aya çıkarmış (HR 0,52; p=0,0003); genel sağkalımda medyan değere ulaşılamazken kontrol kolunda 33,7 ay olmuş (HR 0,63; p=0,0083). Monoterapi endikasyonu, POLARIS-02 çalışmasına dayanır (ORR %21). Aralık 2023'te NCCN kılavuzu, toripalimab+GP'yi birinci basamakta "tercih edilen, Kategori 1" tek rejim olarak güncellemiştir.
Penpulimab-kcqx, 23 Nisan 2025'te FDA onayı almıştır — özellikle non-keratinize nazofarenks kanserinde iki endikasyonla: (1) sisplatin (veya karboplatin) + gemsitabin ile birinci basamak kombinasyon; (2) platin bazlı kemoterapi ve en az bir ek tedavi hattı sonrası ilerleme gösteren metastatik hastalıkta tek ajan. AK105-304 çalışmasında (n=291), penpulimab+kemoterapi kombinasyonu ortanca progresyonsuz sağkalımı 9,6 aya karşı 7,0 aya çıkarmıştır (HR 0,45; p<0,0001); genel sağkalım verisi onay anında henüz olgunlaşmamış olsa da olumsuz bir eğilim gözlenmemiştir. Monoterapi endikasyonu AK105-202 çalışmasına dayanır (ORR %28). Bu onay, nazofarenks kanserinde artık ikinci bir FDA onaylı anti-PD-1 seçeneğinin bulunduğu anlamına gelir.
Camrelizumab, CAPTAIN-1st çalışmasına dayanarak Çin'de (NMPA, 17 Haziran 2021) onay almıştır (ortanca PFS 9,7 aya karşı 6,9 ay; HR 0,54) ancak FDA onayı bulunmamaktadır. Tislelizumab da RATIONALE-309 çalışmasına dayanarak Çin'de (NMPA, 10 Haziran 2022) onay almış, ancak FDA onayı almamıştır. Her iki ilaç da esas olarak Çin pazarında bulunmaktadır ve Türkiye'de ruhsatlı değildir.
Tanı anında zaten metastatik (de novo Evre IVB) olan, düşük tümör yüküne sahip hastalarda ilginç bir yaklaşım, birincil tümöre yönelik konsolidasyon (lokorejyonel) radyoterapisi eklenmesidir. You R ve ark.'nın çalışmasına göre (JAMA Oncology, 25 Ağustos 2020'de yayınlandı), 3 kür indüksiyon kemoterapisine (sisplatin+5-FU) yanıt veren 126 hasta, kemoterapiye devam veya nazofarenks/boyuna lokorejyonel IMRT eklenmesi şeklinde randomize edilmiş; 24 aylık genel sağkalım %76,4'e karşı %54,5 (HR 0,42; p=0,004), 24 aylık progresyonsuz sağkalım %35,0'a karşı %3,6 (HR 0,36) bulunmuştur. Çin Klinik Onkoloji Derneği (CSCO) bu yaklaşımı 1A kanıt düzeyiyle önermektedir; NCCN kılavuzu ise iyi sistemik tedavi yanıtı sonrası bu seçeneğin değerlendirilmesine izin vermekte, ancak zorunlu kılmamaktadır. Bu çalışmanın sisplatin+5-FU indüksiyonu kullanması ve güncel gemsitabin+sisplatin/immünoterapi döneminde doğrulayıcı çalışmalara ihtiyaç duyulması, bilinen bir sınırlamadır.
Lokal/Bölgesel Nükste Tedavi: Cerrahi mi, Yeniden Radyoterapi mi?
Cerrahi olarak çıkarılabilir, lokal nükseden nazofarenks kanserinde, endoskopik nazofarengektomi ile yeniden IMRT'yi karşılaştıran çok merkezli randomize faz III çalışmaya göre (Lancet Oncology, 2021), cerrahi kolunda genel sağkalım belirgin şekilde daha yüksek bulunmuştur: 3 yıllık %85,8'e karşı %68,0, 5 yıllık %73,8'e karşı %57,2 (HR 0,47; p=0,0015). Ayrıca ciddi (grad ≥3) geç radyoterapi ilişkili toksisite cerrahi kolunda çok daha düşüktür (%13'e karşı %37), geç toksisiteye bağlı ölüm %5'e karşı %20'dir. Bu sonuçlar, cerrahi olarak ulaşılabilir nükslerde endoskopik nazofarengektominin tercih edilen yaklaşım olduğunu desteklemektedir; yeniden radyoterapi (stereotaktik teknikler dahil) esas olarak cerrahi olarak çıkarılamayan (derin kafa tabanı invazyonu, kavernöz sinüs/karotis tutulumu gibi) nükslerde uygulanmaya devam etmektedir.
Tedaviye Bağlı Yan Etkiler ve Yönetimi
Radyoterapi (IMRT)
Nazofarenks bölgesine uygulanan radyoterapi; ağız kuruluğu (kserostomi — IMRT ile belirgin şekilde azalmış olsa da tamamen ortadan kalkmaz), tat alma değişiklikleri, çene kilitlenmesi (trismus), tek/çift taraflı işitme kaybı, hipotiroidizm (tiroit bezinin radyasyon alanına yakınlığı nedeniyle) ve nadiren temporal lob nekrozu gibi yan etkilere yol açabilir. Düzenli tiroit fonksiyon testleri, diş bakımı ve çene egzersizleri (trismus önleme) tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır.
Kemoterapi (Sisplatin, Gemsitabin)
Sisplatin bazlı rejimler böbrek toksisitesi, işitme kaybı, periferik nöropati ve kemik iliği baskılanmasına yol açabilir; gemsitabin ise sıklıkla nötropeni ve karaciğer enzim yüksekliğiyle ilişkilidir. Tedavi öncesi böbrek fonksiyonu ve işitme değerlendirmesi, tedavi süresince düzenli kan sayımı takibi önemlidir.
İmmünoterapi (Toripalimab, Penpulimab)
Anti-PD-1 ajanlar, bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırmasına bağlı "immün ilişkili yan etkiler" (kolit, hepatit, pnömonit, tiroid disfonksiyonu, cilt reaksiyonları) riski taşır. Bu yan etkiler erken tanınıp tedavi edildiğinde genellikle iyi yönetilebilir; herhangi bir yeni semptom (ishal, sarılık, öksürük/nefes darlığı, aşırı yorgunluk) derhal bildirilmelidir.
Küresel Onay ve Kanıt Tarihçesi
Nazofarenks kanseri, ilaç geliştirme tarihçesinin büyük ölçüde Çin merkezli araştırma programlarınca yönlendirildiği, nispeten az sayıda ilacın FDA onayı aldığı bir hastalıktır. Bu nedenle aşağıdaki zaman çizelgesi yalnızca FDA onaylarını değil, uluslararası düzenleyici onayları ve tedavi standardını değiştiren önemli kanıtları (çalışma sonuçlarını) birlikte sunmaktadır; her madde hangi türde bir gelişme olduğunu açıkça belirtir.
Plazma EBV DNA'nın Prognostik Değeri Kanıt — Temel Biyobelirteç Çalışması
Lin JC ve ark., NEJM'de yayınlanan çalışmada, plazma EBV DNA düzeyinin tedavi öncesi/sırası/sonrasında prognostik değerini göstermiştir.
IMRT'nin Faz III Kanıtı Kanıt
Kam MK ve ark. (JCO), IMRT'nin geleneksel radyoterapiye göre parotis koruyucu üstünlüğünü randomize olarak göstermiştir.
Gemsitabin+Sisplatin (GP) Kemoterapi Omurgası
GEM20110714 çalışması (Lancet), GP'yi nüks/metastatik hastalıkta birinci basamak kemoterapi standardı olarak belirlemiştir.
EBV DNA Taraması Kanıt — Tarama Doğrulaması
Chan KCA ve ark. (NEJM), endemik bölgelerde plazma EBV DNA taramasının erken evre yakalama oranını belirgin şekilde artırdığını göstermiştir.
De Novo Metastatik Hastalıkta Konsolidasyon RT
You R ve ark. (JAMA Oncology), düşük tümör yüklü metastatik hastalıkta lokorejyonel radyoterapi eklenmesinin sağkalımı belirgin uzattığını göstermiştir.
Camrelizumab (Çin NMPA Onayı)
CAPTAIN-1st çalışmasına dayanarak, yalnızca Çin'de onay almıştır; FDA onayı yoktur.
Toripalimab (Loqtorzi) İlk FDA Onaylı İmmünoterapi
JUPITER-02 çalışmasına dayanarak, nazofarenks kanserine özel ilk FDA onaylı immünoterapi olmuştur (birinci basamak kombinasyon + platin-refrakter monoterapi).
Penpulimab İkinci FDA Onaylı İmmünoterapi
AK105-304 çalışmasına dayanarak, non-keratinize nazofarenks kanserinde onay almıştır — bu hastalıkta artık iki FDA onaylı anti-PD-1 seçeneği bulunmaktadır.
Türkiye'de Tanı, Ruhsat ve Geri Ödeme Durumu
Sisplatin ve gemsitabin, uzun süredir Türkiye'de TİTCK ruhsatlı ve SGK tarafından karşılanan standart jenerik kemoterapi ajanlarıdır. IMRT de Türkiye'deki üniversite hastaneleri ve özel onkoloji merkezlerinde yaygın olarak sunulan, SGK tarafından karşılanan standart bir radyoterapi tekniğidir — bu konuda herhangi bir erişim sorunu bildirilmemiştir.
Toripalimab (Loqtorzi) ve penpulimab, bu rehberin hazırlandığı tarih itibarıyla Türk ilaç veritabanlarında herhangi bir kayda rastlanmamıştır ve TİTCK tarafından ruhsatlandırılmamıştır — bu, toripalimabın Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından da henüz onaylanmamış olmasıyla (başvuru Aralık 2022'den beri incelemede) tutarlıdır. Camrelizumab ve tislelizumab da esas olarak Çin pazarına özgü ilaçlardır ve Türkiye'de ruhsatlı değildir. Bu nedenle bu ilaçlara Türkiye'de standart yollarla erişim şu an için mümkün değildir; güncel durumun TİTCK'nın resmi kaynaklarından doğrudan teyit edilmesi önerilir.
10 Temmuz 2025 tarihli SUT güncellemesi, pembrolizumabın geri ödeme kapsamını "nazofarenks dışı skuamöz hücreli baş-boyun kanseri" için genişletmiştir — yani bu güncelleme açıkça nazofarenks kanserini kapsam dışında bırakmaktadır. Bu, kolayca yanlış anlaşılabilecek önemli bir ayrımdır: pembrolizumabın bu güncellemeyle SGK tarafından karşılanan endikasyonları arasında nazofarenks kanseri bulunmamaktadır.
EBV DNA testi Türkiye'deki büyük laboratuvarlarda teknik olarak mevcuttur, ancak nazofarenks kanserine özgü prognostik/izlem kullanımının SGK geri ödeme kapsamındaki netliği bu araştırmada doğrulanamamıştır. Güncel ruhsat ve geri ödeme durumu hızla değişebileceğinden, tedavi kararı öncesinde TİTCK ve SGK'nın resmi kaynaklarının doğrudan kontrol edilmesi önerilir.
Sık Sorulan Sorular
- Nazofarenks kanseri neden Türkiye'de nadir ama bazı ülkelerde çok sık görülür?
- EBV enfeksiyonu, genetik yatkınlık (özellikle belirli HLA gen tipleri) ve çevresel/diyetsel faktörlerin (çocukluk çağında tuzlanmış balık tüketimi gibi) bir arada bulunması gerekir; bu kombinasyon Güney Çin, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde çok daha sık rastlanırken, Türkiye orta düzeyde risk taşıyan bir bölge olarak sınıflandırılır.
- Boyunda şişlik fark ettim, bu mutlaka nazofarenks kanseri mi demektir?
- Hayır, boyunda şişliğin enfeksiyon dahil birçok iyi huylu nedeni vardır. Ancak ağrısız, büyüyen ve geçmeyen bir boyun kitlesi mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir, çünkü nazofarenks kanserinin en sık ilk belirtisi olabilir.
- Neden bu kanserde cerrahi değil de radyoterapi ön planda?
- Nazofarenks, kafa tabanı, beyin sapı ve büyük damar/sinir yapılarına çok yakın, cerrahi olarak ulaşılması zor bir bölgededir. Bu nedenle birincil tümör için radyoterapi (IMRT), tek başına veya kemoterapi/immünoterapi ile kombine olarak, çoğu evrede standart tedavi yaklaşımıdır; cerrahi esas olarak nüks durumlarında devreye girer.
- EBV DNA testi herkese mi yapılmalı?
- Hayır. Popülasyon taraması olarak EBV DNA testi yalnızca Güney Çin gibi yüksek endemik bölgelerdeki risk grubu bireylerde önerilmektedir. Türkiye gibi orta/düşük insidanslı bölgelerde rutin toplum taraması için kanıt yeterli değildir; ancak tanı konmuş hastalarda tedavi yanıtı izlemi ve nüks taramasında değerli bir araç olabilir.
- Toripalimab veya penpulimab gibi yeni ilaçlara Türkiye'de nasıl ulaşılabilir?
- Bu ilaçlar bu rehberin hazırlandığı tarih itibarıyla Türkiye'de ruhsatlı değildir. Güncel durumu doğrudan hekiminizle veya TİTCK'nın resmi kaynaklarıyla teyit etmeniz, ayrıca uygun olabileceğiniz klinik araştırmaları sormanız önerilir.
- Sung H, ve ark. "Global cancer statistics 2024." CA: A Cancer Journal for Clinicians, 2026. DOI: 10.3322/caac.70090
- IARC Global Cancer Observatory (GLOBOCAN 2024) — Nazofarenks Kanseri ve Türkiye Ülke Bilgi Formu. gco.iarc.who.int
- American Cancer Society. Nazofarenks Kanseri — Anahtar İstatistikler ve Sağkalım Oranları (SEER verilerine dayanır). cancer.org, 3 Mart 2026 güncellemesi.
- Türkoz FP, ve ark. Türkiye'de nazofarenks kanseri risk faktörleri. Asian Pacific Journal of Cancer Prevention, 2011.
- Chang ET, Ye W, Zeng YX, Adami HO. Nazofarenks kanserinin değişen epidemiyolojisi. Cancer Epidemiology, Biomarkers & Prevention, 2021.
- Wang RZ, ve ark. HLA-A2-B46 haplotipi ve prognoz. Journal of Huazhong University of Science and Technology [Medical Sciences], 2016.
- Lin JC, ve ark. İleri evre nazofarenks kanserinde plazma EBV DNA kantifikasyonu. New England Journal of Medicine, 2004.
- Chan KCA, ve ark. Nazofarenks kanseri taramasında plazma EBV DNA analizi. New England Journal of Medicine, 2017.
- Post-radyoterapi ısrarlı plazma EBV DNA'sı ve uzun dönem sonuçlar. Oncotarget, 2016.
- NRG-HN001 çalışma protokolü, EBV DNA-yönlendirmeli adjuvan tedavi. NRG Oncology.
- Chen YP, ve ark. AJCC/UICC 9. Versiyon nazofarenks kanseri TNM evreleme sınıflaması. JAMA Oncology, 2024.
- Kam MK, ve ark. IMRT ve parotis koruma, randomize çalışma. Journal of Clinical Oncology, 2007.
- Poon EH, ve ark. IMRT'nin uzun dönem parotis koruyucu etkisi, 15 yıllık takip. Head & Neck, 2021.
- Sun Y, ve ark. Lokorejyonel ileri nazofarenks kanserinde indüksiyon kemoterapisi. New England Journal of Medicine, 2019.
- CSCO ve ASCO ortak kılavuzu, Evre II-IVA nazofarenks kanseri tedavisi. Journal of Clinical Oncology, 2021.
- Zhang L, ve ark. GEM20110714, gemsitabin+sisplatin vs 5-FU+sisplatin. Lancet, 2016; nihai analiz JCO, 2021.
- FDA onay duyurusu: Toripalimab (Loqtorzi), JUPITER-02 çalışması, 27 Ekim 2023.
- FDA onay duyurusu: Penpulimab, AK105-304 çalışması, 23 Nisan 2025.
- CAPTAIN-1st çalışması, camrelizumab. Lancet Oncology, 2021; Çin NMPA onayı 17 Haziran 2021.
- RATIONALE-309 çalışması, tislelizumab. Çin NMPA onayı 10 Haziran 2022.
- You R, ve ark. De novo metastatik nazofarenks kanserinde lokorejyonel radyoterapi. JAMA Oncology, 2020.
- Endoskopik nazofarengektomi vs yeniden IMRT, lokal nüks, randomize faz III çalışma. Lancet Oncology, 2021.
- Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 10 Temmuz 2025 (SGK SUT güncellemesi).



