Anasayfa - Kanser Haberleri - Beslenme - Genel Kanser Haberleri - Antioksidanlar kanseri öldürmüyor, tetikliyor
Antioksidanlar kanseri öldürmüyor, tetikliyor

Antioksidanlar kanseri öldürmüyor, tetikliyor

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
22.12.2016

DNA yapısındaki keşfiyle Nobel Ödülü alan ünlü bilim insanı James Watson: "Antioksidanlar kanseri öldürmüyor, tetikliyor" diyor. Yine bu yıl bilim dünyasının en saygın dergilerinde Nature'da yayımlanan başka bir makaleye göre antioksidanlar kanserin daha fazla yayılmasına yol açabilir.

DNA’nin çift sarmallı yapısını keşfeden iki bilim adamlarından biri olan James Watson, kanser hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Watson, hastalığı engellediği düşünülen antioksidanların aslında hastalığa kapı aralıyor olabileceğine dikkat çekti.

Genetik mühendisliği alanındaki araştırmalarıyla tanınan ve 1954 yılında Francis Crick ile DNA’nın çift sarmallı yapısını ortaya çıkaran James Watson, Open Biology Dergisi'nde yayımlanan en son raporunda, "ABD’nin kanserle mücadele projesinde yanlış ilerlediğini ve tedavi için kullanılan antioksidanların bazılarının hastalığı tetikliyor olabileceğini" ifade etti.

84 yaşındaki Watson, ABD’de yürütülen ve dokuzu çeşitli kanser türünü tetikleyen DNA değişimlerini keşfetmeyi amaçlayan 100 milyon dolarlık projeyi eleştiren yazısında, “Bu çalışma, ciddi şekilde ihtiyaç duyduğumuz ilacı bize kazandırmayacak” dedi.

Reuters haber ajansına açıklamalarda bulunan Watson, “Artık şu soruyu sormamız lazım: Antioksidanlar kanseri engellemek yerine daha da mı tetikliyor?” ifadesini kullandı.

Watson’ın değindiği konulardan biri de serbest oksijen radikalleri. Bu radikaller, oksidatif strese yol açarak hücrelerin bileşiklerini parçalıyor, DNA’da da bozulmalara yol açabiliyor. DNA'daki bu bozulma hücresel mekanizmalar tarafından fark edilip hasarlı hücre programlı bir şekilde ölüme yönlendiriliyor (apopitoz). İşte kanserli hücreler de bir çeşit hasarlı hücredir ve antioksidan alınması, oksidatif stresi azaltıp kanserli hücrelerin apopitoza gitmesini engelliyor olabilir.

Watson, buna rağmen bu basit tablonun aslında sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu öne sürdü. Radyoterapi ve birçok kemoterapi türü, oksijen radikalleri ortaya çıkararak kanserli hücreleri yok ediyor. Bu tedaviler, hücrelerin kendini imha etmesini sağlıyor. Watson, sanıldığının aksine "eğer bir kanser hastası çilek, böğürtlen, dut veya diğer antioksidanlar ile besleniyorsa, bu kemoterapinin işlemesini engelleyebilir" tezini ortaya attı.

ABD’li bilim adamı, “Herkes yaban mersini (blueberries), yeşil çay, E-vitamini gibi antioksidanların çok işe yaradığını düşünüyor... Ancak ben, bu maddelerin kanserli hücrelerini öldürmemizde bize engel olduğunu düşünüyorum” dedi.

Araştırmalar Watson’ı destekliyor

Yakın zamanda yapılan araştırmalar, Watson’ın raporunu destekliyor. Ekim 2015'te Nature Dergisi'nde yayımlanan makaleye göre antioksidanlar, kanserin daha hızlı yayılmasına yol açabilir. Yapılan hayvan deneyinde antioksidan verilen farelerde kanser hücrelerinin daha uzun yaşadığı ve metastazların daha yoğun yaşandığı tespit edilmiş.

Öte yandan, antioksidanları bloke eden "anti-antioksidanların", kanser ilaçlarını daha etkin hale getirebileceğine dair çalışmalar sürmekte.

Watson’ın “anti-antioksidan” teorisi, ironik bir durumu da ortaya koyuyor. 1994 yılında hayatını kaybeden biyokimyager Linus Pauling, antioksidanlar arasında yer alan C vitamininin bol miktarda alınmasını savunmuştu. Son yıllarda yapılan çalışmalar ve Watson'un görüşleri ise bizlere bunun tersini söylemekte.

Watson, kanserle umut vaat eden bir hedefin, hücrelerde bulunan Myc proteini olabileceğini belirtti. Hücreler içinde 1000’den fazla molekülü kontrol eden bu proteinin, kanserle ilişkisi olduğu düşünülüyor. Bilim adamları, Myc’i devre dışı bırakmanın apopitoz denilen süreci başlatarak, kanserli hücrelerin kendilerini imha etmelerine yaradığını düşünüyor.

Tedavi yöntemleri değişmeli

Watson, kanser tedavisinde yeni bir sayfa açan raporunu, önemli bir notla bitirdi: “Kansere karşı mücadelede en büyük engel, bugün yürütülen araştırmaların son derece tutucu olmasıdır. Bu böyle devam ederse, kanser tedavisi her zaman 10 hatta 20 yıl sonra olacak” ifadesini kullandı.

Sevgili okurlarım, tüm bunlar sizlerin gözünü korkutmamalı. Ancak, kanser tedavisinin keşfinde bilimsel olarak aldığımız ve alacağımız yol konusunda da doğru fikir sahibi olmalıyız. Kanserin tek bir hastalık olmadığını, yüzün üzerinde başlık altında neredeyse binler ile ifade edebileceğimiz alt tipler olduğunu bilmeliyiz. Vitaminler ve antioksidanlara gelince, sizi takip eden hekiminizin haberi olmadan asla bu tür ilaçlar, bitkisel ve doğal olduğu söylenen preparatlar kullanmayınız. Son yıllarda, antioksidanların potansiyel zararlarının saptanmasından sonra, alternatif tıp pazarlayıcıları bitkisel ilaçlara yöneldi. Bu tür ilaçların, sizlerin sağlığını tehlikeye atabileceğini unutmayınız.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Haftanın Sloganı
Karser yapıcı maddelerin, DNA'mıza nasıl hasar verdiğini öğrenmek ister misiniz?
Aziz Sancar'dan sigarayı bıraktıracak buluş şeklinde yankı bulan çalışma gerçekte ne anlatıyor?
Kaynak:

1. Elena Piskounova, Michalis Agathocleous, Malea M. Murphy.
Oxidative stress inhibits distant metastasis by human melanoma cells.
Nature. 2015 Oct 14. doi: 10.1038/nature15726.

2. https://www.reuters.com/article/2013/01/09/us-usa-cancer-watson-idUSBRE90805N20130109
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Kanser Haberleri
Wanna cry virüsü ile İngiltere sağlık sistemine siber saldırı
Wanna cry virüsü ile İngiltere sağlık sistemine siber saldırı
Kolon kanserinin tekrarlama ihtimali basit yaşam kuralları ile azaltılabilir
Kolon kanserinin tekrarlama ihtimali basit yaşam kuralları ile azaltılabilir
Şekerli değil şeker tadında bir Ramazan Bayramı olsun!
Şekerli değil şeker tadında bir Ramazan Bayramı olsun!
Rahim kanseri tedavisinde tartışmalı konulardan biri cevabını buldu
Rahim kanseri tedavisinde tartışmalı konulardan biri cevabını buldu