
Dijital Çöp mü, Dijital Altın mı? Yapay Zekâlı Klinik Görüşme Kayıtlarının Gerçek Değeri
Bu yazı, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisinde 3 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan “Digital Exhaust or Digital Gold? The Value of AI-Generated Clinical Visit Transcripts” başlıklı perspektif yazısından yola çıkarak hazırlanmıştır.
Yapay zekâ destekli “dijital yazmanlar” (AI scribe), artık milyonlarca muayeneyi dinleyip otomatik not hâline getiriyor. Bunu yaparken her görüşmenin hem ses kaydını hem de tam metin dökümünü (transkript) üretiyorlar. Ancak ABD’de pek çok sağlık kurumu, malpraktis kaygıları nedeniyle bu transkriptleri not finalize edilir edilmez siliyor. Yani klinik tıbbın tarihinde ilk kez bu kadar büyük ölçekte üretilen diyalog verisi, çoğu yerde daha doğmadan yok oluyor.
NEJM’de yayımlanan bu perspektif yazısı, klinik görüşme transkriptlerinin sağlık kurumları için “dijital egzoz” (gereksiz, riskli yük) gibi görülürken; araştırmacılar ve kalite geliştirme ekipleri için aslında “dijital altın” niteliği taşıdığını savunuyor. Aşağıda hem bu gerilimi hem de transkriptlerin hasta güvenliği, yapay zekâ doğruluğu ve tıbbi araştırma açısından neden vazgeçilmez olduğunu özetliyorum.
Bu yazı ne anlatıyor?
Yapay zekâ destekli klinik yazmanların ürettiği görüşme transkriptlerinin neden silindiğini, aslında hangi açılardan muazzam bir veri hazinesi olduğunu ve bu veriyi hem güvenli hem de hukuken korunaklı şekilde saklamanın yollarını ele alıyor.
Neden önemli?
Çünkü transkriptler yok edildiğinde; hem AI araçlarının gerçek performansını ölçme fırsatını hem de hastanın kendi sözlerinden öğrenebileceğimiz klinik bilgileri kaybediyoruz. Buna karşılık, bu diyalogların önemli bir kısmı özel şirketlerin modellerini eğitmek için kullanılmaya devam ediyor.

Yapay Zekâ Yazmanlar Klinik Görüşmeyi Nasıl Değiştiriyor?
Yapay zekâ yazmanlar; muayene odasındaki konuşmayı dinleyen, metne çeviren ve özetleyip epikriz taslağı oluşturan yazılımlardır. Birçok kurum, hekimlerin dokümantasyon yükünü azaltmak ve tükenmişlik riskini düşürmek için bu sistemleri hızla devreye alıyor. Bazı sağlık sistemlerinde bu araçlar artık yılda milyonlarca vizitte kullanılıyor.
Önemli bir ayrıntı: Bu sistemlerin büyük kısmı, teknik olarak “tıbbi cihaz” sınıfına girmediği için klasik anlamda bir FDA incelemesinden geçmiyor. Yani klinikte geniş ölçekli kullanıma rağmen, bağımsız ve sistematik bir güvenlik–doğruluk denetimi çoğu zaman yok.
Her bir vizitte önce ses kaydı ve tam bir transkript üretiliyor; ardından bu transkript üzerinden özet not oluşturuluyor. Hekim bu özeti kontrol edip düzenliyor, imzalıyor ve not hasta dosyasına giriyor. Asıl kritik soru şu: Bu süreçten sonra transkript ve ses kaydı ne oluyor?
Sağlık Kurumları Neden Transkriptlerden Korkuyor?
Birçok kurum için transkriptler, klinik faydadan çok hukuki risk anlamına geliyor. Gerekçe basit:
- Transkript, görüşmede kim ne demiş, hangi riskler konuşulmuş bunların tam dökümünü içeriyor.
- Malpraktis davalarında bu kayıtların delil olarak istenmesinden çekiniliyor.
- Pek çok kurum, not hekim tarafından onaylandıktan kısa süre sonra transkriptleri rutin olarak siliyor.
Yani transkriptler, risk yönetimi gözünden bakıldığında adeta bir “dijital egzoz”: Kullanılması düşünülmeyen ama üzerinde hukuki yük taşıyan yan ürünler…
Peki Şirketler Bu Verilerle Ne Yapıyor?
İronik olan şu: Sağlık kurumları transkriptleri silerken, AI yazman sağlayan şirketler çoğu zaman kimlikten arındırılmış hâliyle bu diyalogları elde tutuyor. Böylece:
- Yeni nesil klinik yapay zekâ modelleri için değerli eğitim verisi topluyorlar.
- Gerçek yaşamdan milyonlarca satırlık hasta–hekim diyalogunu analiz edebiliyorlar.
Sonuç: Klinik ve akademik dünya, transkriptlerin sunduğu fırsatlardan mahrum kalırken; diyalog verisinin stratejik değeri büyük ölçüde özel sektöre akıyor.
Dijital Egzoz Değil, Dijital Altın: Transkriptler Gerçekte Ne Sunuyor?
Bir AI yazmanın gerçek performansını anlamak için elimizde iki şey olmalı:
- Orijinal diyalog (transkript),
- Bu diyalogdan üretilen özet not.
Ancak transkriptler silindiğinde, elimizde yalnızca “flattened” yani düzleştirilmiş özet notlar kalıyor. Bu durumda:
- AI’nin neleri doğru yakaladığını,
- Hangi noktalarda atlama, çarpıtma veya halüsinasyon yaptığını,
- Hekimin bu hataları ne sıklıkla fark edip düzelttiğini
objektif olarak ölçemiyoruz.
Yakın zamanda yayımlanan bir vakada, AI yazmanın hiçbir zaman konuşulmayan “diyabet” ve “kalp hastalığı” tanılarını notun içine halüsinasyon olarak eklediği, bu bilgilerin kayıtlara geçtiği ve tedavi kararını etkilediği bildirildi. Böyle örneklerin sistematik biçimde incelenebilmesi için transkriptlere mutlaka ihtiyaç var.
Hastanın Kendi Sözleri: Tanı, İletişim ve Hastalık Öyküsüne Açılan Yeni Pencere
Transkriptler yalnızca AI değerlendirmesi için değil, klinik araştırma için de benzersiz bir kaynak sunuyor. Örneğin:
- Hekimlerin hastayı ne sıklıkla böldüğü, bunun tanı hatasıyla ilişkisi olup olmadığı,
- Nadir kanserli hastaların, tanı konmadan yıllar önce hangi ince ama kritik belirtileri dile getirdiği,
- Hastaların semptomlarını, tıbbî terminolojiden bağımsız olarak hangi kelimelerle tarif ettikleri
daha önce büyük ölçekli veriyle çalışmanın neredeyse imkânsız olduğu araştırma sorularıydı. Şimdi ise, doğru şekilde saklanan ve anonimleştirilen transkriptler sayesinde bu sorulara binlerce–milyonlarca görüşme üzerinden yanıt aramak mümkün.
Bu tür analizler; yalnızca AI araçlarının değil, bizzat klinik iletişim tarzımızın da hasta sonuçlarıyla nasıl ilişkili olduğunu görmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Transkriptleri Güvenle Saklamak İçin Hangi Adımlar Atılabilir?
1. Klinik ve Akademik Toplumun Savunuculuğu
Transkriptlerin saklanıp saklanmamasına çoğu kurumda risk yönetimi ekipleri ve hukukçular karar veriyor. Araştırmacılar ve klinisyenler:
- AI yazmanların henüz bağımsız, sistematik olarak değerlendirilmediğini,
- Transkriptler olmadan bu araçların hasta güvenliği açısından sağlam veri üretemeyeceğini,
kurum içi tartışmalarda açıkça vurgulamalı. Üstelik, hastaların giderek daha sık kendi telefonlarıyla görüşme kaydı aldıkları düşünüldüğünde, ortada zaten çok sayıda alternatif kayıt olacağı unutulmamalı.
2. Kurumlar Arası Politikaların Paylaşılması
Hiçbir kurum bu konuda “tek başına adım atan” olmak istemiyor. Anonim anketler ve ağlar üzerinden:
- Kaç kurumun transkriptleri sakladığı,
- Hangi koşullarda ve ne kadar süreyle sakladığı,
- Hasta onamı, anonimleştirme ve erişim yetkilerine dair iyi uygulama örnekleri
paylaşılabilir. Böylece her kurum, kararını boşlukta değil, kolektif bir referans çerçevesinde verebilir.
3. Kademeli ve Güvenli Saklama Modelleri
Transkriptleri “ya tamamen tut ya tamamen sil” ikilemi yerine, kademeli risk modeli ile ele almak mümkün:
- Kalıcı anonimleştirme: Hasta ve hekim kimliğine geri dönülemeyecek şekilde maskelenmiş transkriptler, araştırma için büyük değer taşır.
- Sadece kalite iyileştirme amaçlı kullanım: Bazı hukuk sistemlerinde bu tür veriler, sınırlı erişimle tutulduğunda dava süreçlerinde daha korunaklı kabul edilebilir.
- Geniş kapsamlı araştırma için: Hasta ve hekim kimliğine bağlanabilen verilerde, yasal “güvenli limanlar”, belli süreler için transkriptlerin keşfe kapalı tutulduğu malpraktis blackout dönemleri gibi yeni mekanizmalara ihtiyaç olabilir.
Elbette bu tür yasal düzenlemeler kendiliğinden gelmeyecek; araştırmacı ve klinisyenlerin aktif savunuculuğu olmadan bu adımların atılması zor görünüyor.
Sonuç: Sadece Notu Değil, Diyaloğu da Korumak
Yapay zekâ yazmanlar, hem yönetim kademeleri hem de sahadaki hekimler tarafından nadir görülen bir hızla benimsendi. Ancak bu araçların ürettiği ham veriyi sistematik biçimde yok ederek, tıbbın kendi kendini değerlendirme ve geliştirme şansını da törpülüyoruz.
Klinik diyaloglar, yalnızca bir notun ham maddesi değil; hasta güvenliği, tanısal doğruluk, iletişim kalitesi ve yapay zekâ araçlarının güvenilirliği için eşsiz birer kayıt. Araştırmacılar, klinisyenler ve hukukçular bir araya gelerek, transkriptleri hem güvenli hem de etik biçimde koruyacak modeller tasarlayabilir. Aksi hâlde, sağlık sistemleri için “risk” gibi görünen bu veriler, yalnızca dışarıdaki şirketler için dijital altın olmaya devam edecek.
Kaynak
Goodman, K. E., & Morgan, D. J. (2025). Digital Exhaust or Digital Gold? The Value of AI-Generated Clinical Visit Transcripts. New England Journal of Medicine. Yayın tarihi: 3 Aralık 2025. DOI: 10.1056/NEJMp2514616. Makalenin tam metnine NEJM web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.



