
Kutsanmış Yara: Azize Agata'nın Memeleri ve Acının Anlamı
23. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi)
Dün İskenderiyeli Leonides'i konuşmuştuk. O, hayat kurtarmak için memeyi kesen (mastektomi) cesur bir cerrahtı. Bugün ise rotamızı aynı yüzyılın (MS 3. yy) Sicilya'sına çeviriyoruz.
Leonides'in şifa için kullandığı o bıçak ve kızgın demirler, Katanya şehrinde genç bir kadının üzerinde bir "işkence aleti" olarak parlıyordu. Onun adı Agata'ydı. Ve onun hikayesi, tıp tarihinin en dokunaklı "ruhsal direniş" örneği olacaktı.
1. Zindandaki ışık: Bir kadının direnişi
Yıl MS 251. Roma İmparatoru Decius, Hristiyanlara karşı acımasız bir sürek avı başlatmıştı. Katanya valisi Quintianus, şehrin en soylu ve güzel kadını olan Agata'yı gözüne kestirmişti. Onu hem inancından döndürmek hem de bedenen sahip olmak istiyordu.
Ancak Agata'nın iradesi, Roma'nın kılıçlarından daha keskindir. Reddedilen vali, gururu kırılmış bir öfkeyle, tarihin en vahşi emirlerinden birini verir: "Memelerini kerpetenle sökün!"
Bu sözler, sadece bir çığlık değildi. O dönemde meme; anneliğin, besleyiciliğin ve "kadın olma"nın kutsal simgesiydi. Quintianus onu sakatlayarak sadece bedenini değil, kimliğini ve onurunu da yok etmek istiyordu. Ancak Agata, bedeni parçalanırken ruhunu birleştirmeyi başardı.
2. Acının dönüşümü: İşkenceden şifaya
Efsaneye göre Agata zindanda kan kaybından ölmek üzereyken bir vizyon görür. Aziz Petrus hücresine gelir ve o korkunç yaraları mucizevi bir şekilde iyileştirir. Agata daha sonra kızgın kömürler üzerinde şehit edilse de, tarih onu daima "iyileşmiş memeleriyle" hatırlar.
Peki, bu dini hikaye onkoloji tarihi için neden önemli?
Yüzyıllar boyunca, anestezi ve ağrı kesicinin olmadığı çağlarda mastektomi olan kanserli kadınlar, Agata'nın zindanda çektiği acının aynısını yaşadılar. Onun hikayesi, bu acı verici deneyimin bir "ayna"sı oldu.
Kanserli kadınlar, "O dayandıysa, ben de dayanabilirim" diyerek ondan güç aldılar. Bugün meme kanseriyle savaşan kadınlar için kullanılan "Agata'nın Askerleri" terimi buradan gelir.
Sanatta Agata, kesik memelerini bir tepside taşırken resmedilir. Bu korkunç değil, zafer dolu bir görüntüdür: "Bedenimden parçalar eksilse de, ben hala bütünüm ve ayaktayım."
3. Roma'nın üç yüzü: Doku, mizaç ve ruh
Son üç günde incelediğimiz bu üç figür, antik dünyada bir kadının kanserle karşılaştığında yaşayabileceği üç farklı gerçekliği temsil eder. İşte 3. Yüzyılın Onkoloji Özeti:
Yararlanılan kaynaklar
- "The Miracles of St. Agatha." Italian Sons and Daughters of America.
- "Agatha of Sicily." Wikipedia.
- "Agueda of Catania: The Patron Saint of Patients With Breast Diseases." PubMed.
- "Breast Cancer in Antiquity." SciELO.




Tıbbın Sınırlarında Bir Teselli
Biz hekimler tümörleri çıkarabiliriz, kemoterapi ile hücreleri yok edebiliriz, radyoterapi ile hastalığı yakabiliriz. Ancak hastanın ruhunda açılan yaraları sarmak için bazen bilimden fazlasına, "anlama" ihtiyaç duyarız.
Azize Agata'nın hikayesi, binlerce yıldır kadınlara şunu fısıldıyor: Hastalık bedeninizi eksiltebilir ama ruhunuzu asla. Meme kanseri tedavisinde bugün geldiğimiz noktada, organ koruyucu cerrahiler ve rekonstrüksiyon (yeniden yapım) teknikleri ile Agata'nın yaşadığı o fiziksel travmayı unutturmaya çalışıyoruz. Ancak onun temsil ettiği o "yenilmez ruh", her kanser hastasının içinde yaşamaya devam ediyor.