Hayatımızın en sıcak günlerine tanık oluyoruz. Akdeniz kıyılarımızda gündüz sıcaklık değerleri 45 derecenin üzerine çıkıyor. Yunan Mitolojisi’nde adı geçen üç başlı canavar "Kerberos"un adı verilen bu sıcak hava dalgası, İtalya’nın Sicilya ve Sardunya adalarında hava sıcaklıklarını 48 dereceye kadar yükseltiyor. Sadece Avrupa Birliği ülkelerinde geçtiğimiz yıl sıcak hava dalgası yüzünden 60 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Son yıllarda, "sıcak hava dalgası", "küresel ısınma" ve "iklim değişikliği" kavramları sıklıkla gündeme gelmekte ve bilim dünyasında, politika yapıcılar arasında ve halk arasında önemli tartışmalara yol açmaktadır. Ancak bu terimlerin ne anlama geldiği, birbirleriyle nasıl ilişkili oldukları ve neden bu kadar önemli oldukları konusunda genellikle bir belirsizlik vardır. Bu yazıda, bu kavramları açıklığa kavuşturmayı, aralarındaki farkları belirlemeyi ve neden bu konuların herkes için önemli olduğunu anlamamızı sağlamayı hedefliyoruz. Sıcak hava dalgalarının sıklığının ve yoğunluğunun arttığı, küresel ısınmanın hızlandığı ve iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha belirgin hale geldiği bir dünyada, bu konuları anlamak ve üzerinde bilinçli olmak, sadece bilim insanları ve politika yapıcılar için değil, tüm insanlık için hayati öneme sahiptir.

Sıcak Hava Dalgası nedir?

Sıcak hava dalgası, genellikle birkaç gün veya daha uzun süre boyunca olağanüstü yüksek sıcaklıkların yaşandığı bir dönemdir.

Bununla birlikte sıcak hava dalgalarının kesin bir tanımı yoktur çünkü neyin "sıcak" olduğu, yerel iklim ve mevsime bağlıdır. Ancak genellikle, bir sıcak hava dalgası, normalden çok daha yüksek sıcaklıkların birkaç gün boyunca devam ettiği bir dönem olarak tanımlanır.

Sıcak hava dalgaları, genellikle yüksek basınç sistemlerinin bir bölge üzerinde yerleşik kalması sonucu oluşur. Bu sistemler, soğuk hava ve bulutların bölgeye girmesini engeller, bu da sıcaklıkların yükselmesine ve birkaç gün veya daha uzun süre boyunca yüksek kalmasına neden olur.

Sıcak hava dalgaları sırasında en yaygın sağlık sorunlarından biri dehidrasyondur (sıvı kaybı). Yüksek sıcaklıklar, vücudun daha fazla su kaybetmesine neden olur ve bu da dehidrasyona yol açabilir. Dehidrasyon, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik ve hatta bilinç kaybına neden olabilir.

Ayrıca, sıcak hava dalgaları, kalp krizi ve inme (felç) gibi daha ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilir. Yüksek sıcaklıklar, vücudun normal ısı düzenlemesini bozabilir ve bu da kalp ve dolaşım sistemine ekstra stres yükleyebilir.

Küresel Isınma nedir?

Küresel ısınma, Dünya'nın ortalama yüzey sıcaklığının artışını ifade eder.

İklim değişikliği ve küresel ısınma teknik olarak farklı kavramlardır, ancak birbiriyle yakından ilişkilidirler ve genellikle birlikte tartışılırlar.

Küresel ısınma, genellikle insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazlarının bir sonucu olarak gerçekleşir. Bu gazlar, güneş ışığını ve ısıyı tutar ve Dünya'nın ısısını artırır. Bu, "sera etkisi" olarak bilinir ve doğal bir süreçtir, ancak insan faaliyetleri (özellikle fosil yakıtların yanması ve ormansızlaşma) bu etkiyi güçlendirir ve hızlandırır.

İklim Değişikliği nedir?

İklim değişikliği, küresel ısınmanın yanı sıra, yağış düzenlerindeki değişiklikler, deniz seviyesindeki yükselme, buzulların erimesi ve diğer geniş çaplı çevresel ve atmosferik değişiklikleri ifade eder.

İklim değişikliği, hem doğal süreçlerin (örneğin volkanik aktivite ve güneş radyasyonundaki değişiklikler) hem de insan faaliyetlerinin bir sonucu olabilir. İklim değişikliğine iyi bir örnek, 10 Temmuz 2023’te Karadeniz'de, özellikle Ordu ilinde yaşanan sel felaketidir. Ordu, tarihinin en yıkıcı sel olayı ile hem de yaz ayında karşılaştı.

İklim değişikliği, yağış desenlerini değiştirebilir ve bu da bazı bölgelerde daha yoğun yağışlara ve dolayısıyla daha sık ve daha şiddetli sel olaylarına yol açabilir. Bu tür olaylar, özellikle altyapının bu tür hava olaylarına hazırlıklı olmadığı yerlerde büyük hasara ve yaşam kaybına neden olabilir.

Ancak, belirli bir hava olayını doğrudan iklim değişikliğine bağlamak genellikle zordur, çünkü hava olayları karmaşıktır ve birçok faktörün etkisi altındadır. Ancak, genel olarak, iklim değişikliği daha sık ve daha şiddetli hava olayları riskini artırır ve bu da sel, kuraklık, sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava olaylarına yol açabilir.

Kısacası, küresel ısınma iklim değişikliğinin bir parçasıdır ve genellikle iklim değişikliğine neden olan ana etmenlerden biri olarak kabul edilir. Her iki terim de genellikle birbiriyle eşanlamlı olarak kullanılır, ancak her birinin kendi özgül anlamı vardır.

İklim Değişikliğinin Etkileri Nelerdir?

Değişen bir iklim mahsulün büyümesini ve insan sağlığını etkilerken birçok insanın evlerini terk etmesi gerekebilir. Belirli türleri artan bir yok olma riskine sokar. İklim değişikliğinin etkileri gerçektir ve şimdiden olmaktadır.

Göreceğimiz iklim değişikliği seviyesi, tehlikeli sera gazı emisyonlarını ne kadar hızlı azalttığımıza bağlı . Bugün tüm emisyonları durdursak bile, bazı değişiklikleri engelleyemezdik. Ancak, emisyonları ne kadar çabuk azaltırsak, değişiklikler o kadar küçük olacaktır.

iklin değişikliğinini nedenleri ve tetikleyicileri nelerdir

Aerosol emisyonları, atmosfere salınan çok küçük katı veya sıvı parçacıkları ifade eder. Bu parçacıklar genellikle çeşitli insan aktiviteleri (örneğin, fosil yakıtların yanması, endüstriyel süreçler, tarım faaliyetleri) ve doğal süreçler (örneğin, volkanik patlamalar, deniz spreyi) sonucunda atmosfere salınır.

Sıcak Hava Dalgaları Yeni Bir Sorun mu? Yakın Tarihteki Gelişimi

Sıcak hava dalgalarının sıklığının ve yoğunluğunun son yüzyılda arttığı bilinmektedir. Bu eğilim, iklim değişikliği ve küresel ısınma ile doğrudan ilişkilidir. İklim değişikliği, sıcaklık ve yağış düzenlerinde değişikliklere neden olur, bu da daha sık ve daha yoğun sıcak hava dalgalarına yol açabilir.

NASA'nın Küresel İklim Değişikliği verilerine göre, 2020 yılı, Dünya'nın küresel ortalama yüzey sıcaklığının kayıtların tutulmaya başlandığı 1880 yılından bu yana en sıcak yıl olan 2016 ile istatistiksel olarak eşleşti. "İstatistiksel olarak eşleşti" ifadesi, 2020 ve 2016 yıllarının ortalama sıcaklıklarının istatistiksel olarak aynı olduğu anlamına gelir ve bu, 2020'nin de tarihin en sıcak yıllarından biri olduğunu gösterir.

Küresel Isınmanın Etkileri Her Yerde Aynı mıdır?

NOAA'nın (ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi) Küresel İklim Değişikliği verilerine göre, ısınma tüm gezegen üzerinde eşit olmamıştır, ancak küresel ortalama sıcaklıkta görülen yukarı yönlü trend, soğuyan alanlardan daha fazla alanın ısındığını göstermektedir.

1880'den bu yana, kara ve okyanus sıcaklığı, on yılda 0.08 santigrat derece oranında artmıştır; ancak, 1981'den bu yana artış hızı iki katından fazla olmuştur: on yılda 0.18 °C.

Aşağıda, NASA tarafında kaydedilen, 1880'den 2022'ye Küresel Isınma trendi görülebilir:

Daha fazla ısınan bölgeler genellikle karalar ve özellikle Arktik (Kuzey Kutbu) bölgesidir. 1993 ve 2022 yılları arasındaki küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki trendler, gezegenin çoğunun ısındığını (sarı, turuncu, kırmızı renklerle gösterilmiştir) ve sadece birkaç yerin, çoğunlukla Güney Yarımküre okyanuslarında, bu süre zarfında soğuduğunu göstermektedir.

143 yıllık kayıtta en sıcak 10 yılın tümü 2010'dan bu yana gerçekleşti ve son dokuz yıl (2014–2022) kayıtlardaki en sıcak dokuz yıl oldu.

Gelecekteki ısınma miktarı, önümüzdeki on yıllarda ne kadar karbondioksit ve diğer sera gazlarını yaydığımıza bağlı olacaktır. Bugün, fosil yakıtları yakma ve ormanları temizleme gibi aktivitelerimiz, her yıl atmosfere yaklaşık 11 milyar metrik ton karbon ekler. Bu, doğal süreçlerin çıkarabileceğinden daha fazla karbondur, bu nedenle atmosferdeki karbondioksit her yıl artar.

Eğer yıllık emisyonlar 2000 yılından bu yana olduğu gibi hızla artmaya devam ederse, modeller bu yüzyılın sonunda küresel sıcaklığın 1901-1960 ortalamasından en az 2.8 derece Santigrat daha sıcak olacağını ve belki de 5.7 derece daha sıcak olacağını öngörüyor. Eğer yıllık emisyonlar daha yavaş artar ve 2050'ye kadar önemli ölçüde azalmaya başlarsa, modeller sıcaklıkların hala 20. yüzyılın ilk yarısından en az 1.3 derece daha sıcak olacağını ve belki de 3.3 derece daha sıcak olacağını öngörüyor.

Bu veriler, sıcak hava dalgalarının sıklığının ve yoğunluğunun gelecekte artabileceğini ve bu durumun özellikle hassas gruplar ve kronik hastalıkları olan kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, iklim değişikliği ile mücadele ve uyum sağlama stratejileri, halk sağlığı ve tıbbi bakım açısından hayati öneme sahiptir.

Küresel Isınmanın Ne Anlama Geldiğini Görmeye Başlıyoruz

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, "Geçtiğimiz 3 sene içerisinde atmosferin kendi ısınmasını maskeleyen birtakım olaylar vardı. Bunlar da okyanus akıntılarıydı. La Nina, Pasifik Okyanusu’ndaki suların daha da soğumasına neden oluyordu. Öyle olduğu için de dünyanın ne kadar ısındığı belli olmuyordu. Fakat La Nina, nisan-mayıs gibi sona erdi ve bu maskeleme de ortadan kalktı. Şimdi, küresel ısınmanın ne anlama geldiğini görmeye başlıyoruz" dedi.

Ülkelerin ve kıtaların sıcaklık değerleri toplanarak elde edilen küresel hava sıcaklığı, iklim krizi ile son yılların zirvesine ulaşıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) verilerine göre, 2023-2027 arasında küresel hava sıcaklığının, en az bir kez, sanayi devrimi öncesi sıcaklık seviyelerini 1.5 derece aşma olasılığı yüzde 66 olarak hesaplanıyor. Küresel sıcaklığın gelecek 5 yıl içinde El Nino iklim modeliyle rekor seviyelere çıkması bekleniyor.

Sıcak Hava Dalgasının Sağlık Etkileri Nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, iklim değişikliği sonucunda 21. yüzyılda küresel sıcaklıklar ve sıcak hava dalgalarının sıklığı ve yoğunluğu artacak. Yüksek hava sıcaklıkları insan sağlığını etkileyebilir ve ek yaşam kayıplarına yol açabilir. Uzun süreli yüksek gündüz ve gece sıcaklıkları, insan vücudunda kümülatif fizyolojik stres yaratır ve küresel ölüm nedenlerinin başında gelen solunum ve kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve böbrek hastalığı gibi durumları kötüleştirir. Sıcak hava dalgaları, genellikle kısa süreliğine büyük toplumları akut olarak etkiler, genellikle halk sağlığı acil durumlarını tetikler ve aşırı ölüm oranlarına ve sosyoekonomik etkilere yol açar. Ayrıca, sıcak hava dalgaları genellikle sağlık tesislerini, ulaşımı ve su altyapısını bozan enerji kıtlıklarına neden olabilir, bu da sağlık hizmeti sunma kapasitesinin kaybına yol açabilir.

Sıcak hava dalgalarından, Akdeniz’e kıyı olan ülkeler kadar etkilenen bir diğer bölge Hindistan'dır. Hindistan’da sıcak hava dalgaları genellikle Mart ile Haziran ayları arasında meydana gelir ve bazı nadir durumlarda Temmuz'a kadar uzanabilir. Ülkenin kuzey bölgelerinde her yıl ortalama beş-altı sıcak hava dalgası olayı meydana gelir. Tekil olaylar haftalar sürebilir, ardışık olarak meydana gelebilir ve geniş bir toplumu etkileyebilir.

Sıcak hava dalgaları ciddi ve beklenmedik yaşam kayıplarına, sağlık sorunlarına, tarım kayıplarına ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır.

Sıcak Çarpması nedir?

Sıcak çarpması, vücut ısısının kontrol sisteminin aşırı sıcaklık koşullarında başarısız olması durumudur.

Sıcaklık artışları önemli bir halk sağlığı sorunu; basit baş ağrısı gibi bir belirtiden o dönem içinde artan ölümlere yol açabiliyor. Nüfusun yaşlanması, kronik hastalıkların yüksek sıklığı, şehirleşmenin artması bu sorunlar riski arttırıyor. Bu artışlar sağlık hizmeti kullanımındaki artışlara sebep olarak ek riskler de oluşturabiliyor.

Sıcaklığa maruz kalındığında, insanda vücut ısısı kontrol sistemi, sıcağın etkisini dengelemek için tepki verir. Hava şartları ne olursa olsun vücudumuz ortalama 37 santigrat derece vücut ısısını korumak üzere çaba gösterir. Hava sıcaklığı arttıkça, vücut strese girer; ısısını düşürmek üzere daha fazla çalışır. Isı kaybını sağlamak için deriye yakın damarlar genişler ve terlemeye başlarız. Damarların genişlemesi nedeniyle tansiyon düşer ve vücutta kan dolaşımını sağlamak için kalbin daha hızlı, daha fazla çalışması gerekir. Kalbimiz hızlı atar ve nefes alışımız sıklaşır. Terimiz buharlaşırken deri üzerinden ısı kaybı sağlamaya, daha az idrar çıkararak da vücut sıvısını korumaya çalışırız.

Sıvı ve terle kaybettiğimiz mineraller nedeniyle halsiz düşeriz. Bitkinliğe çoğu zaman baş ağrısı eşlik eder. Mide bulantısı, kas kasılmaları, cildin giderek kuruması sorunun arttığına işarettir. Vücut sıcaklığı 40 santigrat dereceyi aştığında, yasamı tehdit eden, çoklu organ bozukluğuna yol açan bir durum olan sıcak çarpması oluşur. Bilincimiz bulanıklaşır ya da kaybolur. Tansiyon çok düşerse hayati organlara yeterince kan ulaşamaz ve kalp krizi riski artar. Bu nedenle, sıcak hava ölümlerinin çoğu, vücudun bu stresinden dolayı kalp krizi ve inme nedeniyle meydana gelir.

Sıcak çarpması yaşan bir birey, hemen serin bir yere alınmalı, vücut ısısı buz veya soğuk havlu kompresleri ile düşürülmeli, kaybedilen sıvı ve mineralleri serum yerine koyulmalı ve bu durumdaki kişilerin tansiyon, nabız, bilinç durumu gibi belirtileri yakın takip edilmeli.

İlgili konu: Sıcak Hava ile Nasıl Mücadele Edilir?

Erken Uyarı Sistemleri ve Önemi

Erken uyarı sistemleri, iklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle artan sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olaylarının etkilerini tahmin etmek ve hafifletmek için hayati öneme sahiptir. Bu sistemler, gelişmiş meteorolojik veriler ve sıcaklık gözlemleri kullanarak sıcaklık dalgalarını doğru bir şekilde tahmin eder ve böylece halkı, özellikle de risk altındaki grupları, olası sağlık risklerine karşı uyarır. Bu, özellikle yaşlılar, çocuklar, hamile kadınlar ve kronik hastalıkları olanlar gibi daha savunmasız grupların korunmasında önemlidir.

Erken uyarı sistemlerinin etkinliği, toplumların bu uyarılara nasıl yanıt verdiği ve kendilerini aşırı sıcaklık koşullarına nasıl hazırladıkları ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle, erken uyarı sistemlerinin yanı sıra, bireylerin ve toplulukların pratik stratejileri uygulaması son derece önemlidir. Bu stratejiler arasında bol miktarda sıvı tüketmek, serin kalabilmek için gölgeli alanları kullanmak ve aşırı sıcak saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınmak bulunur. Ayrıca, yerel yetkililer, sağlık hizmet sağlayıcıları ve toplum örgütleri arasındaki işbirliği, etkili sıcak hava dalgası hazırlık stratejileri uygulamak açısından kıymetlidir. Bu, halkın eğitim kampanyalarını, hassas bölgelerde soğutma merkezlerinin kurulmasını ve sıcak hava dalgaları sırasında kimsenin yardımsız bırakılmamasını sağlamak için topluluk destek ağlarının geliştirilmesini içerir.

Son Sözler, Küresel Isınma ve İklim Değişikliğinden Şüphe Edenler İçin

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında geniş çapta bilimsel fikir birliği olmasına rağmen, bazı kişiler ve gruplar bu konuları inkar etmeye veya şüpheye düşmeye devam ediyor. Bu kişiler genellikle, iklim değişikliğinin doğal bir süreç olduğunu, insan faaliyetlerinin iklim üzerinde önemli bir etkisi olmadığını veya bilim insanlarının iklim değişikliği konusunda anlaşmazlık içinde olduğunu iddia ederler. Ancak, bu iddialar genellikle bilimsel kanıtlarla çelişir. İklim bilimcilerin büyük çoğunluğu, Dünya'nın ısınmasının büyük ölçüde insan faaliyetleri sonucu olduğunda hemfikirdir ve bu ısınmanın ciddi ve potansiyel olarak yıkıcı etkileri olabileceği konusunda uyarıyorlar. İklim değişikliği inkarcılığı, genellikle bilimsel gerçeklerden ziyade politik veya ideolojik inançlara dayanır ve bu, etkili iklim politikalarının uygulanmasını engelleyebilir. Bu nedenle, bilimsel gerçeklere dayalı bilinçli bir tartışma ve eylem, iklim değişikliği ile başa çıkmak için hayati öneme sahiptir.