1
Vebalı Gibi Dışlananlar: Bulaşma Korkusu ve İlk Kanser Hastanelerinin Trajik Doğuşu

Vebalı Gibi Dışlananlar: Bulaşma Korkusu ve İlk Kanser Hastanelerinin Trajik Doğuşu

52. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi)

Tıbbi bir yanılgının yarattığı toplumsal dışlanma hikayesi: Korkudan doğan onkoloji merkezleri ve Reims’te sürgün edilen hastalar.

Bir önceki gün (51. Gün), Amsterdamlı hekim Nicolaes Tulp’un, kanserli bir anneden süt emen çocuğun da kanserleştiği yönündeki hatalı gözleminin "kanser bulaşıcıdır" (Contagion Theory) hükmüne nasıl yol açtığını incelemiştik. Bilim dünyasındaki bu yanlış önerme, halk nezdinde kontrolsüz bir korkuya ve kanser hastalarının toplumdan tamamen tecrit edilmesine neden olmuştur. Bu tarihsel analiz; tıbbi bir hatanın sosyal maliyetini ve günümüzde onkoloji merkezlerinin nasıl "ihtiyaçtan" değil, bir "dışlanma" zorunluluğundan doğduğunu isabetli bir bakış açısıyla ortaya koymaktadır.

17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyılın ortalarına kadar uzanan karanlık dönemde, kanser hastaları sadece fiziksel acılarıyla değil, toplumun onlara duyduğu korku ve iğrenme hissiyle de mücadele etmek zorunda kaldılar. Tıbbi bir otoritenin "bulaşıcı" ilanı, hastaları evlerinden ve şehirlerinden kovan bir sosyal hükme dönüşmüştü.

Kapanan kapılar ve "miasma" korkusunun gölgesi

O dönemde kanser, özellikle ileri evrelerde ülserleşen, kötü kokulu ve kanamalı yaralarla karakterizeydi. Hekimler, hastalıkların havadan bulaştığına inanılan "Miasma" (Kötü Hava) teorisine sıkı sıkıya bağlıydılar.

Havanın Zehirlenmesi

Açık yaralardan yayılan kokunun havayı zehirlediği ve aynı ortamdaki sağlıklı insanlara kanser bulaştırdığına inanılmaya başlandı.

Hastaneden Tahliye

Hôtel-Dieu gibi köklü hastaneler, "diğer hastaları ve personeli korumak" gerekçesiyle kanser vakalarını kabul etmeyi reddetti.

Aileler, kanser olan yakınlarını aynı evde tutmaktan korkar hale gelmiş, onları sokaklara terk etmişlerdi. Kanser hastaları, Orta Çağ’daki cüzzamlılar gibi lanetlenmiş birer figür olarak görülüyordu. Polonya'daki Saint-Lazare gibi kurumlarda bu hastalara halk arasında tek bir isim veriliyordu: "Çürüyenler" (Putrefied).

Reims’te bir merhamet ışığı ve şehrin isyanı

Hastaların çaresizlik içinde kıvrandığı bu dönemde, Fransa'nın Reims kentinde Katedral Rahibi Jean Godinot (1661-1749) sessizliğini bozdu. Godinot, kendi servetinden 25.000 pound bağışlayarak, sadece kanser hastalarına hizmet verecek özel bir kurum inşa ettirdi.

Hôpital des Cancers (1740)

Dünya tarihinin bu ilk "Kanser Hastanesi" kapılarını açtığında beklenen şifa ortamı değil, büyük bir halk protestosuyla karşılaştı. Reims sakinleri, hastanenin bacalarından çıkan dumanın ve pencerelerden yayılan havanın rüzgarla kendi evlerine taşınacağından, çocuklarının "zehirleneceğinden" ölesiye korkuyorlardı.

Halkın baskısı ve bitmek bilmeyen histerisi sonucunda, 1779 yılında yerel yetkililer pes etmek zorunda kaldı. Tarihin bu ilk kanser hastanesi, içindeki hastalarla birlikte şehir surlarının dışına, yerleşim yerlerinden çok uzak, ıssız bir tepeye taşındı. Bu olay, onkoloji tarihindeki "mekânsal dışlanmanın" en somut kanıtıdır.

Korkudan doğan ihtisaslaşmış onkoloji merkezleri

Tarihin büyük ironisi burada gizlidir: Bugün modern tıbbın en büyük başarılarından sayılan "Özelleşmiş Onkoloji Merkezleri", ilk kez bilimsel bir gelişim ihtiyacından değil, toplumun bulaşma korkusundan ve hastaları göz önünden uzaklaştırma arzusundan doğmuştur.

Halk onları şehrin dışına sürgün etmişti; ancak o izole koğuşlarda yatan hastalar, tıbbın bu gizemli hastalığı ilk kez "toplu ve odaklı" bir şekilde inceleyebilmesi için farkında olmadan bir laboratuvar ortamı yaratmıştı. Bu tecrit süreci, kanserin aslında bulaşıcı olmadığını, bedenin iç sistemleriyle (lenfatik otoyollar) ilgili olduğunu kanıtlayacak yeni teorilere zemin hazırladı.

53. gün yazımızda, kanserin "kara safra" değil, "asitleşmiş lenf sıvısı" olduğu iddiasıyla kimya ve tıbbı birleştiren François de le Boë Sylvius’un dünyasına konuk olacağız.

Korkunun yerini bilim ve şefkat almalıdır

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan & Editör Masası

Tarihin bu tozlu sayfaları bize şunu fısıldıyor: Bilimsel bir veri (bulaşma korkusu gibi) yanlış yorumlandığında, toplumsal damgalama (stigma) kanserin kendisinden daha yıkıcı olabilir. Bugün onkoloji merkezlerimiz şehrin en merkezi noktalarında, hayatın tam kalbinde yer alıyorsa, bu Jean Godinot gibi cesur zihinlerin başlattığı o sessiz mücadelenin sonucudur.

İsabetli rehberlik, hastalarımızı sadece tıbbi olarak değil, sosyal olarak da kucaklamayı gerektirir. Biyolojik restorasyonun tam anlamıyla sağlanması için, hastanın toplumdan izole edildiği o karanlık geçmişin izlerini silmek ve şifayı şeffaf bir iletişimle inşa etmek zorundayız. Kanser bir sürgün nedeni değil, bir dayanışma çağrısıdır.

Bilimsel Referanslar ve Kaynaklar

  • 1. Karamanou M, et al. "Cancer asylums and the social stigma of the disease in Europe (16th-19th century)." Journal of BUON, 2017;22(5):1367-1370.
  • 2. Skuse A. "How the history of medicine influenced our perception of cancer." Cancer Research UK, 2022.
  • 3. Mukherjee S. The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer. Scribner, 2010.
  • 4. Pinell P. "The birth of oncology." The Birth of Cancer Control, 2002.

Sağlık ve Mutlulukla Kalın...

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Kanser tanısına sahip bir hasta için online muayene randevusu hakkında bilgi almak için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.


İlgili Haberleri


Bıçak Kemiğe Dayandığında: John Hunter ve Kanserin Hareketli Sırrı

Bıçak Kemiğe Dayandığında: John Hunter ve Kanserin Hareketli Sırrı

65. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi) Modern cerrahi evrelemenin...

Kırmızı Balmumu ve Ölümün Sanatı: Frederik Ruysch’un Tümörleri Haritalayan Gizli Reçetesi

Kırmızı Balmumu ve Ölümün Sanatı: Frederik Ruysch’un Tümörleri Haritalayan Gizli Reçetesi

64. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi) Kanser beslenmesinin ilk...

Enfiye Kutularındaki Zehir: John Hill'in 200 Yıl Önceki Unutulan Tütün Uyarısı

Enfiye Kutularındaki Zehir: John Hill'in 200 Yıl Önceki Unutulan Tütün Uyarısı

63. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi) Tütün ve kanser...

Köpek, Zehir ve Neşter: Bernard Peyrilhe'nin Çılgın Deneyi ve Deneysel Onkolojinin Doğuşu

Köpek, Zehir ve Neşter: Bernard Peyrilhe'nin Çılgın Deneyi ve Deneysel Onkolojinin Doğuşu

62. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi) Kanseri laboratuvara sokan...

Hakkımda

Özgeçmişim, kanser tanı ve tedavisine dair çalışmalarım ve ilgi alanlarım için tıklayın.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Hakkında