Anasayfa - Sağlık Haberleri - Kalp-damar sağlığı - Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ÜRİK ASİT düzeyi ilişkisi

Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ÜRİK ASİT düzeyi ilişkisi

Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ÜRİK ASİT düzeyi ilişkisi
paylaşwhatsappfacebooktwitterlinkedin
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
24.01.2020

Önemi az bilinen bir kan değeri – ürik asit!

Kan ürik asit seviyesi yüksekliğinin, gut hastalığı ve böbrek hastalıkları ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar ürik asit yüksekliğinin aynı zamanda, kalp damar hastalıkları riskini artıran önemli faktörlerden biri olduğunu gösterdi. Ancak ürik asit düzeyinin hangi seviyelerde kalp damar hastalıkları riskini arttırdığı ise net değildi.

Geçtiğimiz günlerde kardiyolojinin önemli dergilerinden Hypertension'da bu konu ile ilgili önemli bir çalışma yayımlandı. Çalışma, İtalyan Hipertansiyon Derneği tarafından İtalya’nın çeşitli merkezlerinde, en az 20 yıl boyunca takip edilen toplam 22.714 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Bu çalışmada kan ürik asit değerinin toplam ölüm riskini ve kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini artıran eşik değerinin bulunması amaçlandı. Toplam ölüm, herhangi bir nedenle ölüm; kalp damar hastalığına bağlı ölüm ise ölümcül miyokard enfarktüsü (kalp krizi), inme, ani kardiyak ölüm veya kalp yetmezliğine bağlı ölüm olarak tanımlandı.

Ürik asit nedir?

Ürik asit, moleküler ağırlığı 168 g/mol olan, karbon, oksijen, nitrojen ve hidrojenden oluşan organik bir bileşiktir. İnsan ve gelişmiş primatlarda pürin metablozmasının son ürünüdür ve bu hali ile pürin içeren (yüksek proteinli) yiyeceklerin sindirilmesinden kaynaklanan doğal bir atık üründür... Eklemde aniden gelişen gut hastalığı ile yakın ilişkilidir ve gut hastalığı ağrı, kızarıklık, şişlik ve hassasiyetle karakterize, mikrobik olmayan bir eklem iltihabıdır. Gut hastalığı, önceden kralların hastalığı veya zengin hastalığı olarak bilinmekte idi.

Katılımcılar ortalama olarak 57 yaşında, hafif kilolu (VKİ: 27), yarısından fazlası hipertansiyon tanılı, %10’u Diyabetli, %17’si kronik böbrek hastalığı (eGFR %83) olan kişilerden oluşmaktaydı. Grubun en sık kullandıkları ilaçlar, diüretikler (idrar söktürücü), ardından ACE inibitörleri, ARB gibi tansiyon ilaçları ve statinlerdi (kolesterol düşürücü ilaç).

Çalışmanın sonucunda tüm nedenlere bağlı ölüm oranını etkileyen ürik asit eşik değeri ortalaması 4.7 mg/dL olarak gözlendi.

Kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranını etkileyen ürik asit eşik değeri ise cinseyete göre farklılık gösterdi; kadınlarda 5.1 mg/dL, erkeklerde ise 5.6 mg/dL olarak tanımlandı.

Ancak ilginç olarak, bu çalışma sonucunda tanımlanan ürik asit düzeyleri, klinik uygulamada hiperürisemi tanımında kullanılan değerlerden önemli ölçüde düşüktür. Bu açıdan bakıldığında çalışma sonuçları, gut hastalığından ziyade herhangi nedene bağlı ölümlerin önlenmesi için, ürik asit düşürücü tedavilerin daha ciddi bir şekilde uygulanmasının gerekli olabileceğini düşündürmektedir.

Öte yandan çalışmanın tasarımı bazı açılardan sınırlıdır. Örneğin, katılımcıların diyet alışkanlıklarının değerlendirmemesi, menopoz durumu hakkında bilgi olmaması (kadınlarda menopoz sonrası kalp damar hastalıkları riski artmaktadır) gibi durumlar sonuçların değerlendirmesini sınırlamaktadır.

Yine de, son Avrupa Hipertansiyon Kılavuzuları (ESC/ESH guidelines) ürik asit düzeylerini, arteriyel hipertansiyonu olan hastalarda risk sınıflandırmasını iyileştirebilecek faktörlerden biri olarak göstermiştir. Bu çalışmanın sonuçları da, kan ürik asit düzeylerinin diğer kalp damar hastalıkları risk faktörlerinden bağımsız olarak, tüm nedenlere bağlı ölüm ve kalp damar hastalıkları riskinde artış ile ilişkili olduğunu doğrulamaktadır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Kaynak:

1. Agostino Virdis ve ark.
Identification of the Uric Acid Thresholds Predicting an Increased Total and Cardiovascular Mortality Over 20 Years.
Hypertension. 9 Dec 2019.

2. Williams B. ve ark.
2018 ESC/ESH Guidelines for the management of arterial hypertension.
Eur Heart J. 1 Sep 2018.
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.