Kozmetikler ve kişisel bakım ürünleri genellikle cilde veya saça uygulanır, fakat bu ürünlerdeki kimyasallar veya katkı maddeleri deriden emilme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, bu ürünlerin bir sağlık riski oluşturup oluşturmadığı konusunda ilgi vardır. Bazı kozmetikler ve / veya kişisel bakım ürünleri ve kanser arasında potansiyel bir ilişki araştırılmıştır, ancak sonuçlar karışık görünmektedir.

Saç boyası ve kanser riski

2008 yılında, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), kişisel saç boyası kullanımı (kalıcı, yarı kalıcı ve doğal saç boyaları dahil) ve kanser arasındaki potansiyel ilişki için epidemiyolojik (toplum gözlemine dayanan) ve hayvan verilerini analiz etti. IARC, saç boyasının kişisel kullanımının, insanlarda ve deney hayvanlarında karsinojenlik için yetersiz kanıt ve sınırlı kanıt sunduğundan, insanlar için karsinojen olarak sınıflandırılamayacağını belirlemiştir.

O zamandan beri, IARC incelemesinden sonra yürütülen çalışmaları içeren birkaç meta-analiz yayınlandı.

Not: Meta-analiz nedir? Meta-analiz, belirli bir konuda yapılmış birbirinden bağımsız birden çok çalışmanın sonuçlarını birleştiren ve elde edilen bulgularının istatistiksel analizini yapan en geniş kapsamlı araştırmalardır. Meta-analiz sonuçları, bilimsel anlamda en güçlü kanıtlardır.

Bir 2018 meta-analizi, 1980 ve 2017 yılları arasında gerçekleştirilen ve şimdiye kadar saç boyası kullanan kadınlar arasında meme kanseri riskinde ılımlı bir artış bulan 8 vaka kontrol çalışmasını içeriyordu; kanser riski 1.19 kat artmıştı.

2019'da yayınlanan büyük bir prospektif (geleceğe dönük) kohort çalışmasının analizi benzer sonuçlar bulmuştur. Bu çalışma, en az 1 kız kardeşi meme kanseri olan ancak kayıt sırasında kişisel meme kanseri öyküsü olmayan 50.000'den fazla kadın kaydetti. Çalışmaya telefon görüşmeleri, biyolojik numuneler için ev ziyareti ve takip anketleri dahil edildi. Saç boyası veya kimyasal gevşetici / düzleştirici kullanımı ile kanser riski arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek için, araştırmacılar Kardeş Çalışma katılımcılarının 46.709'unu dahil etti ve kayıttan önceki 12 ay boyunca kendi bildirdikleri saç ürünü kullanımını değerlendirdi.

Saç ürünlerinin kullanım süresinin ne olduğu veya meme kanseri teşhisi öncesinde kümülatif maruziyet belirsizdi. Her 5 ila 8 haftada bir kalıcı saç boyası kullanımı, meme kanseri riskinde ılımlı ve sınırda istatistiki olarak anlamlı bir artışla ilişkiliydi (tehlike oranı [HR], 1.09; %95 CI, 1.00-1.19; p = 0.05). Daha sık saç boyası uygulayan ve düzleştirici kullananlarda bu risk biraz daha fazla bulundu (tehlike oranı 1,18, % 95 CI, 0,99-1,41; p = 0.02).

Irka göre tabakalandırıldığında, saç boyasının kullanımı için en büyük ilişki siyah kadınlar arasındaydı (tehlike oranı 1.45; % 95 CI, 1.10-1.90). Bu çalışmanın yazarları şunları yazdı: "Kalıcı saç boyası, özellikle siyahi kadınlarda meme kanseri riskini arttırmakta (% 45'e kadar). Genel olarak, bu sonuçlar oldukça yaygın kullanılan saç boyası ve düzleştirici kullanımının meme karsinogenezinde (kanser oluşumu) rol oynayabileceği hipotezini desteklemektedir."

Bu ürünlerin beyaz kadınlarda kullanılması %7 daha yüksek meme kanseri riski doğurmuştur (tehlike oranı 1.07; % 95 CI, 0.99-1.16; p = 0.04). Burada yine, tipik olarak bir ilişkinin önemli olmadığı anlamına gelen güven aralığının 1 ile kesiştiğini ve 1.07 tehlike oranının çok anlamlı olmadığını belirtmek önemlidir.

Saç boyası kullanımı ile mesane kanseri arasındaki ilişkiyi değerlendiren çalışmaların meta-analizlerinde artmış risk bulunmamıştır.

Deodorant / terleme ürünleri ve kanser riski

2013 yılında yayınlanan 2 vaka-kontrol çalışmasının meta-analizinde düzenli deodorant / terlemeyi önleyici kullanımı ile meme kanseri riskinin artmadığı bulundu. O zamandan beri ek sadece bir vaka-kontrol çalışması yayınlandı. Bu çalışma, deodorant / terlemeyi önleyici maddelerin kullanımına özel olarak vurgu yapmayan eğitimli görüşmecilerle yüz yüze görüşmeye katılan 209 meme kanseri hastasını ve 209 sağlıklı kontrolü kapsamaktadır. Katılımcılar çalışmanın amacına kör edildi (çalışmanın hedefini bilmiyorlardı). Çok değişkenli analizde, deodorant / terlemeyi önleyici kullanım ve meme kanseri arasında herhangi bir ilişki bulunmadı, ancak bu ürünleri 30 yaşından önce günde birkaç kez kullanan kadınlarda risk artmıştı. Bununla birlikte, çalışma, meme kanseri teşhisi öncesinde 5 yıla kadar deodorant / terlemeyi önleyici kullanımını değerlendirdi; bu, tümör başlangıcı ve ilerlemesi için alışılmadık derecede kısa bir süreyi temsil etmektedir. Ayrıca, bu anket çalışması, sigara içme durumuna göre katılımcıları tabakalandırmamıştı.

Kişisel Bakım ve Cilt Bakım Ürünleri

Kardeş Çalışma Grubu'nun bir başka analizi, kişisel bakım ürünlerinin, saç ürünlerinin ve cilt bakım ürünlerinin kullanımını değerlendirdi. Göz farı, göz kalemi, maskara, fondöten, makyaj çıkarıcı, oje, parfüm ve ruj gibi güzellik ürünlerini sık kullananlar ile nadir kullanan beyaz kadınlar arasında meme kanseri gelişme riski hafif, orta derece kullananlarda 1.13 ve veya sık kullananlarda 1.15 kat artımıştı. Ayrıca yüz, temizlik, yaşlanma ve ayak kremi, vücut ve el losyonu da dahil olmak üzere sık sık cilt bakım ürünleri kullanan beyaz kadınlar arasında meme kanseri riskinde ılımlı bir artış oldu (tehlike oranı 1.13; % 95 CI, 1.00-1.29). Talk pudrası, saç spreyi, saç jeli, pomad, şampuan, saç kremi ve saç düzleştirici gibi saç ürünlerinin kullanımı ile meme kanseri arasında bir ilişki yoktu. Siyah kadınlar arasında herhangi bir kişisel bakım veya cilt bakım ürünü kullanımı ve meme kanseri riski arasında bir ilişki yoktu; ancak, istatistiksel gücü kısıtlayan az sayıda meme kanseri vakası vardı.

Bu sonuçlar, başka bir prospektif kohort çalışmasına, popülasyon temelli Norveçli Kadınlar ve Kanser kohortuna benzerdi. Bu çalışmaya düzenli takip anketlerini tamamlayan ve el kremi, yüz kremi ve vücut losyonu olarak tanımlanan cilt bakım ürünü kullanımının etkisini ve östrojen reseptörü (ER) pozitif veya negatif meme kanseri ve endometrial (rahim) kanseri riskini değerlendiren 106.978 kadın dahil edildi. Sonuç olarak cilt bakım ürünlerinin kullanımı ile premenopozal (menopoz öncesi) veya postmenopozal (menopoz sonrası) meme kanseri (ER ekspresyon durumundan bağımsız olarak) veya endometriyal kanser gelişimi ile sık kullanım veya hafif kullanım arasında kıyaslama arasında bir ilişki yoktu.