Kanser hastası oruç tutabilir mi?

İçinde bulunduğumuz Ramazan Ayı dolayısı ile birçok kanser hastasının aklına gelen ilk sorulardan biridir "Oruç tutabilir miyim?". Özellikle bilimsel çalışmalarda intermittent fasting olarak adlandırılan oruç benzeri periyodik açlık diyetinin çeşitli sağlık faydalarını gösterilmesi üzerine bu konu daha yoğun bir şekilde gündeme gelmeye başlamıştır.

Kanser tedavi sırasında oruç

Kanser tedavisi sürecinde gıda ve sıvı alımı ve tedavilerin uygulama zamanları önemlidir. Bu nedenle kemoterapi, immünoterapi, radyoterapi gibi aktif tedavi alan kanser hastalarının oruç tutmalarını önermemekteyiz. Uygulanan kanser tedavilerinin bulantı-kusma, halsizlik, iştahsızlık, ishal veya kabızlık gibi yan etkileri olabilir. Söz konusu yan etkiler nedeniyle iştah azalır ve dolayısıyla vücuda gerekli gıda ve sıvı alımında azalmalar olur. Aynı zamanda tedavi sırasında kişiyi birçok yönden etkileyen ilaçlar, vücuttan ancak böbrek ve karaciğer yoluyla atılabilir. Bu nedenle kemoterapi alan kişilerin sıvı ve gıda alımı hem tedavinin devam etmesi, hem de tedavinin yan etkilerinden korunması için oldukça önemlidir.

Oruç tutan kişilerde beslenme ve uyku düzenindeki değişiklikler, vücudun dengesini etkileyebilir. Kabızlık, sıvı ve tuz kaybı bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve strese neden olabilir. Kanser tedavisi aktif bir şekilde devam eden kişilerin vücudun hem kalori hem de sıvı ihtiyacını karşılamaları gerekir. Aynı zamanda hastalığın ileri evresinde olan, destek bakım ile takip edilen; zayıf ve genel durumu kötü olan kişilerin de oruç tutması risklidir.

Tedavi sonrası oruç

Ancak kanser tedavisini tamamlamış ve takipte olan genel durumu iyi olan kişiler, kendi istekleri doğrultusunda hekimlerine danışarak oruç tutabilirler. Her koşulda kanser tedavisi gören kişilerin yaz aylarını vücutlarını zorlamadan, bol sıvı alarak, serin ve gölgede yerlerde istirahat ederek geçirmeleri önerilir.

Oruç tutmak isteyen kanser hastalarının hastalığın evresini, tedavi koşullarını dikkate alarak ve hekimlerine danışarak hareket etmeleri önerilir.

*

MERAK EDENLER İÇİN İLERİ OKUMA

Aralıklı açlık / intermittent fasting nedir?

Aralıklı açlık, enerji kaynağı olarak glikozun yerine yağ asitleri ve keton cisimlerinin kullanımını sağlayarak enerji üretiminin verimliliğini içerir. Aralıklı açlık diyeti konusunda dikkatleri üstüne toplayan bilimsel araştırmaların ilki, 1997 tarihli bir makale idi ve kalori kısıtlamasının – gıda tüketimini azaltmanın – hayvanlarda yaşlanma ve yaşam süresi üzerinde dikkate değer etkilere sahip olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, kalori kısıtlamanın sağlık yararlarının, zararlı serbest radikallerinin azalmasından kaynaklandığını öne sürmüşlerdi.

Aralıklı açlık, tıp dilinde ve sosyal medyada iki farklı isimle daha anılmaktadır: intermittent fasting ve oruç diyeti.

O zamandan beri hayvanlarda, karaciğerden türetilen glikozdan, yağ hücresinden türetilen ketonlara metabolik geçişin günlük olarak veya haftada birkaç gün gerçekleştiği bir dizi çalışma yapılmıştır. Aralıklı açlığın yaşam süresi uzatması üzerindeki etkisinin büyüklüğü değişken olmasına rağmen (cinsiyet, diyet ve genetik faktörlerden etkilenir) farelerde ve insan olmayan primatlarda yapılan çalışmalar kalori kısıtlamasının sağlık üzerine olumlu etkilerini göstermektedir.

aralikli oruc ve sagligi etkileyen faktorler arasindaki iliskiler

Enerji kısıtlamasına hücre nasıl yanıt verilir?

Açlıkta özetle şu metabolik değişimler olur

Glikoz ve yağ asitleri hücreler için ana enerji kaynaklarıdır. Yemeklerden sonra, enerji için glikoz kullanılır ve yağ, yağ dokusunda trigliserit olarak depolanır. Açlık dönemlerinde, trigliseritler enerji için kullanılan yağ asitlerine ve gliserole ayrılır. Açlık sırasında başta karaciğer olmak üzere birçok doku, özellikle beyin için büyük bir enerji kaynağı sağlayan keton cisimlerine dönüştürür. Beslenme durumunda, keton cisimlerinin kan seviyeleri düşüktür ve insanlarda, oruç başladıktan sonra saatler içinde yükselir.

Hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan çalışmalar devam ettikçe aralıklı oruç tutmanın sağlığa yararlarının sadece serbest radikal üretiminin azalmasından dolayı ve kilo kaybı sonucu olmadığını gösterdi.

Aralıklı oruç, organlar arasında ve içinde glikoz regülasyonunu (şeker dengesi) geliştirecek, stres direncini artıracak ve inflamasyonu baskılayacak şekilde hücresel yanıtlar ortaya çıkarır. Aralıklı oruç, hücrelerin oksidatif ve metabolik strese karşı içsel savunmalarını artıran, hasarlı molekülleri kaldıran veya onaran yolları harekete geçirir. Besleme döneminde hücreler dokuya özgü büyüme ve plastisite (nöral değişim) sürecine girerler.

Vücudumuza zarar veren kimyasalları sadece dışarıdan aldığımızı sanıyoruz, fakat işin aslı böyle değildir! Obezite (fazla yağ dokusu), vücudumuzda birçok zararlı kimyasalı üreten adeta bir fabrika gibidir. Obezite ilişkili birçok hastalık – kanser, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve komplikasyonları – fazla yağ dokunun; bağışıklık sistemini baskılamasıkronik inflamasyona sebep olmasımikrobiyomu değiştirmesi ve serbest oksijen radikallerini aşırı miktarda açığa çıkarması ile ilişkilidir. Bununla birlikte, fazla yağ dokusu bazı zararlı kimyasalların vücutta daha fazla depolanmasına da neden olabilir. Bunun en çarpıcı örneğin, göz ardı edilen bir karsinojen olan dioksinin yağ dokuda depolanmasıdır.

Bununla birlikte aralıklı açlığı, zayıflama amacıyla yapmak her zaman isabetli olmayabilir. Eylül 2020'de yayımlanan bir araştırmaya göre aralıklı açlık sanıldığı gibi kilo verdirmiyor. Bu nedenle aralıklı açlığı, zayıflama ötesinde yukarıda sayılan diğer potansiyel faydaları için düşünmekte fayda var.