
Piramitlerin Gölgesinde Kanser ve Neşter: Mısırlı Hekimlerin Cesur Mücadelesi
7. Gün (365 Günde Kanser Tarihi Serisi)
Piramitlerin Gölgesinde Onkoloji: 4.600 Yıl Önce Bir Hekim Kansere Neşter Vurduğunda...
Tıp tarihçileri uzun yıllar boyunca Antik Mısır'da kansere "dokunulmadığını" düşündüler. Çünkü elimizdeki en eski ve en saygın cerrahi metin olan Edwin Smith Papirüsü, tümörler için kesin bir dille şöyle diyordu: "Bu tedavi edilemez bir hastalıktır, ona dokunma." (Ethical Restraint). Bu, hekimin hastaya zarar vermemek için geri durması gerektiği anlamına geliyordu.
Ancak laboratuvarların sessizliğinde incelenen bir kafatası, yazılı tarihin anlattığı bu hikayeyi temelden sarstı. Bugün, papirüslerin yazdığı teoriyi değil, kemiklerin anlattığı cesur pratiği konuşacağız.
Eski Krallık döneminden kalma "Kafatası 236", Mısırlı hekimlerin çaresizlik karşısında eli kolu bağlı oturmadığını, metal aletlerle kanser dokusunu kesmeye çalıştıklarını kanıtlayan en eski ve en somut delildir. Kanser, onlar için sadece bir "lanet" değil, çözülmeye çalışılan bir "problem"di.
Kanser ve Neşterin İlk Buluşması
Bu kafatası, ilk olarak 1963 yılında paleopatolog Calvin Wells tarafından incelendiğinde, üzerinde kanserin yarattığı tahribat ("güve yeniği" gibi delikler) fark edilmişti. Kanser, hastanın genzinden başlayıp tüm kafatasına yayılmış, kemikte irili ufaklı yaklaşık 30 farklı delik (metastatik lezyon) açmıştı. Ancak o dönemin teknolojisi, hikayenin tamamını görmeye yetmedi.
2024 yılında Frontiers in Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, Prof. Edgard Camarós ve ekibi, mikro-CT taramalarıyla bu deliklerin kenarlarına "yakın çekim" yaptılar. Gördükleri şey şok ediciydi: Bilinçli yapılmış kesik izleri.
Bu İzler Bize Ne Anlatıyor?
- 1. Antropojenik (İnsan Yapımı) Müdahale: İzler doğal aşınma veya hayvan ısırığı değildi. Metastatik tümörlerin (kanserli deliklerin) hemen etrafında, metal bir aletle (muhtemelen dönemin teknolojisi olan bakır veya bronz bir bıçakla) yapılmış, "V" şeklinde, paralel mikro kesiklerdi. Hekim, tümörün sınırlarını belirlemeye çalışmış gibiydi.
- 2. Ölümle Eşzamanlı (Perimortem) İşlem: Kesikler, kemik henüz tazeyken atılmıştı (kuru kemikteki kırılmalar gibi değildi). Ancak herhangi bir iyileşme dokusu (remodelasyon) yoktu. Bu da işlemin ya hasta ölmeden hemen önce (acı dindirmek için) ya da öldükten hemen sonra (otopsi amaçlı) yapıldığını gösteriyordu.
Bilimsel Yorum: Mısırlı hekimler, Edwin Smith Papirüsü'ndeki "dokunma" uyarısına rağmen, ya hastayı kurtarmak için son bir çabayla cerrahi denemişlerdi ya da hastalığın nedenini anlamak için tarihteki ilk "tıbbi keşif" (otopsi) girişiminde bulunmuşlardı. Her iki durumda da, bu bir "bilimsel merak" göstergesidir.
Mısır'da Kanserin Sosyal Boyutu: Bakım ve Destek
Mısır'daki kanser tarihi sadece cerrahi müdahaleden ibaret değildir; aynı zamanda gelişmiş bir "palyatif bakım" (destek tedavisi) sistemini de gösterir. Granada Üniversitesi'nin Aswan'daki Qubbet el-Hawa mezarlarında (M.Ö. 2000'ler - Orta Krallık) yaptığı keşifler buna örnektir.
Bilinen En Eski Meme Kanseri
Elephantine valisinin ailesinden soylu bir kadının mumyasında, kemiklere yayılmış meme kanseri tespit edildi. Bu kadının hastalığın çok ileri evrelerine kadar yaşamış olması, toplumun ona uzun süre baktığını, beslediğini ve ağrılarını yönetmeye çalıştığını gösterir.
Sargısız Teşhis: Multipl Miyelom
Aynı nekropolde bulunan bir erkek mumyada ise kemik iliği kanseri (multipl miyelom) saptandı. Modern BT teknolojisi sayesinde, 4000 yıllık mumyaların sargıları açılmadan, kemiklerindeki mikroskobik kanser hasarları görüntülenebildi.
- Tondini T, Isidro A, Camarós E. Case report: Boundaries of oncological and traumatological medical care in ancient Egypt: new palaeopathological insights from two human skulls. Frontiers in Medicine. 2024;11:1371645.
- Universitad de Granada. CT scans of Egyptian mummies reveal oldest known cases of breast cancer and multiple myeloma. 2017.



