Yoga; meditasyon, nefes kontrolü, çeşitli duruş pozisyonları ve hareket teknikleriyle ruh-zihin-beden dengesini sağlama prensibine dayanan, 5000 yıllık geçmişe sahip köklü bir Hint felsefesidir. Kelime olarak birleştirmek, birlik anlamına gelen yoga; ruh, beden ve zihnin uyum içerisindeki bütünlüğünü amaçlar. Yogayla ilk kez tanışanların birçoğu, yoganın sadece basit duruş tekniğinden ibaret olduğunu düşünmektedir. Ancak yoga birçok tekniği barındıran çok yönlü bir sistemdir. Yoganın temel bileşenleri; nefes teknikleri (pranayama), duruş ve hareket teknikleri (asana), meditasyon (dhyana), kendini eğitme/kendini araştırma (svadhyaya) ‘dır. Bu tekniklerin tamamı veya bazılarını içeren çeşitli yoga tipleri mevcuttur. Yoga tiplerinin hepsi herkes için uygun değildir. Örneğin; ashtanga yoga, vinyasa yoga, bikram yoga ve power yoga gibi esneklik gerektiren yoga tipleri bazı kanser hastaları için uygun olmayabilir. Bu yüzden içerikleri sorgulanarak, en ideal yoga programlarının tercih edilmesi önemlidir.

Tarihçesi nasıldır ve hangi durumlar için kullanılır?

Geleneksel Hint tıp sistemi Ayurveda’nın önemli bir parçası olan yoga, ilk olarak Hindistan vedik metinlerinde tanımlanmıştır. Güney Asya’da binlerce yıldır yaygın olarak kullanılan bu teknik, özellikle 80’li yıllarda batı ülkelerinde de hızla yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Hatta Aralık 2016’da yoga, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. Yıllardır fitness merkezlerinde yaygın olarak sunulan bu teknik, son yıllarda deneyimli kanser merkezlerinde de uygulanmaya başlamıştır.

Antalya Memorial Medstar Kemoterapi ve Sanat Merkezi Kanser Hastalari Yoga Yaparken

Yapılan birçok çalışma ile yoganın; migren, kronik bel ve sırt ağrıları, eklem ağrıları, depresyon, kaygı bozukluğu (anksiyete), nöbetler, karpal tünel sendromu, yüksek tansiyon, diyabet, astım ve hassas bağırsak sendromunda şikayetlerin azaltılmasında yarar sağladığı gösterilmiştir. Ayrıca kilo kontrolüne yardımcı olduğu bildirilmiştir. Yapılan çalışmalarla yoganın; tansiyon, kalp atım hızı, solunum, metabolizma, vücut ısısı gibi temel yaşamsal parametrelerin dengelenmesinde, stresin azaltılmasında yarar sağladığı ve bu şekilde yaşam kalitesini artırdığı gösterilmiştir. Yoga; kanser hastalarında da ağrı, depresyon, stres, uyku bozukluğu, halsizlik gibi problemleri azaltarak yaşam kalitesine ciddi katkı sağlamaktadır. Bazı çalışmalara göre; akciğer kanserli hastalarda nefes darlığı nı azaltmaya da yardımcı olmaktadır.

Yoga nasıl etki eder?

Yogada; duruş teknikleriyle parasempatik sinir sisteminin uyarılması, hareket teknikleriyle kas ve eklemlerin esnekliğinin artırılması, nefes teknikleriyle solunum ve kan dolaşımının desteklenmesi, meditasyon teknikleriyle zihin ve bedenin rahatlatılması amaçlanmaktadır.

Bazı çalışmalara göre yoga uygulamaları;

Beyne kan akımını artırmakta ve dopamin salınımını uyarmaktadır. Kanda beyin kaynaklı nörotropik faktör (BDNF) düzeyini artırarak antidepresan etki göstermekte, GABA düzeyini artırıp stres ve anksiyeteyi azaltmaktadır. Parasempatik sistemi uyararak anksiyeteyi azaltmakta, uyku kalitesini artırmaktadır. Nefes teknikleriyle yapılan derin ve rahat karın solunumu, mide-bağırsak şikayetlerini hafifletmekte, ayrıca yapılan nefes kontrolleri havayolu aşırı duyarlılığını azaltmaktadır.

yoga nasil etki eder fizyolojik ve metabolik degisimler

Yoganın kanser hastalarında etkilerine yönelik yapılan çalışmaların sonuçları nelerdir?

Mevcut bilimsel kanıtlara göre; yoganın herhangi bir kanser türünü tedavi etmesi veya önlemesi gibi bir durum söz konusu değildir

Ancak kanser hastalarında birtakım şikayetleri azalttığı ve genel olarak yaşam kalitesini artırdığına dair güçlü kanıtlar mevcuttur.

16 araştırmanın değerlendirildiği, 2012’de yayımlanan bir meta analiz çalışmasında; yoganın kanser hastalarında kaygı bozukluğu, depresyon, halsizlik şikayetlerinde azalma sağladığı gösterilmiştir. 2010 yılında yayımlanan, 10 klinik çalışmanın değerlendirildiği bir derleme çalışmasında; yoganın kanser hastalarında kaygı bozukluğu, depresyon, halsizlik şikayetlerinde azalma sağladığı; ayrıca uyku kalitesini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Lenfomalı hastalarla yapılan bir başka çalışmada; yoga terapisi alan hastaların daha çabuk uykuya daldığı, daha uzun süre uyuyabildiği ve uyku ilaçlarına daha az ihtiyaç duyduğu gözlenmiştir. 2013 yılında yayımlanan, 410 kanser hastasının değerlendirildiği bir randomize klinik çalışmada da benzer şekilde yoganın uyku kalitesini artırdığı gösterilmiştir.

24 araştırmanın değerlendirildiği, 2017 yılında yayımlanan bir sistematik derlemede; yoganın meme kanserli hastalarda depresyon, kaygı bozukluğu ve halsizliği azaltıp yaşam kalitesini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. 23 araştırmadan oluşan, 2016 yılında yayımlanan bir başka sistematik derlemede ise; mevcut çalışmalarda birtakım metodolojik eksiklikler olduğu, bu konuda yapılacak iyi dizayn edilmiş çalışmalara ihtiyaç olduğu, ancak şu anki verilere göre yoganın meme kanserli hastalarda umut vaat eden tamamlayıcı bir yöntem olduğu bildirilmiştir.

2015 yılında yayımlanan, radyoterapi alan 68 prostat kanserli erkeğin katılımıyla yapılan bir çalışmada; yoga dersleri alan erkeklerde sıklıkla yaşanan yan etkilerin (halsizlik, sağlıksız cinsel yaşam, idrar kaçırma gibi) daha az, yaşam kalitesinin daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Bir başka klinik çalışmada ise; 49 meme kanserli, 10 prostat kanserli hastaya uygulanan 12 aylık yoga programının ardından stres hormonu kortizolün ve yangı belirteçlerinin kanda belirgin derecede azaldığı; kalp atım sayısının ve kan basıncının belirgin derecede düştüğü gözlenmiştir.

2015 yılında yayımlanan bir klinik çalışmada; yoganın meme kanserli kadınlarda hormonal tedaviye bağlı kas ve eklem ağrılarında azalma sağladığı gösterilmiştir. 2014 yılında yayımlanan, Radyoterapi alan 163 meme kanserli kadının katılımıyla yürütülen kapsamlı bir başka çalışmada da; yoga dersi alan hastalarda halsizliğin daha az görüldüğü, genel sağlık durumunun daha iyi olduğu gözlenmiştir. Ayrıca kanda stres hormonu kortizolün seviyesinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Meme kanserli 200 kadının katılımıyla yapılan bir başka çalışmada ise; yoga dersi alanlarda almayanlara kıyasla halsizliğin %57 daha az görüldüğü bildirilmiştir. Ayrıca kanda inflamasyon belirteçlerinde (IL-1, IL-6) %20 azalma sağladığı saptanmıştır.

Kemoterapi alan meme kanserli 62 kadının katılımıyla yürütülen bir çalışmada; yoga programı uygulanan hastalarda kemoterapiye bağlı bulantı, kusmanın sıklığı ve şiddetinin daha az olduğu görülmüştür ve kemoterapiye bağlı bulantı kusmanın tedavisinde; standart antiemetik ilaçlarla birlikte tamamlayıcı bir yöntem olarak uygulanabileceği belirtilmiştir. 2015 yılında yayımlanan bir çalışmada; yoga, meme kanserinde iyileşme sağlanmış ancak menopoz benzeri şikayetleri olan kadınlarda; bu şikayetlerde azalma sağlamıştır. Meme kanseri tedavisi sonrası tam iyileşme sağlanmış olan, fazla kilolu 63 kadının katılımıyla yapılan bir başka çalışmada da; 6 ay yoga desteği alan kadınlarda kiloda anlamlı bir fark olmaksızın, bel çevresinde incelme gözlenmiştir.

Yoga yalnızca erken evre kanserlerde kullanılabilen bir tamamlayıcı uygulama değildir. 2007 yılında yayımlanan bir çalışma ile; yoganın ileri evre meme kanserli kadınlarda ağrı ve halsizliği azalttığı; durumunu kabullenme ve psikolojik olarak rahatlama sağladığı gösterilmiştir. Yani yoga; tam iyileşme şansının olmadığı, fiziksel performans durumu müsait hastalarda da kullanılabilecek bir uygulamadır. Bunun yanında yoga; sadece gençler için değil ileri yaş kanser hastaları için de kullanılabilecek bir uygulamadır. 2015 yılında yayımlanan, tedavilerini tamamlamış 60 yaş üzeri 97 kanser hastasının katılımıyla yapılan bir çalışmada; yoganın genel olarak kanser ve kanser tedavilerine bağlı yan etkilerde azalma sağladığı bildirilmiştir.

Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi, Amerikan Tıbbi Onkoloji Derneği, Mayo klinik gibi saygın onkoloji kuruluşları da kanser hastaları için yogayı önermektedir.

Yoga güvenilir bir uygulama mıdır?

Yoga tekniklerinde herhangi bir ilaç kullanımı veya vücuda herhangi bir girişim söz konusu olmadığından genel olarak oldukça güvenli bir uygulamadır. Literatürde uzun süre hareketsiz kalmaya bağlı venöz tromboz (damarda pıhtı oluşması), emboli (pıhtı atması), hematom (deri altında kan toplanması), spontan pnömotoraks, glokomun şiddetlenmesi; hareketlerin tekniğe uygun yapılmamasına bağlı sinirlerde ve eklem bağlarında hasar gibi birtakım yan etkiler bildirilmiştir. Ancak bunlar oldukça nadir rastlanan durumlardır. Bazı duruş pozisyonları ve hareketler hamilelerde; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği gibi bazı dolaşım sistemi hastalıklarında; bazı kas ve iskelet sistemi hastalıkları ve bazı kanser hastalarında sakıncalı olabilir.

Peki o zaman ne yapmak gerekir

Yoga, genel olarak kanser hastalarında kanser ve kansere bağlı şikayetlerin azaltılmasında yarar sağlayan, yaşam kalitesini artıran güvenli bir uygulamadır. Ancak her yoga tekniği her hasta için uygun değildir. Bazı zorlayıcı teknikler, bazı hastalar için ciddi sakıncalar yaratabilir.

Bu yüzden kanser hastaları;

- Yoga derslerine başlamadan önce mutlaka hekimleriyle konuşmalı ve kendileri için uygun olduğundan emin olmalıdır.

- Yoga dersi alacakları merkezin deneyimli olmasına dikkat etmeli, kanser hastalarıyla ilgili ne derece deneyimli olduklarını sorgulamalıdır.

- Farklı yoga tipleri hakkında bilgi almalı, kendileri için uygun olmayan fazla zorlayıcı duruş ve hareketleri içeren tekniklerden kaçınmalıdır.

- Yoganın herhangi bir sağlık probleminin tedavisinde tek başına kullanılamayacağını, hastalığın esas tedavisini kesinlikle aksatmamaları gerektiğini bilmelidir.