Teknoloji ve bilimin verdiği imkanlarla hayat artık bizim için daha kolay. Alış-veriş yapmak, çalışmak hatta sosyalleşmek bile oturduğumuz yerden halledebileceğimiz aktiviteler oldu. Artık birçoğumuz uyanık olduğu zamanının çoğunu kanepede, masa başında veya arabada oturarak geçiriyor. Değişen fiziksel aktivite süresi ve oturarak geçirilen süre göz önünde bulundurularak, araştırmacılar son 20 yılda oturmanın insan beyni üzerindeki etkileri hakkında araştırmalar yapmaya başladı.

Amerikan Psikoloji Derneği tarafından yayınlanan Psikoloji ve Yaşlanma adlı dergide yer alan bir çalışma, "yaşlılar için" oturmanın, sanılanın aksine beyin için her zaman kötü olmadığını hatta bilişsel olarak faydalı olabileceğini vurguladı.

Bu çalışma, yaşlılarda fiziksel aktivite genel sağlık için faydalı olsa da insanlar yeterince fiziksel olarak aktif olduğu sürece, belirli dönemler için hareketsiz olmanın belirli bilişsel kapasitelere fayda sağlayabileceğini öne sürüyor.

Araştırmacılar;

  • günlük orta ila şiddetli fiziksel aktivitenin, algısal hız ve muhakeme dahil olmak üzere daha iyi akışkan zekayla (işlem hızı ve hafıza, problem çözme ve akıl yürütme) ilişkili olduğunu,
  • daha fazla oturarak geçirilen zamanın ise kelime bilgisi testlerinde ve akıl yürütmede daha iyi performansla ilişkili olduğunu buldular.

Yaşlılarda oturma ve bilişsel fonksiyonları değerlendiren çalışmanın detayları

Araştırmacılar, 60 ila 80 yaşları arasındaki 228 yaşlı yetişkin için bir aerobik aktivite müdahalesinin önceki 6 aylık bir denemesinden elde edilen temel verilere odaklandı. Katılımcılar sağ elini kullanmaları, nörolojik veya psikiyatrik hastalık öykülerinin olmaması koşullarıyla seçildi. Ayrıca katılımcılar, Mini-Mental Durum İncelemesi ve Mental Durum Anketi sonuçları dikkate alınarak seçildi (Mental Durum İncelemesi kişinin oryantasyonunu, kendisi ve çevresi hakkındaki bilgisini, güncel olaylardan haberdarlığını, dikkatini, kısa süreli belleğini ve öğrenmesini, uzun süreli belleğini, muhakemesini ölçer).

Katılımcılar, 7 gün boyunca uyanık oldukları saatlerde bel-kalça bölgelerine hareket algılayıcı sensör cihazı taktılar. Veriler oturarak geçirilen zaman ve orta-şiddetli fiziksel aktivite şeklinde sınıflandırıldı.

Sonuç

Araştırmacılar elde edilen verileri inceleyerek, akışkan (işlem hızı, hafıza ve akıl yürütme) ve kristalize zekayı (kelime bilgisi), Virginia Bilişsel Yaşlanma Ölçeği ile değerlendirdiler.

Sonuç olarak yaş, cinsiyet ve çeşitli değiştirilebilir sosyoekonomik, fiziksel ve işlevsel sağlık faktörlerine göre ayarlama yapıldığında, orta ila şiddetli fiziksel aktivitede günlük harcanan zaman, akışkan zekayla (algısal hız ve muhakeme) olumlu bir şekilde ilişkili bulundu. Dahası, oturmuş olarak daha fazla zaman geçirenlerin kelime bilgisi ve muhakeme görevleri konusunda daha iyi performans gösterdiği sonucuna varıldı.

Araştırmanın güçlü yanını çalışmanın başyazarı Aga Burzynska’ın cümleleriyle açıklamak istiyorum: “Bireyler anketlerde günlük hareketlerini abartma ve oturarak geçirdikleri zamanı küçümseme eğilimindedirler. Bu nedenle, bu çalışmanın önemli bir yönü, insanların yaşam tarzını, fiziksel aktiviteyi objektif bir şekilde ölçmesi için anket yerine sensörler kullanmasıdır. Bu, günlük aktivitenin özellikle de düşük yoğunluklu aktivitenin daha objektif değerlendirilmesine olanak sağlıyor."

Yorum

Bu araştırmanın bulgularına göre daha fazla oturmamız gerektiğini savunamam, ancak mümkün olduğunca fiziksel olarak aktif olmanın ve oturularak geçirilen zamanı da zihinsel faaliyetlerle (örneğin okumak) beyni uyarmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu çalışmadan çıkarmamız gereken sonuç, hem fiziksel aktivite hem bilişsel fonksiyonlar için zaman harcama - ki bu çoğu zaman oturarak da mümkündür - kombinasyonunun beynimize iyi bakmanın en iyi yollarından biri olmasıdır.