Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Memorial Antalya Hastaneler Grubu Onkoloji Merkezi Başkanı "Kanser alanındaki en büyük eksiklik, halka yönelik sade ve anlaşılabilir bilgiye ulaşılamamasıdır. Web sitemiz ile bu eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum."

Anasayfa - Kanser Haberleri - Umut veren öyküler - Bilim kahramanları - Doktor - insan olma sanatı
Doktor - insan olma sanatı

Doktor - insan olma sanatı

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
27.06.2017

Şafaktan önce hastane otoparkına giren ilk otomobil ve mesai çıkışı otoparktan çıkan son otomobilin sahibi olmakla başlar doktorluk serüveniniz. Her şey bu ölçüde basit değildir tabi; stajyer doktorluğunuzun ilk yıllarında deneyim eksikliğinizi kapatabilmek için tüm boş zamanları değerlendirirsiniz.

Hastanenin arka girişinden koşar adım girersiniz yaz kış fark etmeksizin hep aynı telaş ve koşturmacayla. Evde ütüyü prizde bırakıp bırakmadığınızı merak edersiniz. Beyaz önlüğünüzü ne kadar yıkarsanız yıkayın asla yeterince temiz görünmez, temiz hissetmezsiniz. Aslında temiz görmeyen de hissetmeyen de sizsinizdir, çünkü bilirsiniz ki o önlük çok sayıda bakteri türüyle kolonize oldu. Hatta bazen kaç farklı stafilokok (bir bakteri türü) suşuyla kolonize olduğunuzu merak dahi edersiniz. En yakın arkadaşınız doğum yaptığında dirençli bakterileri bulaştırma korkusuyla ziyaretten kaçınırsınız. Ki en yakın arkadaşınızın düğününü, ilk bebeğinin doğumunu zaten nöbetleriniz nedeniyle çoktan kaçırmışsınızdır. İyi doktor olmaya çalışmak zamanla sizi kötü bir arkadaşa dönüştürmüştür.

Çağrı cihazınız saat 7'de uyarı vermeye başlar ki bu; yoğun gününüzün başladığının ilk işaretidir. Steril koridorda ilerlerken giriş imzalarını atmak için sıralanan bir dizi stajyer öğrenci ve intörnle karşı karşıya gelirsiniz. Güne onlar da sessizce başlamış, ellerinde kahveleri üzerlerinde scrubslarıyla (doktorın sık tercih ettiği bir forma) kendilerine gelmeye çalışıyorlardır. Sonra son 12 saattir nöbet tutan gece boyunca uyumayarak hasta dosyası incelemekten gözleri sulanmış ve kızarmış iş arkadaşlarınızı görürsünüz. Biraz sonra hastane insan sesleriyle kalabalıklaşacaktır.

Çalışma odanıza ilerlerken sorumlu hemşireniz size hastaların hala uykuda olduğunu hatırlatmak için gelir ancak siz bilirsiniz ki hastanede kimse gerçek anlamda uyumaz, uyuyamaz… Odanıza doğru yürümeye devam ederken hastalarınızı görmek için en etkili yolu zihninizde haritalarsınız. Bu sırada saat çoktan 07.30 olmuştur. Hastalarınızın laboratuvar özetlerini ve vital (tansiyon, nabız gibi) bulgularını kontrol etmek için yarım saatiniz vardır. Sonraki iki saatte de hastalarınızı tek tek ziyaret ederek nasıl hissettiklerini, şikâyetlerinin azalıp azalmadığını sorarsınız. Hastalarınızdan bir kısmı hala sizin hemşire olduğunuzu düşünse de bu kafaya takacağınız en son şeydir.

Elektronik tıbbi kayıttan not kâğıdınıza bazı sayıları değerleri karalarsınız. Öğrencilik yıllarınızda renkli kalemlerinizle aldığınız o özenli notlar, ilerleyen süreçte katlanmış bir kağıt üzerine karalanmış sadece sizin okuyabileceğiniz çizgilere dönmeye başlar. Tüm ihtiyacınız olan isimler, numaralar ve kısaltmalardır. Geri kalanını aklınızda tutmayı çoktan öğrenmişsinizdir. Bu süreçte hafızanızdaki kaç değerli anınızı tıbbi verilerle değiştirdiğinizi merak edersiniz. Ancak bunu düşünmek sizi mutsuz eder ve maalesef üzülmeye vaktiniz yoktur. Zaman hastalarınızın odasına gidip günaydınlar, iyi dünler deme zamanıdır ancak iki taraf için de iyi bir sabah olmadığını bilirsiniz.

Hastaların odaları arasında koşturur dururken kendinizi merdiven basamaklarını çıkmaya zorlarsınız ki yapabildiğiniz tek egzersiz de budur. Koridor duvarlarını süsleyen resim ve şiirleri hızla geçerken bir gün bu tabloları durup inceleyebilmek için yeterli zamanınızın olup olmayacağını merak edersiniz. Saat 09.30 olmuştur ve siz listenizin yarısını anca dolaşmışsınızdır, tüm güne gücünüzün nasıl yeteceğini düşünmekten kendinizi alamazsınız. Her hastanızın en az 6 yakınının Ayşe Hanım’ın neden pnömonisi olduğunu veya Mehmet Bey’in neden a tipi değil de b tipi insülin kullanması gerektiğiyle ilgili sorularına cevap vermeye çalışsanız da hepsini cevaplamaya vaktiniz olmadığı için yarım kalanlar olmuştur.

O sırada cebinizdeki çağrı cihazı birkaç dakikada bir uyarı verir. Gamze Hanım 6 gün daha tedavi alması gerekirken tedaviyi reddetmekte ve uyarılara rağmen her gün 2 kadeh rakı içmeye devam etmektedir. O sırada Ali Bey taburcu olmak için yeterince hazır hissetmeyip bir gün daha hastanede kalmanın ağrısının geçmesinde daha etkili olacağını iddia etmektedir.

Saat 09.55 ve geride bir hastanız kalmıştır: Büşra Hanım. İşleri kısa tutarsanız sabah raporunu zamanında götürebileceksinizdir ki bunun nasıl yapacağınız çoktan size öğretilmiştir. Yürürken ajandanızı düzenlemek hastanızın son durumunu not almak (“Günaydınlar Büşra Hanım, nasıl hissettiğinizi sormak için geldim”), beklentileri yönetmek (“sohbet etmek için sadece birkaç dakikam var ancak daha sonra konuşmak için tekrar geleceğim”), hastayı anladığınızı hissettirmek (“hala ağrınızın geçmemesini anlıyor ve üzülüyorum ancak b ilacı yardımcı olabilir”) konuşurken incelemek (Kalp ritmi düzenli mi? Karnı yumuşak mı hassasiyeti var mı ? Gözlerinde sarılık var mı?) ve kritik bir hata yapıp yapmadığınızı kontrol etmek çok önceden beri kazanmış olduğunuz yeteneklerdir.

Fatma Hanım en sevdiğiniz hastanızdır, emekli bir hemşire olduğu için sizi en iyi anlayanlardan biri odur. 4 gün önce pankreasında kitle ve ağrısız sarılık şikayetleriyle hastaneye başvurduğunda tanısına dair az çok fikri vardır. Ona rağmen sizi her sabah o sıcak gülümsemesiyle karşılar çünkü 35 yılını verdiği hastanede bitkin intörnlerin, doktorların koridorlardan geçişlerini görmüştür. Bir doktor odasına girdiğinde espri yaparak yüzünü güldürür. Tüm hastalara sorduğunuz rutin sorulara muzipçe cevaplar vererek sırtınızdaki yükü bir nebze olsun almaya çalışır. Alınan biyopsinin sonuçlarını söylediğinizde Fatma Hanım’ın dolan gözleriyle birlikte siz de yavaş yavaş tükenir canlılığınızı kaybedersiniz. İçgüdüsel olarak gözyaşlarını silmek için uzanır sonrasında yatağın ucuna oturursunuz. Bir süre sessiz kalıp kabullenmesini beklersiniz. Fatma Hanım’ın dudakları titrerken siz doğru kelimeleri seçmeye çalışırsınız. Ona tablonun çok kötü olmadığını söyleseniz de o gerçeğin farkındadır ve size teşekkür ederken, gözlerinizden yanağınıza dökülen damlayı hissedersiniz. Her zaman yükünüzü hafifleten Fatma Hanım yine aynı olgunlukla “sabah raporu için geç kalmadınız mı? Gitseniz sizin için iyi olacak.” der gülümseyerek.

Saat 09.59: son üç saattir 50’den fazla order verdiniz 14 kalp, 28 akciğer sesi dinlediniz, sayısız hasta, hemşire, sosyal hizmet uzmanıyla görüştünüz. Bir şeyleri kaçırmamak icin hasta dosyalarına tekrar tekrar bakarken, Melike Hanım koridorda acısından ağıt yakmaya başlamış o sırada Ali Bey hala ağrı kesici ilacın bir fazla dozunu talep etmektedir.

Saat 10'dan 11'e kadar sabah raporunu tamamlayıp olgu sunumuna katılmanız gerekmektedir. Aranızda en kıdemli olan doktor gizemli bir vaka ortaya koyarak diğer doktorların ve stajyerlerin teşhis ve tıbbi yönetim becerilerini geliştirmek için sorular sormaya ve cevaplamaya davet eder. Aranızdan bazıları vaka sunumlarını, bilgilerini sergilemek için bir fırsat olarak görüyordur. Vaka; Hindistan’dan ateş ve ishalle dönen 29 yaşındaki bir doktora öğrencisidir. Siz elinizde canlanmanıza katkıda bulunacağını ümit ettiğiniz kahvenizle, odanın arka taraflarında göze çarpmayan bir yerlerde oturmaya çalışırsınız. O sırada evdeki ütü, en yakın arkadaşının bebeği, Fatma Hanım’ın titreyen dudakları aklınızı işgal etmiştir. Kahve ve kronik stres sizde reflüye neden olmuştur ancak bununla yaşamayı çoktan öğrenmişsinizdir, tabi buna yaşamak diyorsanız

Çağrı cihazının tekrar uyarı verdiğini hissedersiniz, Fatma Hanım’ın ileri evre kanseri aklınıza gelir derken göğsünüzde bir ağrı hissedersiniz. Bunun reflüye bağlı mı yoksa üzüntüden mi olduğunun ayrımına varamazsınız. Arka plan ışığı sönene kadar çağrı cihazına bakarsınız. Derken aniden vaka sunumunu yapan doktorun adınızı söylediğini fark ederek irkilirsiniz: “Doktor … Hindistandaki öğrencinin ateşine yaklaşımınızı bizimle paylaşmak ister misiniz?” 20 çift göz size bakarken aklınızdakileri toparlamaya çalışırsınız. Bu süreçte çevrenizdeki meslektaşlarınızın aklından geçen ve hatta sizin de o an için düşündüğünüz fikir: yeterince iyi bir doktor olmadığınızdır. Derin bir nefes alır ve kendinizi toparlamaya çalışarak cevap vermeye çalışırken sizin için uzadıkça uzayan bu zaman sadece 60 saniye sürmüştür...

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
- Hayır
Kaynak:

Sonia Singh, M.D.
Becoming a Physician.
NEJM. June 15, 2017
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Kanser Haberleri
Eşler arasındaki ilişkiyi kanser tanısı nasıl etkiler ve öneriler
Eşler arasındaki ilişkiyi kanser tanısı nasıl etkiler ve öneriler
Kalıtsal meme kanserli kişiler nasıl takip ve tedavi edilmeli?
Kalıtsal meme kanserli kişiler nasıl takip ve tedavi edilmeli?
Tamoksifen – meme kanseri tedavisinde en yaygın kullanılan ilaç
Tamoksifen – meme kanseri tedavisinde en yaygın kullanılan ilaç
Kanserli bir kadın için en güzel hediye fikirleri
Kanserli bir kadın için en güzel hediye fikirleri