COVID-19 Pandemisi döneminde en merak edilen konuların başında grip ve zatürre aşıları gelmektedir. Yazımızda grip ve zatürre aşılarının ne olduğu, neden ve kimlere ne zaman yapılması gerektiği ve koronavirüsten korur mu gibi soruları ele alıyoruz.

Pnömoni (zatürre), akciğerlerden birinde veya her ikisinde bulunan hava keselerini iltihaplandıran bir enfeksiyondur. Hava keseleri sıvı veya iltihapla (cerahat) dolabilir ve balgam veya irinli öksürüğe, ateşe, titremeye ve nefes almada zorluğa neden olabilir. Bakteriler, virüsler ve mantarlar dahil olmak üzere çeşitli organizmalar zatürreye neden olabilir.

Pek çok mikrop zatürreye neden olabilir. En yaygın olanları soluduğumuz havadaki bakteri ve virüslerdir. Bağışıklık sistemimiz ve vücudumuzdaki fiziksel bariyerler, genellikle bu mikropların akciğerlerinize bulaşmasını engeller. Ancak bazen bu mikroplar, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, obezlerde, ek hastalığı veya yaşı ileri olanlarda pnömoniye sebep olabilir. Ayrıca, tamamen sağlıklı gözüken kişilerde de mikroorganizmalar bağışıklık sistemini alt edebilir. Bu nedenle aşılanma kritik bir öneme sahiptir. Aşılar mikroorganizmalara karşı adaptif (kazanılmış) bağışıklık yanıt oluşmasını sağlarlar.

Virüs kaynaklı pnömonilere viral pnömoni, bakteri kaynaklı olanlara ise bakteriyel pnömoni denir.

Kanser hastaları için grip aşısının önemi

Grip, influenza virüslerinin neden olduğu viral bir enfeksiyondur. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (US-CDC) 6 aydan büyük herkese her yıl mevsimsel grip aşısı yapılmasını önermektedir.

Grip aşısı, kanser veya kanser öyküsü olan kişiler için özellikle önemlidir, çünkü bu kişilerin gribe bağlı komplikasyon geliştirme riski daha yüksektir.

Kanser hastaları ve daha önce kanser tedavisi görenlerin “grip olma” riskleri daha mı fazladır?

Bunu net bir şekilde bilmiyoruz. Ancak kanserin, gripten kaynaklanan komplikasyon riskinizi artırabileceğini biliyoruz. Şu anda kanseriniz varsa veya geçmişte belirli kanser türlerine (özellikle lenfoma veya lösemi gibi) yakalanmışsanız, gripten kaynaklanan komplikasyonlar için daha yüksek risk altındasınız.

Not: Tıbbi anlamda komplikasyon terimi, bir rahatsızlığın, hastalığın veya tıbbi tedavi işleminin ön görülebilen istenmeyen etkileridir. Komplikasyonlar bir hastalığın gidişatını kötü yönde etkiler. Örneğin gribin komplikasyonu viral pnömoni (virüs kaynaklı zatürre) olabilir.

Kanser hastaları veya daha önce tedavi görenler grip aşısı yaptırmalı mı?

Evet.

Grip aşısı kanserli kişilerde yıllardır kullanılmaktadır ve güvenlidir.

Kanser hastaları, daha önce kanser tedavisi görmüş kişiler ve kanser hastalarına bakım veren yakınları da mevsimsel gribe karşı aşılanmalıdır.

Kanser hastaları için grip aşısı etkili midir?

29 Ağustos 2019'da Journal of Clinical Oncology adlı öncü onkoloji dergisinde yayımlanan bir Kanada çalışmasında, kanser hastalarında grip aşısının etkinliği değerlendirildi.

Çalışmanın sonunda görüldü ki, kanser hastalarının bağışıklık sistemi normal kişilere göre genel olarak daha zayıflamış olarak kabul edilse bile, grip aşısından fayda görmektedir. Çalışmaya alınan 26 bin kanser hastasında grip aşısının etkililiği genel olarak %22 bulundu. Bu fayda hem tedavisi tamamlanmış hem de aktif kemoterapi alan kişilerde benzerdir; fakat grip aşısının etkinliği, solid (katı, organ) kanserli hastalarda, hematolojik (kan ve kemik iliği kaynaklı) kanserli kişilere göre daha yüksektir.

Grip ve pnömokok aşıları için sizi düzenli olarak kontrol eden ve/veya tedavi eden uzman doktorun önerisi önemlidir. En doğru olan, doktorunuzun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmenizdir. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, geniz akıntısı, baş ağrısı, titreme, halsizlik, ağrı, sızı gibi grip belirtilerinden şüphelenmeniz halinde, vakit kaybetmeden doktorunuza başvurunuz.

Pnömokok (zatürre) aşısı: Herkesin bilmesi gerekenler

Bakteriyel pnömoniye çok sayıda farklı mikroorganizma neden olmaktadır ve bunlardan biri de pnömokoklardır. Pnömokok aşısı, bu bakteriler nedeniyle oluşan bakteriyel pnömoniden korunmak içindir. Tüm pnömonilerden korumaz.

Pnömokok aşıları kimlere yapmalı ve çeşitleri nelerdir?

Pnömokok hastalığı, küçük çocuklarda yaygındır, ancak yaşlı yetişkinler, ciddi hastalık ve yaşam kaybı açısından en büyük risk altındadır.

Pnömokokal hastalığı önlemeye yardımcı olan 2 çeşit aşı vardır:

  • Konjuge pnömokok aşısı veya KPA13 (Prevenar 13 ®): Aşının sağladığı korumayı güçlendirmek için farklı pnömokokların saflaştırılmış kapsül polisakkaridlerinin bir protein ile birleştiren aşı türüdür; bu nedenle konjuge olarak adlandırılmaktadır. Uzun süreli – hatta ömür boyu – bağışıklık sağlar. Bu aşı, çocuklarda ve yetişkinlerde en yaygın olarak ciddi enfeksiyonlara neden olan 13 tür pnömokok bakterisine karşı korunmaya yardımcı olur. Ayrıca, bu 13 tip pnömokok bakterisinin neden olduğu orta kulak enfeksiyonlarını da önleyebilir.
  • Pnömokok polisakkarit aşısı veya PPA23 (Pneumovax® 23): Vücudun o mikroplara karşı koruma sağlamasına yardımcı olmak için 23 tip pnömokokun yüzey polisakkaritlerine benzeyen bir aşı türüdür. Belirli kronik hastalıkları olan kişiler için bir veya iki doz olarak yapılması önerilmektedir. Eskip tip pnöomokok aşısıdır ve 1983 yılından beri ≥65 yaş erişkinlere önerilmektdir.

2 yaşından küçük tüm çocuklar ve 65 yaş ve üstü tüm yetişkinler pnömokok aşısı yaptırmalıdır.

Ülkemizde Genişletilmiş Bağışıklık Programı kapsamında, 2 yaş altı ve ≥65 yaş grubuna ücretsiz olarak KPA13 aşısı sağlanmaktadır. KPA13, yaşamın ilk yılında bebeklere 3 doz uygulanır.

Bazı durumlarda, diğer çocuklar ve yetişkinler de pnömokok aşıları yaptırmalıdır. Aşağıda, her bir pnömokok aşısı türünü kimlerin yaptırması ve yaptırmaması gerektiği hakkında daha fazla bilgi bulunmaktadır.

Prevenar 13 ® (KPA13)

  • Bağışıklık sistemini zayıflatan belirli tıbbi durumları olan 2 yaşında veya daha büyük kişiler.
  • 65 yaş ve üstü yetişkinler de istekleri halinde doktorları ile görüşüp KPA13 yaptırabilir.

Pneumovax® 23 (PPA23)

  • 65 yaş ve üstü tüm yetişkinler
  • Belirli tıbbi durumları olan 2-64 yaş arası kişiler
  • Sigara içen 19-64 yaş arası yetişkinler

Neden iki tür pnömokok aşısı vardır ve KPA ve PPA neden ardışık uygulanır?

Pnömokok aşılarının kapsadığı polisakkaridler ciddi pnömokok hastalığında en sık görülen türlerden seçilmiştir. PPA aşısının daha fazla sayıda (23) hastalık yapan pnömokok türü içermesi, buna karşın KPA’nın daha güçlü bağışıklama oluşturması gerekçesiyle iki aşının birlikte kullanımı önerilmektedir. Bağışıklık yetmezliği ve pnömokok enfeksiyonları için risk taşıyan hastalıklarda önce KPA ve daha sonra PPA şeklinde aşı uygulanmaktadır.

Pnömokok enfeksiyonları açısından yüksek rikli kişilerde rutin uygulama şu şekildedir: önce KPA13 ve 1 yıl sonra PPA23. Bu uygulama şekli, belli tıbbi durumlarda ve doktorunuzun önerisi ile değişebilir.

Bu aşıları kimler yapmamalıdır?

Yaş veya sağlık koşulları nedeniyle bazı kişilerin belirli aşıları yaptırmaması veya yaptırmadan önce beklemesi gerekir.

Kanser hastaları grip veya pnömoni aşısı yaptırmadan önce hemogram adlı tahlillerinde akyuvar (lökosit, WBC) denilen değerleri yeterli olmalıdır; lökopeni veya nötropeni olmamalıdır. Ayrıca kemoterapiden hemen önce veya sonra yaptırılması da önerilmez; genelde aşılar ile kanser tedavileri arasında 1 hafta ara olmasına dikkat edilir. Kanser hastaları, aşılar hakkındaki diğer özel durumları için onkologları ile görüşmelidir.

Pnömokok aşılarının hamile bir kadına veya bebeğine zararlı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Ancak önlem olarak aşıya ihtiyaç duyan kadınların mümkünse hamile kalmadan önce aşı yaptırması gerekir.

Pnömokok aşıları ne kadar etkilidir?

Bazı pnömokok enfeksiyonları "invaziv"dir (saldırgan seyreder). İnvaziv nitelikte bir hastalık, genellikle çok ciddidir ve bazen ölümle sonuçlanabilir. Zatürre gelişimi de hastalığın invaziv seyrettiğinin göstergesidir. Diğer bir deyişle gribe neden olan virüs veya pnömokok bakterisi vücudumuza bulaştığında, üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde atlatılıyorsa bu normal hastalık seyri iken zatürreye dönüşmesi invaziv hastalıktır. Birçok aşı işte bu noktada çok önemli etkisi olmaktadır. Hastalığa neden olan mikrop vücuda alındığında hastalığın hiç geçirilmemesini, hafif şekilde geçirilmesini veya invaziv seyretmemesini sağlar.

Pnömokok hastalığına karşı korunmaya yardımcı olan aşılar iyi çalışır, ancak tüm vakaları önleyemez.

Yapılan araştırmalar en az 1 doz konjuge pnömokok aşısının (KPA13);

  • 10 bebekten 8’inin invazif pnömokokal hastalık adı verilen ciddi enfeksiyonlardan,
  • 65 yaş ve üzerindeki 100 yetişkinden 75'ini invaziv pnömokok hastalığından,
  • 65 yaş ve üstü 100 yetişkinden 45'inin pnömokokal pnömoniden koruduğunu göstermektedir.

Araştırmalar 1 doz pnömokok polisakkarit aşısının (PPA23);

100 sağlıklı yetişkinde 50 ila 85 arası kişinin invazif pnömokok hastalığına karşı koruduğunu göstermektedir.

ABD’de çocuklar için pnömokok aşıları kullanımına başladıktan sonra, invazif pnömokok hastalığı oranlarında büyük düşüşler görüldü.

pnömokok aşısından sonra çocuklarda zamanla pnömoni sıklığında azalmayı gösteren grafik

Pnömokok aşılarının muhtemel yan etkiler nelerdir?

Pnömokok aşısı çoğu insanda herhangi bir yan etki yapmaz, bununla birlikte enjeksiyon yerinde hafif kızarıklık, şişme, ateş ve soğuk algınlığı benzeri belirtiler görülebilir.

Pnömokok aşıları ile ilgili öneriler ve özet

  1. ≥65 yaşındaki herkese, yüksek risk altındaki her yaştan erişkinler (yani immün sistemi zayıflatan durumu, dalağın olmaması, beyin-omurilik sıvısı kaçağı ve koklea implantı olan hastalar) gibi, önce KPA13 ve sonra PPA23 uygulanmalıdır.
  2. Pnömokok aşılaması, pnömokok hastalığı yönünden risk altında olan (yani kronik kalp hastalığı, kronik akciğer hastalığı, kronik karaciğer hastalığı, alkolizm, diabetes mellitus’u olan hastalar ve tütün kullananlar gibi)  <65 yaşındaki erişkinler için de önerilir. Bu hastalara yalnız PPA23 uygulanması yeterlidir; ancak PPA23 öncesinde KPA13 uygulanması da yararlı olabilir.
  3. Her iki aşının uygulanmasının gerektiği erişkinlere önce KPA13 uygulanmalıdır.
  4. Bağışıklık sistemi normal kişilerde PPA23, KPA13’ten 1 yıl sonra uygulanmalıdır. Yüksek riskli hastalara ≥8 hafta sonra uygulanmalıdır.
  5. Daha önce PPA23 uygulanmış hastalara, bu uygulamanın üzerinden ≥1 yıl geçmeden KPA13 uygulanmamalıdır.
  6. İmmün sistemi zayıflamış ve asplenik (dalağı olmayan) hastalara PPA23’ün ilk dozundan ≥5 yıl sonra bir rapel (tekrar) dozu da uygulanmalıdır.
  7. KPA13 için hiçbir yaş grubunda rapel dozu önerilmemektedir.
  8. Her iki aşı da farklı bir bölgeye uygulanmak koşuluyla grip aşısıyla aynı anda yapılabilir.
  9. Çocukluk çağı bağışıklamasında kullanılan KPA13, toplumdaki aşı suşlarını ortadan kaldırabildiği için, bu aşı erişkinlerde beklenen yararı sürekli olarak sağlamayabilir.

Grip ve zatürre aşısı koronavirüsten korur mu?

Grip ve pnömokok aşıları, çok sayıda insanı gribin ve pnömokokal hastalıkların komplikasyonlarından koruyabilen, etkili ve güvenli aşılardır. Bununla birlikte grip, pnömokokal pnömoni ve COVID-19 farklı mikroorganizmaların neden olduğu hastalıklardır ve bir aşı, sadece geliştirildiği durum için etkilidir. Bu nedenle bu aşılar COVID-19’dan korur demek doğru değildir ve sadece kendi amaçları için kullanılmalıdır. Bu aşıların “çapraz koruma” yaptığına dair iddiaların hepsi ya söylentidir ya da kanıt gücü zayıf araştırma bulgularıdır.

Bu sene uygulanacak yeni grip aşısı henüz piyasaya girmemiştir. Ayrıca çocuklarımıza zaten 1 yaşa kadar konjuge pnömokok aşısı (KPA13) 3 kez yapılmaktadır. Bu nedenle grip ve pnömokok aşıları, risk altındaki bireylere, aile hekimleri veya kendilerini takip eden doktorlarının önerisi ile uygulanmalıdır.

Sonuç olarak;

  • Tüm çocuk ve yetişkinler grip aşısı yaptırmalı,
  • 65 yaş ve üstü herkes de pnömokok aşısı yaptırmalı,
  • 65 yaş altı pnömokok aşısı ise belirli tıbbi durumlara sahip olduğu için pnömokokak hastalık riski yüksek olan kişiler için düşünülmeli.
  • Pnömokokak hastalık riski yüksek olan kişiler için "rutin" öneri şu şekildedir: Prevenar 13 daha güçlü bağışıklık yanıt oluşturuyor, Pneumovax 23 ise daha geniş yelpazede bağışıklık yanıt. Rutin öneri önce Prevenar 13, 1 yıl sonra Pneumovax 23.
  • Ayrıca grip veya pnömokok aşısının COVID-19'a karşı bir koruma sağlamadığı bilinmeli.