Anasayfa - Kanser Haberleri - Genetik - Teknoloji Haberleri - Herkesin geleceğini ilgilendiren FLAŞ HABER - Crispr patenti için Çin ile ABD anlaştı
Herkesin geleceğini ilgilendiren FLAŞ HABER - Crispr patenti için Çin ile ABD anlaştı

Herkesin geleceğini ilgilendiren FLAŞ HABER - Crispr patenti için Çin ile ABD anlaştı

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
21.06.2017

Bilim insanları 20. yüzyılda DNA’yı, 21. yüzyılda ise DNA’yı nasıl diledikleri gibi düzenleyeceklerini buldular

ABD ve Çin, sağlık alanında devrim yaratacak gen tedavi yöntemi Crispr patenti için anlaştı. Günümüze değin bilinen en pahalı patent olan bu genetik teknolojinin değerinin 100 Milyar Dolar olduğu düşünülmekte. Bu anlaşma Kaliforniya Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği Crispr / Cas9 sistemi üzerinden oldu. Harvard Üniversitesi araştırmacılarının da benzer Crispr sistemi patenti için başvuruları olduğunu biliyoruz ve iki ülkenin anlaşması sonrası nasıl bir tavır izleyeceklerini merakla bekliyoruz.

Crispr teknolojisi ile gen düzenleme, şüphesiz bu yüzyılın en büyük biyoteknoloji atılımıdır. Bu gelişme, geçen yüzyılın en önemli bilimsel buluşlarından biri sayılan DNA’nın keşfi kadar önemlidir. Crispr sistemi, DNA’da hedeflenen değişiklikleri yapmak için çok iyi sonuç veren ve nispeten basit bir yöntemdir. Adı bile yeni duyulmaya başlanan, hakkındaki patent mücadelesi adeta savaşa dönüşen bu teknolojiye şimdiye kadar dünyanın dört bir yanındaki birçok ülke, farklı şirketler ve üniversiteler tarafından büyük yatırımlar yapılmıştır. Bu teknoloji tüm canlılardaki genetik bozuklukların ortadan kaldırılması potansiyeline sahiptir. Kanser de hücresel seviyede bir genetik hastalık olduğu için, Crispr’ın hedefinde ilk sırada kanseri tedavi etmek vardır.

Crispr nedir? Crispr ve kanser tedavisi

2013 yılında tüm dünyaya adını duyuran Crispr/Cas9 tekniği, bakteri ve virüsler arasındaki etkileşimlerin araştırılması sırasında bulunmuştur. Virüsler bakterilere saldırırken, bakteri yüzeyine tutunur ve bakteriye kendi DNA’sını enjekte eder. Bu virüs DNA’sı, bakterinin genetik yapısına girerek virüslerin üretilmesine neden olur. Bakteriler bu duruma karşı bir korunma mekanizması geliştirmişlerdir. Bu sistemde virüs DNA parçası bakterinin Cas9 enzimi ile tanınır. Bakteri virüs DNA’sını tanımladığında Cas9 enzimi yardımıyla keser. Bu kesilen virüs DNA parçası Crispr olarak adlandırılır. Bakteri, bu DNA parçasını kendi genetik yapısına aktararak bir nevi virüs DNA’sını hafızasında tutar. Böylece aynı virüs bakteriye saldırdığında virüse karşı daha hızlı savunma gerçekleştirir. Yani Crispr/Cas9 sistemini bakterinin bağışıklık sistemi gibi düşünebiliriz. Özetle Crispr, bakterilerde doğal olarak bulunan ve Cas9 enzimi ile birlikte bakterilerin virüslere karşı savunma sistemini oluşturan gen bölgesidir. Araştırmacılar Crispr/Cas9 sistemini gen düzenlemede kullanılabilecek şekilde tasarlamıştır.

Bilindiği üzere kanserin temel sebebi “genlerde” meydana gelen hasarlardır. Crispr / Cas9 tekniği ile mutasyona uğramış gen dizisi çıkarılabilir ve/veya hatalı protein kodlayan genlerin, doğru protein kodlayan genlerle yerleri değiştirilebilir. Böylelikle kanser yapıcı mutasyonlar ortadan kaldırılabilir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi savaşçı hücreleri olan T hücreleri CRISPR/Cas9 ile programlanarak kanser hücresine daha etkili saldırması sağlanabilir.

Crispr patent savaşları

Crispr / Cas9 teknolojisinde tartışılan konulardan en önemlisi keşfin sahibinin ve kullanım hakkının kime ait olduğudur. Bağımsız iki araştırma grubu crispr/cas9 teknolojisini kendilerinin gerçekleştirdiğini iddia etmiştir. İki araştırma grubunun patent başvuruları, yayın tarihleri birbirine çok yakındır. Bu gruplardan ilki California Üniversitesi'nde Jenifer Doudna önderliğindeki araştırma grubudur. Mayıs 2012 de Jenifer Doudna ve ekibi Crispr/Cas9 teknolojisinin gen düzenlenmesinde kullanılmasına dair ilk patent başvurusunu yapmıştır. Deneysel sonuçları ise 2012 Haziran ayında Science Dergisi’nde yayımlamıştır.

Diğer grup ise Harvard Üniversitesi Broad Enstitüsünde Feng Zhang liderliğindeki araştırma ekibiydi. Ocak 2013’de crispr/cas9 teknolojisinin ökaryotik, yani insan ve hayvan hücrelerinde, gen düzenlemesi konusundaki makaleyi yayımlamışlardır. Aynı zamanda bu sistemin ilk patent başvurusunu Aralık 2012’de yapmışlardır.

Fen Zhang ve ekibinin yayınından kısa bir süre sonra, Doudna ve ekibi Crispr/Cas9’un ökaryotik hücrelerde kullanılabileceğini anlatan bir çalışma yayınladı. Ancak bu konuda patenti ilk alan grup Zhang araştırma grubuydu.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tartışmanın temel noktası Crispr/Cas9 teknolojisinin ökaryotik hücrelerdeki kullanımını kimin keşfettiğiydi. O zamanlar ilk patent başvurularının yapıldığı dönemde, Amerika Birleşik Devletleri keşfeden ilk patente sahiptir sistemi vardı. Bu sistemde buluşu yapan ilk kişi patent başvurusu yapma hakkına sahipti. Kaliforniya Üniversitesi Crispr/Cas9’u keşfettiğini ve patent başvurularının aynı zamanda ökaryotik hücrelerde bu tekniği kullanmaya olanak sağladığını savunmuştur. Ancak Harvard Üniversitesi, ökaryotik hücrelerde bu tekniğin kullanım hakkının kendilerinde olduğunu iddia etmiştir. İki üniversite arasındaki bu tartışmalar halen sürmektedir. Bununla birlikte dünyanın birçok yerindeki araştırma merkezleri, patent tartışmalarına aldırmaksızın crispr teknolojisini geliştirmeye ve farklı hastalıklarda denemeye devam etmiştir. Özellikle Çin, crispr çalışmalarına büyük önem vermiş hatta crisprın kanser tedavisinde kullanımına dair klinik çalışmaları ilk başlatan ülke olmuştur.

Crispr ve kanser alanında bilimsel araştırmalar ve tartışmalar devam ederken Çin Patent Ofisi, 19 Haziran 2017 Pazartesi günü yaptığı açıklama ile Kaliforniya Üniversitesi’nin patentini destekleme kararı aldığını açıkladı. Kaliforniya Üniversitesi'nin İntellia therapeutics adlı şirkete lisansladığı patent araştırmaların hızlanmasını sağlayacak. Bu patentle,

- Intellia Therapeutics şirketi Çin’de CRISPR teknolojisi ile geliştirilen herhangi bir tedaviyi satış ve pazarlama hakkına sahip olacaktır.

- Patentin içeriği CRISPR teknolojisinin hücresel veya hücresel olmayan denek düzeneklerinde, hastalıkların tedavisinde veya ilaç geliştirilmesinde kullanılmasını içeriyor.

Çin’in bu patenti desteklemesinin en önemli sebebi CRISPR/Cas9’un Çin’deki araştırma merkezlerinde yoğun olarak çalışılmasıdır. Çin’de şu an için aktif olarak devam eden iki klinik çalışma vardır. İlk klinik çalışma Ekim 2016 da başlatılmıştır. Klinik çalışmada CRISPR teknolojisinin akciğer kanseri tedavisindeki etkisi değerlendirilmektedir. İkinci klinik çalışma ise Nisan 2017 de başlatılmış ve 4. evre nazofarinks, mide ve lenf kanserlerine sahip 20 hasta dahil edilmiştir. Klinik çalışmalar halen sürmektedir. Bunun yanı sıra CRISPR/Cas9 tekniğinin meme kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanseri gibi farklı kanserleri içeren 20’den fazla klinik çalışma da başlatılmıştır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Haftanın Sloganı
Küba kanser gerçeğini öğrenmek ister misiniz?
Küba’nın kendi resmi verileri ile KÜBA’da KANSER GERÇEĞİ
Kaynak:

CRISPR Patent Wars. When Priority Is a Priority
genengnews-com
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Kanser Haberleri
Kanser tanısı aldığını saklamak
Kanser tanısı aldığını saklamak
Kanser hastası tedavi sırasında çalışabilir mi?
Kanser hastası tedavi sırasında çalışabilir mi?
Hangi hastaya hangi diyet en uygundur?
Hangi hastaya hangi diyet en uygundur?
3 doğal kanser kürü gerçeği - B17 vitamini, alkali diyet ve esrar yağı
3 doğal kanser kürü gerçeği - B17 vitamini, alkali diyet ve esrar yağı