Kanserin temel nedeni DNA hasarlarıdır. Sigara ve ultraviyole ışınları DNA'ya ciddi oranda zarar vererek akciğer veya deri kanserine neden olur. Bu hasarlar çevresel etmenlere bağlı olduğu için, rahatlıkla bu riskleri düşürebiliriz. Ancak hücrenin kendi işleyişinden kaynaklanan DNA hasarlarına karşı nasıl korunabileceğimiz bilinmiyordu. Fakat hasar oluştuktan sonra DNA'nın nasıl tamir edildiğine dair bilgilerimiz mevcuttu (bakınız Prof. Dr. Aziz Sancar'ın çalışmaları). Hücrelerimiz çoğalırken yavru hücrelere DNA'yı eşit paylaştırmak için DNA kopyalaması gerçekleştirir. Bu süreç esnasında DNA'da bir takım hasarlar meydana gelir. Bu hasarlar, çoğunlukla önlenemez ve yaşam stiline bağlı değildir. Bu bağlamda, Şubat 2019‘da Nature Cell Biology‘de yayımlanan çalışmada, doğal DNA hasarlarından hücreleri koruyan yeni bir mekanizma keşfedildi. Bu gelişme, etkili kanser tedavilerinin geliştirilmesine olanak sağlayabilir.

Araştırma, Danimarka‘da bulunan Kopenhag Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. Araştırmada, belirli özelleşmiş proteinlerin hasarlı DNA‘yı nasıl sardığı ve tamir edilene kadar koruduğu keşfedildi. Bu durum, hassas bir sistemle ve zamanlamayla gerçekleştirilmektedir. Aynı araştırma grubu, 2011 yılında DNA eşlemesi kaynaklı kalıtsal DNA hasarlarının özelleşmiş organellerde korunduğu keşfetmişti. Bu organellere, 53BP1 nükleer yapılar adı verilmişti.

Bu çalışmada ise, 53BP1 özel moleküllerle işaretlenerek ilk kez hasarlı DNA jenerasyonlar boyunca izlenerek tüm mekanizma aydınlatıldı. Yavru hücreler, bu kalıtsal DNA hasarlarını 53B11 nükleer yapılar ile izleyerek tamir etmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda, bu tamir sisteminin en kritik molekülü RAD52 adlı tümör baskılayıcı protein olduğu keşfedilmiştir.

Peki bu çalışma bize ne ifade ediyor?

• Doğal DNA hasarlarına karşı koruyucu bir mekanizma keşfedildi.

• Bu keşif yeni nesil kanser tedavilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Çoğu kanser ilacı hızlı çoğalan kanser hücrelerinde DNA hasarını amaçlar. DNA hasar tamirinin zamanlamasını ve mekanizmasını anlamak daha az yan etkili tedavilerin önünü açabilir.