19
Aziz Sancar’a Nobel Ödülü’nü getiren çalışmaları: DNA’nın mekanistik tamiri

Aziz Sancar’a Nobel Ödülü’nü getiren çalışmaları: DNA’nın mekanistik tamiri

7 Ekim 2015'te İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, o yılın Kimya Nobel Ödülü'nü üç bilim insanına verdiğini açıkladı: Tomas Lindahl, Paul Modrich ve Aziz Sancar. Gerekçe tek bir cümleydi: "DNA onarımına dair mekanistik çalışmalar için." Bu yazı, o cümlenin arkasında ne olduğunu, Aziz Sancar'ın tam olarak neyi bulduğunu, ve bu buluşun bugün kanser tedavisinde nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

DNA kararlı bir molekül değildir. Nobel Komitesi'nin tören konuşmasındaki ifadeyle, kendiliğinden gerçekleşen kimyasal süreçler bir hücrenin genomunda her gün binlerce potansiyel olarak yıkıcı hasar yaratır. Buna ultraviyole ışınlar, kimyasal karsinojenler ve her hücre bölünmesinde yapılan kopyalama hataları eklenir. Hâlâ ayakta olmamızın nedeni, hücrelerin bu hasarları sürekli onarıyor olmasıdır.

Ödülün üç kişiye verilmesi tesadüf değildir. Her biri farklı bir onarım mekanizmasını çözdü — aynı bulguyu paylaşmadılar, birbirini tamamlayan üç ayrı sistemi aydınlattılar. Lindahl baz kesip çıkarma onarımını, Modrich yanlış eşleşme onarımını, Sancar ise nükleotid kesip çıkarma onarımını çözdü. Üçünün ortak noktası, "onarım vardır" demekle yetinmeyip hangi proteinin, hangi sırayla, ne yaptığını moleküler düzeyde göstermiş olmalarıdır. Nobel gerekçesindeki "mekanistik" sözcüğü tam olarak bunu anlatır.

Ödül 2015 Nobel Kimya Ödülü
Resmî gerekçe "for mechanistic studies of DNA repair" — DNA onarımına dair mekanistik çalışmalar için
Açıklanma 7 Ekim 2015
Tören 10 Aralık 2015, Stockholm
Sahipleri Tomas Lindahl (d. 1938, Stockholm) · Paul Modrich (d. 1946, Raton, New Mexico) · Aziz Sancar (d. 8 Eylül 1946, Savur, Mardin)
Kurumlar Francis Crick Institute / Clare Hall (Lindahl) · Howard Hughes Tıp Enstitüsü ve Duke Üniversitesi (Modrich) · Kuzey Karolina Üniversitesi, Chapel Hill (Sancar)
Ödül tutarı 8 milyon İsveç kronu, üçe eşit bölündü
Sancar'ın Nobel dersi 8 Aralık 2015 — "Fotoliyaz ve Kesip Çıkarma Nükleazıyla DNA Onarım Mekanizmaları"

Üç mekanizma, üç ayrı sorun

DNA'da her hasar aynı değildir. Bir bazın kendiliğinden bozulması, kopyalama sırasında yanlış harfin konması ve ultraviyole ışının iki komşu bazı birbirine kaynatması — bunlar üç farklı sorundur ve hücre üçünü üç ayrı takımla çözer.

Mekanizma Hangi hasarı onarır? Kim çözdü?
Baz kesip çıkarma onarımı
base excision repair
Tek bir bazın kendiliğinden kimyasal bozulması — örneğin sitozinin urasile dönüşmesi Tomas Lindahl
1974: urasil-DNA glikozilaz enzimi
Yanlış eşleşme onarımı
mismatch repair
Kopyalama sırasında yanlış harfin yerleştirilmesi Paul Modrich
1989: metil gruplarının hangi zincirin doğru olduğunu işaretlemesi
Nükleotid kesip çıkarma onarımı
nucleotide excision repair
DNA'nın sarmal yapısını bozan hacimli hasarlar — UV'nin yarattığı timin dimerleri, kimyasal karsinojen ekleri, sisplatin ekleri Aziz Sancar
1983: UvrA, UvrB ve UvrC proteinlerinin çift kesim mekanizması

Modrich'in çözdüğü yanlış eşleşme onarımının ne kadar etkili olduğunu bir rakam anlatıyor: bu sistem, DNA kopyalanırken yapılan hataların sıklığını yaklaşık bin kat azaltır — Nobel tören konuşmasının ifadesiyle, hataların %99,9'unu düzeltir. Kalıtımın moleküler temeli için Mendel'in bezelye deneylerini, DNA'nın okunup çoğaltılmasının teknik tarihi için PCR yazımızı okuyabilirsiniz.

Sancar tam olarak neyi buldu?

Aziz Sancar'ın çözdüğü sistem, hücrenin en çok yönlü onarım takımıdır. Nükleotid kesip çıkarma onarımı, tek bir bazın kimyasal bozulmasıyla değil, DNA sarmalının şeklini bozan hacimli hasarlarla ilgilenir: ultraviyole ışının yan yana iki timini birbirine kaynatmasıyla oluşan timin dimerleri, sigara dumanındaki karsinojenlerin DNA'ya eklediği kimyasal parçalar, ve — kanser tedavisi açısından kritik olarak — sisplatin gibi platin kemoterapilerinin DNA'ya bıraktığı ekler.

Sancar'ın yaptığı şey, bu sistemi bakteride yeniden kurmaktı. 1982'de tüp içinde, saflaştırılmış proteinlerle onarımı baştan sona çalıştırdı ve 1983'te yayımladı. Ortaya çıkan mekanizma şuydu:

Şekil 1 · Nükleotid kesip çıkarma onarımı — Sancar'ın çözdüğü mekanizma

Basamaklar bakteri sisteminden (UvrA, UvrB, UvrC) alınmıştır; insanda aynı mantık daha çok proteinle yürür. Çıkarılan parçanın uzunluğu iki canlıda farklıdır ve bu fark alttaki kutuda belirtilmiştir.

1 · HASAR UV ışını iki komşu timini birbirine kaynatır 2 · TARAMA A B UvrA ve UvrB birlikte DNA'yı tarar, hasarı bulur 3 · BÜKÜLME A B UvrA ayrılır; UvrB hasarlı bölgede DNA'yı büker 4 · ÇİFT KESİM C UvrC iki yandan keser — Sancar'ın bulduğu adım 5 · ÇIKARMA Bakteride 12–13, insanda yaklaşık 24–32 nükleotid 6 · YENİDEN YAZIM Polimeraz boşluğu doldurur, ligaz uçları birleştirir
Mekanizmanın can alıcı yeri dördüncü basamaktır. Sancar'dan önce, hasarın nasıl tanındığı ve çıkarıldığı bilinmiyordu. O, hasarın iki yanından birden kesildiğini gösterdi — buna "çift kesim" denir ve bu yüzden sisteme eksizyon nükleazı (excinuclease) adı verildi. Bakteride bu işlem 12–13 nükleotidlik bir parçayı çıkarır; insan hücresinde çıkarılan parça daha uzundur, yaklaşık 24–32 nükleotid (genellikle "30'luk parça" diye anılır). Geriye kalan boşluk, karşı zincir şablon alınarak yeniden yazılır — yani bilgi kaybolmaz.

Neden bakteride çalıştı? Bu, Nobel ödüllü biyolojinin tekrar eden bir hikâyesidir: karmaşık bir insan sistemini anlamak için önce onun en sade halini bulursunuz. Bakteride onarımı üç proteine indirgemek, insandaki onlarca proteinli sistemi çözmenin haritasını verdi. Aynı strateji CRISPR-Cas9'un keşfinde de işledi — bakterinin virüslere karşı savunması, bugün insan genomunu düzenleyen bir araca dönüştü.

Savur'dan Stockholm'e: bir kronoloji

Sancar'ın yolu, bilim tarihinin en sıra dışı güzergâhlarından biridir. Aşağıdaki tarihler, kendi Nobel özgeçmişinden ve resmî kayıtlardan alınmıştır.

8 Eylül 1946
Savur'da doğar
Mardin'in Savur ilçesinde, çiftçi Abdulgani ve Meryem Sancar'ın sekiz çocuğundan yedincisi olarak. İlk ve orta öğrenimi Savur ve Mardin'de. Yaşam
1963–1969
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kasım 1963'te başlar, 1969'da sınıf birincisi olarak mezun olur. Eğitim
1969–1971
Savur ve Sürgücü'de hekimlik
Önce Savur'da muayenehane, sonra Sürgücü'de hükümet tabipliği. Nobel'e giden yol bir laboratuvarda değil, taşra hekimliğinde başlar. Hekimlik
1973
Teksas Üniversitesi, Dallas
Doktora için Claud S. Rupert'in laboratuvarına girer. Rupert, 1958'de fotoliyaz enzimini keşfetmiş kişidir. Doktora
1975
Fotoliyaz genini klonlar
Kendi özgeçmişinde bunu "Kayalık Dağlar'ın doğusunda klonlanan ilk gen" diye anlatır. Nobel'in tanıtım sayfası bu tarihi 1976 olarak verir; iki resmî kaynak arasındaki bu küçük fark açıkça not edilmelidir. Buluş
Temmuz 1977
Doktora tezini savunur
Eylül 1977'de Yale Üniversitesi'nde W. Dean Rupp'un laboratuvarına doktora sonrası araştırmacı olarak katılır. Eğitim
1977–1979
uvrA, uvrB ve uvrC genlerini klonlar
Onarımın üç anahtar proteinini kodlayan genleri arka arkaya klonlar. Bu, mekanizmayı tüpte yeniden kurmanın ön koşuluydu. Buluş
1979
Maxicell yöntemi yayımlanır
Sancar A, Hack AM, Rupp WD. Journal of Bacteriology. Kendi ifadesiyle en çok atıf alan makalesidir. Ne işe yaradığı aşağıda ayrıntılı anlatılıyor. Yöntem
1982–1983
Onarımı tüpte yeniden kurar
ABC eksinükleazını saflaştırılmış proteinlerle çalıştırır ve çift kesim mekanizmasını bulur. Nobel'e götüren çalışma budur. Buluş
1983
Chapel Hill'e taşınır
Kuzey Karolina Üniversitesi Tıp Fakültesi. Teklifi 1981 baharında kabul etmiş, bir yıl ertelemişti. 1997'den bu yana Sarah Graham Kenan Profesörü. Kariyer
1993
"İnsanda fotoliyaz yok"
Kendi ekibiyle yaptığı çalışmada, insan hücrelerinde fotoliyaz enzimi bulunmadığını gösterir. Kariyerinin başındaki enzimin bizde olmadığını kanıtlamak, bilimsel dürüstlüğün iyi bir örneğidir. Buluş
2015
XR-seq yöntemini geliştirir
İnsan genomunda onarımın nerede, ne zaman ve ne kadar yapıldığını tek nükleotid çözünürlüğünde haritalayan yöntem. Bir yıl sonra aynı yöntemle sisplatin hasarının onarım haritasını çıkarır. Yöntem
7 Ekim 2015
Nobel Kimya Ödülü açıklanır
Lindahl ve Modrich ile birlikte, "DNA onarımına dair mekanistik çalışmalar için". Tören 10 Aralık 2015'te Stockholm'de yapılır. Nobel

Bu kronolojide gözden kaçan bir ayrıntı var: Sancar, Nobel'e götüren çalışmaya başladığında bir doktora sonrası araştırmacıydı ve iki yıl boyunca Türkiye'de taşra hekimliği yaptıktan sonra, otuzlu yaşlarında temel bilime geçmişti. Bilimsel kariyerin "doğru yaşta, doğru sırayla" ilerlemesi gerektiği inancına karşı somut bir örnektir. Ödülü getiren buluş ise, o buluştan otuz iki yıl sonra tanınmıştır — temel bilimde ödülle keşif arasındaki mesafeyi gösteren tipik bir aralık.

Maxicell yöntemi: yaygın bir yanlışı düzeltelim

Sancar'ın adı anıldığında sık tekrarlanan bir cümle var: "DNA onarımında görevli enzimleri saflaştırarak, maxicell adını verdiği bir saflaştırma yöntemi geliştirdi." Bu cümle, iki noktada düzeltilmelidir.

Birincisi: maxicell bir saflaştırma yöntemi değildir. Yöntem, plazmit taşıyan bakterilerde hangi proteinin plazmitten kodlandığını belirlemeye yarar. Mantığı şudur: recA ve uvrA mutasyonu taşıyan — yani DNA'sını onaramayan — E. coli hücreleri ultraviyoleye maruz bırakılır. Bakterinin kendi kromozomu parçalanırken, küçük olduğu için daha az hasar alan plazmit DNA'sı hayatta kalır ve çoğalır. Sonra işaretli amino asit verilir; hücrede üretilebilen tek şey plazmit proteinleri olduğu için, yalnızca onlar işaretlenir. Yani yöntem protein ayırmaz, protein tanımlar.

İkincisi: "hâlâ pek çok araştırmacı tarafından kullanılıyor" ifadesi için bir kaynak bulunamamıştır. Doğrulanabilir olan ve söylenmesi gereken şey şudur: Sancar'ın kendi Nobel özgeçmişine göre maxicell makalesi, kariyerinin en çok atıf alan yayınıdır (Sancar A, Hack AM, Rupp WD, Journal of Bacteriology, 1979).

Üçüncü bir ayrıntı: bu çalışma, doktora hocası Claud Rupert'in Dallas'taki laboratuvarında değil, Yale'de W. Dean Rupp'un laboratuvarında yapılmıştır. Rupert fotoliyaz dönemine, Rupp ise eksizyon onarımı dönemine aittir.

Bu düzeltme önemsiz bir ayrıntı değildir. Sancar'ın maxicell'i neden geliştirdiğini anlamak, asıl buluşun nasıl mümkün olduğunu açıklar: uvrA, uvrB ve uvrC genlerini klonladıktan sonra, bu genlerin gerçekten hangi proteinleri ürettiğini görmesi gerekiyordu. Maxicell tam olarak bunu sağladı — ve o proteinler tanımlandıktan sonra saflaştırılıp tüpte bir araya getirilebildi. Yöntem, buluşun aracıydı; buluşun kendisi değil.

Fotoliyaz: Sancar'ın ilk aşkı, bizde olmayan enzim

Sancar'ın bilimsel hikâyesi aslında başka bir enzimle başlar. Doktora hocası Claud Rupert, 1958'de fotoliyaz adlı bir enzimi keşfetmişti. Bu enzim olağanüstü bir şey yapar: ultraviyolenin yarattığı timin dimerine bağlanır ve mavi ışığın enerjisini kullanarak dimeri yerinde çözer. Kesme yok, çıkarma yok, yeniden yazma yok — tek adımda geri alma. Sancar 1975'te bu enzimin genini klonladı.

Aradan on sekiz yıl geçti ve Sancar, kendi ekibiyle bu kez şunu gösterdi: insanda fotoliyaz yoktur.

Şekil 2 · UV hasarını onarmanın iki yolu — ve insanda hangisinin olmadığı

Sancar ve ekibinin 1993 tarihli çalışması, E. coli, maya ve çıngıraklı yılan özütlerinde fotoliyazı kolayca saptarken insan hücrelerinde saptayamadı. Kullanılan yöntem hücre başına 10 molekülü bile görebilecek duyarlılıktaydı.

UV → timin dimeri sarmalın şeklini bozan hasar FOTOLİYAZ mavi ışık enerjisiyle dimeri yerinde çözer tek adım, kesme yok Bakteri, maya, yılan İnsanda YOK KESİP ÇIKARMA hasarlı parçayı keser boşluğu yeniden yazar çok proteinli sistem İnsanda VAR tek seçenek İnsanda UV hasarını onaran tek yol budur Bu yüzden güneş koruması bir tercih değildir
Şemanın pratik sonucu: güneşin yarattığı DNA hasarını geri alacak bir "ışıkla tamir" seçeneğimiz yok. Elimizdeki tek sistem, Sancar'ın çözdüğü kesip çıkarma onarımıdır — ve bu sistem yavaştır, sınırlıdır, yaşla birlikte zayıflar. Bir sonraki bölümde göreceğiniz gibi, bu sistem doğuştan bozuk olan insanlarda cilt kanseri riski on bin kattan fazla artar.

Burada güzel bir bilimsel dürüstlük örneği var: Sancar, kariyerine adını yazdırdığı enzimin insanda bulunmadığını gösteren çalışmayı kendi laboratuvarında yaptı ve yayımladı. Fotoliyaz araştırmasının insandaki karşılığı ise başka bir yerden geldi — bu enzim ailesinin akrabaları, memelilerde kriptokrom adıyla biyolojik saati kurar. Sancar'ın ikinci büyük araştırma hattı buradan doğdu ve doğrudan kemoterapi zamanlamasına bağlandı; bunu sirkadiyen ritim ve kemoterapi yazımızda ele aldık.

Onarım bozulursa ne olur? İki hastalık, iki ders

DNA onarımının neden önemli olduğunu anlamanın en doğrudan yolu, onarımın doğuştan bozuk olduğu insanlara bakmaktır. Burada iki hastalık, iki farklı onarım sisteminin karnesi gibidir.

Kseroderma pigmentozum — Sancar'ın yolağının bozulması

Kseroderma pigmentozum, nükleotid kesip çıkarma onarımının genetik olarak bozuk olduğu nadir bir hastalıktır. Yani Şekil 1'de anlattığımız mekanizma çalışmaz. Sonuçları, bu sistemin ne kadar hayati olduğunu tek başına gösterir.

Kseroderma pigmentozumda Genel nüfusa göre Ortaya çıkış yaşı
Melanom dışı cilt kanseri (bazal ve skuamöz hücreli) 10.000 kattan fazla risk Ortanca 9 yaş — yaklaşık 60 yıl erken
Melanom 2.000 kattan fazla risk Ortanca 22 yaş — 30 yıldan fazla erken
İç organ tümörleri 34 kat risk Yaklaşık 50 yıl erken

Bu hastalarda ortanca yaşam süresi, nörolojik tutulum varsa 29 yaş, yoksa 37 yaştır. Rakamların anlattığı şey şudur: güneşten gelen ultraviyole hasarı, biz fark etmesek de her gün gerçekleşiyor ve onu her gün onaran bir sistem var. O sistem çalışmadığında, normalde altmış yılda ortaya çıkacak kanser dokuz yaşında çıkıyor. Melanomun belirtileri ve evreleri için ayrı yazımıza bakabilirsiniz.

Lynch sendromu — Modrich'in yolağının bozulması

Yanlış eşleşme onarımını sağlayan genlerden birinde (MLH1, MSH2, MSH6, PMS2 ya da EPCAM) kalıtsal bir bozukluk taşımak, Lynch sendromu demektir. Bu, kalıtsal kolorektal kanserin en sık nedenidir.

Gen 70 yaşına kadar kolorektal kanser riski 70 yaşına kadar rahim iç zarı kanseri riski
MLH1 %46 (erkek) / %44 (kadın) %35
MSH2 %46 (erkek) / %42 (kadın) %46
MSH6 %12 (erkek) / %20 (kadın) %41
PMS2 %3 %12–13
EPCAM %75 %12

Bu tablo okunurken iki şeye dikkat edilmeli. Birincisi, bu oranlar "yaşam boyu" değil, "70 yaşına kadar" hesaplanmıştır; ikisi aynı şey değildir. İkincisi — ve klinikte en çok işe yarayan bilgi — risk gene göre çok değişir. MLH1 ya da MSH2 taşıyan bir kişide kolorektal kanser ortanca 44 yaşında ortaya çıkarken, PMS2 taşıyanlarda bu yaş 61–66'dır ve risk çok daha düşüktür. "Lynch sendromu" tek bir tablo değildir; hangi genin tutulduğu, izlem sıklığını ve koruyucu cerrahi kararını değiştirir. Kolonoskopi aralığının nasıl belirlendiğini ayrı yazımızda, kalıtsal risk taşıyanlarda koruyucu cerrahi kararını BRCA yazımızda ele aldık.

İki hastalık, aynı dersi veriyor: kanser çoğu zaman "DNA'ya hasar geldiği için" değil, hasar onarılamadığı için ortaya çıkar. Hasar zaten sürekli geliyor — mutasyonlar kaçınılmazdır. Kanseri belirleyen şey, hasarın kendisi değil, hasarla onarım arasındaki dengedir. Bu denge, DNA hasarının kanserleşmeyi nasıl etkilediğini anlatan yazımızda ayrıntılı ele alınıyor.

Asıl çelişki: onarımı hem korumak hem engellemek

DNA onarımını anladıkça akla kaçınılmaz bir soru geliyor. Kanser hücreleri de DNA onarımını kullanıyor — hem de sağlıklı hücrelerden daha çok, çünkü hızlı bölünmenin getirdiği hasarı sürekli temizlemek zorundalar. O halde onarımı engelleyen bir ilaç, tümörü öldürebilir. Ama aynı ilaç, sağlıklı hücrelerin onarımını da engelleyecektir.

Bu, kanser farmakolojisinin klasik sorunudur ve adı tedavi penceresidir: ilacın tümöre zarar verip hastaya vermediği aralık. Onarım yolaklarında bu pencere çok dardır. Peki bu çelişki nasıl aşıldı?

Cevap "sentetik ölümcüllük" (synthetic lethality) adı verilen bir fikirdir. Mantığı şudur: iki ayrı genin her biri tek başına kaybedildiğinde hücre yaşamaya devam eder; ama ikisi birden kaybedildiğinde hücre ölür. Eğer tümör hücresi bu eksiklerden birini zaten taşıyorsa, ilaçla ikincisini kapatmak yalnızca o hücreyi öldürür — sağlıklı hücrede her iki yol da sağlam olduğu için ilaç tolere edilir. Yani ilacın seçiciliği ilacın kendisinden değil, tümörün zaten sahip olduğu kusurdan gelir.

Şekil 3 · Sentetik ölümcüllük: PARP inhibitörleri neden yalnızca bazı tümörleri öldürür?

PARP, tek zincir kırıklarının onarımında görevlidir. BRCA genleri ise çift zincir kırıklarını "homolog rekombinasyon" ile onaran yolağın parçasıdır. Şema, bu iki yolun dört olası bileşimini gösterir.

PARP çalışıyor PARP inhibitörü Normal hücre BRCA sağlam YAŞAR iki yol da açık YAŞAR BRCA yolu devrede Tümör hücresi BRCA bozuk YAŞAR yalnız PARP ile ÖLÜR iki yol da kapalı SENTETİK ÖLÜMCÜLLÜK yeşil: hücre yaşar · kırmızı: hücre ölür
Okunuşu: tek başına zararsız olan iki eksik, bir arada öldürücü olur. Sağ alt göz, ilacın işe yaradığı tek durumdur — ve bu yüzden PARP inhibitörleri herkese değil, BRCA ya da benzer onarım kusuru taşıyan tümörlere verilir. Önemli uyarı: şema idealize edilmiştir. Gerçekte sağlıklı hücreler tamamen korunmaz; aşağıda göreceğiniz gibi bu ilaçlarla uzun süreli kullanımda ciddi kemik iliği yan etkileri bildirilmiştir. Şema seçiciliğin mantığını gösterir, mutlak güvenliği değil.

Bu fikir, Nobel ödüllü temel bilimin kliniğe nasıl döndüğünün en net örneğidir. Lindahl, Modrich ve Sancar'ın haritaladığı yolaklar olmasaydı, hangi yolağın hangi tümörde eksik olduğunu bilemez; dolayısıyla hangi ilacın kime verileceğini de bilemezdik. Bugün kanser tedavisinin en somut kişiselleştirme örneklerinden biri buradan çıkmıştır.

Klinikte bugün ne var? Somut karşılıklar

"Temel bilim bir gün işe yarar" cümlesi genellikle soyut kalır. Burada soyut kalmıyor. Aşağıdakilerin hepsi, DNA onarım yolaklarının haritalanmasından doğmuş, bugün ruhsatlı tedavilerdir.

1. Onarım kusuru olan tümörlerde immünoterapi

Yanlış eşleşme onarımı bozuk (dMMR) ya da mikrosatellit instabilitesi yüksek (MSI-H) tümörler, onaramadıkları hatalar nedeniyle çok sayıda mutasyon biriktirir. Bu mutasyonlar yabancı protein parçaları üretir ve bağışıklık sistemi için tümörü "görünür" kılar.

23 Mayıs 2017, kanser ilaç tarihinde bir dönüm noktasıdır. FDA, pembrolizumabı tümörün hangi organdan çıktığına bakmaksızın, yalnızca MSI-H/dMMR özelliği taşıması koşuluyla onayladı. FDA'nın kendi ifadesiyle "bu, FDA'nın ilk doku/bölge bağımsız onayıdır." Yani ilk kez bir kanser ilacı, kanserin türüne değil, moleküler kusuruna göre onaylandı. Onay, 5 tek kollu çalışmadaki 149 hastanın verisine dayanıyordu: yanıt oranı %39,6, yanıt verenlerin %78'inde yanıt en az 6 ay sürdü. Hızlandırılmış onay 28 Mart 2023'te tam onaya çevrildi.

Bu yaklaşımın en çarpıcı örneği rektum kanserinde görüldü. Yanlış eşleşme onarımı bozuk, lokal ileri rektum kanseri olan hastalara ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi yerine yalnızca dostarlimab (6 ay boyunca 3 haftada bir) verildi. Rapor edildiğinde değerlendirilebilen 14 hastanın 14'ünde klinik tam yanıt alındı; hiçbiri kemoterapi, radyoterapi ya da ameliyat gerektirmedi ve derece 3–4 yan etki görülmedi.

Bu sonuç heyecan verici, ama abartılmamalı — ve bu bizim uyarımızdır. Değerlendirilen hasta sayısı 14'tür ve rapor edildiğinde ortanca izlem süresi 6,8 aydı. Rektum kanserinde nüksler yıllar içinde görülebilir. Ayrıca bu yaklaşım yalnızca dMMR tümörlerde geçerlidir; rektum kanserlerinin çoğunluğu bu gruba girmez. "Ameliyatsız rektum kanseri tedavisi" başlığıyla dolaşan haberler, bu iki koşulu çoğunlukla atlıyor. Kolorektal kanser yazımızda hastalığın genel tedavi çerçevesini bulabilirsiniz.

2. Onarım kusurunu hedefleyen ilaçlar: PARP inhibitörleri

Şekil 3'te anlatılan sentetik ölümcüllük fikrinin klinik karşılığı, PARP inhibitörleridir. Bu sınıfın ABD'deki ilk onayı 19 Aralık 2014'te olaparibe verildi: üç ve üzeri basamak kemoterapi almış, kalıtsal BRCA mutasyonu taşıyan ileri yumurtalık kanseri hastaları için, hızlandırılmış onay yoluyla.

On yıl içinde bu tek endikasyon, birçok kansere yayıldı. Olaparibin güncel ürün bilgisinde yer alan endikasyonlar arasında ileri yumurtalık kanseri (birinci basamak ve nüks idame), HRD-pozitif yumurtalık kanserinde bevasizumabla birlikte, BRCA mutasyonlu HER2-negatif meme kanseri (hem erken evrede hem metastatik hastalıkta), BRCA mutasyonlu metastatik pankreas kanserinde idame, ve BRCA/HRR mutasyonlu metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri bulunuyor.

En güçlü kanıt, erken evre meme kanserinde yapılan OlympiA çalışmasından geldi. Kalıtsal BRCA mutasyonu taşıyan, yüksek riskli erken evre meme kanseri olan 1.836 hasta, standart tedavilerinden sonra bir yıl olaparib ya da plasebo aldı:

OlympiA — 3 yıllık sonuçlar Olaparib Plasebo
İnvaziv hastalıksız sağkalım %86,1 %77,3
Uzak hastalıksız sağkalım %88,0 %81,0
Genel sağkalım %92,0 %89,1

Genel sağkalımdaki fark 3,8 puan, tehlike oranı 0,68 (p=0,009). Burada göreli ve mutlak farkı birlikte okumak gerekir: %32'lik göreli risk azalması, üç yılda 3,8 puanlık mutlak kazanca karşılık gelir. İkisi de doğrudur; hangisinin kullanıldığı, haberin tonunu belirler. FDA bu veriye dayanarak olaparibi 11 Mart 2022'de erken evre yüksek riskli BRCA mutasyonlu meme kanserinde adjuvan tedavi olarak onayladı.

3. Ve işin gerçekçi tarafı

Tedavi penceresi sorunu kâğıt üzerinde çözülmüş değil. Olaparibin ürün bilgisinde miyelodisplastik sendrom ve akut miyeloid lösemi uyarısı bulunuyor: havuzlanmış verilerde sıklık %1,2 (2.219 hastada 26 olgu) ve bu 26 olgunun %54'ü ölümcül seyretmiştir. Ortalama ortaya çıkış süresi yaklaşık iki yıllık tedaviden sonradır. Önemli bir karıştırıcı etken var: bu hastaların hepsi daha önce platin ya da başka DNA hasarlayıcı tedavi almıştı, dolayısıyla riskin ne kadarının PARP inhibitörüne ait olduğu net değildir. Nitekim 23 randomize çalışmayı ve 8.857 hastayı kapsayan bir meta-analizde ikincil kanser oranları %0,9'a karşı %0,7 bulunmuş ve fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmamıştır. İki bulgu da doğrudur ve birlikte aktarılmalıdır.

Onarım yolaklarını hedefleyen yeni ilaç sınıfları da aynı sorunla boğuşuyor. WEE1 inhibitörü adavosertib, nüks uterus seröz karsinomunda yürütülen faz 2 çalışmada %26 yanıt oranı gösterdi — yani ilaç çalışıyordu. Ama hastaların %60,6'sında derece 3 ve üzeri yan etki görüldü ve ilacın geliştirilmesi sürdürülmedi. ATR inhibitörü seralasertib gibi diğer adaylar hâlâ klinik geliştirme aşamasındadır; bu yazı hazırlanırken ATR, ATM, WEE1 ya da DNA-PK hedefli hiçbir ilacın FDA onayı bulunamamıştır.

Özetle: DNA onarımını hedefleme fikri işe yarıyor — ama yalnızca tümörün hangi onarım yolağının bozuk olduğunu bildiğimizde. Kör hedefleme, adavosertib örneğinde olduğu gibi, toksisiteye çarpıyor. Bu da bizi Nobel'in verdiği asıl derse geri götürüyor: mekanizmayı bilmeden ilaç tasarlanamıyor.

İkinci hat: onarımın saati var mı?

Sancar'ın fotoliyaz araştırması beklenmedik bir yere açıldı. Fotoliyaz ailesinin memelilerdeki akrabaları — kriptokromlar — ışığı algılayıp DNA onarmıyor; bunun yerine biyolojik saati kuruyorlar. Sancar laboratuvarı buradan yola çıkarak şunu sordu: eğer saat proteinleri ile onarım proteinleri akrabaysa, onarımın kendisi de gün içinde değişiyor olabilir mi?

Cevap evet çıktı. Laboratuvarın bildirdiği sonuçlardan biri şudur: UVB ışınına sabah maruz bırakılan fareler, aynı dozu akşam alan farelere göre invaziv cilt kanseri geliştirmeye yaklaşık dört kat daha yatkın bulunmuştur. Aynı ekip, sisplatin verilen farelerde platin eklerinin onarımını bir gün boyunca dört saat arayla, genom çapında ve tek nükleotid çözünürlüğünde haritaladı.

Bu verinin insana taşınmasında iki ciddi engel var ve bunlar genellikle atlanıyor — bu uyarı bize aittir. Birincisi, bulgular farede elde edilmiştir. İkincisi ve daha önemlisi, fareler gece hayvanıdır: onların "sabahı" ile bizim sabahımız biyolojik olarak aynı faz değildir. Dolayısıyla "sabah güneşlenmeyin, akşam güneşlenin" ya da "kemoterapiyi şu saatte alın" gibi doğrudan çıkarımlar bu veriden yapılamaz. Fikrin kendisi — onarımın günün saatine göre değiştiği — sağlamdır ve insanda test edilmeyi hak eder; ama pratik tavsiye üretmek için henüz erkendir. Bu konuyu kemoterapide doğru zamanlama yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Aynı temkin, Sancar'ın adıyla dolaşıma giren başka haberler için de geçerlidir. Türkiye'de bir çalışması "sigarayı bıraktıracak buluş" başlığıyla yankılanmıştı; o çalışmanın gerçekte ne anlattığını ayrı bir yazıda inceledik. Bir bilim insanının ülkesinde sevilmesi güzeldir; ama bu sevgi, bulgularının olduğundan büyük anlatılmasına dönüştüğünde en çok o bilim insanına zarar verir.

XR-seq: onarımın haritası çıkarılıyor

Sancar'ın 2015'te geliştirdiği XR-seq yöntemi, mekanizmadan haritaya geçişi temsil eder. Yöntemin dayandığı fikir zarif: insan hücresi hasarı onarırken ortaya yaklaşık 30 nükleotidlik bir parça çıkar. Bu parçaları toplayıp dizilerseniz, genomun hangi noktasının, ne zaman, ne yoğunlukta onarıldığını tek nükleotid çözünürlüğünde görürsünüz.

Bir yıl sonra aynı yöntem sisplatine uygulandı ve ilginç bir sonuç verdi: sisplatin hasarı genom boyunca neredeyse eşit dağılıyor, ama onarım hiç de eşit dağılmıyor — transkripsiyon durumuna ve kromatin yapısına göre büyük farklar gösteriyor. Yani bir gendeki mutasyon yükünü belirleyen şey, o genin ne kadar hasar aldığı değil, ne kadar iyi onarıldığıdır. Mutasyonun genomda nerede biriktiğinin neden önemli olduğunu ayrı bir yazıda ele almıştık.

DROZDOGAN Akademi Yorumu

Aziz Sancar'ın hikâyesi Türkiye'de çoğunlukla bir gurur anlatısı olarak dolaşır. Oysa asıl değerli kısmı orada değil: bir hekimin, taşrada iki yıl çalıştıktan sonra otuzlu yaşlarında temel bilime geçip, otuz yıl sonra ödül getirecek bir mekanizmayı tüpte yeniden kurması. Bu, bir milliyet hikâyesi değil, bir yöntem hikâyesidir.

⚡ Neden önemli

Çünkü bugün onkolojide kişiselleştirilmiş tedavi dediğimiz şeyin büyük bölümü, bu üç kişinin haritaladığı yolaklardan çıkıyor. MSI-H tümörde immünoterapi, BRCA mutantta PARP inhibitörü, Lynch sendromunda erken tarama — hiçbiri, onarım mekanizmalarının hangi proteinle nasıl yürüdüğü bilinmeden mümkün olmazdı. "Temel bilimin ne faydası var" sorusunun en somut cevabı, bu yazının yedinci bölümüdür.

✅ Güçlü olan taraf

Sancar'ın yaptığı iş, biyolojinin en zor türüdür: bir süreci parçalarına ayırıp yeniden kurmak. Bir mekanizmayı tüpte, saflaştırılmış proteinlerle baştan çalıştırabiliyorsanız, o mekanizmayı gerçekten anlamışsınız demektir. Tahmin değil, kanıttır. Ayrıca çift kesim bulgusu, kendisinden önce kimsenin öngörmediği bir sonuçtu — enzime "eksinükleaz" adının verilmesi bu yüzdendir.

⚠️ Dikkat edilmesi gereken

Popüler anlatıda üç yaygın hata dolaşıyor. Birincisi, "Sancar DNA onarımını keşfetti" — hayır; onarım fikri 1950'lerden beri vardı, Sancar bir mekanizmayı çözdü ve ödül üç mekanizma için üç kişiye verildi. İkincisi, maxicell'in "protein saflaştırma yöntemi" diye anlatılması — bu yöntem protein tanımlar, saflaştırmaz. Üçüncüsü, fare verilerinden insana doğrudan yaşam tavsiyesi çıkarılması. Üçü de düzeltilebilir ve düzeltilmelidir; bunlar bizim tespitlerimizdir.

🩺 Hasta için pratik anlamı

Bu yazıdan çıkarılacak somut üç şey var. (1) Ailenizde erken yaşta kolorektal ya da rahim kanseri varsa, Lynch sendromu araştırılmalıdır; taşıyıcılıkta izlem sıklığı ve başlama yaşı değişir. (2) Meme, yumurtalık, pankreas ya da prostat kanseri tanısı aldıysanız, BRCA ve onarım geni testinin gündeme gelip gelmediğini sorun — sonuç PARP inhibitörü seçeneğini değiştirebilir. (3) Bağırsak ya da rahim kanserinde MSI/dMMR testi yapılıp yapılmadığını sorun; bu tek sonuç, immünoterapi kapısını açabilir. Üçü de bugün Türkiye'de ulaşılabilir testlerdir.

❓ Açık kalan soru

Onarım yolaklarını hedefleyen ilaçlarda asıl darboğaz, hedefin kendisi değil tedavi penceresidir. Adavosertib örneği bunu net gösterdi: ilaç tümörü vuruyordu, ama hastayı da vuruyordu. Bu pencereyi genişletmenin yolu muhtemelen daha güçlü ilaçlar değil, daha iyi hasta seçimi — yani hangi tümörün hangi onarım yolağından yoksun olduğunu önceden ölçebilmek. Sancar'ın XR-seq'i bu ölçümün ilk örneğidir; kliniğe girip girmeyeceği önümüzdeki yılların sorusudur.

Sonuç: 2015 Nobel Kimya Ödülü, kanser biyolojisinin en pratik ödüllerinden biridir. Ödülün verildiği bulgular 1970'ler ve 1980'lere aittir; kliniğe dönmesi 2014–2017'yi bulmuştur. Bu gecikme bir kusur değil, temel bilimin doğasıdır — ve bir ülkenin bilim politikası, işte bu kırk yıllık mesafeyi göze alabilmekle ölçülür.

Sık sorulan sorular

Aziz Sancar Nobel Ödülü'nü tam olarak ne için aldı?
Resmî gerekçe üç bilim insanı için ortaktır: "DNA onarımına dair mekanistik çalışmalar için." Sancar'ın payı, nükleotid kesip çıkarma onarımıdır: ultraviyole ve kimyasal karsinojenlerin yarattığı hacimli DNA hasarının, UvrA, UvrB ve UvrC proteinleri tarafından hasarın iki yanından birden kesilerek çıkarılması. Bu mekanizmayı 1982'de tüpte yeniden kurdu, 1983'te yayımladı.
Ödülü tek başına mı aldı?
Hayır. Ödül Tomas Lindahl, Paul Modrich ve Aziz Sancar arasında eşit olarak üçe bölündü. Her biri farklı bir onarım mekanizmasını çözmüştür — Lindahl baz kesip çıkarma, Modrich yanlış eşleşme, Sancar nükleotid kesip çıkarma onarımını.
DNA onarımını Sancar mı keşfetti?
Hayır. Hücrelerin DNA'yı onardığı fikri 20. yüzyılın ortalarından beri biliniyordu. Sancar'ın katkısı, bu onarımın hangi proteinlerle, hangi sırayla ve nasıl gerçekleştiğini moleküler ayrıntısıyla göstermesidir. Nobel gerekçesindeki "mekanistik" sözcüğü tam olarak bu ayrımı işaret eder.
Maxicell yöntemi nedir? Protein saflaştırma yöntemi mi?
Hayır, saflaştırma yöntemi değildir. Maxicell, bir bakteri hücresinde hangi proteinin plazmitten kodlandığını belirlemeye yarayan bir işaretleme yöntemidir. Onarım yapamayan bakteriler ultraviyoleye tutulur, kromozom parçalanırken plazmit sağlam kalır, böylece yalnızca plazmit proteinleri işaretlenir. Sancar'ın kendi ifadesiyle bu, en çok atıf alan makalesidir (1979).
İnsanda güneş hasarını "ışıkla" onaran bir enzim var mı?
Hayır. Fotoliyaz adlı bu enzim bakteride, mayada ve birçok hayvanda bulunur ama insanda yoktur. Bunu gösteren çalışmayı, ilginç biçimde, kariyerine fotoliyazla başlamış olan Sancar'ın kendi ekibi yapmıştır (1993). Bizim tek seçeneğimiz, daha yavaş ve daha karmaşık olan kesip çıkarma onarımıdır.
DNA onarımı bozuk olan herkes kanser olur mu?
Hayır, ama riski belirgin biçimde artar. Kseroderma pigmentozumda melanom dışı cilt kanseri riski genel nüfusa göre 10.000 kattan fazla, Lynch sendromunda ise taşınan gene göre 70 yaşına kadar kolorektal kanser riski %3 ile %75 arasında değişir. Yani "bozukluk = kanser" değil, "bozukluk = çok daha yüksek ve çok daha erken risk" demektir.
PARP inhibitörü herkese verilebilir mi?
Hayır. Bu ilaçlar, tümörün zaten bir onarım kusuru taşıması koşuluyla işe yarar — tipik olarak BRCA mutasyonu ya da benzer homolog rekombinasyon kusuru. Kusur yoksa, ilaç tümöre seçici davranamaz. Bu nedenle kullanımdan önce genetik test gerekir.
Bu keşiflerin bana pratik faydası ne?
Üç somut nokta: ailesinde erken yaşta kolorektal ya da rahim kanseri olanlarda Lynch sendromu araştırması; meme, yumurtalık, pankreas ve prostat kanserinde BRCA testi; kolorektal ve rahim kanserinde MSI/dMMR testi. Üçü de tedavi seçeneğini doğrudan değiştirebilir.

Sözlük

DNA onarımı
Hücrenin, DNA'sında oluşan hasarları saptayıp düzelten enzim sistemlerinin genel adı. Farklı hasar tipleri için farklı sistemler vardır.
Nükleotid kesip çıkarma onarımı (NER)
Sarmalın şeklini bozan hacimli hasarları, hasarın iki yanından keserek çıkaran sistem. Sancar'ın çözdüğü mekanizma.
Baz kesip çıkarma onarımı (BER)
Tek bir bazın kimyasal olarak bozulduğu hasarları onaran sistem. Lindahl'in çözdüğü mekanizma.
Yanlış eşleşme onarımı (MMR)
DNA kopyalanırken yanlış yerleştirilen harfleri düzelten sistem. Modrich'in çözdüğü mekanizma; hata sıklığını yaklaşık bin kat azaltır.
Timin dimeri
Ultraviyole ışığın, DNA'da yan yana duran iki timin bazını birbirine kaynatmasıyla oluşan hasar. Sarmalın şeklini bozar.
Fotoliyaz
Mavi ışığın enerjisini kullanarak timin dimerini tek adımda çözen enzim. İnsanda bulunmaz.
Kriptokrom
Fotoliyaz ailesinden olan ama DNA onarmayan, memelilerde biyolojik saati kuran protein.
Eksinükleaz
Hasarın iki yanından birden kesim yapan enzim kompleksi. Adı, Sancar'ın bulduğu çift kesim mekanizmasından gelir.
XR-seq
Onarım sırasında çıkan parçaları toplayıp dizileyerek, genomda onarımın nerede ve ne yoğunlukta yapıldığını haritalayan yöntem.
Kseroderma pigmentozum
Nükleotid kesip çıkarma onarımının doğuştan bozuk olduğu, çok erken yaşta cilt kanserlerine yol açan kalıtsal hastalık.
Lynch sendromu
Yanlış eşleşme onarım genlerinden birindeki kalıtsal bozukluk. Kalıtsal kolorektal kanserin en sık nedenidir.
MSI-H / dMMR
Yanlış eşleşme onarımının çalışmadığını gösteren tümör özellikleri. Bu özellikteki tümörlerde immünoterapi yanıtı belirgin biçimde yüksektir.
Sentetik ölümcüllük
İki genin tek tek kaybının hücreyi öldürmediği, ancak ikisinin birlikte kaybının öldürdüğü durum. PARP inhibitörlerinin çalışma ilkesi.
PARP inhibitörü
Tek zincir kırıklarının onarımını engelleyen ilaç sınıfı. Homolog rekombinasyon kusuru olan tümörlerde seçici etki gösterir.
Tedavi penceresi
Bir ilacın tümöre zarar verip hastaya kabul edilebilir düzeyde zarar verdiği doz aralığı. DNA onarım hedefli ilaçlarda bu pencere dardır.

Şeffaflık notu.

Doğrulananlar: Ödülün resmî gerekçesi ("for mechanistic studies of DNA repair"), 7 Ekim 2015 açıklanma ve 10 Aralık 2015 tören tarihleri, 8 milyon İsveç kronunun üçe eşit bölünmesi, üç ödül sahibinin doğum yılı/yeri ve kurumları, Sancar'ın 8 Aralık 2015 tarihli Nobel dersinin başlığı — hepsi nobelprize.org'un basın bülteni, tanıtım sayfası, tören konuşması ve laureat sayfalarından. Mekanizmaların kime ait olduğu ve tarihleri (Lindahl 1974 urasil-DNA glikozilaz; Modrich 1989 metil yönlendirmeli sistem; Sancar 1983, uvrA/uvrB/uvrC). Yanlış eşleşme onarımının hata sıklığını "yaklaşık bin kat" azalttığı ve tören konuşmasındaki "%99,9" ifadesi. Bakteride çıkarılan parçanın 12–13 nükleotid olduğu (Nobel tanıtım sayfası ve İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi afişi). İnsanda çıkarılan parçanın 24–32 nükleotid ("nominal 30'luk") olduğu — Sancar laboratuvarının kendi sayfası ve XR-seq makalesi. Sancar'ın biyografik bilgileri (doğum 8 Eylül 1946 Savur; İstanbul Tıp'a Kasım 1963 girişi ve 1969'da sınıf birinciliğiyle mezuniyeti; 1969–1971 Savur ve Sürgücü'de hekimlik; 1973'te Teksas Dallas'ta Claud Rupert'in laboratuvarı; fotoliyaz geninin klonlanması; Temmuz 1977 tez savunması; Eylül 1977'de Yale'de W. Dean Rupp'un laboratuvarı; 1979 maxicell makalesi; 1982–83 eksinükleaz; 1983'te Chapel Hill'e taşınma; 1997'den beri Sarah Graham Kenan Profesörlüğü) — Nobel özgeçmişi ve UNC kurumsal sayfası. Maxicell makalesinin künyesi ve özeti (J Bacteriol 1979;137(1):692–693). İnsanda fotoliyaz bulunmadığını gösteren çalışma (PNAS 1993;90:4389) ve kullanılan yöntemin hücre başına 10 molekülü saptayabilecek duyarlılıkta olduğu. XR-seq'in künyesi (Genes & Development 2015;29:948) ve sisplatin haritalama çalışması (PNAS 2016;113:11507). Kseroderma pigmentozum ve Lynch sendromu rakamlarının tamamı NCBI GeneReviews'tan. Pembrolizumabın 23 Mayıs 2017 hızlandırılmış onayı, FDA'nın "ilk doku/bölge bağımsız onay" ifadesi, 149 hasta, %39,6 yanıt oranı, yanıt verenlerin %78'inde ≥6 ay süre, ve 28 Mart 2023 tam onayı (fda.gov ve cancer.gov). Dostarlimab verileri (18 kayıt, 14 değerlendirilebilir hastada %100 klinik tam yanıt, 500 mg/3 hafta, 6 ay, ortanca izlem 6,8 ay, derece 3–4 olay yok). Olaparibin 19 Aralık 2014 hızlandırılmış onayı ve endikasyon metni (FDA onay mektubu), güncel endikasyon listesi (2025 ürün bilgisi), 11 Mart 2022 erken evre meme kanseri onayı, OlympiA sonuçları (1.836 hasta; 3 yıllık iDFS %86,1'e %77,3; uzak hastalıksız sağkalım %88,0'e %81,0; genel sağkalım %92,0'ye %89,1, HR 0,68, p=0,009). Olaparib ürün bilgisindeki MDS/AML uyarısı (%1,2; 2.219 hastada 26 olgu; %54 ölümcül) ve 23 randomize çalışma / 8.857 hastalık meta-analizin ikincil kanser sonucu (%0,9'a %0,7; anlamlı değil). Adavosertib ADAGIO verileri (%26 yanıt oranı, %60,6 derece ≥3, geliştirmenin sürdürülmediği) ve seralasertibin klinik geliştirme aşamasında olduğu.

Doğrulanamayanlar: Fotoliyaz geninin klonlandığı yıl için iki resmî Nobel kaynağı farklı tarih veriyor — Sancar'ın kendi özgeçmişi 1975, Nobel'in tanıtım sayfası 1976; yazıda birinci ağızdan kaynak esas alınmış ve fark açıkça belirtilmiştir. Nobel Komitesi'nin günlük hasar sayısı için verdiği tek ifade "binlerce"dir; dolaşımdaki "on binlerce" gibi kesin sayılar bu kaynaktan doğrulanamadığı için kullanılmamıştır. Olaparibin "sınıfının ilk onaylı ilacı" olduğu ifadesi hiçbir resmî sayfada birebir bulunamamıştır; yazıda yalnızca 19 Aralık 2014 tarihli onayın bu sınıftaki ilk onay olduğu belirtilmiş, "ilk ilaç" iddiası kurulmamıştır. ERCC1'in platin direncini öngören doğrulanmış bir klinik biyobelirteç olup olmadığı doğrulanamamıştır; bu nedenle yazıda ERCC1'e dair hiçbir iddia yer almamaktadır. Sancar'ın "bilim dallarında Türkiye'den ilk Nobel" olduğu ifadesi için Nobel Vakfı kaynaklarında birebir bir cümle bulunamamıştır (Orhan Pamuk'un 2006 Edebiyat Ödülü doğrulanmıştır); bu nedenle yazıda böyle bir "ilk" nitelemesi kullanılmamıştır. Nobel Komitesi'nin ayrıntılı bilimsel arka plan belgesine erişim sağlanamamıştır.

Eleştirilerin sahibi: Maxicell'in bir saflaştırma yöntemi olmadığı ve "hâlâ yaygın kullanılıyor" ifadesinin kaynaksız olduğu tespiti, bu çalışmanın Rupert'in değil Rupp'un laboratuvarında yapıldığı düzeltmesi, fare sirkadiyen verilerinin insana taşınamayacağı uyarısı (farelerin gece hayvanı olması dahil), dostarlimab sonucunun hasta sayısı ve izlem süresi nedeniyle temkinli okunması gerektiği, OlympiA'da göreli ve mutlak farkın birlikte verilmesi gerektiği, ve "Sancar DNA onarımını keşfetti" ifadesinin yanlış olduğu değerlendirmeleri bize aittir. Ödülün üç ayrı mekanizma için verildiği, mekanizmaların kime ait olduğu ve tüm sayısal veriler kaynaklarına aittir.

Şemalar, metindeki doğrulanmış ifadelerden türetilmiştir; yeni veri içermezler. Şekil 3 idealize edilmiş bir mantık şemasıdır; gerçek klinik güvenliği temsil etmez ve bu, şemanın altında belirtilmiştir.

Kaynaklar

  1. The Nobel Prize in Chemistry 2015 — basın bülteni, tanıtım metni, tören konuşması ve laureat sayfaları. NobelPrize.org, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi.
  2. Sancar A. Nobel özgeçmişi ve Nobel dersi: "Mechanisms of DNA Repair by Photolyase and Excision Nuclease", 8 Aralık 2015.
  3. Sancar A, Hack AM, Rupp WD. "Simple method for identification of plasmid-coded proteins." Journal of Bacteriology. 1979;137(1):692–693.
  4. Li YF, Kim ST, Sancar A. "Evidence for lack of DNA photoreactivating enzyme in humans." PNAS. 1993;90(10):4389–4393.
  5. Hu J, Adar S, Selby CP, Lieb JD, Sancar A. "Genome-wide analysis of human global and transcription-coupled excision repair of UV damage at single-nucleotide resolution." Genes & Development. 2015;29(9):948–960.
  6. "Cisplatin DNA damage and repair maps of the human genome at single-nucleotide resolution." PNAS. 2016;113(41):11507.
  7. GeneReviews (NCBI Bookshelf): Xeroderma Pigmentosum; Lynch Syndrome.
  8. U.S. Food and Drug Administration. "FDA grants accelerated approval to pembrolizumab for first tissue/site agnostic indication", 23 Mayıs 2017; ve National Cancer Institute, Cancer Currents, 2017 ve 2023 güncellemeleri.
  9. U.S. Food and Drug Administration. Olaparib (Lynparza) onay mektubu, NDA 206162, 19 Aralık 2014; güncel ürün bilgisi (2025); "FDA approves olaparib for adjuvant treatment of high-risk early breast cancer", 11 Mart 2022.
  10. OlympiA çalışması sonuçları ve PARP inhibitörleriyle ikincil kanser meta-analizi — The ASCO Post.
  11. ADAGIO çalışması (adavosertib) — The ASCO Post, 2025; seralasertib — NCI DCTD ajan bilgisi.

Sağlık ve Mutlulukla Kalın...

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlgili Haberleri


SGK'nın Ödemediği Kanser İlacına Hukuki Yoldan Erişim: Başvuru ve İhtiyati Tedbir

SGK'nın Ödemediği Kanser İlacına Hukuki Yoldan Erişim: Başvuru ve İhtiyati Tedbir

SGK'nın ödeme listesinde olmayan bir kanser ilacının bedeli, bazı durumlarda...

Türkiye'de Ruhsatı Olmayan, Yurt Dışından Getirilen Kanser İlaçları: TEB Listesi

Türkiye'de Ruhsatı Olmayan, Yurt Dışından Getirilen Kanser İlaçları: TEB Listesi

Son güncelleme: Ekim 2026 Türkiye'de ruhsatı olmayan bir kanser ilacı,...

Türkiye'de Ruhsatlı Ama SGK Ödemeyen Kanser İlaçları Listesi

Türkiye'de Ruhsatlı Ama SGK Ödemeyen Kanser İlaçları Listesi

Son güncelleme: Ekim 2026 Bir kanser ilacının Türkiye'de ruhsat alması,...

SGK Kanser İlacı Geri Ödeme Koşulları: Hangi İlaç, Hangi Durumda Ödeniyor? SUT Rehberi

SGK Kanser İlacı Geri Ödeme Koşulları: Hangi İlaç, Hangi Durumda Ödeniyor? SUT Rehberi

Son güncelleme: Ekim 2026 Türkiye'de bir kanser ilacının SGK tarafından...

Hakkımda

Özgeçmişim, kanser tanı ve tedavisine dair çalışmalarım ve ilgi alanlarım için tıklayın.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Hakkında

Yapay Zekaya Sor Kapat

Sağlık Asistanı

Bu makale hakkında sorun

Merhaba, kanser başta olmak üzere ve sağlıkla ilgili konularında size yardımcı olabilirim.