Kanser hastalarında iştahsızlık önemli bir sorundur çünkü malnütrisyon (yetersiz beslenme), hastaların yaşam kalitesini ve tedaviye yanıtını etkileyebilir.

Kanser hastalarında iştahsızlık birkaç faktörden kaynaklanabilir. İştahsızlık, kanserin kendisi, tedavi yöntemleri ve psikolojik faktörlerin bir kombinasyonuyla ortaya çıkabilir. İşte kanserde iştahsızlığa yol açan bazı nedenler:

  • Kanser hücreleri: Kanser hücreleri, vücutta enerji ve besin kaynaklarını tüketebilir ve normal hücrelerin enerji almasını engelleyebilir. Ayrıca, kanser hücreleri proinflamatuar sitokinler adı verilen maddeler salgılayarak, iştahsızlığa ve kilo kaybına neden olabilir.
  • Tedavi yöntemleri: Kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hormonal tedavi ve cerrahi gibi kanser tedavileri, iştah azalmasına neden olabilecek yan etkilere sahip olabilir. Bu yan etkiler mide bulantısı, kusma, ağız yaraları ve tat duyusunda değişiklikler gibi mide-bağırsak sorunlarını içerebilir.
  • Psikolojik faktörler: Kanser tanısı ve tedavi süreci stres, anksiyete ve depresyon gibi duygusal sorunlara yol açabilir, bu da iştahın azalmasına ve kilo kaybına neden olabilir.

Kanser hastalarının yaşadığı iştah sorunlarının yaygınlığı, kanser türüne, evresine, tedavi yöntemlerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişir. Kanser hastalarının yaklaşık %40 ila %80'i iştahsızlık ve kilo kaybı gibi beslenme sorunları yaşamaktadır.

Kanser hastalarında iştah artırmak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerin etkinliği, hastanın durumuna ve tedavisine bağlı olarak değişir:

  • İlaçlar: İştah artırıcı ilaçlar, hastaların iştahını ve kilo alımını desteklemeye yardımcı olabilir. Megestrol asetat (Megace ve Borea) ve dronabinol gibi ilaçlar, iştahı uyarmak ve kilo kaybını azaltmak için kullanılır.
  • Beslenme desteği: Kanser hastalarına, enerji ve besin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde özel olarak hazırlanmış yiyecekler sunulabilir. Beslenme uzmanları, hasta için uygun olan diyeti belirler ve hastaya beslenme tavsiyelerinde bulunur.
  • Fiziksel aktivite: Hafif düzeyde fiziksel aktivite, iştahı artırabilir ve hastaların enerji düzeylerini yükseltebilir. Hastaların durumlarına göre uygun fiziksel aktiviteler seçilmelidir.

Kanser hastasında iştah artırıcı olarak en sık megestrol asetat tercih edilir. Bu ilaç, progesteron türevi bir sentetik hormondur. İştah artırıcı etkisi, beyindeki hipotalamus bölgesinde açlık ve tokluk sinyallerini düzenleyen mekanizmaları etkileyerek gerçekleşir. Bununla birlikte kan pıhtıları, hormonal düzensizlik, uzun süreli kullanımda böbrek üstü bezi baskılanması ve Cushing sendromu gibi yan etkileri vardır. Bu nedenle kanserde iştahı düzenleme potansiyeli olan yeni tedaviler araştırılmaktadır.

Düşük Dozda Olanzapin Kemoterapi Tedavisi Alan Hastalarda İştahı Düzenleyebilir

Günde 2,5 mg olanzapin (Zypexa vb) alımının kemoterapi tedavisi alan bölgesel olarak ilerlemiş veya metastatik evredeki mide, karaciğer-safra yolları ve akciğer kanseri hastalarında önemli düzeyde iştahı düzenleyebileceği gözlemlendi.

Olanzapin (piyasada en bilinen kutu adı Zyprexa), atipik antipsikotikler olarak adlandırılan ilaç sınıfına dahil olan bir ilaçtır. Atipik antipsikotikler, bazı psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılır. Olanzapinin psikiyatrik rahatsızlıklarda yetişkinlerde başlangıç dozu günlük 10 mg’dir. Bu ilaç aynı zamanda off-label olarak (yani ilacın resmi olarak onaylanmış kullanım dışında) mide bulantısı ve kusmayı azaltmak ve kemoterapi alan kanser hastalarında iştahı artırmak gibi diğer amaçlar için de kullanılabilir. Yine de off-label kullanım için doktorunuzun önerisi ve reçetesi önemlidir. Olanzapin kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilecek yan etkiler arasında kilo alma, uyku hali ve metabolik değişiklikler bulunmaktadır.

Hindistan, Puducherry'deki Jawaharlal Lisansüstü Tıp Eğitimi ve Araştırma Enstitüsü'nden (JIPMER) Lakshmi Sandhya ve meslektaşları bu konunun önemini şu şekilde ifade ediyorlar: “Anoreksi, yeni teşhis edilen kanser hastalarının yaklaşık % 50'sinde gördüğümüz bir rahatsızlıktır ve hayatta kalım üzerinde ciddi etkileri olabilir. Özellikle akciğer ve mide-bağırsak sistemi kanserli hastalar kemoterapi sırasında iştahsızlığa yatkın olabiliyorlar. Olanzapin, kanıtlanmış bir iştah arttırıcıdır ve kanser hastalarında kısa süreli antiemetik (kusma sinir merkezini etkileyen ilaçlar) olarak kullanılmaktadır, ancak uzun süreli iştah uyarımı için kullanımı üzerine henüz yeterli çalışma bulunmamaktadır.

Journal of Clinical Oncology dergisinde 28 Mart 2023 tarihinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, ortanca yaşı 55 olan daha önce tedavi almamış, bölgesel olarak ilerlemiş veya metastatik evredeki mide, karaciğer-safra yolları ve akciğer kanserli 124 yetişkin (18 yaş ve üstü) 12 hafta boyunca 2,5 miligram olanzapin veya plasebo alacak şekilde bir çalışma taraşımı oluşturuldu.

Beslenme durumu, yaşam kalitesi ve kemoterapi yan etkisindeki değişikliklerin yanı sıra araştırmada gözlemlenmek istenen asıl sonuç görsel analog skala (GAS) ve anketlere dayalı olarak % 5'ten fazla kilo alımı ve iştah artışı olmasıydı.

12 hafta sonra olanzapin grubundaki 58 hasta ve plasebo grubundaki 54 hastaya dair kesin sonuçlar elde edildi, bunlardan olanzapin grubunun % 60'ı ve plasebo grubunun % 9'u, % 5'ten fazla bir kilo artışıyla istenen sonuca ulaştı.

Ek olarak, olanzapin grubunun % 52'sine karşılık plasebo grubunun % 18'i, önerilen günlük kalori alımının % 75 inden fazlasını aldı.

Bildirilen yan etkilerin çoğu gruplar arası benzerlik gösteriyordu (olanzapin için % 85'e karşılık plasebo için % 88) ve hastaların kan değerlerinde bir değişiklik gözlenmedi.

3. derece veya daha yüksek yan etkileri olan hastaların oranı olanzapin grubunda plasebo grubuna göre daha düşüktü (% 12'ye karşı % 37). Olanzapin grubundaki hastalar, plasebo hastalarına kıyasla başlangıçtan itibaren yaşam kalitelerinde önemli ölçüde iyileşme olduğunu bildirdiler.

Araştırmacılar, elde edilen bulguların farklı kanserler ve tedavi rejimlerini içermesi, 12 hafta sonraki kilolarla ilgili veri eksikliği, nispeten küçük çalışma grubu ve anoreksi ölçümlerinin öznel doğası gibi çeşitli faktörlerle sınırlı olduğunu belirtti.

Sonuç olarak düşük doz olanzapin, kemoterapinin başlangıcında anoreksi riski taşıyan hastaların için etkili ve iyi tolere edilen bir ek müdahale olabilir. Gelecekte yapılacak çalışmalarla, daha çok hastayla çeşitli kanserlere ve hasta sağkalımı gibi uzun vadeli son sonuçlara bakabilir.