Kanser hastalarının %30'una kadarını etkileyen hiperkalsemi, çoğu kanser türünde görülmesine rağmen, özellikle küçük hücreli olmayan akciğer kanseri, meme kanseri, multipl miyelom, baş ve boyun skuamöz (yassı) hücreli karsinom, ürotelyal kanser ve yumurtalık kanseri olan hastalarda yaygındır.

Hiperkalsemi, kan dolaşımındaki kalsiyum seviyelerinin normalin üzerine çıkması durumudur. Bu durum genellikle kalsiyumun kemiklerden kan dolaşımına fazla miktarda salınması, böbreklerin yeterince kalsiyum atamaması veya sindirim sistemi yoluyla aşırı kalsiyum alınması sonucunda ortaya çıkar. Hiperkalsemi, bazı hastalıkların belirtisi olabileceği gibi, özellikle kanser gibi bazı ciddi durumlarda da görülebilir.

Kanser hastalarında görülen hiperkalseminin kanserle ilgili sebeplerinin yanı sıra, kanser dışı nedenleri de olabilir.

Hiperkalseminin kanser dışı nedenleri, genel toplumda bulunanlara benzer olabilir.

Hiperkalsemi Alt Tipleri ve Belirtileri

Hiperkalsemi, serum kalsiyum konsantrasyonlarının ortalama değerlerin 2 standart sapma üzerinde olması olarak tanımlanır.

Hiperkalsemi;

  • hafif (10,5-11,9 mg/dL),
  • orta (12,0-13,9 mg/dL) veya
  • hiperkalsemik kriz (14,0-16,0 mg/dL) olarak sınıflandırılabilir.

Kanserle ilişkili hiperkalsemi dört alt tipe ayrılmıştır:

  • humoral,
  • lokal osteolitik,
  • 1,25-dihidroksivitamin D-aracılı ve
  • ektopik hiperparatiroidizm.

Maligniteye (kansere) bağlı humoral hiperkalsemi, tümör hücrelerinin paratiroid hormonu benzeri bir protein olan PTHrP (paratiroid hormonu-ilişkili protein) üretmesiyle ortaya çıkar. Bu protein, kemiklerdeki ve böbreklerdeki özel reseptörlere bağlanarak, kemiklerden kalsiyumun kan dolaşımına salınımını ve böbreklerde kalsiyumun geri emilimini artırır. Bu durum kanda kalsiyum seviyelerinin yükselmesine yol açar.

Eğer kanser kemiklere metastaz yapmışsa, lokal osteolitik hiperkalsemi denilen durum oluşur. Bu durumda, kemiklerdeki tümör hücreleri, kemikleri parçalayan osteoklast hücrelerinin aktivitesini artıran ve kemik oluşumunu sağlayan osteoblast hücrelerinin aktivitesini baskılayan maddeler salgılar.

Bazı tümörler, paratiroid bezlerinin normalde ürettiği paratiroid hormonunu (PTH) üretebilir. Ektopik hiperparatiroidizm olarak bilinen bu durumda PTH hormonu, kemiklerden kalsiyum salınımını tetikleyerek hiperkalsemiye neden olabilir.

Bazı tümörler, D vitamini metabolizmasını etkileyerek kalsiyum seviyelerini artırabilir. Bu tümörler, D vitamininin aktif formu olan 1,25-dihidroksivitamin D'ye dönüşümünü sağlayan bir enzimi fazla üretir. Aktif D vitamini, bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiklerden kalsiyum salımını artırarak kandaki kalsiyum düzeylerini yükseltir.

İlgili konu: Kemik metastazı nedir? Kanserler neden kemiğe metastaz yapar, nasıl tedavi edilir?

Hiperkalsemi Belirtileri Nelerdir?

Hiperkalsemi, kişide böbrek taşları, kronik böbrek hastalığı, kemik ağrıları, fazla idrar çıkışı, mide-bağırsak sistemi rahatsızlıkları (bulantı, kusma, kabızlık), pankreatit, mide ülseri ve anksiyete, depresyon, halsizlik ve kafa karışıklığı gibi nöropsikiyatrik belirtilere yol açabilir.

Kansere bağlı hiperkalseminin en sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Aşırı susama ve idrara çıkma
  • Bulantı ve kusma
  • İştah kaybı ve kilo kaybı
  • Kabızlık
  • Karın ağrısı
  • Mental durum değişiklikleri, örneğin; konfüzyon veya konsantrasyon güçlüğü
  • Kas zayıflığı
  • Kemik ağrısı veya kemik kırıkları

Kanserde Hiperkalsemi Neden Önemli?

Hiperkalsemi, bazı hematolojik kanser vakalarında kanserin ilk belirtisi olabilir, ancak genellikle onkolog olmayanlar tarafından tanınmaz.

Hastalar çok belirsiz semptomlara sahip olabilir ve sadece yorgun ve susuz olduklarını düşünebilirler. Bazen bu uzun süre devam eder ve hasta sonunda acil servise başvurduklarında hiperkalsemi ile hastalık kendini ortaya çıkarabilir.

Aktif kanser tedavisi alan bir hastada çoğu zaman hiperkalsemi bir sorun teşkil etmez, çünkü onkologlar rutin laboratuvar testleri kapsamında kalsiyum seviyelerini izler.

Remisyonda, yani kanser tedavisi bitmiş ve takibe alınmış hastalar için, beklenenden daha yüksek kalsiyum seviyeleri, özellikle hastalar aynı zamanda yorgunluk ve uykuya meyil şikayetlerinde bulunuyorsa, kanserin geri döndüğünün bir işareti olabilir.

Doktorlar, hiperkalsemi belirti ve laboratuvar bulgularını tanımada iyidir. Bununla birlikte hiperkalsemiden şüphelenilmez ise, bu durum kolayca gözden kaçabilen ve iyi yönetilebilen bir şeydir.

Hiperkalsemi Testi Nasıl Yapılır?

Hiperkalsemi, en basit olarak serum kalsiyum düzeyi bakılarak tespit edilir.

Bunun yanında serum PTH, kalsitonin, vitamin D, iyonize kalsiyum, fosfor, magnezyum, alkalin fosfataz seviyeleri, böbrek fonksiyonu ve idrarda kalsiyum-kreatinin oranı da sebebe yönelik test edilebilir.

Düzeltilmiş kalsiyum Değeri Nedir?

Düzeltilmiş kalsiyum değeri, toplam kalsiyum düzeylerinin, kan plazmasındaki albümin seviyesine göre ayarlandığı bir ölçümdür. Albümin, kan proteinlerinin bir parçasıdır ve kalsiyum bu proteine bağlanır; bu nedenle albümin düzeyleri düşükse, toplam kalsiyum düzeyleri yanıltıcı olabilir.

Düzeltilmiş kalsiyum, genellikle aşağıdaki formülle hesaplanır:

  • Ölçülen toplam kalsiyum + 0.8 x (normal albümin düzeyi – ölçülen albümin düzeyi)

Bu formül, albümin düzeylerinin düşük olduğu durumlarda, gerçek serbest kalsiyum düzeyini daha doğru bir şekilde yansıtır.

Hiperkalseminin sebebini belirlemek, en iyi yönetim yaklaşımının benimsenmesini sağlamak için önemlidir ve hiperkalseminin şiddeti de seçilen kanser tedavilerini etkileyebilir.

Kanser Hastalarında Hiperkalsemi Tedavisi

Hiperkalsemi, böbreklerin filtrasyon işlevini bozarak idrar üretimini artırır, bu durum da dehidratasyona (sıvı kaybına) yol açar. Ayrıca, yüksek kalsiyum seviyeleri mide-bağırsak şikayetlerine neden olabilir, bu da bulantı ve kusmayı tetikleyerek vücuttaki sıvı kaybını daha da artırır.

Hiperkalseminin tedavisinde temel yöntemler arasında dehidratasyonu (sıvı kaybını) düzeltmek için intravenöz (IV) sıvı tedavisi ve bisfosfonatlar veya denosumab gibi kemik yıkımını azaltıcı tedaviler yer alır. Kalsitonin, glukokortikoidler ve bazı durumlarda diyaliz de kullanılabilir.

Sonuç olarak, kansere bağlı hiperkalsemi olan hastaların durumunun düzelmesi için altta yatan kanserin tedavi edilmesi gerekir.

Yetişkinlerde kansere bağlı hiperkalsemiyi tedavi etmek için öneriler şu şekildedir:

  • Kansere bağlı hiperkalsemi durumunda, damar içi (IV) bisfosfonatlar veya denosumab adlı ilaçlarla tedavi uygulanmalıdır. Bu iki tedavi seçeneğinden denosumab, bisfosfonatlara göre daha öncelikli olarak tercih edilir.
  • Çok yüksek kalsiyum seviyelerine sahip ciddi hiperkalsemi durumlarında (serum kalsiyumu >14 mg/dL [3.5 mmol/L]), kısa süreli etki eden kalsitonin (48-72 saat içinde etkisini kaybeder) ile IV bisfosfonat veya denosumab kombinasyonu önerilmektedir.
  • Daha önce IV bisfosfonat tedavisi alıp hiperkalsemi sorunu tekrarlayan ya da düzelme göstermeyen hastalar için denosumab kullanılması önerilir.
  • Yüksek kalsitriol seviyelerine neden olan tümörü bulunan ve zaten kortizon türevi ilaçlarla tedavi edilen hastalarda, eğer belirti veren veya ciddi hiperkalsemi devam ediyorsa, tedaviye IV bisfosfonat veya denosumab eklenmesi tavsiye edilir.
  • Paratiroid kanserine bağlı hiperkalsemi söz konusu olduğunda, hafif belirti veren durumlar için kalsimimetik, daha şiddetli hiperkalsemi için ise IV bisfosfonat veya denosumab kullanılması önerilir.
  • Eğer paratiroid kanserine bağlı hiperkalsemi, kalsimimetikle kontrol altına alınamıyorsa, tedaviye IV bisfosfonat veya denosumab eklenebilir.
  • Paratiroid kanserine bağlı ve IV bisfosfonat veya denosumab ile kontrol edilemeyen hiperkalsemi durumlarında, tedaviye kalsimimetik ilave etmek uygun olacaktır.

Kansere bağlı hiperkalseminin, çoğunlukla kanserin ileri evreleri veya agresif biyoloji ile ilişkilendirildiği göz önünde bulundurulduğunda, onkologların bazı durumlarda palyatif bakım hizmetlerini devreye sokmayı düşünmeleri gerekebilir. Örneğin, tedavi sırasında tespit edilen hiperkalsemi, tedavinin umulan kadar iyi çalışmadığı anlamına gelebilir ve hasta ile yaşamın sonu bakım konusunda bir konuşma yapma zamanı olabilir.

Özet ve Öneriler

Hiperkalsemi, kanser hastalarında sık karşılaşılan bir sorun olup, zamanında ve doğru müdahale edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilir. Tedavi yaklaşımları, hiperkalseminin tipine ve şiddetine göre değişiklik gösterir. Öncelikle, temel sebebin tedavisi esastır ve bu genellikle IV sıvılar ve kemik düzenleyici ilaçlarla desteklenir. Hastaların yaşam kalitesini artırmak ve hiperkalsemiyi kontrol altında tutmak, onkolojik tedavinin etkinliğini korumak ve hastaların genel sağlığını iyileştirmek adına kritik öneme sahiptir. Onkologlar, hiperkalsemiyi tedavi etmenin yanı sıra, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bu durumu erken tanımlamak ve önlemek için sürekli tetikte olmalıdırlar. Bu, hem aktif kanser tedavisi gören hem de remisyonda olan hastalar için geçerlidir. Hiperkalsemi yönetimi, kanser tedavisinin karmaşık doğasında, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve tedavi planlamasında hasta merkezli bir yaklaşımı teşvik eder.

*

Görsellerin açıklaması: Yazının görseli Microsoft Copilot ile şu komutla oluşturulmuştur: "Şu terimleri görselleştirir misin? Yorgunluk, susama, bulantı-kusma, iştahsızlık, kabızlık, karın ağrısı"