Karaciğer kanseri dünya genelinde ve özellikle Asya'da önemli bir yaşam kaybı sebebidir. Bununla birlikte Batı’da, birçok kanserin aksine, karaciğer kanseri görülme sıklığı belirgin şekilde artmaktadır. ABD’de 1980'den bu yana yıllık yeni ortaya çıkan karaciğer kanseri sayısı üç kat arttı. 2006-2015 yılları arasında hastalık tanısı konulan kişi sayısı yılda yaklaşık % 3 arttı. Erkeklerin karaciğer kanserine yakalanma ihtimali kadınlardan 3 kat fazladır. Türkiye'nin 2018 kanser istatistiklerine göre, yıllık 4362 yeni vaka ile ülkemizde en sık görülen 15. kanser ve 4307 yaşam kaybı ile en sık yaşam kaybına neden olan 9. kanserdir. Hepatoselüler kanser (HepatoCellular Carcinoma = HCC), karaciğer kanserlerinin en sık görülen alt türüdür ve tüm karaciğer kanserlerinin %75’ini oluşturur.

Hepatoselüler kanser nedir?

Primer, yani kökeni karaciğerin kendisi olan kanserlerin başlıcaları, hepatoselüler kanser, kolanjiokarsinom (safra yolları kanseri), anjiosarkom ve fibromellar hepatoselüler karsinomdur. Hepatoselüler karsinom, hepatosit adı verilen karaciğerin ana hücrelerinden köken alır.

Tanı anında karaciğer kanserli hastaların yarısından fazlasının ameliyat edilemez veya ileri evrede olduğu bilinmektedir ve tüm evreler için 5 yıllık sağkalım, ABD verilerine göre %18.4'tür.

Hepatoselüler kanser, genellikle kronik karaciğer hastalığı ve siroz zemininde ortaya çıkan agresif bir tümördür. Tipik olarak seyri geç teşhis edilir ve teşhisten sonra ortanca sağkalım yaklaşık 6 ila 20 aydır. Tedavinin dayanak noktası cerrahi rezeksiyon (ameliyatla tümörlü bölgenin çıkarılması) olmasına rağmen, hastaların çoğu tümör boyutu veya altta yatan karaciğer fonksiyon bozukluğu nedeniyle ameliyata uygun değildir.

Hepatoselüler kanser için çok sayıda tedavi seçeneği bulunmaktadır:

  • Karaciğer nakli (erken evre)
  • Radyofrekans ablasyonu, mikrodalga ablasyonu ve kriyoablasyon (erken evre)
  • Perkütan etanol veya asetik asit ablasyonu (erken evre)
  • IRE, nanoknife: geri dönüşümsüz elektroporasyon (erken evre)
  • Transarterial kemoembolizasyon (TAKE) (erken evre)
  • Transarterial radyoembolizasyon (TARE, radyoembolizasyon olarak da bilinir) (erken evre)
  • Radyasyon tedavisi ve stereotaktik radyasyon tedavisi (erken evre)
  • Sitotoksik ajanlar ve moleküler hedefli tedaviler ile sistemik kemoterapi (ileri evre)
  • İmmünoterapi (ileri evre)
  • Kombinasyon tedavileri (immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler) (ileri evre)

Hepatoselüler kanser için en doğru tedavi seçimini yapmak ve bu hastalığı daha iyi anlamak için "HCC hakkında bilmeniz gereken 5 kritik bilgiyi" derledik; HCC ile ilgilenenlere yardımcı olacağını umuyoruz.

Hepatoselüler kanser (HCC) için en büyük risk faktörü sirozdur

Hastaların %80-90’ında hepatoselüler kanser (HCC), siroz zemininde gelişir. Ayrıca karaciğer sirozuna sahip hastalarının üçte birinde gelecekte HCC gelişecektir.

Risk oranı yüksek olan sirozlu hasta grupları için altı ayda bir HCC taraması önerilmektedir. Bu kontrolün sıklığının sebebi, HCC’nin ortalama olarak 6 ayda iki kat büyüme göstermesidir. Örnek olarak, 1 cm büyüklüğündeki bir tümör altı ayın ardından yapılan ultrasonda iki kat büyüdüğü yani 2 cm büyüklüğüne ulaştığı görülecektir. Ultrason, bu büyüklükteki bir tümörü fark edebilmek için daha etkili olacaktır. Bununla birlikte, iyileştirici tedavi seçenekleri için gerekli tümörün büyüklük kriterleri de karşılanmış olacaktır.

Her ne kadar çok sık görülmese de HCC, siroz olmadan da oluşabilir. Siroz olmadan oluşan Hepatit B enfeksiyonunun HCC’ye yol açtığı bilinmektedir. İleri düzey fibroz ve nonalkolik steatohepatit (alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı) da sirozsuz gerçekleşen HCC ile ilişkilendirilmiştir.

Karaciğer yağlanması, HCC vakalarındaki artışın en büyük sebebi olarak görülmektedir

ABD’de ve Avrupa’da gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ile HCC’yi ilişkilendirmiştir. ABD toplumunda karaciğerinde yağlanma olan kişilerin oranı %25, alkolsüz yağlı hepatit (karaciğer hastalığı) oranı ise %3 olarak görülmüştür (yani karaciğer yağlanmasının bir hastalığa dönüşmesi). Alkolsüz yağlı karaciğer hastalarının %40’ında ise ileri düzey fibroz görülmüştür.

Bazı çalışmalar karaciğer kanserinin sirozsuz alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının arkasında geliştiğini bildirse de, bu oran sadece yılda %0.1 olarak raporlanmıştır.

PNPLA3 gen mutasyonu mevcudiyeti gibi genetik faktörler de alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının karşı yüksek hassasiyetlerle ilişkili olduğu ve bundan ötürü HCC riskini arttırdığı belirtilmektedir.

Kronik hepatit enfeksiyon tedavisi almak HCC riskini azaltır

Kronik Hepatit C enfeksiyonunu tedavi etmek, HCC riskini %71 oranında azaltmayla ilişkilendirildi. Bu gelecekte ortaya çıkabilen HCC hastalığı riskini azaltmanın en etkili yoludur (özellikle ileri düzey fibrozun da dahil olduğu durumlarda).

İleri düzey karaciğer fibrozuna sahip veya siroz olan hepatit C enfeksiyonlu hastaların tedaviye başlamadan önce denetleyici görüntüleme yapmaları ve bunu tedavi sonrasında da sürdürmeleri gerekmektedir.

Hepatit C enfeksiyonuna veya HCC tedavisine olumlu yanıt veren hastalar, HCC’nin tekrar ortaya çıkma riskinden ötürü belli bir süre sınırı olmaksızın her 3-6 ayda bir tomografi veya MR ile denetleme kontrollerinden geçmelidirler.

Karaciğer kanseri tanısı konulması için, mutlaka bir karaciğer biyopsisi gerekli değildir

Bir karaciğer tümörü ile karşılaşıldığında, tomografi ve MR gibi görüntüleme tekniklerinden elde edilen veriler ile “Karaciğer Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi” yardımıyla HCC hastalığının olma ihtimali verilebilir. Bu, biyopsi yerine kullanılabilen bir alternatif tanı görevi görmektedir. Bu metotların yanı sıra Alpha-fetoprotein gibi farklı tümör belirteçleri de kullanılabilir.

Bununla birlikte biyopsi tanı için altın standarttır, ayrıca karaciğer biyopsisi ile şüpheli ve belirsiz karaciğer lezyonları tanımlanabilir ve hedefe yönelik moleküler kanser tedavilerinin uygunluğu için genetik test yapılabilir.

Eğer HCC erken aşamalarında fark edilirse tamamen iyileştirici seçenekler mevcuttur

HCC için yapılan küratif (iyileştirici) tedaviler arasında rezeksiyon (tümörün cerrahi olarak çıkarılması), ablasyon (yakma, dondurma terapileri) ve karaciğer nakli yer almaktadır.

Erken evre kanser ve korunmuş karaciğer fonksiyonlu hastaların tercihi, 5-yıllık %70 sağkalım oranıyla cerrahi rezeksiyondur. Bu tedavinin riskleri ve faydaları bölgesel ablasyon terapilerle benzerdir.

Ablasyon seçeneği ameliyatla ortadan kaldırılamayacak erken-evre tümörler için bir seçenektir. Bu yöntemde en uygun ve deneyimin en çok olduğu seçenek olarak radyofrekans ablasyon (RFA) yer almaktadır. Bu yöntemle tedavi alan, 2 cm’den küçük lezyona sahip hastaların 5-yıllık hayatta kalım oranları %47-68 olarak görülmüştür. Mikrodalga ise daha yeni bir yaklaşımdır ve daha çok uygun olmayan bölgelerde yer alan ya da çapı 3 cm’den büyük tümörler için daha uygun olabilir.

HCC hastası olan fakat iyileştirme seçeneklerinin uygun olmadığı bireyler için sistemik / palyatif (yaşam süresini uzatıcı, yaşam kalitesini arttırıcı) tedaviler düşünülmelidir. Palyatif terapi ayrıca karaciğer nakli bekleyen hastalar için de kullanılabilir.

Yakın bir zamana kadar sorafenib adındaki bir inhibitör HCC için uygun olduğu onaylanmış tek sistemik terapi seçeneğiydi. Fakat rezeksiyonun uygun olmadığı HCC hastaları için artık immünoterapi dahil birçok sistemik tedavi seçenekleri mevcuttur.

*