"Mide asidi azaltıcı" ilaçlar olan proton pompası inhibitörlerinin (PPİ’ler), mide kanserine neden olduğuna dair son yıllarda ciddi bilimsel tartışmalar yaşanıyor. Bununla birlikte bu ilişkiye dair kanıtların tartışmalı ve yetersiz olduğuna dikkat çekti güncel bir araştırma.

Bu ilaçlar mı mide kanseri riskini artırıyor, yoksa kanser riski zaten fazla olan kişiler mi mide asitliğini azaltan ilaçları kullanmaya daha meyilli?

PPİ’lerin mide kanserine neden olabileceğini savunan araştırmacılar, PPİ’ler ile enterokromaffin benzeri hücreler, mide atrofisi ve mide mukozası immünolojisi ve mide mikroflorasındaki değişiklikler arasındaki ilişkiyi vurgulamaktadır. Öte yandan karşıt grup ise bu araştırmacıların PPİ’lerin reçete edildiği durumların/belirtilerin kanserle ilişkili olabileceği ihtimalini dikkate almadıklarını belirtiyorlar.

Proton Pompası İnhibitörleri ve Mide Kanseri Arasındaki İlişki

Proton pompası inhibitörlerinin (PPİ’ler), mide kanserine neden olduğunu öne süren araştırmacıların yanı sıra aksini iddia eden araştırmacılar da vardır.

İtalya, Milano, Humanitas Üniversitesi, Tıbbi İstatistik bölümünden Doç. Dr. Daniele Piovani, bu konu üzerine yaptıkları ve yazımızın konusu olan güncel çalışma için şöyle söylüyor: “Bulgularımız, özellikle uzun süreli PPİ kullanımı için gerekçesi olan ve ciddi sağlık sonuçlarını önlemek için kalıcı ve etkili mide asidi baskılanmasına ihtiyaç duyan tüm hastalar için güven vericidir.”

Dr. Piovani ve meslektaşlarının Alimentary Pharmacology and Therapeutics'te 31 Aralık 2022'de yayımladıkları makaleye göre, önceki araştırmalarda, mide koruyucu ilaçların reçete edildiği "hastalıkların" kansere neden olma olasılığı hesaba katılmıyordu.

PPİ’lerin enterokromaffin benzeri hücreler, mide atrofisi ve bağırsak mikrobiyotası ve mide mukozal immünolojisindeki değişikliklerle ilişkili olduğunu bulduktan sonra kansere neden olma potansiyelinden endişe duyuluyor. Gözlemsel çalışmalar ve meta-analizler, PPİ'ler ile mide kanseri riskinin artması arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Ancak Dr. Piovani, “PPİ'lerin reçete edildiği hastalıların altında yatan durum mide kanseri ile ilişkilidir. Bu, PPİ'ler ve mide kanseri arasında belirgin bir ilişki ile sonuçlanabilir." diyor.

Bir başka kafa karıştıran potansiyel faktör de henüz tanı konmamış bir mide kanseri belirtileri için sıklıkla başlarda PPİ kullanılmasıdır.

“PPİ alan bir peptik (mide) ülseri hastası düşünelim. Sadece peptik ülseri olmayabilir, aynı zamanda çok sigara içiyor da olabilir. Peptik ülseri olmayan ve PPİ almayan bir kontrol hastasına göre çok daha fazla alkol içebilir, farklı bir beslenme düzenine sahip olabilir, yüksek düzeyde strese maruz kalma olasılığı daha yüksek olabilir.”

Sadece PPİ'ler değil, famotidin (örneğin Famodin) gibi diğer mide koruyucu ilaçlarla da artan mide kanseri ilişkisine dair ikna edici bir kanıt saptanmadı.

PPİ’lerin Mide Kanserine Yol Açtığına Dair Kanıtlar Yetersiz

Utah, Murray, Intermountain Healthcare’den Gastrointestinal Onkoloji Direktörü Mark Lewis, “Bu güncel çalışmayı nispeten güven verici buldum” dedi.

Lewis, PPİ'lerin midenin pH'ını önemli ölçüde artırdığını (yani asitliği azalttığını) ve mideyi bazen tümörlere yol açabilecek bir süreçte iyileştirmeye çalıştığını söyledi. Ancak bu tümörler iyi huylu gibi görünüyor. PPİ kullanımıyla ilgili kemik yoğunluğundaki azalma gibi diğer endişelerin araştırıldığını söyledi.

Lewis, famotidin gibi bazı H2-reseptör engelleyicilerin aslında PPİ'lerden daha büyük bir kanser riski oluşturabileceğini, fakat günümüzde birçok doktorun daha yeni nesil mide koruyucular olan PPİ'leri tercih ettiğini söyledi.

Sonuç olarak PPİ gibi mide asitliği azaltıcı ilaçları tercih etme veya kullanmama kararı, kanser riski üzerinden yapılmamalı ve bu ilaçları tıbbi gerekçeler sebebi ile uzun süre kullanmak zorunda olan hastaların içleri rahat olmalı.