Serviks (rahim ağzı) kanseri, dünya genelinde kadınlar için önemli bir kanser türüdür ve erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir olmasına rağmen, ileri evrelerde bu kanser türüne yönelik etkili tedavilerin geliştirilmesi büyük bir ihtiyaçtır. Yeni tedavi stratejileri, hastaların yaşam sürelerini uzatabilir ve yaşam kalitelerini artırabilir. KEYNOTE-A18 çalışması, bu alandaki boşluğu doldurma ve serviks kanseri tedavisinde umut vaat eden yeni yaklaşımları ortaya koyma potansiyeline sahiptir.

KEYNOTE-A18 Çalışmasının Bulguları

ESMO Kongresi 2023'te sunulan veriler, ilk kez olarak immün kontrol noktası inhibitörleri sınıfından immünoterapilerin yüksek riskli, lokal (yerel) ileri evre serviks kanserinde sonuçları iyileştirebileceğini gösteriyor.

Aşağıda, çalışmanın tasarımı görülebilir:

ENGOT cx11 GOG 3047 KEYNOTE A18 Çalışma Tasarımı Serviks kanseri

KEYNOTE-A18 denemesinde pembrolizumab ve eş zamanlı kemo-radyoterapi (KRT) kombinasyonu alan hastalarda kanser progresyonu (ilerleme) riski, plasebo ve KRT alan hastalara kıyasla %30 daha düşüktü (HR 0.70; %95 CI 0.55–0.89; p=0.0020).

İlerlemesiz Sağkalımda Anlamlı İyileşme

Genel sağkalım verileri şu anda olgunlaşmamış olsa da, pembrolizumab kolunda olumlu bir eğilim rapor edildi (HR 0.73; %95 CI 0.49–1.07). Ayrıca, pembrolizumab ve KRT kombinasyonunun yönetilebilir bir güvenlik profili olduğu gösterildi.

KEYNOTE A18 lokal ileri serviks kanseri pembrolizumab ESMO 2023

Bu, 1999 yılından beri lokal ileri evre serviks kanseri konusunda elde ettiğimiz ilk olumlu çalışma ve bu hastalıkta immünoterapilerin kullanımı için yeni bir kapı açıldığını temsil ediyor.

Geleceğe Yönelik Umutlar ve Stratejiler

Sonuç olarak, immünoterapilerin serviks kanseri tedavisinde kritik bir önemi olduğu kesinleşmiştir. Metastatik, tekrarlayan veya tedaviye dirençli serviks kanseri vakalarında, hem birinci hem de ikinci basamak tedaviler olarak etkili olduklarını ve lokal ileri evre kanserlerde kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte etkili bir şekilde çalıştıklarını görmekteyiz. Standart tedavi yöntemleriyle kanseri kontrol altına alamayan hastalar için acil olarak yeni tedavi seçeneklerine ihtiyacımız bulunmaktadır. Serviks kanser hücrelerinde bulunan spesifik hücre yüzeyi moleküllerini, örneğin doku faktörü veya HER2'yi, hedef alacak antikor–ilaç konjugatları, umut vaat eden yeni stratejiler olarak karşımızda durmaktadır.