Yeni bir araştırmaya göre, tanı anında metastatik (4. evre) prostat kanserine sahip erkekler, daha erken evrede tanı alıp tedavi sonrası tekrarlayıp metastatik hale gelen prostat kanserine sahip erkeklere göre, daha düşük yaşam kaybı riskine sahip.

Bunun nedeni, başlangıç tedavisi sonrası tekrarlayan prostat kanserlerinin daha agresif ve farklı bir biyolojiye sahip olma eğilimi olabilir. Çalışma, Urologic Oncology adlı dergide 8 Ağustos 2020'de yayımlandı.

Not: Mevcut bilgilerimize göre prostat kanserinde daha agresif biyoloji ile ilişkili öne çıkan faktörler: büyük tümör çapı, yüksek Gleason skoru, yükse PSA ve genç yaşta yakalanmaktır.

- İlgili konuProstat kanseri risk sınıflaması nedir?

Çalışma, 1990 ile 2016 yılları arasında prostat kanseri tanısı almış 14.753 hastadan alınan verileri inceledi. Hastaların 669'unda (%5) metastatik hastalık vardı:

  • 303'ü (% 45) tanı anında metastatik prostat kanseri iken,
  • 366'sı (% 55) başlangıç tedavisinde sonra tekrarlayarak metastatik hastalığa ilerlemişti.

Ortanca takip süresi, tanı anında metastatik prostat kanserli erkekler için 40 ay iken, tekrarlayan metastatik hastalar için 22 aydı. Tanı anında metastatik hastalığı olan hastalardan 21'i (% 10) başlangıçta radyoterapi veya cerrahi gibi bölesel tedavi ve 272'si (% 90) başlangıç ​​hormon tedavisi aldı. Metastatik hastalığa ilerleyen hastalar arasından 239'u (% 65) başlangıçta bölgesel tedavi ve 127'si (% 35) başlangıçta sistemik hormonal tedavi aldı.

Araştırmacılar, sosyodemografik faktörler, tanı yılı, ek hastalıklar ve medeni duruma göre verileri ayarlandıktan sonra, tanı anında metastatik hastalığı olan hastaların metastatik hastalığa ilerleyenlere göre, kansere özgü yaşam kaybı risklerinin %34 daha düşük olduğunu bildirdi. Araştırmacılar, tek başına bölgesel tedaviye kıyasla kombine bölgesel ve hormonal tedavi alan erkekler arasında sağkalım oranları arasında hiçbir fark bulamadılar.

Bu veriler, bölgesel tedavi yöntemlerinin metastatik prostat kanseri olan tüm hastalara fayda sağlamayacağını ve metastatik hasta grubunda bölgesel tedavi verilecek hastaların iyi seçilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Öte yandan tanı anında erken evre olup, tekrarlama riski yüksek hastaların da iyi tanımlanması gerektiği fikrini desteklemektedir.