İnsan vücudu, mikrobiyota olarak adlandırılan bakteri, arke, protozoa ve virsüleri içeren trilyonlarca mikroorganizmayı barındırmaktadır. Bağırsak mikrobiyotası başta olmak üzere günümüzde mikrobiyotanın nasıl etkilendiği ve sağlık üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Beslenme, bağırsak mikrobiyotasını etkileyen temel faktörlerden biridir.

Akdeniz diyeti, kardiyovasküler hastalıklar, tip 2 diyabet, kanser ve yaşlanmayla beraber ortaya çıkan kırılganlık, bilişsel işlev kaybı dahil olmak üzere çok sayıda hastalığın önlenmesinde önerilen ve yararlı etkileri uzun zamandır bilinen bir beslenme tarzıdır. İnsanlar üzerinde yapılan yeni araştırmalar, bağırsak mikrobiyotasının bileşiminin ve işlevlerinin Akdeniz diyeti üzerindeki yararlı etkilerini ortaya koymaktadır.

Akdeniz tipi beslenme; taze sebze ve meyve, tam tahıl, kuru baklagil ve yağlı tohumlardan zengin, kırmızı et ve doymuş yağ açısından ise kısıtlı bir beslenme tarzıdır. Temel yağ olarak zeytinyağı tercih edilmektedir. Balık tüketimi ön plandadır.

Akdeniz diyeti beslenme piramiti

Dünya genelinde en sağlıklı beslenme tarzı olan Akdeniz diyeti ve mikrobiyota ilişkisi

Bu yazıda sizlere insanlar üzerinde yapılan iki yeni çalışmada Akdeniz diyetinin koruyucu etkisini anlamaya yönelik bağırsak mikrobiyomunun etkisindeki ilerlemelerinden bahsedeceğiz.

İlk randomize kontrollü çalışmada, 8 hafta boyunca sebze, meyve alımını düşük ve hareketsiz yaşam tarzını benimsemiş 82 obez katılımcının 39’u kontrol grubu olarak aynı alışkanlıklarına devam etmiş ve 43 katılımcı ise Akdeniz diyeti uygulamıştır. Akdeniz diyeti uygulayan gruptaki katılımcılardan enerji, makro besin alımlarını veya fiziksel aktivitelerini değiştirmeden diyetlerinin kalitesini iyileştirmeleri istenmiştir.

Akdeniz diyeti uygulayan grubun 4 hafta sonra toplam plazma kolesterolünde azalma gözlenmiştir. Ayrıca, düşük HDL ve LDL plazma kolesterolleri Akdeniz diyetini uygulamaya bağlı değişim göstermiştir. Gaita, idrar ve kan üzerinde yapılan metabolomik analizler, Akdeniz diyetinde bitkisel kaynaklı besin alımıyla ilgili biyobelirteçlerin yüksek olduğu, hayvansal kaynaklı biyobelirteçlerin ise daha düşük olduğunu göstermiştir.

Bu çalışmada bağırsak mikrobiyotasındaki bakterilere bakıldığında, bütirat üreten bakterilerden Faecalibacterium prausnitzii ve Roseburia artmaktadır. Pro-inflamatuar etkili Ruminococcus gnavus ve R. torklarının ise çeşitliliği azalmaktadır. Ürolitin üreten bağırsak bakterileri tarafından ürolitin glukuronidlerinin idrardaki seviyeleri artmıştır. Akdeniz diyeti uygulayan grupta safra asitleri ve dallı zincirli yağ asitlerinin gaitadaki seviyelerinde azalma olmasına rağmen, yüksek posa alımının kısa zincirli yağ asitlerinin (KZYA) seviyelerini etkilememiştir. Bağırsak mikrobiyotasında Bacteroides uniformis ve B. vulgatus seviyeleri yüksek ve Prevotella copri seviyeleri daha düşük olan katılımcıların, İnsülin Direnci için Homeostatik Model Değerlendirmesinin düştüğü bulunmuştur. Ayrıca, mikrobiyomdaki gen çeşitliliği yüksek bireyler, diyet müdahalesinin ardından CRP (C-reaktif protein) seviyelerinde düşüş göstermiştir.

İkinci randomize kontrollü yapılan NU-AGE çalışmasına; Fransa, İtalya, Hollanda, Polonya ve Birleşik Krallık'ta yaşayan 65-79 yaş aralığındaki 612 birey katılmıştır.

Bir yıl boyunca 323 kişi Akdeniz diyeti ve 289 kişi kontrol grubu olacak şekilde bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkilerin profilleri oluşturulmuştur. Diyetin yaşlı bireylerin sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak için araştırmacılar, bakım tesislerinde yaşayanların muhtemelen daha kısıtlayıcı diyetlere maruz kalmalarından dolayı bağırsak mikrobiyotalarında daha az yararlı bakterilere sahip olma eğilimlerinde olduklarını öne sürmüşlerdir. Sağlıksız bir bağırsak, daha kötü genel sağlığa ve yaşlılarda daha hızlı kırılganlık başlangıcına karşılık gelmektedir.

Bir yıllık süreç sonunda iki grubun bağırsak mikrobiyomlarının kompozisyonları karşılaştırdığında, önemli farklılıklar bulunmuştur. Vücut kitle indeksi (VKİ) ve yaşa bakılmaksızın, çalışma boyunca Akdeniz diyetine bağlı kalan katılımcıların bağırsaklarında daha iyi bakteri çeşitliliğine sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Mikrobiyomun, diyete tepkisini tahmin eden 75 operasyonel taksonomik birime (OTU) bakarak, kırılganlığın azalması, yürüme hızı, bilişsel işlev ve episodik bellekle pozitif etkili bulunurken, CRP ve IL-17 gibi inflamatuar belirteçleri azalmasını etkileyen bakteri çeşitliliğinin artışıyla daha düşük dereceli inflamasyon belirteçlerine neden olmuştur. Bağırsak mikrobiyomundaki yararlı bakterilerin değişimi, diyet uyumu ve sağlık arasındaki anahtardır.

Akdeniz diyeti, bağırsak mikrobiyota türlerine dayanan fekal mikrobiyal metabolitlerin sonucuna göre, KZYA üretimini artırırken, safra asitleri ve krizoller dahil zararlı metabolitlerini azalttığı ileri sürülmüştür.

Akdeniz diyeti neden faydalıdır?

Araştırmacılar, Akdeniz diyetinin sağlıktaki etkilerini görmek için katılımcıların bağırsak mikbriyomlarını incelemeleri sonucunda,  yararlı KZYA üreten zengin bakteri popülasyonları ve safra asitleri üreten bakteri popülasyonlarının azalmasıyla ilişkili olduğunu bulmuşlardır.

Bakteriler belirli safra asitlerini çok fazla salgıladığında; insülin direnci, karaciğerde yağ birikmesi, hücre hasarı ve hatta bağırsak kanseri riskinde artışla ilişkili olduğunu öne sürmektedirler.

Araştırmacılara göre, olumlu değişikliklerin sebebinin yüksek posa ve B6, B9 ve C vitaminleri  ile bakır, potasyum, demir, manganez ve magnezyum gibi mineraller de dahil olmak üzere dengeli bir beslenmeyi içeren Akdeniz diyetinden kaynaklandığını düşünmektedirler.

Katılımcıların yaşadıkları ülkelere bağlı olarak mikrobiyom değişikliklerindeki farklılıkları göz önünde bulundurmuşlardır. Yaş, VKİ ve çevresel faktörlerden bağımsız olarak Akdeniz diyetini izleyen tüm insanların bağırsak ve sistemik sağlıkta aynı genel gelişmeleri gösterdiğini vurgulamaktadır.

Araştırmacılar, araştırmalarının gözlemsel olduğu ve dolayısıyla doğrudan bir nedensel ilişkiye işaret edemeyecekleri konusunda uyarıda bulunsalar da, şunu söylemektedirler:

"Akdeniz tipi beslenmeyi sürdürmek, bağırsaktaki mikrobiyal topluluğun 'özünü' koruyarak, denge ve dayanıklılık sağlayabilir, sağlıksız bireylerde bulunan alternatif durumlardaki değişikliklere karşı koruma sağlayabilir."

Daha ileri çalışmaların, Akdeniz diyetindeki hangi temel besin maddelerinin bağırsak mikrobiyomundaki pozitif değişikliklerinden sorumlu olduğuna odaklanılması gerekecektir.

Bu çalışmalar, Akdeniz diyetinin metabolik sağlık ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki pozitif etkilerinin bağırsak mikrobiyomundaki olumlu değişikliklerle bağlantılı olduğunu göstermektedir.