0
Bir Yaymanın Sırrı: Georgios Papanicolaou ve Kanserli Hücreyi Görmek

Bir Yaymanın Sırrı: Georgios Papanicolaou ve Kanserli Hücreyi Görmek

Dönem: 1917-1943 — hastalık belirti vermeden önce görmek
Mekân: New York, ABD

93. günde, Ernst Wertheim'ın rahim ağzı kanserine karşı geliştirdiği o kapsamlı, yüksek riskli ameliyatı anlatmıştık. O ameliyat, hastalık zaten yerleşmiş ve büyümüşken devreye giriyordu. Peki ya kanseri, henüz hiçbir belirti vermeden, hatta hasta kendini tümüyle sağlıklı hissederken yakalayabilseydik? Bu soru, kanserle mücadelenin en büyük hayallerinden biridir -ve bu hayale ilk somut cevabı, tuhaf bir yerden, bir kobay laboratuvarından gelen bir bilim insanı verdi. Yunan asıllı Georgios Papanicolaou, kobayların üreme döngüsünü incelerken geliştirdiği basit bir teknik -vajinal hücreleri bir cam üzerine yayıp mikroskopta incelemek- sayesinde, rahim ağzı kanserinin belirti vermeden, hücresel düzeyde saptanabileceğini keşfetti. Bu buluş da, tıpkı serimizde daha önce gördüğümüz Rous ve Boveri gibi, yıllarca ilgisizlikle karşılandı. Ama sonunda dünyanın en etkili kanser tarama testine dönüştü. Serinin 103. gününde, bu sessiz ama muazzam güçlü keşfin hikâyesini anlatıyoruz.

— KOBAYLARDAN İNSANA —

Bir üreme döngüsü çalışmasının beklenmedik yönü

Georgios Papanicolaou (1883-1962), Yunanistan'da tıp okuduktan, Almanya'da doktora yaptıktan sonra 1913'te Amerika'ya göç etti ve Cornell Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. İlk araştırma konusu kanserle hiç ilgili değildi: kobaylarda üreme döngüsünü (östrus döngüsünü) incelemek, ovülasyonun tam ne zaman gerçekleştiğini saptamak istiyordu. Bunun için basit ama zekice bir yöntem geliştirdi: kobayların vajinal salgılarından örnek alıp, bu hücreleri bir cam üzerine yayarak mikroskop altında inceledi.

Bulduğu şey dikkat çekiciydi: vajinal epitel hücrelerinin görünümü, üreme döngüsü boyunca on beş-on altı günlük düzenli bir örüntüyle değişiyordu. Bu keşif (1917'de yayımlandı) kendi başına önemliydi -laboratuvar hayvanlarında üreme döngüsünü izlemenin standart yöntemi hâline geldi. Ama Papanicolaou, 1920'de bu tekniği insana, kadınların üreme sistemine uygulamaya karar verdi. Bu çalışmada eşi Mary (Mache) önemli bir ortaktı; laboratuvarda ücretsiz teknisyen olarak çalışıyor, hatta bazı kaynaklara göre araştırmanın ilk insan deneği oydu.

1928 — BATTLE CREEK, MICHIGAN

"New Cancer Diagnosis" ve soğuk bir karşılama

İnsan örnekleri üzerinde çalışırken Papanicolaou, beklenmedik bir şeyle karşılaştı: bazı kadınların vajinal yaymalarında, normal hücrelerden bariz biçimde farklı görünen -büyümüş çekirdekli, düzensiz şekilli- hücreler vardı. Bu kadınların rahim ağzı kanseri olduğu ya da olacağı ortaya çıktı. Bir kanserin, henüz hiçbir belirti vermeden, yalnızca hücrelerin görünümünden anlaşılabileceğini fark etmişti.

1928'de, Michigan'daki bir konferansta ("Third Race Betterment Conference") bulgularını "New Cancer Diagnosis" (Yeni Bir Kanser Tanısı) başlığıyla sundu. Ama tepki soğuktu. Bunun iki nedeni vardı: Papanicolaou henüz İngilizceyi tam öğrenmemişti ve sunumunda dilbilgisi hataları vardı; daha da önemlisi, dönemin yerleşik inancı, hücrelerin tek başına kanser tanısı koymak için yeterli olamayacağı yönündeydi -tanı için doku biyopsisi şarttı. Buluş, akademik dünyanın genel ilgisizliğiyle karşılaştı.

ADALET NOTU: YALNIZ BİR KEŞİF DEĞİLDİ —

Tarihsel dürüstlük adına belirtmek gerekir: Papanicolaou bu keşfi tek başına yapmayan tek kişi değildi. Aynı 1928 yılında, Romanyalı bilim insanı Aurel Babeş, bağımsız olarak, vajinal yaymalarda kanserli hücrelerin görülebileceğini gösteren benzer bulgular yayımladı. Bazı Avrupa ülkelerinde yöntem bugün hâlâ "Babeş-Papanicolaou testi" olarak anılır.

Ama yöntemi sistematik biçimde geliştiren, büyük klinik denemelerle kanıtlayan ve dünya çapında benimsenmesini sağlayan kişi Papanicolaou oldu -bu yüzden test onun adıyla anılır. Bu, bilim tarihinde sık görülen bir örüntüdür: bir fikre aynı anda birden fazla kişi ulaşabilir; ama fikri olgunlaştırıp dünyaya kabul ettiren kişi, çoğu zaman tarihin hafızasında kalır.

— ON BİR YILLIK SESSİZLİK —

İnatla süren çalışma

1928'deki soğuk karşılamaya rağmen Papanicolaou pes etmedi; Cornell'deki laboratuvarında sessizce çalışmaya devam etti. Asıl dönüm noktası 1939'da geldi: jinekolojik patolog Herbert Traut ile iş birliğine başladı. Bu iş birliği, tekil bir gözlemi sistemli bir klinik kanıta dönüştürdü. New York Hastanesi'nde, jinekoloji polikliniğine gelen her kadından vajinal yayma alındığı büyük bir çalışma yürüttüler.

Sonuçlar çarpıcıydı: yöntem, hiçbir belirti göstermeyen, elle muayenede fark edilmeyen, hatta biyopsiyle bile saptanamayacak kadar erken evredeki kanserleri yakalıyordu. 1941'de ilk sonuçlarını yayımladılar; 1943'te ise üç binden fazla vakayı kapsayan, ayrıntılı resimli bir monografi ("Diagnosis of Uterine Cancer by the Vaginal Smear") çıkardılar. Bu kapsamlı, çürütülmesi güç kanıt yığını, tıp camiasının tutumunu nihayet değiştirdi.

sağlıklı hücre gizli değişim başlar Pap testi burada yakalar -henüz belirti yok- biyopsiyle görülür belirti ortaya çıkar Wertheim'ın ameliyatı gerekir Ne kadar erken yakalanırsa, tedavi o kadar basit ve o kadar başarılıdır.

Pap testinin gücü. Hastalık, elle muayeneyle veya biyopsiyle görünür hâle gelmeden çok önce, hücresel düzeyde saptanabilir -tam da tedavinin en kolay ve en başarılı olduğu evrede.

NEDEN BU KADAR DEVRİMCİYDİ? —

Sitoloji, biyopsiden farklıdır. Biyopsi, dokudan bir parça keserek incelemeyi gerektirir -invaziv, rahatsız edici bir işlemdir ve genellikle şüpheli bir bulgu zaten varken yapılır. Yayma sitolojisi ise yalnızca yüzeyden dökülen hücreleri toplar; basit, ucuz, tekrarlanabilir ve neredeyse ağrısızdır.

Belirti beklemez. Papanicolaou'nun yöntemi, hastalığın kendini ele vermesini beklemez; hücrelerin henüz kanser öncesi (prekanseröz) değişimler gösterdiği aşamada bile anormalliği yakalayabilir. Bu, tedaviyi hastalık daha basitken, daha kolay ve daha başarılı biçimde uygulama imkânı sağlar.

Taramayı mümkün kılar. Basitliği ve düşük maliyeti sayesinde, milyonlarca sağlıklı kadın düzenli olarak taranabilir hâle geldi -tıbbın "hasta gelene kadar beklemek" mantığından "aktif olarak aramak" mantığına geçişinin en somut örneklerinden biri.

— BİR TESTİN MİLYONLARI KURTARMASI —

Rakamların dile getirdiği hikâye

1940'larda ve 50'lerde Pap testi giderek yaygınlaştı; 1950'lerin başında geniş ölçekli klinik denemeler, yöntemin güvenilirliğini kesin olarak doğruladı. Sonuç, tıp tarihinin en çarpıcı halk sağlığı başarılarından biri oldu. Bir zamanlar kadınlarda önde gelen kanser ölüm nedenlerinden biri olan rahim ağzı kanseri, düzenli tarama sayesinde -tanı ve tedavideki ilerlemelerle birlikte- büyük ölçüde geriletildi; birçok gelişmiş ülkede ölüm oranları onlarca yıl içinde belirgin biçimde azaldı.

Pap testi, bugün "kanser taraması ve önleyici bakıma en başarılı katkı" olarak anılır. Papanicolaou, Cornell'de kırk yedi yıl boyunca çalıştı ve kendi adını taşıyan bir sitoloji laboratuvarı kurdu. Bir zamanlar bir konferansta alaycı bir sessizlikle karşılanan fikri, sonunda dünyanın dört bir yanındaki jinekoloji muayenehanelerinin standart bir parçası hâline geldi.

— YARIM KALAN BİR HİKÂYE —

Bu, rahim ağzı kanseri destanının yalnızca bir bölümü

93. günde söz verdiğimiz gibi, rahim ağzı kanserinin hikâyesi bu seride tekrar tekrar karşımıza çıkacak. Wertheim bize tedaviyi vermişti (93. gün); Papanicolaou bize erken tanıyı verdi. Ama hâlâ eksik olan büyük bir parça var: neden. Bu kanserin arkasında ne vardı? Bu sorunun cevabı, serinin çok daha ilerisinde, Harald zur Hausen'in HPV keşfiyle gelecek -ve o keşif, sonunda bu kanseri önleyen bir aşıya (Gardasil) yol açacak. Tedavi, tanı, neden, önleme: rahim ağzı kanserinin tarihi, kanserle mücadelenin dört büyük cephesinin hepsini tek bir hastalıkta gösteren nadir ve öğretici bir örnektir.

— TÜRKİYE PERSPEKTİFİ —

Bugünün tarama programlarında Papanicolaou'nun izi

Papanicolaou'nun bir kobay laboratuvarında başlayan yolculuğu, bugün Türkiye'de de milyonlarca kadını koruyan ulusal tarama programlarının temelidir. Türkiye'de kadınlara belirli yaş aralıklarında düzenli rahim ağzı kanseri taraması (Pap testi ve/veya HPV testi) önerilir; bu taramalar, sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak sunulur. Amaç, tam da Papanicolaou'nun bir asır önce hayal ettiği şeydir: hastalığı belirti vermeden, en kolay tedavi edilebilir aşamasında yakalamak.

Bir kadın rutin bir jinekoloji muayenesinde Pap testi yaptırdığında, aslında 1928'de bir konferans salonunda alaycılıkla karşılanan, ama bir bilim insanının inadıyla hayatta kalan bir fikrin meyvesini topluyor demektir. Bu basit, birkaç dakikalık işlem, tarihin en sessiz ama en etkili kanser önleme araçlarından biridir.

— ZİNCİR: TARAMANIN DOĞUŞU —

BİR YAYMANIN YOLCULUĞU

1917
Kobay çalışması. Papanicolaou, vajinal yaymayla üreme döngüsünü izleme tekniğini geliştirir.
1920'ler
İnsana geçiş. Aynı teknik insan örneklerine uygulanır; bazı yaymalarda anormal hücreler fark edilir.
1928
Soğuk karşılama. "New Cancer Diagnosis" sunulur, reddedilir. Aynı yıl Babeş bağımsız olarak benzer bulguyu yayımlar. (BUGÜN — 103. GÜN)
1939-1943
Traut ile iş birliği. Büyük klinik deneme; 1943 monografisi, yöntemi kanıtlar.
1950'ler →
Küresel yayılım. Pap testi dünya çapında standart tarama aracı olur; rahim ağzı kanseri ölümleri belirgin biçimde azalır.
— FACT-CHECK NOTLARI —

BU YAZIDA DOĞRULANAN BİLGİLER

  • Georgios Papanicolaou (1883-1962): Yunan asıllı hekim/zoolog, 1913'te ABD'ye göç etti, Cornell Üniversitesi'nde 47 yıl çalıştı.
  • 1917: Kobaylarda vajinal yayma sitolojisiyle üreme (östrus) döngüsünü tanımlayan makale yayımladı; 15-16 günlük döngü.
  • 1920: Araştırma odağını insan üreme sistemine kaydırdı; eşi Mary (Mache) araştırmada yakın ortağıydı, laboratuvarda ücretsiz teknisyen olarak çalıştı.
  • 1928: "New Cancer Diagnosis" başlıklı bildiriyi Third Race Betterment Conference'ta (Battle Creek, Michigan) sundu; dilsel zorluklar ve dönemin "hücreler tanı koyamaz" inancı yüzünden ilgisizlikle karşılandı.
  • Eşzamanlı keşif: Romanyalı Aurel Babeş, aynı yıl (1928) bağımsız olarak benzer bulguları yayımladı; yöntem bazı ülkelerde "Babeş-Papanicolaou testi" olarak anılır.
  • 1939: Jinekolojik patolog Herbert Traut ile iş birliğine başladı; New York Hastanesi'nde geniş çaplı klinik çalışma.
  • 1941: İlk sonuç makalesi ("The Diagnostic Value of Vaginal Smears in Carcinoma of the Uterus", Traut ile).
  • 1943: Kapsamlı monografi "Diagnosis of Uterine Cancer by the Vaginal Smear" (Traut ile); 3.000'den fazla vaka.
  • 1950'ler: Geniş klinik denemelerle yöntem doğrulandı ve dünya çapında yaygınlaştı; rahim ağzı kanseri ölüm oranlarında belirgin düşüş.
104. GÜN

Daha Az Kesmek: David Patey ve Modifiye Radikal Mastektomi

Papanicolaou bize erken tanının gücünü gösterdi; şimdi cerrahi cephesine dönüp, radikalliğin kendisinin sorgulanmaya başladığı bir ana gidiyoruz. Halsted'in 1882'de kurduğu radikal mastektomi (bkz. arşiv dosyaları), on yıllarca meme kanserinin tartışılmaz standardıydı: göğüs kasları dâhil geniş bir kesim. Ama 1932'de İngiliz cerrah David Patey, aynı onkolojik güvenliği koruyarak, büyük göğüs kasını yerinde bırakan daha az yıkıcı bir ameliyat geliştirdi. 104. günde, "daha radikal her zaman daha iyi midir?" sorusunun ilk ciddi cerrahi cevabını ele alacağız.

Yazarın notu: Bu yazı, rahim ağzı kanseri hikâyesinin "erken tanı" bölümünü ele alır; "tedavi" (Wertheim, 93. gün) bölümüyle bağlantılıdır ve "neden" (HPV) ile "önleme" (aşı) bölümleri serinin ilerleyen günlerinde ele alınacaktır. Aurel Babeş'in eşzamanlı ve bağımsız katkısı, tarihsel dürüstlük gereği ayrıca belirtilmiştir.

Kaynaklar ve İleri Okuma

  1. Papanicolaou GN. New cancer diagnosis. Proceedings of the Third Race Betterment Conference, Battle Creek, Michigan, 1928. (Yeniden basım: CA: A Cancer Journal for Clinicians 1973;23(3):174-179.)
  2. Papanicolaou GN, Traut HF. Diagnosis of Uterine Cancer by the Vaginal Smear. New York: Commonwealth Fund, 1943.
  3. Koss LG. The Papanicolaou test for cervical cancer detection: a triumph and a tragedy. JAMA 1989;261(5):737-743.
  4. Naylor B, Marshall PN. The history of the Papanicolaou smear and the odyssey of George and Andromache Papanicolaou. Obstetrics & Gynecology 1998;91(3):479-483.
  5. Masonic Cancer Center, University of Minnesota. Cervical Cancer Awareness Month: History of the First Cancer Screening Test.
  6. Mukherjee S. The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer. New York: Scribner, 2010. (Erken tanı ve tarama tarihi; Türkçe: İmparatorluğun Kralı, Domingo Yayınevi.)

Bu yazı 365 Günde Kanser Tarihi Serisi'nin 103. günüdür. Georgios Papanicolaou (1883-1962), kobaylarda üreme döngüsünü incelemek için geliştirdiği vajinal yayma sitolojisi tekniğini insana uygulayarak, rahim ağzı kanserinin henüz belirti vermeden hücresel düzeyde saptanabileceğini keşfetti. Bulgularını 1928'de sunduğunda ilgisizlikle karşılandı; aynı yıl Romanyalı Aurel Babeş bağımsız olarak benzer bulgular yayımladı. Papanicolaou, jinekolojik patolog Herbert Traut ile 1939'da başlattığı iş birliği ve 1943'te yayımladığı kapsamlı monografiyle yöntemi kanıtladı. Pap testi, sonraki on yıllarda dünya çapında yaygınlaştı ve rahim ağzı kanseri ölüm oranlarını belirgin biçimde azaltarak, kanser taraması ve önleyici bakımın en başarılı örneklerinden biri hâline geldi. Bu yazı tarihsel-popüler bir bakışla hazırlanmıştır; tanı veya tedavi yönlendirmesi içermez ve tarama önerileri için kendi sağlık kuruluşunuza danışmanız önemlidir. Yazıdaki tüm tarih, isim ve veriler Koss 1989, Naylor-Marshall 1998, Papanicolaou-Traut 1943 ve ilgili akademik kaynaklardan doğrulanmıştır.

Sağlık ve Mutlulukla Kalın...

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlgili Haberleri


Daha Az Kesmek: David Patey ve Modifiye Radikal Mastektomi

Daha Az Kesmek: David Patey ve Modifiye Radikal Mastektomi

104. Gün · 365 Günde Kanser Tarihi Serisi Dönem: 1930-1948...

Yanlış Nobel: Fibiger, Solucan Teorisi ve Bilimin Kendini Düzeltmesi

Yanlış Nobel: Fibiger, Solucan Teorisi ve Bilimin Kendini Düzeltmesi

102. Gün · 365 Günde Kanser Tarihi Serisi Dönem: 1913-1926...

Kanserin Tuhaf Nefesi: Otto Warburg ve Hücrenin Metabolizması

Kanserin Tuhaf Nefesi: Otto Warburg ve Hücrenin Metabolizması

📅 101. Gün · 365 Günde Kanser Tarihi Serisi 🔬...

Yüzüncü Gün: Yeni Yüzyılın Eşiğinde Kanser

Yüzüncü Gün: Yeni Yüzyılın Eşiğinde Kanser

📅 100. Gün · Bilanço · 365 Günde Kanser Tarihi...

Hakkımda

Özgeçmişim, kanser tanı ve tedavisine dair çalışmalarım ve ilgi alanlarım için tıklayın.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Hakkında

Yapay Zekaya Sor Kapat

Sağlık Asistanı

Bu makale hakkında sorun

Merhaba, kanser başta olmak üzere ve sağlıkla ilgili konularında size yardımcı olabilirim.