Çin'de 2019'un sonunda başlayan yeni tip koronavirüsün yol açtığı salgın tüm dünyada hızla yayıldı ve Mart ayında COVID-19 Pandemisi ilan edildi. COVID-19, insanları yalnızca fiziksel olarak değil psikolojik ve sosyal olarak da olumsuz etkiliyor ve kanser hastaları özellikle bu duygusal tehdide maruz kalıyor.  Ayrıca, pandemi nedeniyle psikososyal sorunlar ve ihtiyaçlar hepimizde arttı. İzolasyon sürecinin stresiyle beraber kanser hastalarının endişeleri, bu ihtiyaçların daha fazla artış göstermesine sebep olmuş olabilir.

COVID-19 çağında kanser hastalarının psikolojisi değerlendiren bir araştırma

Mart 2020'de, Hubei Eyaletinde (Çin'deki en yoğun COVID-19 vakalarının görüldüğü eyalet) 1090 kanser hastası ve aileleriyle yapılan psikolojik bir araştırmada, COVID-19'un ortaya çıkmasından bu yana, psikolojik sorunları tespit edilen kanser hastalarının %43,8'inin psikososyal destek talep ettikleri ortaya çıktı. COVID-19 salgını sırasında psikolojik destek talebinin artması, hastaların psikolojik sağlığın önemini fark etmiş olduğunu gösteriyor.

Bu çalışmada psikologlar, hastanın genel durumunu, duygularını (anksiyete, depresyon), uyku düzenini, ağrı yoğunluğunu ve COVID-19 salgınının etkisini değerlendiren görüşmeler yaptılar.

Kanser hastalarında COVID-19 döneminde saptanan en yaygın psikososyal sorunlar şu şekilde idi:

  • uyku bozuklukları (% 33,3),
  • duygusal sorunlar (% 23,3),
  • kötü fiziksel durum (% 13,3) ve
  • ekonomik sorunlar (% 10).

Yapılan görüşmelerde hastalar, COVID-19 salgını sırasındaki yüksek anksiyete ve depresyon oranının aşağıdaki ana nedenlerden kaynaklandığını söylediler:

  • Hastaların tedavideki gecikmelerle ilgili endişeleri
  • Hastaların koronavirüs ile enfekte olma konusundaki endişeleri
  • Hastaların COVID-19 salgınının kendi ve ailesi üzerindeki olumsuz ekonomik etkisine ilişkin endişeleri
  • Sosyal destek eksikliği
  • COVID-19 ile ilgili bilgiler hakkında yanlış anlamalar
  • Sağlık çalışanları ile iletişim kopukluğu

Psikolojik düşmanlar nelerdir?

  • Virüsün yayılmasını sınırlamak için sosyal yakınlık ve fiziksel temaslar kısıtlandı.
  • Ek olarak, maske takma zorunluluğu, temel bir insan bağlantısını olan gülümsemeyi hayatımızdan çıkardı.
  • Bu faktörler, sosyal çevre ve hatta sağlık çalışanları ile empatik iletişim kanalını bozmuştur.
  • Sonuç ise derin bir yalnızlık duygusudur.

Medyada COVID-19 salgınının sürekli olarak yer alması nedeniyle korku hızla artabilir. Kanser hastaları şiddetli COVID-19'a yatkın olabileceğinden, korkuları rahatlamaya karşı dirençli olabilir. Hastalar ayrıca, doktorların salgın nedeniyle ilginin onlar üzerinden azalacağından korkabilir ve bu da onları yetersiz tedavi gördüğüne dair fikirlere yönlendirebilir. Ayrıca, kanser hastaları, kendileriyle ilgilenenlerin onlar için bir bulaşma kaynağı olmasından endişe duyabilirler. Örneğin, hastaneler hastaların tıbbi bakım gördüğü aynı zamanda COVID-19’un bulaşabileceği yeri temsil eder.

Kanser hastası hayati tahlike hissettiğinde, çaresizlik hissi özellikle yıkıcı olabilir. Dahası, çaresizlik beklentilerle gerçeklik arasında bir çatışma yaratarak hastanın doktoruna olan güvenini zayıflatabilir ve yalnızlık hissini kötüleştirebilir.

Bugünlerde birçok kanser hastası iki alandan gelen kötü haberlerle karşı karşıya: onkoloji ve pandemi.

Birden fazla olumsuz koşul biriktiğinde, zorlanma artar hatta umutsuzluk hissi artabilir. Bu algılama, öfke, üzüntü ve depresyon gibi karmaşık, dinamik bir duygu yelpazesini tetikleyebilir. Bu duygular Kübler-Ross tarafından 1970 yılında duygusal kuşatma olarak tanımlanmıştır.

Sonuç ve çözüm önerileri

COVID 19 çağında kanser hastalarının psikolojisi için çözüm önerileri

COVID-19'un kanser hastalarına oluşturduğu psikolojik tehditleri, yalnızlık, korku, çaresizlik ve duygusal kuşatma oluşturur diyebiliriz.

COVID-19 döneminde kanser hastalarının psikolojine yaklaşımda şunlara dikkat edilmeli:

  • Kanser hastalarının yaşadığı yalnızlık hissi özel dikkat gerektirir.
  • Bu yalnızlığı gidermek için, hastalar ve yakınları arasındaki iletişimi kolaylaştıracak her türlü çaba gösterilmelidir (örneğin, akıllı telefonlar veya tabletler sağlayarak görüntülü görüşme yapmak).
  • Ayrıca, online (çevrimiçi terapi) sağlayarak kanser hastaları için gerçek ve yeri doldurulamaz destek ağı oluşturabilir.

Bu süreçte sağlık çalışanları ile iletişimin önemi daha da artmıştır; hastalar ve yakınları tedavilerini ve kontrollerini kendi başlarına erteleme veya iptal etme kararı almamalıdır.

*

Kanserde psikolojik destek ve psiko-onkoloji ile ilgili tüm makalelerimiz