1 Şubat 2022'de yayımlanan dikkat çekici bir çalışmada, neoadjuvan (ameliyat öncesi küçültücü) kemoterapi aldığı sırada yapılandırılmış "prehabilitasyon" egzersiz programı uygulayan özofagus (yemek borusu) kanserli hastalarda tümörün küçülme gösterdiği bildirildi. Egzersiz yapmayan hastalardan oluşan kontrol grubuna kıyasla bu hastalar, önemli derecede tümör regresyonu (küçülmesi) gösterdi ve tümör evrelerinde düşüş vardı.

British Journal of Sports Medicine adlı dergide yayımlanan araştırmanın baş yazarı, Guy’s ve St. Thomas Hastaneleri'nden Andrew Davies, “Bulguların gücü bizim için bir sürpriz oldu” diyor ve ekliyor:

“Hayvan modellerinde egzersizin kemoterapinin fardasını artıdığını destekleyen bazı kanıtların farkındaydık ancak bu, bu çalışmanın ilk ilginç sonucu değildi. Ancak kemoterapiye yanıt sonuçları gelmeye başladığında, gruplar arasındaki farkları görmemek imkansız hale geldi."

Ekip, çalışmada şunları söylüyor: “Tümör evresinin düşmesi ve kemoterapiye yanıt, özofagus kanserinde hastalık gidişatını tahmin edici en önemli faktörlerdir. Bu yapılandırılmış egzersiz programlar muhtemelen gelişmiş immünolojik ve / veya inflamatuvar düzenleme ile ileri evre kanserler için faydalı olabilir.”

Bir Kanser İlacı Olarak Egzersiz

Çalışmada 40 özofagus kanser hastası vardı: bunların 21’i yapılandırılmış prehabilitasyon egzersiz programına devam ederken, 19 hasta standart tedaviye devam etti. Ana özellikler, iki grup arasında karşılaştırılabilirdi. Tüm hastalar, epirubisin, sisplatin ve 5 fluorouracil (ECF) ile dört döngü neoadjuvan kemoterapilerini tamamladı ve sonrasında ameliyat oldu.

Ayrıca hepsi, alt özofagus veya gastro-özofagus bağlantı noktası için ameliyat edilebilir adenokarsinom tanısı almıştı ve hepsine uzman hemşireler, diyetisyenler ve fizyoterapistler tarafından beslenme, fiziksel aktivite ve sigara bırakma tavsiyeleri verildi. Prehabilitasyonu onaylayan hastalar ayrıca, bir spor salonunda haftada 5-6 kez aerobik ve güç artırıcı antrenmanlar yaptı. Bu, ameliyattan önceki son güne kadar, haftada totalde 150 dakikaya karşılık geliyordu.

Ekip, tüm klinik verileri analiz etti ve tümörlerde küçülme buldu. Tümörlerdeki bu küçülme, kontrol grubundaki hastalara (19 hastanın 7’si, %36,8) kıyasla egzersiz grubundaki hastaların çok daha fazlasında (20 hastanın 15’i, %75) gözlemlendi.

Bu elde edilen bulgular, özofagus kanserinde klinik bir deneyde egzersizin tümör küçülmesine anlamlı katkı sağladığını gösterilen ilk sonuçlardır.

Ancak çalışmanın kısıtlaması, bu sonuçların küçük çaplı bir hasta grubundan elde edilmiş olması ve hasta seçiminin randomize (rastgele) olmamasıdır.

Tümör Küçülmesinde Egzersizin Rolü Nedir?

Davies, hastaların egzersiz ile tümör kontrolünü iyileştirebilecek mekanizmaları oluşturmasının, muhtemelen birçok faktörü içerdiğini ve biraz karmaşık olduğunu söylüyor.

“En basit tabirle, egzersiz yapan hastaların periferal (uç) dokulara daha fazla kan ve oksijen iletebiliyor olması ve bunun da hedef bir tümöre karşı kemoterapi ilacının iletilmesini artırıyor olması, mantıklı gibi bir teori oluşturuluyor.

Ayrıca Davies, çalışmanın, “vücut yapısındaki ve bağışıklık ve inflamasyonun belirteçlerindeki bazı önemli farklılıkları” ortaya koyduğunu ve bunların hepsinin “temel bilim düzeyinde kemoterapi yanıt oranlarıyla ilişkili olduğunu” belirtti. Yani egzersiz, bağışıklık sistemini, tümöre karşı olumlu yönde düzenliyor olabilir.

Egzersiz grubundaki hastalar, kontrole göre neoadjuvan kemoterapi sonrası T lenfosit sayısında daha yüksek bir ortalamaya sahipti ve gruplar arasındaki interlökin-6, interferon gamma ve tümör nekroz faktörü alfayı da içeren bağışıklık ve inflamasyon belirteçlerinde farklılıklar vardı.

Ek olarak, egzersiz grubundaki hastalar, Yağsız Vücut Kitle İndeksi’nde önemli bir iyileşme gösterdi. Ancak Davies, farklılıkların “çok ilginç” olduğunu ve “hipotez üretmeyi sağladığını” sağladığını söylese de “bu ilişkileri abartmak istemediklerini” vurguluyor.