ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ve Sağlık Bakanlığı (HHS) 2020-2025 yılları için diyet rehberini yayımladı. Diyet rehberi ailelerin sağlıklı kararlar vermesi için mevcut en iyi kanıtları kullanarak önerilerde bulunuyor. Bu diyet rehberi her 5 yılda bir yayımlanıyor. Rehberde ilk kez 0-2 yaş arası çocukları da kapsayan tavsiyeler yer aldı.

Bu yıl ebeveynlerin atık küçük çocuklara şeker, kek, dondurmaya hayır demek için fazladan bir nedeni var. Komite ilave şeker tüketiminin bebeğin gelişimi için uygun olmadığını belirtti. Mevcut kılavuzlar çocuklar için günlük ilave şeker tüketiminin günlük kalorinin %10’u ile sınırlandırılmasını öneriyordu. Bu kılavuzla birlikte 2 yaş altı çocuklar için hiçbir ilave şeker tüketilmemesi önerildi. 2 yaşında itibaren ise bir çocuğun ilave şekeri tüketiminin kalorinin %10’undan daha az olması önerilere eklendi.

Şeker kullanım oranları azalmıyor

Yapılan araştırmalar bebeklerin ortalama günde 1 çay kaşığı, küçük çocukların günde yaklaşık 6 çay kaşığı ilave şeker tükettiğini göstermiştir. Şeker tüketimi çocukluk çağı obezitesi ve gelecekte oluşabilecek kronik hastalıklar riskini artırmakla ilişkilendiriliyor. İlave şeker genellikle işlenmiş yiyecek ve içeceklerde kullanılıyor. Meyvede veya sütte bulunan doğal şeker buna dahil değildir.

İlave şeker alımının yaklaşık %70’i aşağıdaki 5 gıda kategorisinden geliyor:

  • Şekerli içecekler,
  • tatlılar,
  • şekerli atıştırmalıklar,
  • kahveye ve çaya eklenen şeker,
  • kahvaltılık gevrekler ve barlardır.

Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre %100 meyve suyu ibaresi taşıyan içecekler bile meyve ile aynı besinsel faydayı sağlamıyor.

Bir ürünün ilave şeker içerip içermediğini bilmenin en güzel yolu içindekiler kısmını ayrıntılı bir şekilde okumaktır. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine (US-CDC) göre bir yiyecekte esmer şeker, mısır şurubu, dekstroz, fruktoz, glikoz, yüksek fruktozlu mısır şurubu, bal, malt şurubu ve sakkaroz bulunması şeker ilavesi yapıldığı anlamına gelmektedir.

Bebekler ve anneler

Kılavuza göre bebeklerin en az 6 ay kadar sadece anne sütü içmeleri gerekiyor. Anne sütünü mümkün olduğunca yaşamın ilk yılı ve istenirse daha uzun süre vermeye devam edebilirler. Anne sütü bebeğin gelişimi için önemli olan ve çoğunlukla annenin diyetinden ve varsa ek takviyelerden gelen sağlıklı mikro-besinleri içerir. Anne takviye almıyorsa, sütü genellikle yeterli D vitamini içermez. Kılavuz bebeklere doğumdan kısa süre sonra D vitamini takviyesi verilmesini önermektedir. Olası kaygı duyulabilecek durumlar demir, çinko ve D vitamini eksikliklerini içerir. Bu nedenle bebek anne sütü ile besleniyorsa demir ve çinko açısından zengin yiyecekler yemelidir. Demirden zengin gıdalar arasında kırmızı et, yumurta, kurubaklagiller, üzüm ve ıspanak; çinkodan zengin gıdalar arasında ayçekirdeği, ceviz, kırmızı et gibi gıdalar yer alır. Anne sütü verilemiyorsa ilk yıl boyunca Fe (demir) takviyeli mama verilmesi gerekir.

Bebekler yaklaşık 6 ayda besleyici, tamamlayıcı gıdalarla tanıştırılmalıdırlar. Bazı alerjenik gıdaların ilk yıl içinde ek gıdalarla birlikte verilmesi çocuklarda gıda alerjisi gelişme riskini azaltabilir. Bu alerjenik gıdalar arasında yer fıstığı, yumurta, inek sütü ürünleri, kuruyemişler, buğday, soya, balık ve kabuklu deniz ürünleri yer alır.

Yönergeler hamile ve emziren kadınların bebeğin sağlıklı beyin gelişimini desteklemek için haftada 200-350 gram balık tüketmesini öneriyor. Balık seçerken düşük civa içeren balık türleri tercih edilmelidir. Civa çocukların sinir sistemine zarar verebilir. Morina, somon ve sardalya gibi balıklar düşük civa seviyelerine sahip balıklardır.

Yönergelere göre hamile kadınlar alkol almamalı ve emziren kadınlar dikkatli olmalıdır. Kafein tüketimi ise mütevazi miktarlarda olmalıdır. Amerikan Kadın Doğum Uzmanları günde 200 mg’dan az kafein tüketilmesinin düşük veya erken doğum riskini artırmadığını belirtmektedir. Ancak, bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Gebelik sırasında daha yüksek kafein alımına bağlı olarak düşük yapma riski, düşük doğum ağırlığı ve diğer olumsuz etkiler büyük ölçüde belirsizliğini korumaktadır.

Genel beslenme önerileri

En geniş kural, yaşamın her aşamasında sağlıklı bir beslenme düzeni izlemektir. Sağlıklı beslenme düzeni kalori sınırları dahilinde besleyici yiyecek ve içecek türlerinden oluşmalıdır.

Sağlıklı diyetin temel unsurları şunları içerir:

  • Her çeşit sebze
  • Tüm meyveler
  • En az yarısı tam tahıl olan tahıllar
  • Yağsız ve az yağlı süt, yoğurt, peynir ve zenginleştirilmiş soya ürünleri
  • Yağsız etler, kümes hayvanları, deniz ürünleri, yumurta ve kurubaklagil gibi protein kaynakları

Doymuş yağ ve tuz tüketimi azaltılmalı

2 yaşında bir çocuk için doymuş yağ tüketiminin kalorinin %10’undan daha azı ile sınırlandırılması önerildi. Yetişkinler için sodyum alımı 2300 mg / gün (1 çay kaşığı) ile sınırlandırılmalıdır. 14 yaşın altındaki çocuklar için daha az olması gerektiğini bildirildi. Yeni yürümeye başlayan çocuklar için 1200 mg / gün, 4-8 yaş arası çocuklar için 1500 mg / gün ve 9-13 yaş arası çocuklar için 1800 mg / gün sodyum alımı önerildi.

Alkol tüketimi sınırlandırıldı

Mevcut kılavuzlar günlük alkol tüketimini erkekler için 2, kadınlar için 1 porsiyonla sınırlıyordu. 350 ml bir kutu bira, 150 ml şarap veya bir kadeh likör birer porsiyon alkol miktarlarıdır. Bu kılavuzla birlikte hem kadınlar hem erkekler için günlük bir porsiyon ile sınırlaması önerildi.  Hamile kadınların hiç içmemesi önerildi.

Sonuç

Bilimin ışığında hazırlanan bu rapor tüm yaş grupları için öneriler içermektedir. İlk kez bebekler ve anneler için de öneriler yer almıştır. Genel olarak baktığımızda çocuklarda şeker ve yetişkinlerde alkol tüketiminin azaltılması vurgulanmıştır. Doymuş yağ ve sodyum alımının azaltılması önerilmiştir. Sebze, meyve, tam tahıllar, süt ürünleri ve protein kaynakları gibi sağlıklı gıdaların kalori sınırları içinde tüketilmesi önerilmiştir. Protein ihtiyacını karşılamak için sosis, sucuk, pastırma veya jambon gibi işlenmiş et ürünleri yerine deniz ürünleri, yağsız kırmızı et, derisiz kümes hayvanları ve kurubaklagil gibi protein kaynakları tercih edilmelidir. Bu sayede doymuş yağ ve sodyum alımını da azaltmış olursunuz. Ayrıca iyi bir etiket okuyucusu olmak bu önerilere uyma yolunda sizlere oldukça faydalı olacaktır.