Kanser, pek çok genetik ve epigenetik kompleks mekanizma sonucu meydana gelir. Diğer hastalıklarda meydana gelen mutasyonların kanserleşmeyi tetikleyebileceği bilinmekteydi. Mayıs 2018 de Cancer Research'de yayımlanan çalışmaya göre Alzheimer ve frontotemporal lobar dejenarasyon (FTLD) gibi nörolojik hastalarda meydana gelen tau mutasyonlarının kanser riskini artırdığı keşfedildi.

Tau proteinleri, ökaryotik (insan, hayvan, bitki) hücrelerin iskeletini oluşturan mikrotübüllerin normal bir şekilde çalışmasını sağlar. Tau proteinindeki bozukluklar, Alzheimer ve diğer bir çeşit demans (bunama) olan frontoteamporal lobar dejenerasyon (FTLD) gibi hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.

alzheimer tau proteini nedir mutasyon kanser riski

Mutasyonlu tau proteini, mikrotübüllere bağlanamaz ve hücre iskeleti bozulur. Bu durum nöronların (sinir hücreleri) ölmesiyle sonuçlanır. Aynı zamanda, serbest halde bulunan tau proteinleri sinir hücrelerinin içinde toksik yapılar oluşturarak, sinir sistemi fonksiyonunu engeller. Yapılan araştırmalarda, tau mutasyonlarının kromatin bozukluklarına ve kromozomlarda anormalliklere neden olduğu keşfedilmiştir. Kromozom bozukluklarının da kanserlere neden olduğu bilinmekteydi.

Milan'da bulunan Nöroloji Enstitüsü'ndeki araştırmacılar, FTLD tanılı 15 hastayı ve sahip oldukları 7 mutasyonu analiz ettiler. Kanser riskini analiz edebilmek için, tau mutasyonuna sahip her bir aileyi sağlıklı 3 aileyle eşleştirdiler. Araştırma sonuçlarına göre, tau mutasyonlarına sahip ailelerin yüzde 15’inde kanser gelişirken, sağlıklı ailelerin sadece yüzde 9 unda kanser meydana geldi. Araştırmadan çıkan en ilginç sonuç ise, tau mutasyonu taşıyan ailelerin 3.72 kat daha fazla kansere yakalanma riskine sahip olmasıdır.

Aynı zamanda, biyoinformatik analizlerde tau proteinlerinin DNA metabolizması ve hücre kontrolünde görev alan proteinlerle ilişkide olduğu tespit edilmiştir.

Bu çalışma bize ne ifade ediyor?

• Kanser riskini belirleyen bir mutasyon daha keşfedilmiş oldu. İleri genetik analizlerle doğrulanarak, bu mutasyonu taşıyan bireylerde risk planlanması yapılabilir.

• Önemle vurgulamak gerekir ki bu çalışmanın belirli sınırları vardır. Daha fazla hasta sayısı ve ileri genetik analizlerle bu durumun tam olarak doğrulanması gerekmektedir.