Avery ve DNA: Bir Pnömokok Deneyinin Kalıtım Molekülünü Gösterişi, 1944

Bu Makalede
Avery ve DNA: Bir Pnömokok Deneyinin Kalıtım Molekülünü Gösterişi, 1944
117. günde hastalığı anlatan ortak dilin nasıl kurulduğunu gördük: tümör, düğüm, uzak yayılım. Bugün tümörlerden uzaklaşıyoruz, çünkü kansere en çok yaklaşan sorulardan biri bir tümör laboratuvarında değil, bir zatürre bakterisinin kapsülünü inceleyen odada soruldu: bir hücrenin bir özelliği, yani bir kalıtsal bilgi, hangi molekülle bir yerden başka yere taşınır? Bu yazı o sorunun cevabını anlatıyor ve 117. günün sonunda verdiğim sözü tutuyor: bu hikâyenin kanser tarihine gerçekte nasıl bağlandığını kaynaklardan sınayacağım.
Griffith'in şaşırtıcı faresi
1928'de İngiliz bakteriyolog Frederick Griffith, pnömokok adlı zatürre bakterisiyle bir deney yayımladı. Bu bakterinin kapsüllü ve hastalık yapan bir türü (tip III), kapsülsüz ve zararsız bir türü (tip II) vardı. Griffith, ısıyla etkisizleştirilmiş kapsüllü bakteriyi canlı kapsülsüz bakteriyle karıştırınca, canlı bakterilerin kapsül kazandığını ve hastalık yapabildiğini gösterdi; bunu hem farelerde hem de tüpte görmüştü. Bir şey, ısıyla etkisizleştirilmiş hücrelerden canlı hücrelere geçiyor ve onların kalıtsal bir özelliğini değiştiriyordu. Griffith buna "dönüştürücü ilke" adını verdi. Ne olduğu belli değildi.
Bu bulgu on altı yıl boyunca bir bilmece olarak kaldı. Soru, bir bakterinin kapsülünü değiştiren maddenin kimyasal kimliğiydi: protein mi, karbonhidrat mı, lipit mi, nükleik asit mi? O yıllarda yaygın kanı, kalıtım bilgisinin proteinlerle taşınabileceği yönündeydi, çünkü proteinler çok çeşitli ve karmaşık sayılıyordu; DNA ise dört yapı taşından oluşan "fazla basit" bir molekül gibi görülüyordu.
Bir laboratuvar, bir madde, üç yazar
Soruyu 1940'tan itibaren Rockefeller Enstitüsü Hastanesi'nde Oswald Avery yeniden ele aldı. Avery 1913'ten beri bu hastanede çalışıyor ve otuz beş yıl boyunca neredeyse yalnızca pnömokokla uğraşmıştı. Maclyn McCarty 1941'de laboratuvara katıldı; Avery ve McCarty, Colin MacLeod'un geliştirdiği hazırlama tekniklerini inceltip pnömokoktan biyolojik olarak etkin bir madde ayırdılar. Dönüşüm başta güvenilir biçimde tekrarlanamıyordu; güvenilir hale gelince son derece arıtılmış maddeyle tip II kültürlerinden kalıcı tip III kolonileri elde edebildiklerini gösterdiler. Protein ve lipit parçalayan enzimler maddeyi etkisizleştirmedi, RNA parçalayan enzim de etkisizleştirmedi; madde yüksek molekül ağırlıklıydı ve DNA için kullanılan Dische testine güçlü tepki verdi. Sonuç: dönüştürücü ilke DNA'ydı.
Nisan 1943'in başında üç araştırmacı bulgularını Enstitü'nün Bilimsel Yöneticiler Kurulu'na sundu. 13 Mayıs 1943'te Avery'nin kardeşi Roy'a yazdığı 14 sayfalık bir mektup bilinir; mektupta çalışmanın heyecanını ve bulguların kabul görmeyeceği kaygısını birlikte anlattığı aktarılır. Maddenin bir virüs ya da gen gibi davranabileceğini düşündüğünü yazdığı söylenir (kavramsal özet). Avery kuşkuculuğu baştan hesaba katmıştı; yıllar önce meslektaşı Alphonse Dochez'le birlikte yürüttüğü bir çalışma tartışma yaratmıştı. Bu yüzden bulguyu aylarca Hastane içinde incelemeye sundu ve makalede etkinliğin DNA'ya eşlik eden çok az miktarda başka bir maddeden kaynaklanabileceğini de açıkça yazdı (kavramsal özet). 1944'te Journal of Experimental Medicine'da yayımlanan makale (cilt 79, sayı 2, sayfa 137-158), maddenin DNA olduğunu savunmakla birlikte yorumunu temkinle kurdu.
Neden hemen kabul edilmedi?
İlk tepki karışıktı. Bazı çağdaşlar dönüşümün genetik maddeyi bakteriler arasında taşıdığını ve bu maddenin büyük olasılıkla DNA olduğunu hemen gördü; birçoğu ise DNA'nın kalıtımı taşıyamayacak kadar basit olduğu düşüncesiyle ikna olmadı. Avery'nin Enstitü'deki meslektaşı Alfred Mirsky, etkin olanın DNA'ya bağlı bir protein olduğunu, arıtma sırasında bir miktar proteinin kalıp DNA'yı kirletmiş olabileceğini savundu. Bu itiraz saçma değildi: Cold Spring Harbor'dan H. Bentley Glass, 1946'da arıtmanın bir miktar proteinin kalmadığına herkesi ikna edecek kadar tam olmadığını anlatır (kavramsal özet). Aynı yıl Avery ve McCarty'nin iki yeni makalesi, DNA'yı parçalayan enzimin (DNaz) etkinliği yok ettiğini gösterdi; McCarty sonraki yıllarda bu verilerin kuşkuculara pek yer bırakmadığını yazdı (kavramsal özet).
Sonrası zincir gibi geldi. Erwin Chargaff 1944 makalesini okuyunca laboratuvarını lipoproteinlerden nükleik asitlere çevirdi ve 1950'ye gelindiğinde DNA'daki baz oranlarının türden türe değiştiğini gösterdi: DNA düşünüldüğünden daha karmaşıktı. 1952'de Hershey ve Chase'in bakteriyofaj deneyi, virüsten bakteriye yalnızca DNA'nın girdiğini gösterdi ve birçokları bunu nihai doğrulama saydı; Watson ve Crick'in 1953'teki yapı makalesi izledi (planın ilerleyen gününde). 1944 koşullarında yayın dolaşımı kısıtlıydı ve dergi dar bir okur kitlesine sahipti; yine de makalenin 1954'e kadar üç yüzü aşkın atıf aldığı bildirilir.
GENETİK MADDE NEDİR?
Bir hücrenin ya da bir canlının kalıtsal özelliklerini bir kuşaktan ötekine taşıyan moleküle genetik madde denir. 1944 deneyi bunun bakterilerde DNA olduğunu gösterdi: arıtılmış DNA, bir pnömokok türünün özelliğini başka bir türe aktarabildi.
Bu bulgu laboratuvarda bir bakteri türüyle yapılmış bir deneydir. İnsan hücrelerine hemen genellenemez; genellemeyi sonraki on yılların kanıtları sağladı.
Kanser tarihine bağı: ne var, ne yok
Kaynakları taradığımda 1944 makalesinin kanserle ilgili olduğunu gösteren bir şey bulamadım: Avery pnömokokla çalışıyordu ve kullandığım özet kaynaklarında kanser tartışması geçmiyor. Makalenin kendisini okumadım; bu yüzden bağın makalenin içinde değil, çevresinde olduğunu söylüyorum.
Bağ şudur ve bu benim yorumumdur: 98. günde Boveri'nin kanserin kromozom dengesizliğinden doğabileceği hipotezini, 99. günde Yamagiwa'nın katranla ürettiği tümörü, 97. günde Rous'un virüsle bulaşan sarkomunu gördük. Bu üç anlatı da aynı soruyu açık bırakıyordu: bir hücrenin kanserli kalmasını sağlayan, bölündükçe sonraki hücrelere aktarılan şey nedir? Kalıtsal bir değişiklik ancak kalıtımın molekülü bilinirse somut biçimde sorulabilir. 1944 deneyi bakterilerde bu molekülün DNA olduğunu gösterdi; kansere dönüşen soru, insan hücrelerinde DNA'da bir değişikliğin kanseri başlatıp başlatamayacağıydı ve bunun cevabı çok daha sonra geldi. Yani 1944, kanser için bir cevap değil, bir sorunun yer değiştirdiği andır.
Bu bağın sınırını da açık söylemeliyim: DNA'nın kalıtım molekülü olması, kanserin DNA'daki bir değişiklikten doğduğunu kanıtlamaz. O kanıt çok sonra, onkogenlerle ve tümör baskılayıcı genlerle geldi ve serinin ilerleyen günlerinde ayrı ayrı anlatılacak. 1944'ün yaptığı, bu sorunun sorulabilir hale gelmesiydi.
Daha ağır bir bağ da var ve o bir yorum değil kayıttır: Avery 1954 yazının sonunda yapılan bir ameliyatta saptanan yaygın karaciğer kanseri nedeniyle 20 Şubat 1955'te Nashville'de hayatını kaybetti; 77 yaşındaydı.
BEDEL: BİR ÖNCÜNÜN ÖDÜLSÜZ KALMASI VE TEMKİNİN İKİLEMİ
Avery'ye Nobel Ödülü verilmedi. Bir ikincil kaynak (Gregory Petsko), Avery'nin ekibinin 1944'ten sonra tekrar tekrar aday gösterildiğini ve Mirsky'nin bu tanınmaya karşı yıllarca çalıştığını yazıyor; ama aday gösterme yıllarını ve komitenin gerekçesini bu kaynaktan doğrulayamadım. Bu nedenle "neden verilmedi" sorusunu kesin cevaplayamıyorum. Seri boyunca izlediğimiz "yanlış Nobel" motifi (99. gün Yamagiwa, 102. gün Fibiger) burada başka bir biçimde dönüyor: bu kez ödül verilmemiş öncü.
İkinci ikilem Avery'nin kendi temkini. Makale, sonucu aşırı iddialı olmayan bir dille sundu; bu bilimsel dürüstlüktü, ama okurlara "başka bir madde de olabilir" diyen bir kapı da bıraktı. Bu temkinin kabulü geciktirip geciktirmediğini söyleyemem: aynı ikincil kaynak, Avery'nin çalışmasının yaşarken değer görmediği iddiasını "saçma" buluyor ve 1952'ye gelindiğinde genlerin DNA'dan yapıldığının genel olarak kabul edildiğini yazıyor.
Kalan
- DNA'nın kalıtım molekülü olduğu, sonraki on yılların bağımsız kanıtlarıyla
- Bir sonucu birden çok bağımsız yöntemle (enzimler, kimyasal testler) sınama modeli
- Çalışılan bir bakteriden ortaya çıkan, kansere de dokunan soru: kalıtsal değişiklik nedir?
Düşen ya da aşılan
- "Kalıtımı ancak protein taşıyabilir" varsayımı
- Tek bir deneyle her kuşkunun kapanacağı beklentisi: 1944'ten 1952'ye uzanan sınama zinciri gerekti
- Arıtılmış maddenin hâlâ proteinle kirli olabileceği itirazı (1946'dan sonra giderek zayıfladı)
Dönüştürücü ilkeden DNA'ya. Eksen 1928'den 1952'ye uzanır; çentikler on yılları gösterir. Turuncu kutular öncül ve sonrasında gelen doğrulamalar, yeşil kutular Avery'nin ekibidir. Ölçek yaklaşık.
Bu deneyin Türkiye'ye yolu
Avery'nin deneyinin Türkiye'de ilk ne zaman ve kimler tarafından tanındığına dair doğrulanmış bir kaynağa ulaşamadım; bu yüzden tarih ya da kişi vermiyorum. Genel çıkarım şudur: bugün bir hastanın tümöründe DNA'daki değişiklikleri inceleyen her laboratuvar, kalıtım molekülünün DNA olduğunu bilmeden kurulamazdı. Serinin Türkiye'ye ayrılan kısmında moleküler tanının ülkedeki tarihi kaynaklarla sınanacak.
1928'DEN 1953'E
NELER DOĞRULANDI, NELER ÇELİŞİYOR
- Makalenin tarihi: Bir tarihî derleme (2024) makaleyi 1 Şubat 1944, J Exp Med cilt 79 sayı 2, sayfa 137-158 olarak verir. Başka bir kaynak (NLM) el yazmasının Aralık 1943'te gönderildiğini ve "ilkbahar 1944'te" yayımlandığını söyler. İkisi dergi sayısı tarihiyle gönderim tarihini karıştırıyor olabilir; makaleyi kendim okumadığım için çelişkiyi çözemedim.
- Mektup: 13 Mayıs 1943 tarihi ve 14 sayfa bilgisi tek bir ikincil kaynaktan (bir bilim dergisi yazısı; tamamı üyelik gerektiriyor). NLM sayfası yalnızca "Mayıs 1943" der. Mektubun tam metnine ulaşmadım, içeriği kavramsal özetledim.
- Avery'nin yaşı: NLM'nin biyografisi 21 Ekim 1877 doğumlu, 20 Şubat 1955'te Nashville'de hayatını kaybetti diyor; bu 77 yaşa karşılık gelir. Harvard'ın bir sayfası 76 yazıyor. Tarihleri esas aldım.
- Yaşam kaybının nedeni: "Yaygın karaciğer kanseri", 1954 yaz sonunda Deer Isle tatilinde yapılan ameliyattan sonra saptandı (NLM biyografisi). Tek kaynaktan.
- Nobel: Nobel adaylık arşivinde Avery için bulduğum tek kayıt 1938'e ait: G. van der Schueren (Louvain) tarafından, "bakteriyel bağışıklıkta karbonhidratların rolü" gerekçesiyle. DNA bulgusu için adaylık yıllarını ve komitenin gerekçesini doğrulayamadım. "Mirsky'nin engellediği" iddiası tek bir ikincil kaynağa (Petsko) dayanıyor; bir yorum olarak, kesin olarak değil, aktardım.
- Lasker 1947: NLM, Avery'nin 1947 Lasker Ödülü aldığını yazar; ödül gerekçesinin bakterilerin antijenik yapısı üzerine çalışmalara övgü olduğunu Harvard'ın sayfası belirtir, DNA bulgusuna değil. Bu ayrıntıyı ikinci elden aldım.
- MacLeod'un rolü: NLM, Avery ve McCarty'nin MacLeod'un hazırlama tekniklerini geliştirdiğini ve MacLeod'un 1940'ta New York Üniversitesi'ne geçtiğini yazar; MacLeod'un makalenin yazarı olarak tam katkısını bu yazıda ayrıntılandırmadım.
- 1946 makaleleri ve 1954 atıfları: NLM'nin "Keşfin ardından" sayfasından; asıl makaleleri okumadım. "300'ü aşkın atıf" Lederberg'in görüşü olarak aktarılıyor.
- Griffith ve mektup alıntısı: Griffith'in 1928 makalesinin kendisini okumadım; ayrıntısı 2024 derlemesinden. 13 Mayıs mektubundaki tırnak içi cümle (virüs ya da gen) tek parça halinde ikincil bir alıntıdır; yazıda birebir vermedim.
- Kapsam dışı: Hotchkiss'in sonraki çalışmaları, dönüşümün moleküler mekanizması ve Avery'nin önceki polisakkarit çalışmaları ileride ya da hiç ele alınmayacak; burada doğrulanmadı.
Hiroşima'nın Uzun Gölgesi (1945)
Bugün kalıtımın molekülünü bir bakteri laboratuvarında gördük. Yarın Ağustos 1945'e gidiyoruz: Hiroşima ve radyasyonun, aradan yıllar geçtikten sonra insan bedeninde kanser olarak görünür hale gelmesi. Tarihleri ve rakamları yazmadan önce kaynaklardan sınayacağım.
Yazarın notu: Bu yazıyı yazarken en çok kaçındığım şey, 1944 deneyini kansere "zorla" bağlamaktı. Kaynaklarda böyle bir bağ yok; bağ, kanser sorusunun hangi molekülle sorulabileceğinde yatıyor. Avery'nin makalesini ve mektubunu özgün haliyle okumadım; anlatım 2024 tarihî derlemesine, NLM'nin Avery arşivi sayfalarına ve ikincil yazılara dayanıyor.
Kaynaklar ve İleri Okuma
- Avery OT, MacLeod CM, McCarty M. Studies on the chemical nature of the substance inducing transformation of pneumococcal types. J Exp Med 1944;79(2):137-158. doi:10.1084/jem.79.2.137. (Künye 2024 derlemesinden; makalenin kendisi okunmadı.)
- Greenspan NS. Historical Highlight: The Chemical Characterization of the Pneumococcal Transforming Principle. 2024 (PMC10906958).
- U.S. National Library of Medicine, Profiles in Science. Oswald Avery Papers: "DNA as the 'Stuff of Genes'", "After the Discovery" ve "Biographical Overview" sayfaları (çevrimiçi).
- Petsko G. Nobel ve Avery üzerine yazı; Harvard "The River Divides into Thousands of Branches" sayfası (çevrimiçi, ikincil).
- The Scientist. "The Transforming Principle" (yalnızca giriş kısmı okunabildi).
- Nobel Prize Nomination Archive. Oswald T. Avery, Physiology or Medicine, 1938 adaylığı (nobelprize.org).
- Mukherjee S. İmparatorluğun Kralı / The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer. New York: Scribner, 2010. (Bu yazı için ayrıca doğrulanmadı.)
Bu yazı "365 Günde Kanser Tarihi" serisinin 118. günüdür ve DNA'nın kalıtım molekülü olarak gösterilmesinin tarihini anlatır. Tarihî-popüler bir anlatımdır; tanı ya da tedavi önerisi değildir. Kendi sağlığınız için hekiminize danışın. Kaynaklar doğrulanmıştır; yalnızca ikincil kaynağa dayanan ayrıntılar fact-check notlarında belirtilmiştir.
Bu yazı size yardımcı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.




