Duktal karsinoma in situ (DCIS), meme kanserinin erken bir evresi olarak tanımlanır ve kanser hücrelerinin meme kanallarının içinde sınırlı kaldığı bir durumdur. Bu hücreler meme kanallarının dışına yayılmadığı için, DCIS invaziv olmayan bir kanser türü olarak kabul edilir. DCIS, genellikle mammografi taramalarında tespit edilir ve tedavi edilmediği takdirde invaziv meme kanserine dönüşme riski taşır. DCIS vakalarının yaygınlığı, tarama yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte artmıştır ve meme kanseri vakalarının yaklaşık %20-25'ini oluşturur. Bu oran, tarama teknolojilerinin ve kanser farkındalığının artmasıyla değişkenlik gösterebilir.

DCIS için Şu An Standart Tedavi Yaklaşımı Nedir?

  • DCIS tedavisinde, östrojen reseptörü (ER) durumunun test edilmesi, adjuvan endokrin terapisinin risk azaltımı için yararını belirlemek amacıyla önerilmektedir. İnsan epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2) durumunun test edilmesi önerilmez.
  • Kalıtsal meme kanseri riski yüksek olan hastalar için genetik danışmanlık önerilir.
  • Meme manyetik rezonans görüntüleme (MRG) sadece ilk değerlendirme sırasında önerilir.
  • Ana Tedavi: DCIS'in ana tedavisi ameliyattır. Daha sonra adjuvan (ameliyat sonrası) radyasyon tedavisi (RT) ve hormonal tedavi düşünülür. Şu an için tüm DCIS hastalarına ameliyat önerilir.
  • Ameliyat için tüm memenin (radikal mastektomi) veya sadece tümörlü kısmın alınması (meme koruyucu cerrahiler) yöntemlerinden biri seçilebilir.
  • Yalnızca ameliyatla (tüm meme ışınlaması olmadan) tedavi edilen duktal karsinoma in situ (DCIS) vakaları için, cerrahi sınırın (marjin) güvenliği önemlidir. Bu tür durumlarda, cerrahiyle çıkarılan dokunun etrafında en az 2 mm'lik sağlam doku marjini olması önerilir. Bu, cerrahi sırasında kanserli dokunun tamamen çıkarıldığına ve çevre sağlam dokuya yayılma olasılığının düşük olduğuna dair bir güvence sağlar.
  • Ana Tedavi Sonrası: Meme koruyucu cerrahi (MKC) ile tedavi edilen ve östrojen reseptörü (ER) pozitif olan DCIS hastaları için, aynı tarafta nükseden (tekrarlayan) kanserin riskini azaltmak amacıyla tamoksifen veya bir aromataz inhibitörü içeren endokrin tedavi düşünülebilir. Ancak, ER-negatif DCIS hastalarında endokrin tedavinin faydası henüz bilinmemektedir.
  • Takip, her 6-12 ayda bir 5 yıl boyunca ve daha sonra yıllık olarak aralıklı hikaye ve fiziksel muayene, ayrıca yıllık tanısal mamografi içermelidir. BCT ile tedavi edilen hastalarda, ilk takip mamografisi RT tamamlandıktan 6-12 ay sonra yapılmalıdır. Risk azaltımı için endokrin tedavi alan hastalar, NCCN kılavuzlarına göre izlenmelidir.

Güncel Çalışma – Ameliyat Sonrası Radyoterapi Her Hastaya Gerekli mi?

Oncotype DX Meme Skoru, erken evre hormon pozitif meme kanserlerinde tedavi yönetimi için kritik bir genetik testtir. Bu test, hastanın kanserin tekrarlama riskini belirlemek için çeşitli genetik biyobelirteçleri kapsamlı bir modelde analiz eder. Tümör dokusundan yapılan bu analize, nüks (tekrarlama) skor testi de denir.

Oncotype DX, invaziv (klasik) meme kanserlerinde hastalığın seyrini öngörmek ve tedavi kararlarına rehberlik etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Test, kanserin biyolojik özelliklerini inceleyerek bir skor üretir; bu skor, hastanın ameliyat sonrası kemoterapiye ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda önemli bilgiler sunar. Bu testin, klasik meme kanserlerinde kemoterapi gereksinimini belirlemede etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Son zamanlarda, Oncotype DX'in DCIS için geliştirilen bir versiyonu, DCIS hastalarında radyoterapi ihtiyacını değerlendirmek üzere test edilmeye başlandı.

Yeni bir araştırma, bu skorun DCIS tedavisinde de kullanılabilirliğini inceledi. 2023 San Antonio Meme Kanseri Sempozyumu'nda (SABCS) sunulan bu araştırma, Oncotype DX Meme DCIS Skoru'nun, cerrahi sonrasında adjuvan radyoterapiyi gerektirmeyen düşük riskli hastaları belirlemek için etkili bir araç olabileceğini ortaya koydu. Bu yaklaşım, gereksiz tedavilerin önlenmesine yardımcı olabilir ve hastalar için daha kişiselleştirilmiş tedavi seçenekleri sunabilir.

Araştırma, Oncotype DX skorunun, DCIS'in nüksetmesi için düşük ve yüksek riskli hastaları tanımlamada yardımcı olduğunu buldu. Meme koruyucu cerrahi (MKC) sonrası, Oncotype DX testi ile düşük riskli olarak belirlenen hastaların bir kısmı adjuvan radyoterapiyi atlamış ve bu hastalar, adjuvan radyoterapi alan yüksek riskli hastalarla karşılaştırıldığında benzer 5 yıllık nüks oranlarına sahip oldular. Bu bulgu, Oncotype DX'in düşük riskli hastaları belirlemede doğruluğunu göstermektedir.

Bu, DCIS hastalarında radyasyon kararlarını değerlendiren ilk prospektif çalışmadır.,

Çalışmanın Detayları

Çalışma, meme koruyucu cerrahi geçiren ve MRG ile daha kapsamlı cerrahiye ihtiyaç duymadıkları doğrulanan 171 DCIS hastasını içerdi. Cerrahi örnekler, 12-gen Oncotype DX testi kullanılarak DCIS skorunu belirlemek için test edildi.

100 puanlık Oncotype DX ölçeğinde

  • <39 puan alan kadınlar, nüks için düşük riskli olarak kabul edildi ve radyasyondan kaçınmaları önerildi.
  • >39 puan alan kadınlara radyoterapi uygulanması tavsiye edildi.

Hastaların %93'ü radyasyon önerilerini uyguladılar:

  • düşük riskli olarak değerlendirilen 82 hastanın 75'i (%91.4) önerildiği gibi adjuvan radyoterapiden kaçındı ve
  • yüksek riskli olarak değerlendirilen 89 hastanın 84'ü (%94.4) radyoterapi aldı.

Ortanca 5 yıllık takipte, düşük riskli hastaların %5.1'i (82 hastanın dördü) nüks yaşarken, daha yüksek riskli hastaların %4.5'i (89 hastanın dördü) nüks yaşadı.

Radyasyon önerilerini takip eden hastalar arasında nüks oranları, bu genel bulguları yansıttı:

  • radyoterapiden kaçınan 75 düşük riskli DCIS hastasının %5.5'i hastalık nüksü yaşarken,
  • radyoterapi alan 84 yüksek riskli DCIS hastasının %4.8'i nüks yaşadı.

DCIS hastalarında oncotype ile radyoterapi kararları ve nüks oranları

Yaşın sonuçları etkilemediği görünüyor. 50 yaşın altındaki 33 kadından ikisi nüks yaşadı (%4), her ikisi de invaziv, yani klasik meme kanseri. Bunlardan biri düşük riskli grupta, diğeri daha yüksek riskli grupta meydana geldi. 138 yaşlı kadından altısı nüks yaşadı, her gruptan üçer kişi ve her bir grupta birer kişide tümör invaziv kanser şeklinde nüksetti.

Özetle, bu skor düşük riskli DCIS hastalarını tespit etmede başarılı bulundu ve bu skora dayanarak radyasyondan kaçınan kadınlar, 5 yıl içinde ipsilateral yani aynı tarafta nüks için aşırı bir risk yaşamadılar.

Genel olarak, çalışma "bazı hastalar için aşırı tedaviyi önlemeye yardımcı olabilecek güçlü kanıtlar" sunuyor, bununla birlikte skorun başarısı, 10 yıllık takip sonuçları ile netleşecektir.