Obezite sadece bir risk faktörü değil, başlı başına bir hastalıktır

Obezitenin hastalık olarak kabul edilmesi, 1948 yılına dayanmaktadır. Aradan geçen 70 yıl boyunca yeterli farkındalık sağlanamaması nedeniyle obezite hastası sayısı özellikle son yıllarda düşük ve orta gelirli ülkelerde hızlı şekilde yükselmiştir.

Obezite dünyada 800 milyon kişiyi etkilemektedir. Obezite oranları 1975'ten bu yana neredeyse 3 katı yükseldi. Çocuklarda ve ergenlerde neredeyse 5 kat artarak hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde tüm sosyal gruplardan her yaştan insanı etkiledi. 2030 yılında çocukluklarda obezitenin %60 artarak, 250 milyonu bulması beklenmektedir. Son birkaç on yılda pandemi şeklinde dünyaya yayılan obezite şu anda 21. yüzyılın en büyük halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.

obezite önemi dünya istatistikleri 2021 infografi

Obezite nedir?

Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi “sağlık için risk oluşturan anormal veya aşırı yağ birikimi” olarak tanımlamaktadır. Obezite birkaç yolla ölçülebilir. Kilonuzun sağlıklı olup olmadığını anlamak için yapılan ölçümlerden en yaygın olanı “VKI” (Vücut Kitle İndeksi) dir. VKİ,  kilogram ağırlığın metrekareye bölünmesiyle elde edilen değerdir (VKİ = kg /m2). VKİ değerinin 25-29 olması hafif kilolu olarak kabul edilirken, VKİ değerinin 30’un üzerinde olması ise obezite olarak sınıflandırılır. Obezite, bel çevresi ölçümü ve bel / boy oranınız gibi ek ölçümlerle de hesaplanabilir.

Obezitenin nedenleri nelerdir?

70 yıl önce hastalık olarak tanımlanan obezite, birçok toplumda bir hastalık olarak değil, kişisel başarısızlık olarak kabul edilmektedir. Obezite irade eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Biyoloji, genler, zihinsel sağlık, sağlık hizmetlerine erişim ve aşırı işlenmiş, sağlıksız gıdalara maruz kalma dahil olmak üzere birçok neden obezitenin oluşumuna katkı sağlamaktadır.

Obezitenin zararları nelerdir?

Obezite ile yaşayan insanlarda kalp-damar hastalığı, diyabet, eklem-kemik rahatsızlıkları ve bazı kanserler gibi diğer hastalıklara karşı daha yüksek risk altına sokar. COVID-19'a yakalanan obez kişilerin ciddi hastalık ve hatta ölüm riski daha yüksektir.

Yasam kaybi nedenleri

Obezite riskini arttıran faktörler nelerdir?

  1. Biyoloji: İnsan vücudu, açlık olasılığına önlem olarak yağ depolamak üzere önceden programlanmıştır. Bu durum, kıtlık dönemlerinde faydalı bir hayatta kalma mekanizması olabilir. Ancak dünyanın şu anki mevcut koşullarında obezite oluşmasını daha da kolaylaştırmaktadır.
  2. Yiyecek ve içecekler:  Bugün, işlemiş ürünlerin ve yüksek enerji yoğunluklu ucuz gıdalara kolay ulaşabiliyoruz. Özellikle bu gıdaları tercih eden kişilerde obezite kolay gelişmektedir.
  3. Genetik: Obezitenin gelişiminde genetik faktörlerin % 40 ile % 70 oranında rolü olabilir.
  4. Sağlık merkezine başvurmama: Obeziteden kaçınmada ve uzun dönemde kilo hedeflerini tutturmada bir sağlık merkezi tarafından takip ve tedavi edilmenin önemi büyüktür.
  5. Yaşam olayları: Doğum öncesi, ergenlik dönemi, hamilelik, hatalıklar ve kullanılan ilaçların hepsi obezitenin oluşumuna etki edebilir.
  6. Pazarlama: Günümüzde gıda maddelerinin hem görsel hem de tat bakımından iştah arttırıcı unsurlarla sunulması obezitenin oluşumunu kolaylaştırmaktadır.
  7. Zihinsel (mental) sağlık:  Bazı zihinsel sağlık bozuklukları ve hastalıkla ilişkili sağlıksız durumlar kilo artışına neden olabilir
  8. Uyku düzensizliği: Yetersiz uyku ve stres, atıştırmaya eğilimin artmasının yanı sıra bir takım hormon değişiklikleri ile obeziteyi etkiler.
  9. Şişman olarak damgalanma: İnsanların ağırlıklarına göre ayırımcılık yapılması kilo fazlalığı olan insanları obeziteye ilerlemesinde katkıda bulunabilir.

Obezite hastalıyla mücadelede toplumsal olarak farkındalığın arttırılması gerekir. Daha çocukluk çağlarından itibaren yeme alışkanlıklarının yanında spor alışkanlıklarının önemi sıkça vurgulanmalıdır.  Fiziksel olarak aktif olma fırsatlarının azaldığı ve dolayısıyla aşırı kilo alımına neden olduğu ortamlarda yaşıyoruz. Dolayısıyla obezite, kişisel bir başarısızlık meselesi değil, obezojenik bir ortama yanıt olarak gelişen bir hastalık durumudur.

Sağlıksız beslenme ve düşük fiziksel aktivite gibi olumsuz yaşam alışkanlıkları obezojenik (obeziteye ortam hazırlayan) faktörlerdendir.

Ancak obeziteyi oluşturan en önemli faktör yediğimiz yüksek kalorili gıdalar olmayabilir. İştah mekanizmasını etkileyen leptin, grelin gibi çeşitli hormonların, bağırsak bakterilerimiz (mikrobiyotanın) obezitede rolü olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu gibi hormonlarda ve mikrobiyotamızdaki değişiklikler yıllarca sürebilir. Dolayısıyla obezite, uzun süreli tedavi gerektiren kronik bir hastalıktır.

Obezite hastalığıyla yaşayan milyarlarca insana iyileşme şansını en iyi şekilde sunmak hayati önem taşımaktadır. Özellikle savunmasız çocuklar arasında sıkça tüketilen enerji yoğun gıdaların tüketimini azaltırken besleyici gıdaya erişimi iyileştirmek ve fiziksel aktiviteyi normal yaşamın bir parçası olarak teşvik eden politikaları desteklemek önemlidir. Obezite aynı zamanda nükseden bir hastalıktır. Çeşitli kurum ve kuruluşların yanında devlet politikalarıyla birlikte sağlıklı ortamlar yaratmak, artan obezite sıklığını durdurmak için çalışan hükümetlerin temel hedefleri olmalıdır.

*

İLGİLİ KONULAR

Obezite tedavisinde kullanılan cihazlar hakkında bilinmesi gerekenler

Zayıflamak için kullanılan diyabet iğneleri – nelerdir, nasıl etki eder ve güvenli mi?