Hepatoselüler kanser (karaciğer kanseri), dünya genelinde ve özellikle Asya'da önemli bir yaşam kaybı sebebidir. Türkiye'nin 2018 kanser istatistiklerine göre, yıllık 4362 yeni vaka ile en sık görülen 15. kanser ve 4307 yaşam kaybı ile en sık yaşam kaybına neden olan 9. kanserdir.

Tanı anında hastaların yarısından fazlasının ameliyat edilemez veya ileri evrede olduğu bilinmektedir ve tüm evreler için 5 yıllık sağkalım, ABD verilerine göre %18.4'tür.

Hepatoselüler kanser, genellikle kronik karaciğer hastalığı ve siroz zemininde ortaya çıkan agresif bir tümördür. Tipik olarak seyri geç teşhis edilir ve teşhisten sonra ortanca sağkalım yaklaşık 6 ila 20 aydır. Tedavinin dayanak noktası cerrahi rezeksiyon olmasına rağmen, hastaların çoğu tümör boyutu veya altta yatan karaciğer fonksiyon bozukluğu nedeniyle ameliyata uygun değildir.

Karaciğer kanserinin tedavisinde kulanılan yöntemler şu şekildedir:

Karaciğer nakli (erken evre)

Radyofrekans ablasyonu, mikrodalga ablasyonu ve kriyoablasyon (erken evre)

• Perkütan etanol veya asetik asit ablasyonu (erken evre)

• Geri dönüşümsüz elektroporasyon (erken evre)

• Transarterial kemoembolizasyon (TAKE) (erken evre)

• Transarterial radyoembolizasyon (TARE, radyoembolizasyon olarak da bilinir) (erken evre)

• Radyasyon tedavisi ve stereotaktik radyasyon tedavisi (erken evre)

• Sitotoksik ajanlar ve moleküler hedefli tedaviler ile sistemik kemoterapi (ileri evre)

• İmmünoterapi (ileri evre)

• Kombinasyon tedavileri (immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler) (ileri evre)