Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan B hücreli Hodgkin-olmayan lenfoma hastalarında uzun süren Covid-19 gelişme riski yüksektir. Yeni bir çalışmada, 100’den fazla hastanın yaklaşık üçte birinin daha uzun süreli Covid-19 geliştirdiği ve bu hastaların yaşam karbı riskinin daha yüksek olduğu bildirildi.

B hücre tükenmesi ile uzayan Covid-19

Fransa'dan Dr. Caroline Besson, bulguları Avrupa Hematoloji Derneği (EHA) 2021 Yıllık Toplantısı'nın bir parçası olarak sunarken şunları söyledi: "Covid-19 hastası B hücreli non-Hodgkin lenfoma hastalarında SARS-CoV-2 enfeksiyon süresinin uzun olduğunu görebiliyoruz. Covid-19 salgını sırasında lenfoma hastalarının yönetimi için, özellikle B hücre tükenmesi ve anti-CD20 koruma (tedavi) ile ilgili rehberlere ihtiyaç vardır."

Bazen "uzun süren Covid" olarak adlandırılan kalıcı SARS-CoV-2 enfeksiyonu, bağışıklığı baskılanmış hastalar da dahil olmak üzere belirli hasta grupları arasında endişe verici bir klinik sendrom olarak ortaya çıkıyor. Besson, B hücre tüketici tedaviler alan lenfoma hastalarının, bozulmuş bir bağışıklık tepkisi ve B hücre aplazisinin gelişme potansiyeli nedeniyle özellikle savunmasız olabileceğini bildirdi.

Birleşik Krallık, Londra’daki Barts Kanser Enstitüsü’nden onkolog Lohn Charles Riches, bulguların, uzun süren Covid-19 konusuna önemli bir ışık tuttuğunu söyledi. “Bu bulguların önemli olduğunu düşünüyorum. Uzun süren Covid ile ilişkili CD20 karşıtı tedavinin (örneğin rituksimab) birkaç vaka raporu var, ama bunun gibi bir çalışma yok.”

Hastanede 30 günden fazla kalma

Besson ve arkadaşları, lenfoma hastalarında uzayan Covid-19 sendromunun sıklığını ve sonuçlarını değerlendirmek için 2020 Mart ve Nisan ayında Fransa’daki 16 hastaneye Covid-19 ile başvuran 111 yetişkin lendoma hastasının verilini değerlendirdi.

Çalışma da kalıcı Covid-19, 30 günden fazla hastanede kalmayı gerektiren veya ilk iyileşmeden sonra Covid-19 için tekrar tekrar hastaneye yatış gerektiren kişiler için tanımlandı.

111 hastadan 24’ü başvurudan sonraki 30 gün içinde yaşamını kaybetti; 55’i iyileşti ve taburcu edildi. 31 hasta, 30 günden daha uzun hastanede kaldı ve bir hasta tekrar eden Covid-19 nedeniyle tekrar hastaneye kaldırıldı. Kalıcı Covid-19 sıklığı %29 idi (111’in 32’si).

Besson “COVID-19 için ortalama hastanede kalış süresinin, yoğun bakım gereksinimine bağlı olarak dünya çapında 5 ila 20 gün olduğu bildiriliyor. 1 Mart ile 15 Haziran 2020 arasında hastanede yatan hastalar için dünya genelinde ortalama kalış süresi 11 gündü." dedi.

Çalışmada ortanca 191 günlük takip ile tüm grup için 6 aylık genel sağkalım oranı %69'du. 9 hasta kalıcı COVID-19'dan sonra yaşamını kaybetti (%27).

Uzun süren COVID-19’a yakalananların ortalama yatış süresi 58 gündü ve ortanca COVID-19 belirti süresi 83 gündü. Bu hastaların ortanca yaşı 64'tü (aralık, 43 – 87 gün); %63'ü erkekti.

Uzun süren COVID-19'a sahip hastaların %69'unda en az bir önemli komorbidite (ek hastalık) bulunurken, uzun süren COVID-19’a sahip olmayanlarda bu oran %58'dir. Çok değişkenli bir analizde, COVID-19 ile uzun süreli hastanede yatışla ilişkili faktörler;

  • İleri yaş (70 yaş veya üzeri; tehlike oranı [HR], 2,34)
  • Nüksetmiş veya refrakter lenfoma (HR, 3.12)
  • 12 ay içinde anti-CD20 monoklonal antikor ile tedavi (HR, 2.26)
  • Bir veya daha fazla komorbiditeye sahip olmak (HR, 1.50).

Aynı faktörler aynı zamanda genel sağkalım riskinin azalmasıyla da önemli ölçüde ilişkiliydi ve risk 70 yaş ve üzerinde istisnai olarak daha yüksekti (HR, 4.73). Risk, nükseden/refrakter lenfoma (HR 3.34), anti-CD20 tedavisi (HR 2.17) ve bir veya daha fazla komorbiditeye (HR, 2.50) sahip olma açısından da daha yüksekti. Çalışmadaki hastaların %57'si son 12 ay içinde B hücre tüketen tedavi almış olsa da oran uzun süren COVID-19'lu hastalarda %81, uzun süren COVID-19'a sahip olmayanlarda ise sadece %40'tı.

Önemli olarak, T hücreli lenfoma (n = 8) veya klasik Hodgkin hastalığı (n = 8) olan hastaların hiçbiri uzun süren COVID-19 yaşamamıştır. Besson "Aslında bu, B hücre tükenmesinin COVID-19 için uzun süreli hastanede yatış için önemli bir risk faktörü olduğuna dair bir başka güçlü argümandır." dedi.

Besson, bu hastalar arasındaki riskin altında yatan temel mekanizmanın "yeniden enfeksiyona karşı korumayı ve bir anti-SARS-CoV-2 aşı yanıtını bozabilecek işlevsiz immünolojik bellek" olabileceğini söyledi.

Obezite ilişkili değil

Araştırmanın şaşırtıcı bir bulgusu obezite ile ilgiliydi. Besson, obezitenin COVID-19 şiddeti için önde gelen bir risk faktörü olduğu tespit edilmişti ve ancak obezite mevcut çalışmada riski artırıyor gibi görünmüyordu dedi.

"Obezite, hipogamaglobulinemi veya lenfopeni, daha kötü bir sonuçla önemli ölçüde ilişkili değildir. Obezite ile ilgili olarak, bunun nedeni muhtemelen nükseden/refrakter lenfoma hastalarının sıklıkla kilo vermesidir.” Hipogamaglobulinemi veya lenfopeni ile ilgili olarak, "bu faktörlerle önemli ilişkiler kurma gücümüz olmayabilir" diye de ekledi.

Lenfoma tedavisinin faydalarını Covid-19 riskleriyle dengelemek

Besson, hastaların lenfoma tedavisinden ödün vermeden anti-CD20 tedavisiyle daha yüksek riski ele almak açısından "Bu en zor nokta” diye bildirdi. "COVID-19 vakalarındaki dalgalanma bağlamında, lenfomaları tamamen remisyonda olan hastalarda B hücre tükenmesi ile idame devam etmek daha güvenli olabilir. Her durumda, bu tedavileri alan hastalara enfeksiyonun nasıl önleneceği konusunda ek eğitim verilmeli, refakatçıları ve sağlık ekipleri aşılanmalıdır” dedi.

Seçimler kolay değil

İngiltere'den Riches ayrıca "Hümoral (sıvısal, antikorlarla oluşan) bağışıklık sistemini tüketmenin, bazı B hücreli lenfoma türlerine sahip COVID-19 hastaları üzerinde bir etkisi olacağının, ayrıca lenfoma ile ilişkili bir bağışıklık kusurunun bulunduğuna" dikkat çekti. Riches sözlerine şu şekilde devam etti; "Ayrıca, diğer yandan, birkaç çalışma, konvelesan (iyileşen) plazma için bazı faydalar gösterdi ve ayrıca antikorların önemli olduğunu öne sürdü.”

Riches, CD20 karşıtı tedavi riskine ilişkin endişelerin ele alınması söz konusu olduğunda seçimlerin kolay olmadığı konusunda hemfikirdi. "COVID-19 oranları yüksek olduğunda ve anti-CD20 tedavisinin yararı marjinal olduğunda, örneğin foliküler lenfoma için idame rituksimab ile anti-CD20 tedavisinden kaçınmak mantıklı olacaktır."