1913 yılında Alman Cerrah Albert Salomon, meme kanserinde X-ışını çalışmalarının olası faydalarından bahseden ilk doktor olmuştur. Etkileyici kariyeri boyunca Salomon ayrıca;

  • Binlerce mastektomi örneği üzerinde çalışmış, 
  • X-ışını görüntülerini mikroskopik doku örnekleri ile karşılaştırmış 
  • Kötü huylu tümörlerle ilişkili olan mikrokalsifikasyonları X-ışını görüntülerinde ilk kez gözlemleyen kişi olmuştur. 

Mikrokalsifikasyonlar, küçük iyi huylu kistlerin varlığını veya erken meme kanseri belirtilerini işaret edebilen, memenin yumuşak doku arka planında parlak beyaz lekeler veya noktalar olarak görünen küçük kalsiyum birikintileridir.

1949 yılında, Uruguaylı Doktor Raul Leborgne, net fotoğraflar elde etmek için memografi cihazının plakaları arasında meme dokusunun sıkıştırılması gerektiğini önerdi. Bu tür sıkıştırma, X ışınlarının nüfuz etmesi gereken doku kalınlığını ve gerekli X ışını dozajını azaltacaktı.1960'ta, Amerikalı Radyolog Robert Egan, uygun voltaj ve filmler sayesinde net mamogramlar elde etmesiyle tanınmıştı.

Bugün, tam alan dijital mamografide (FFDM), geleneksel film kasetleri yerine dijital elektronik dedektörler kullanılır. Sonuçta elde edilen dijital bilgi kolayca geliştirilebilir, büyütülebilir ve depolanabilir. 

Ayrıca ultrason, MRI ve PET taramaları, mamografiye ek olarak da kullanılabilir. Özellikle yaşlı kadınlardan daha yoğun dokulara sahip genç kadınlarda kanserli dokular mamografide gözden kaçabilmektedir. Bilgisayar destekli tanı (CAD), bir doktorun kaçırabileceği olası kanserleri aramak için bilgisayar yazılımının kullanılmasıdır.

Mamografide olası bir kanser tespit edilirse, incelenen meme bölgesindeki gerçek dokunun görüntülenmesi için biyopsiye ihtiyaç duyulabilir. Ne yazık ki, mamogramlar bazen var olmayan meme kanserini varmış gibi gösterebilmektedir. Bunun sonucunda maalesef gereksiz biyopsiler yapılabilmektedir.

Genetik mutasyonlar, hücrelerin bölünmesini durdurma yeteneğini kaybettiğinde kansere neden olabilmektedir. 

Bir kadının meme kanseri geliştirme riski yaşla birlikte artmaktadır. Ayrıca, defektif BRCA1 veya BRCA2 geninin kalıtımsal olarak aktarıldığı kadınlar, meme ve yumurtalık kanserleri için yüksek risk taşımaktadır. 

Meme kanseri tedavisi cerrahi, kemoterapi, monoklonal antikorlar ve radyasyonu içermektedir. Bazı meme kanserleri östrojen gibi hormonların etkisini baskılayan hormon ilaçlarıyla da tedavi edilebilmektedir.

Yazı Görselinin Açıklaması: Normal bir meme(sol), kanserli bir memeye(sağ) ait mamografi görüntüsü

Yazıda Geçen Tarihi Kişiler: Albert Salomon (1883–1976), Raul Leborgne (1907–1986), Robert L. Egan (1920–2001)