Metastaz, kanser hücrelerinin ilk oluştukları yerden vücudun başka yerlerine yayılmasıdır. Metastaz sırasında kanser hücreleri, primer yani ana tümörden ayrılır ve bunu, kan veya lenf sistemi boyunca hareket ederek gerçekleştirir. Kanserin çeşidine göre metastaz yapma eğilimleri farklıdır ve metastatik tümröler, kanser tedavilerinden istenilen verimin alınmasını engellemektedir ve kansere bağlı yaşam kayıplarının %90'dan fazlasının nedenidir.

Metastaz-nedir-–-kısaca-–-kanser-nasıl-yayılır-1024x719

Önceki araştırmalar kan dolaşımındaki tümör hücrelerinin metastaz kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır. Bu süreç, kanserin erken aşamalarında ortaya çıkabilmekle birlikte metastazı tetikleyen biyolojik mekanizmalar tam olarak anlaşılamamıştır. Basel Üniversitesi’nden bilim insanları yaptıkları yeni araştırmada, dolaşımda hareket eden tümör hücre kümelerinin orijinal tümörden ayrılmasında, tümör mikroçevresindeki oksijen eksikliğinin sorumlu olduğunu gösterdi.

Meme kanseri hücrelerinin kullanıldığı deneylerde, dolaşımdaki tümör hücrelerinin hipoksi (oksijenin az olduğu) şartları altında kümeler oluşturdukları, normal oksijen koşullarında ise (normoksi) hücrelerin tek olarak dolaştıkları saptandı. Oluşan bu durumu araştırmacılar şu sözlerle anlatıyor; “Tümör hücreleri çoğalıp büyük kümeler oluşturdukları zaman oksijen ve besin ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile yeni kan damarları oluştururlar. Ancak kompleks yapısı nedeni ile oksijen her bölgeye yeterli gelmemektedir. Bu durumda az oksijenin bulunduğu yerlerden tümör hücreleri ayrılarak dolaşıma katılırlar ve metastazı başlatırlar”.

Hayvan modelleri ile yapılan deneylerde, mikroçevresinde yeterli oksijeni olmayan tümörlerin daha hızlı metastaz yaptıkları ve bunun hayvanlarda yaşam süresini kısalttığı saptandı. Oksijenin etkisini değerlendirmek amacı ile yapılan diğer bir çalışmada da fareler yeni kan damarlarının oluşturulması için uyarıldı. Böylece tümör bölgesine yeteri kadar oksijen iletimi sağlanan farelerde, metastaz oranının düştüğü ve yaşam süresinin uzadığı belirlendi. Ayrıca, metastazın azaldığı hayvan modellerinde ana tümör hacminin önemli derecede arttığı gözlendi. Belki de bazı akciğer tümörlerinin, oldukça büyük boyutlara (5-7 cm çap) ulaştığı halde metastaz yapmayabilmesinin nedeni, tümörün iyi oksijenlenmesi olabilir.

Çalışma sonuçlarının oldukça heyecan verici olduğunu belirten araştırmacılar, klinik çalışmalara geçmek için sabırsızlandıklarını söylüyor ve ekliyorlar; “Kanser özelliklerinin hastalar arasında büyük farklılıklar gösterdiğini biliyoruz. Bu nedenle geniş hasta katılımı ile klinik araştırmaları yapmak ve oksijenin etkisini gözlemlemek bir sonraki hedefimiz. Bulguların kanser tedavisi için yeni bir umut olacağını umuyoruz. Yapılacak yeni araştırmaların sonucunda, tümör içi hipoksiyi azaltmayı hedefleyen tedavilerin tek başına veya standart olarak uygulanan tedavi protokolleri ile birlikte kullanımının metastazı engelleyerek tedavi başarılarını arttıracağını düşünüyoruz ”.