Yeni bir analize göre, en popüler haber ve sosyal medya sayfalarında yayımlanan her üç yazıdan biri yanlış bilgi içermekte ve bunlar içerisinde hastalara ciddi oranda zarar verme potansiyeline sahip yazılar da bulunmaktadır.

En popüler 200 haber içeriğinden (prostat, akciğer, meme ve kolorektal kanser – her biri için 50 yazı), yaklaşık üçte biri (%32,5) yanlış bilgi içermektedir. Ayrıca yanlış bilgi içeren bu yazıların %76,9'u zararlı bilgi içermektedir.

Yapılan analize yer alan araştırmacılar, "İnternet, sağlıkla ilgili yanlış bilgilerin önde gelen kaynağıdır. Bu, yanlış bilgilerin doğrulanmış bilgilerden daha hızlı ve daha geniş yayıldığı sosyal medya için özellikle doğrudur." şeklinde açıklamada bulundular.

Çalışmanın yapıldığı ABD Utah Üniversitesi Huntsman Kanser Enstitüsü’nden Skyler Johnson “Bu sorunları doğrudan ele almamız gerekiyor" diyor.

"Tıp camiası olarak sosyal medyadaki kanser yanlış bilgilendirme sorununu görmezden gelemeyiz veya hastalarımızdan görmezden gelmelerini isteyemeyiz. Hastalarımızla empati kurmalı ve bu tür bilgilerle karşılaştıklarında onlara yardımcı olmalıyız. Amacım onların sorularını yanıtlamaya yardımcı olmak ve kanser hastalarına en iyi sonucu almaları için en iyi şansı verecek doğru bilgileri sağlamak."

Sosyal medya: doğruluk yerine popülerlik ve mucize arayışı

22 Temmuz’da Journal of the National Cancer Institute adlı dergisinde online olarak yayımlanan çalışma, 2018-2019 arasında sosyal medya platformlarından Facebook, Reddit, Twitter ve Pinterest'te yayınlanan makaleleri taradı. Makalenin popülerliği, olumlu oylar, yorumlar, tepkiler ve paylaşımlar gibi okuyucuların geri dönüşleri ile değerlendirildi.

Johnson, yanlış bilgilere örnek bir makale olarak "44 Yaşındaki Anne, CBD (Kannabinoidol, esrar) Yağının Meme Kanserini 5 Ay İçinde Tedavi Ettiğini İddia Ediyor" başlığını taşıyan bir makaleyi işaret etti. Yazar, Şubat 2018'de truetheory.com'da yayınlanana makalesini "görüş" olarak bildirdi. Ayrıca yazı sonunda yine aynı yazara ait Daily Mail gazetesinde yayımlanan bir başka makaleye de link verildi.

Bu tür makalelerdeki fikirler ve iddialar çok etkili olabilir. Bir onkolog olarak 20 yıldan sonra, bir hastanın tedavi önerilerini reddetmesi ve bunun yerine "alternatif" tedaviyi seçmesi ne yazık ki artık sürpriz değil. Hastalar ve yakınları için bir diğer "tuzak" ise mucize arayışıdır. Bu arayıştan faydalanmak isteyenlerin oranı da görüldüğü üzere hiç de az değildir.

Hastalar ve yanlış bilgiler üzerine çalışmalar yapan Duke Üniversitesi'nden Brian Southwell, bazen yanlış bilgi sansasyonel değildir, ama yine de zekice yazılmış ifadeler ve sunumlar ile etkili olmaktadır diyor. “Büyülü bir şekilde çekici olan yalan değil aslında yanlış bilginin genellikle çerçevelenme şekli onu çekici kılabilir.” Southwell, doktorların tıbbi yanlış bilgilendirmeye karşı duruş konusunda proaktif olmalarını öneriyor.

Southwell, Amerikan Toplum Sağlığı Dergisi’nde yakın tarihte yayımlanan bir makalede, "Hastaların endişelerini sormadan dile getirmelerini beklemek yerine, sağlık çalışanları hastalarıyla olası yanlış bilgiler hakkında konuşmalıdır" diyor. Kısacası, hastalara kanser tedavileri hakkında ne bildiklerinin sorulmasını öneriyor. "Hastalar genel olarak karşılaştıkları yanlış bilginin yanlış bilgi olduğunu bilmiyorlar. Hastalara şefkat ve empati ile yaklaşmak iyi bir ilk adımdır."

Çalışmanın detayları

Johnson ve arkadaşları tarafından yayımlanan çalışmasında, dört kanserin her biri için içerik uzmanı olarak iki Ulusal Kapsamlı Kanser Ağı panel üyesi seçildi. Bu kişilerin görevi, her makaledeki birincil tıbbi iddiaları gözden geçirilmesiydi. Ardından uzmanlar, her bir makaledeki yanlış bilgi ve potansiyel zarar oranına ulaşmak için bir dizi derecelendirmeyi tamamladı.

200 makalenin %41.5'i geleneksel olmayan haberlerden (yalnızca dijital), %37.5'i geleneksel haberlerden (basılı ve/veya yayın medyasının çevrimiçi versiyonlarından), %17'si tıp dergilerinden, %3'ü bir kitlesel fonlama sitelerinde ve %1’i kişisel bloglardandı.

Bu uzmanlar tarafından yapılan incelemede, makalelerin yaklaşık üçte birinin yanlış bilgi içerdiği sonucuna varılmıştır. Yanlış bilgi, yanıltıcı (metin veya istatistikler/veriler tarafından desteklenmeyen başlık, sonucu da desteklemiyor – %28.8), yanlış tanımlanmış kanıtların gücü (güçlü veya tam aksine zayıf olarak gösterilen kanıtlar – %27.7) ve kanıtlanmamış tedaviler (çalışılmamış veya yetersiz kanıt – %26,7) olarak tanımlandı.

Maalesef, yanlış bilgi içeren makalelerin etkileşim sayısı, gerçek makalelerden daha fazlaydı. Örneğin Twitter'daki beğeniler gibi etkileşimlerin ortanca sayısı sırasıyla 2300 ve 1600 idi. Toplamda 200 makalenin %30,5'i zararlı bilgi içeriyordu.

Çalışma doğrultusunda bu zararlı bilgiler şu şekilde tanımladı;

  • Zaman kaybına bağlı zarar (tedavi edilebilir bir durumda gecikmeye veya tıbbi yardım alınmamasına neden olabilir – %31,0)
  • Ekonomik zarar (tedavi için veya tedaviye ulaşmak için yapılan seyahat maliyetleri – %27,7)
  • Yapılacak bir işleme bağlı zarar (önerilen test/tedavinin potansiyel olarak toksik etkileri – %17.0)
  • Zararlı etkileşimler (sağkalıma ulaştırabilecek modern tedavilerle bilinen/bilinmeyen tıbbi etkileşimler – %16.2)

Çalışmanın bir sınırlaması, kanser ile ilgili sadece İngilizce olarak yayımlanmış en popüler makaleleri içeriyor olması. Ama yine de bu çalışma, internet üzerinden ulaşabildiğimiz her bilginin doğru olmadığının; hatta üçte bir oranında yanlış olabileceğinin ve özellikle sansasyonel haberlere dikkat edilmesi gerektiğinin açık bir göstergesidir. Özellikle her insanın bir olmadığını ve tedavilerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini unutmamak oldukça önemlidir. Genel bilgilerden ziyade doktorunuzdan ve güvenilir kaynaklardan alacağınız kişisel değerlendirmeler daha doğru olanlardır.