
Ürdün'deki Tek Odalı Bir Evden Nobel'e Omar Yaghi: ABD'den Çin'e Beyin Göçü
Beyin göçünü genellikle "bizim" derdimiz gibi konuşuruz: parlak isimler yetişir, sonra daha iyi imkânların olduğu yerlere gider. Oysa bu hafta gelen bir haber, meselenin sınırlarımızdan çok daha büyük olduğunu hatırlattı. Geçen yıl Kimya Nobel'ini kazanan, gözenekli "süngerimsi" malzemelerin (MOF'ların) mucidi Omar Yaghi, ABD'deki Berkeley kürsüsünü bırakıp Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi'nde yapay zekâ destekli bir malzeme keşfi enstitüsünü yönetmeye gitti. Ama asıl anlatmak istediğimiz, bu göç değil — o göçü yapan insanın Amman'daki tek odalı bir evden Nobel kürsüsüne uzanan olağanüstü yolculuğu. Çünkü o yolculuk, yeteneğin nereden çıkabileceğine ve nereye gidebileceğine dair her şeyi anlatıyor.
Omar Yaghi, 1965'te Ürdün'ün başkenti Amman'da, 1948'de yerlerinden edilerek Ürdün'e sığınmış Filistinli bir mülteci ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi son derece yoksuldu: on-on iki kardeş, tek bir odada — ve o oda, ailenin geçim kaynağı olan hayvanlarla paylaşılıyordu. Evde elektrik yoktu, düzenli su yoktu. Su mahalleye ancak bir-iki haftada bir, birkaç saatliğine gelirdi; küçük Omar şafakta kalkıp muslukları açmazsa, aile — ve besledikleri inek — susuz kalırdı.
Bu sahne önemlidir, çünkü Yaghi'nin hayatının kırk yıl sonra döneceği yer tam da burasıdır. Su kıtlığının içinde büyüyen bir çocuk, ileride havadan su toplayan malzemeler icat edecekti. Ama önce, hayatını değiştiren o an gelmeliydi.
On yaşındayken Amman'da bir kütüphaneye girdi ve bir kitap açtı. İçinde, o güne dek hiç görmediği "çubuk ve top" biçimindeki molekül çizimleri vardı. Ne olduklarını bilmiyordu; ama güzellikleri onu anında büyüledi. Yıllar sonra o anı, "sanki kimsenin daha önce görmediği bir şey keşfetmiştim" diye anlatacaktı. Bunların "dünyamızı oluşturan moleküller" olduğunu çok sonra öğrendi.
Babasının Amman'daki dükkânında çalışırken de bir şey öğrendi: bir işi ya doğru ve eksiksiz yaparsın, ya da hiç yapmazsın. On beş yaşına geldiğinde babası onu, geleceğini kurması için ABD'ye gönderdi. İngilizcesi neredeyse yoktu. Bir community college'da (Hudson Valley) başladı, oradan Albany'ye (SUNY) geçip kimya lisansını, ardından Illinois Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. "Dersleri sevmezdim," diyor, "ama laboratuvara âşıktım." Onu asıl çeken, bilginin kendisiydi — tıpkı bizim Aziz Sancar'ımızın ya da Marie Curie'nin öykülerinde gördüğümüz o tükenmez merak gibi.
1990'larda Yaghi ve öğrencileri, metalleri organik moleküllerle birleştirerek son derece gözenekli, kristal yapıda hibrit malzemeler inşa etmeyi başardı. O dönemde bunun mümkün olmadığı düşünülüyordu; ama Yaghi başardı ve retiküler kimya (reticular chemistry) denen yepyeni bir alanı doğurdu. Ortaya çıkan malzemelere metal-organik kafesler (MOF) denir.
Bu malzemeler çoğunlukla "boşluk"tan oluşur; bu da onları hem çok hafif hem de şaşırtıcı derecede geniş yüzey alanlı yapar. Öyle ki, bir kesme şeker büyüklüğündeki gözenekli parça, bir futbol sahası kadar iç yüzey alanına sahip olabilir. Bu devasa "iç oda", belirli molekülleri yakalamak üzere tasarlanabilir: havadaki su buharını, karbondioksiti, zehirli gazları, hatta çevredeki ilaç kalıntılarını veya "kalıcı kimyasalları" (PFAS). Bugüne dek on binlerce farklı MOF üretildi; kullanım alanları arasında çölden bile havadan su toplama (Yaghi'nin çocukluğundaki su kıtlığına verilmiş bir yanıt gibi), karbon yakalama, gaz depolama, kataliz ve vücuda ilaç taşıma bulunuyor.
Bu çalışma, 2025 Kimya Nobel Ödülü'yle taçlandı; Yaghi ödülü Susumu Kitagawa ve Richard Robson ile paylaştı. Haberi, San Francisco'dan gelip Frankfurt Havalimanı'na indiğinde, telefonu çalmaya başladığında öğrendi. "Böyle bir ana hazırlanamazsınız," dedi. "His tarif edilemez."
Yaghi bugün, dünyanın en çok atıf alan kimyacılarından biri. Ama etkisi laboratuvarla sınırlı değil. Berkeley Global Science Institute aracılığıyla; Vietnam, Suudi Arabistan, Japonya, Ürdün, Güney Kore, Arjantin, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde araştırma merkezleri kurdu ve genç araştırmacılara mentorluk yaptı. Onun deyişiyle: "Her yerde zeki, yetenekli insanlar var; iş, onlara fırsat vererek potansiyellerini açığa çıkarmakta." Yani kendi hikâyesinden çıkardığı ders, bilimin "sınırsız" olması gerektiğiydi.
İşte bu noktada, 2026'daki Çin'e geçişi anlam kazanıyor. Bu hamle, ABD'deki bilim bütçelerinde yapılan kesintiler ve uluslararası işbirliklerine getirilen kısıtlamalar; buna karşılık Çin'in (ve Fransa gibi ülkelerin) uluslararası yetenekleri cömert programlarla çekme çabası ortasında geldi. On yıllardır beyin göçünün "varış noktası" olan ülke, şimdi kendi en parlak isimlerinden birini uğurluyordu.
Buradan çıkan asıl ders şu: beyin göçü bir "gelişmekte olan ülke kaderi" değil. Yeteneğin nereye aktığı, önceden çizilmiş sabit bir hiyerarşi de değil. Yetenek; istikrarlı finansman, özgür ve güvenli bir araştırma ortamı, vizyon ve kurumsal destek nerede varsa oraya gidiyor. Bu, bir ülkenin ne kadar zengin olduğuyla değil, bilime ne kadar değer verdiğiyle ilgili bir mesele.
Bu, bizim için hem bir uyarı hem bir fırsat. Uyarı açık: hiçbir merkez kalıcı değil; araştırmacısını fon belirsizliğine ve baskıya mahkûm eden en güçlü ülke bile eninde sonunda çekim gücünü yitirir. Fırsat da en az onun kadar gerçek: doğru koşulları kurabilen her yer — bütçesi küçük olsa bile — bir çekim merkezine dönüşebilir. Nitekim yurt dışında fark yaratan kendi bilim insanlarımızın öyküleri de aynı şeyi söylüyor: yetenek her yerden çıkar; iş, onu tutabilecek ve büyütebilecek ortamı kurabilmekte.
Ve belki de en güçlü hatırlatma, Yaghi'nin kendi başlangıcı: Amman'da, hayvanlarla paylaşılan tek bir oda. Bilim tarihine yön veren bir zihin, oradan çıktı. Bilime yön veren kahramanların ortak yanı da bu değil mi zaten — imkânsız görünen başlangıçlardan doğan olağanüstü yolculuklar?
Beyin göçü, tek bir ülkenin değil, bilimin coğrafyasının hikâyesidir. Ve o coğrafya, sandığımızdan çok daha hızlı yeniden çiziliyor. Bize düşen, "kimi kaybettik" diye hayıflanmaktan çok, "insanları burada tutan nedir, buraya çeken ne olabilir" sorusunu ciddiye almak. Çünkü bir sonraki Yaghi, şu anda dünyanın herhangi bir yerinde, bir kütüphanede açtığı kitaba hayranlıkla bakan bir çocuk olabilir.
- Nobel-winning chemist leaves US to direct AI materials lab in China. Nature (News), 8 Temmuz 2026. nature.com.
- Nobel laureate Omar Yaghi on turning air into water for all. Berkeley News, 2026. news.berkeley.edu.
- İlgili okumalar (drozdogan.com): Aziz Sancar'ın gerçek hikayesi · Marie Curie · Yurt dışında fark yaratan bir Türk onkolog · Bilime yön veren 10 kahraman.
Editör notu: Bu içerik, bir bilim insanının yaşam öyküsünü ve bilime katkılarını aktaran, ilham vermeyi amaçlayan bilgilendirici bir yazıdır. Aktarılan biyografik bilgiler ve alıntılar, birincil ve güvenilir kaynaklardan derlenerek ve doğrudan alıntıdan kaçınılarak Türkçeye uyarlanmıştır. Bilimsel keşiflerin ve kişisel yolculukların yorumlanması yazıya aittir; ayrıntılar için kaynaklara başvurulabilir.



