Hızlı Arama
Anasayfa - Kanser Haberleri - Günlük yaşamımızdan öyküler - Kanser mitleri - Aşılar sayesinde hastalığın neye benzediğini unutmak

Aşılar sayesinde hastalığın neye benzediğini unutmak

Aşılar sayesinde hastalığın neye benzediğini unutmak
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
03.12.2019

2009 senesinde Microsoft'un kurucusu Bill Gates, sıtmanın dünyaya verdiği zararlar üzerine bir TED sunumu yaptı. Gates yılda 10 insan öldüren köpek balıklarının bir zamanlar tehlikeli sayıldığını söylemişti konuşmasında. Ve şöyle devam etmişti; "ama her yıl 725.000 can alan ufak sivrisinekler karşısında köpekbalıkları gerçekten karşılaştırılamayacak kadar önemsiz". TED sunumunun beşinci dakikasında, "Sıtma elbette sivrisinekler tarafından yayılıyor. Deneyimleyebilmeniz için yanımda biraz getirdim," dedi. Bunu dedikten sonra sahnenin önüne yürüdü ve elindeki cam kavanozu açarak sivrisinekleri saldı. "Oditoryumda gezsinler diye salıyorum. Bu deneyimi sadece yoksul insanların yaşamaları için bir neden yok."

Parlak gördüğü her yüzeyi temiz sanmak...

Bizler Carmine Gallo’nun bu satırlarda aktardığı gibi, sadece gözleriyle görmeye çalışan, göremediği şeyleri ise unutan ya da önemsemeyen insanlarız. Aslında bizler, parlak gördüğü her yüzeyi temiz sanan insanlarız. Aşı konusundaki popüler "yanlış" tutumla da, "unuttuğumuz" bir hastalığı nasıl tekrar gün yüzüne çıkarmayı başarabilmişiz, gelin kısaca bir bakalım.

Neredeyse kökü kurutulmuş bir hastalık 2015 kışında gürültülü bir şekilde geri döndü. ABD son yirmi yıldaki en kötü kızamık salgınını yaşıyordu, çünkü binlerce ebeveyn çocuklarını aşılatmamayı tercih etmişti. Kızamık aşısı 1963’te uygulanmaya başladı; bu tarihten önce her yıl sadece ABD'de 500.000 çocuk kızamığa yakalanıyor ve yüzlercesi ölüyordu... Kızamık, Ebola, tüberküloz veya gripten daha bulaşıcıdır, özel bir tedavisi yoktur ve enfekte bir kişinin bulunduğu ortamda iki saat boyunca havada asılı kalabilir veya yüzeylerde saptanabilir.

Durum kamu sağlığını o kadar çok tehdit etti ki CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) ve Beyaz Saray işi şansa bırakmadı. Today adlı TV şovuna çıkan Başkan Barack Obama bilimin "tartışılmaz" olduğunu söyledi. Obama’ya göre, "Bunu tekrar tekrar değerlendirdik. Aşı yaptırmak için birçok neden var ama yaptırmamak için tek bir neden göremiyorum… Çocuklarınızı aşılatmalısınız."

Obama aileleri "bilime kulak vermeye, olgulara bakmaya" zorladı. Bu iyi niyetli açıklama muhtemelen beklediği sonucu vermedi. Duygusal insanları etkilemek için duygusuz olgulardan ve rakamlardan bahsedilmişti ne de olsa. CDC yöneticisi de en büyük televizyon kanallarında kızamığın "büyük bir salgına" dönüşebileceği konusunda toplumu uyardı. O da izleyicilere birçok veri sundu ama herhangi bir kişisel hikaye anlatmadı.

Aşıların çocukları koruduğu konusunda birçok ezici kanıt bulunmasına rağmen ailelerin şüphe duymasına yol açan iki olay vardı. Bunlardan ilki, prestijli bir tıp dergisi olan The Lancet’te yayımlanan bir makalede çocuklukta yapılan aşıların otizmle ilişkilendirilmesiydi. Araştırmanın ciddi bir sorunu vardı – doğru değildi. Araştırmayı gerçekleştiren doktor, verileri uydurmuştu ve makaleyi yayımlayan dergi daha önce görülmemiş bir adım atarak özür dileyip makaleyi geri çekti. Bunun peşinden yapılan düzinelerce araştırmada aşılar ve otizm arasında bir ilişki bulunamadı.

Uydurulmuş hikaye, insanların aşılar ile otizm arasındaki sahte ilişkiyi reddetmeleri için gereken yegâne kanıt olabilirdi. Ama aşı karşıtı hareketi yeniden canlandıracak başka bir şey daha oldu ve bu sefer bir hikâye biçimindeydi. Çekici bir ünlü - eski bir Playboy modeli - aşıların faydalı olduğu konusundaki kanıtları kamuya açık bir şekilde reddetti ve oğlunun otizmine kızamık aşısının neden olduğunu "bildiğini" söyledi. Stüdyoda tezahürat yapan dinleyici kitlesine, "Oğlum benim bilimim," dedi.

- İlgili konu: OTİZM: Aşılar, Özel Diyetler ve Kanserle İlişkisi

2019 yılının Şubat ayında, Fransız bir aile için rüya gibi bir tatil tam bir kabusa dönüştü. Kosta Rika’ya varışlarından kısa bir süre sonra aşılanmamış beş yaşındaki oğulları, ülkenin 2014’ten beri ilk kızamık örneğini geçiriyordu. Aşılanmamış ebeveynler de virüs için pozitif olarak test edilmişlerdi ve virüsü Fransa’dan getirdiklerine inanılıyordu. Aile hızla karantina altına alındı ve Kosta Rika yetkilileri risk altındaki insanlarla temasa geçti. Birkaç hafta sonra, iki Amerikalı çocuk - yine aşılanmamış - ülkede kızamık geçirdi. Yine, yetkililer karantinaya almak için hızlı hareket etmek zorunda kaldılar.

Bir nüfusu kızamıktan korumak için, insanların en az yüzde 95'inin aşılanması gerekir ve bu diğer enfeksiyonların çoğundan daha yüksek bir eşiktir. En son 2017 yılında ölçüldüğünde Kosta Rika, hastalık için yüzde 96 aşılama oranına sahipti; 2017’de, Fransa’nın kızamık kapsamı ise yalnızca yüzde 90 seviyesindeydi. Aslında Fransa için bu rakamlar şaşırtıcı değildi, 144 ülkeden veriler ile dünyanın en büyük sağlık gösterge izlemine göre her üç Fransız insandan biri aşıların güvensiz olduğunu düşünüyor - dünyanın en yüksek oranı - ve neredeyse beşte biri etkili olmadıklarına inanıyordu.

Not: Sonuçları 2019'da açıklanan ve 144 ülkede gerçekleştirilen Wellcome Global Monitor araştırmasına göre, Fransa'da, her üç kişiden biri aşıların güvensiz olduğunu düşünüyor ve bu konuda en yüksek oran onlara ait durumda!

1980'lerin sonuna kadar, Fransız medyası nadiren sağlıkla ilgili skandalları gündemine taşıyordu. Gazeteciler, tıbbın büyük başarılarına odaklanmış ve profesörlerin söylemlerine güvenir durumdaydılar. Bir kan nakli skandalı 1990'larda ülkeyi sarstı. Geçtiğimiz on yılda, binlerce kişiye HIV bulaşmış kan verildi - çünkü, HIV ve AIDS arasındaki bağlantı tamamen anlaşılmamıştı. HIV bulaşmış kan alanların çoğu ise ölmüştü. Küresel haberler, dünya medyasının neredeyse on yıl boyunca izlediği "Ölüm Transfüzyonu" başlığına tanıklık edecekti.

Eski sağlık bakanı Edmond Hervé suçlu ilan edilmişti. Söylenene göre Hervé, rakip bir Fransız ürünü piyasaya sürülene kadar bir Amerikan firması tarafından geliştirilen kan tarama testini başlatmayı geciktirmişti.

Sonrasında gelen söylemler ve öyküler ise Fransa’nın aşı karşıtı tutumunda zemini hazırlayıcı etkenler olmuştu.

Hikayeler, bilimsel verileri gölgede bırakır...

Kişisel hikayelere direnmek zordur. Hikâyeler veriyi gölgede bırakır. Bu durumda tıp camiasının aşı karşıtı söylemleri dağıtmak için kendi hikayelerini anlatmaları gerekir; kızamık hastalığının bir komplikasyonu olan ve kabaca beyin iltihabı anlamına gelen ensefalitten mustarip çocukların hikâyelerini veya toplumlardan silinmiş bir hastalık nedeniyle çocuklarını yitirmiş ailelerin hikâyelerini...

Bu durumda ailelerin duymaları gereken; 2015’te dünyada kızamık yüzünden hayatını yitirdiği düşünülen 145.000 bireyin hakiki ve derinden rahatsız edici hikâyeleridir. Örneğin Sarah Clow’un hikayesi; Clow çocukken kızamığa karşı aşılanmamıştı. Kızamık beyni de dahil olmak üzere tüm bedenine saldırdı. Sekiz hafta boyunca komada kaldı, şimdi ise sağır ve kısmen kör. Ya da 11 aylıkken kızamığa yakalanan Sarah Walton. Hastalığı atlatsa da, Sarah 24 yıl sonra kızamığa bağlı viral bir enfeksiyona yakalandı. Merkezi sinir sistemi tamamıyla tahrip oldu. Sarah’nın bakıcılığını yapan annesi, kızı neredeyse tepkisizce burnundaki beslenme tüpüyle yatarken başucunda çekilen videoda durumu anlatıyor.

Dünya şimdi neler görüyor?

2019 yılının sadece ilk üç ayında ABD'de kızamık vakasına 314 kez rastlanınca, bu vakaların görüldüğü başlıca yerlerden olan New York’un Rockland bölgesinde olağanüstü hâl ilan edilerek, aşısız çocukların halka açık alanlara girmeleri yasaklandı.

Fransa’da ise Hükümet, Ocak 2018'de zorunlu aşı sayısını üçten 11'e çıkardı. Önceden, zorunlu olan üç aşı - difteri, tetanoz ve çocuk felci - yüzde 95 veya daha yüksek bir aşı oranına sahipti. Ancak kızamık, meningokok C ve hepatit B dahil olmak üzere diğer sekiz aşı yalnızca öneri şeklindeydi - ve kapsamı daha düşüktü. Toplumda "öneriliyorsa çok da önemli değildir" şeklinde bir algının oluşması, yetkilileri zorunlu olarak aşıların yapılmasına yönlendirdi. Ve son dönemde çıkan yasaya göre, Fransa'da çocuklar bir devlet okuluna gidebilmek için aşıların tamamını sahip olmalıydılar. Sonuçlar da bu yönde olumlu bir artış göstermişti, ilk meningokok C aşısı dozunu alan bebeklerin yüzdesi 2017'de yüzde 39'dan 2018'de yüzde 76'ya yükseldi. Aynı şekilde bu sebeple çocukluk aşılarının zorunlu tutulduğu diğer AB ülkeleri şu şekildeydi: İtalya, Macaristan, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Letonya, Polonya, Slovakya ve Slovenya.

- İlgili konu: Rutin aşılama programında olmadığı halde bilmeniz gereken 4 önemli AŞI

Bill Gates’in eşi ve kızamık enfeksiyonu konusunda uzman olan Melinda Gates, aşı karşıtı durumu çok güzel şekilde şöyle özetliyor; "Gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerdeki kadınlar aşıların gücünü biliyor, sıcağın altında çocuklarıyla beraber on kilometre yürüyüp aşı için sıraya giriyorlar, çünkü birçok ölümle karşılaştılar. Bizler kızamık ölümlerinin nasıl bir şey olduğunu unuttuk… ama Afrika’da kadınlar ölümü biliyor ve çocuklarının hayatta kalmasını istiyorlar."

Evet, çoğumuz hastalığın neye benzediğini unutmuş durumdayız. Kimyasalların doğru kullanılmasının insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu unutmuş durumdayız. Madem bu teknolojiye sahibiz, bunun için ne denli şanslı olduğumuzun farkına varıp bundan yararlanmalıyız. Aşılar, sahip olduğumuz en iyi halk sağlığı müdahalelerinden biri ve işe yarıyorlar.

*

- Trump, aşı karşıtı söylemlerinden neden çark etmek zorunda kaldı?

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Kaynak:

1. The Storyteller's Secret – Carmine Gallo

2. MosaicScience - How France is persuading its citizens to get vaccinated
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.