Nature Communications adlı dergide 11 Eylül 2020'de yayımlanan çalışmaya göre bilim insanları, bağışıklık sisteminin kansere karşı harekete geçmesini engelleyen GARP adlı bir molekülü etkisiz hale getirmeyi başardı. Araştırmacı ekip aynı zamanda bu yöntemin, iyi bilinen ancak her zaman her kanser türünde etkili olmayan başka bir immünoterapinin etkisini artırdığını ve tümörün gerilemesini mümkün kıldığını keşfetti.

Kanser immünoterapisi, insan vücudunda doğal olarak bulunan bağışıklık yanıtlarının tümör hücrelerine saldırması için harekete geçmesini tetikleyen tedavi yöntemidir. Bu yanıtlar çoğu zaman çeşitli hücre veya moleküller tarafından baskılanır ve tümör hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçarak büyümesi kolaylaşır. Bu, kanser tedavilerinde en sık karşılaşılan ve tedavi yanıtını olumsuz olarak etkileyen durumdur.

2004 yılında Prof. Sophie Lucas, tümör mikroçevresinde sıklıkla gözlenen bağışıklık sistemini baskılayıcı hücrelerin (immünsüpresif) işleyişini araştırmaya başladı. Çalışmanın amacı, baskılayıcı hücreleri tanımlamak ve ortadan kaldırmak, böylece antikorların tümör hücrelerine karşı harekete geçmelerini sağlamaktı. Yapılan deneyler sonucunda kanser hastalarında yüksek yoğunlukta bulunan ve bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olan hücre grubu tanımlandı: düzenleyici T lenfositleri (Treg).

Konu ile ilgili çalışmalarına devam eden Prof. Lucas, 2018 yılında düzenleyici T lenfositleri yüzeyinde sergilenen bir molekülün işlevini tanımlamayı başardı. GARP adı verilen bu molekül, düzenleyici T lenfositleri için bir haberci görevi görmekte ve bağışıklık tepkilerini baskılayacak sinyaller göndermektedir. Bunun üzerine ekip, GARP molekülüne bağlanarak sinyal göndermesini engelleyecek bir antikor geliştirdi: anti-GARP antikoru.

Ağustos 2020’de ekibin ilk test sonuçları yayınlandı. Son derece heyecan verici çalışmanın sonuçlarına göre; hayvan modelleri ile yapılan denemelerde düzenleyici T lenfositlerinin etkinliği anti-GARP antikorları ile engellendi. Böylelikle, tümör hücrelerine karşı bağışıklık tepkisi oluşturulmakta ve tümör hücreleri yok edilmekte. Aynı zamanda anti-GARP antikoru, etkinliği kanıtlanmış ve bazı kanser çeşitlerinde kullanılan anti-PD1 antikorlarıyla birlikte kullanılarak etkinliği araştırıldı. İki farklı etki mekanizması ile bağışıklık sisteminin çalışmasını tetikleyen immünoterapi yöntemlerinin bir arada kullanılması, kanser tedavisinin etkinliğini arttırdı

Klinik öncesi araştırma safhasında olan bu yeni yöntem, gelecek için son derece önemlidir. Aynı testlerin insanlar üzerinde yapılması, kansere karşı mücadelede daha etkili bir tedavi sağlayabilir.