Baş ve boyun kanserleri genellikle baş ve boyun içindeki nemli, mukozal yüzeyleri (örneğin ağız, burun ve boğaz) kapsar. Beyin, göz, yemek borusu ve tiroid bezinin yanı sıra kafa derisi, kaslar ve baş-boyun kemik kanserleri genellikle bu kategoride yer almaz. Sigara, alkol ve insan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonu baş-boyun kanserlerinin en önemli 3 risk faktörüdür diyebiliriz. Vakaların en az %75'i sigara ve alkol kullanımından kaynaklanmaktadır; bununla birlikte HPV'nin baş-boyun kanserlerinde önemi giderek artmakatdır. İnsan papilloma virüsü (HPV), sadece ABD’de her yıl yaklaşık 14 milyondan fazla kişiyi etkileyen, cinsel yolla ve deri temasıyla bulaşan viral bir enfeksiyondur. Tüm HPV enfeksiyonların yarıya yakını genital bölgeyi tutar ve cinsel olarak aktif kişilerin yaklaşık %80'i hayatlarının bir noktasında HPV enfeksiyonuna yakalanabilir ve bu virüsü yayabilir. Cinsel ilişki sırasında ağızın partnerin genital bölgsine teması (oral seks) ile HPV ağız, boğaz yollarına bulaşabilir. HPV sadece tek bir virüs değildir. Yaklaşık 200’e yakın türü vardır ve bunların 30-40’ı insanda enfeksiyon yapar.

Son yapılan çalışmalarda, baş-boyun kanserlerinin %25’inin; orofarinks (ağız boşluğu ve yutak) kanserlerinin %60’ının HPV kaynaklı olduğu gösterilmiştir.

Baş-boyun kanserleri ve diyet ilişkisi

Diyet faktörleri ve vücut kitle indeksinin (VKİ) baş-boyun kanserlerinde önemli bir rol oynadığı düşünülüyor. Bazı çalışmalarda artan VKİ daha yüksek baş-boyun kanseri riski ile ilişkilendirilmiştir. Ancak sınırlı sayıda çalışma diyet ve baş-boyun kanseri arasındaki ilişkiyi araştırmıştır.

Konserve ve tuzlu yiyecekler baş-boyun kanserleri için risk faktörü olarak gösterilmiştir. Güneydoğu Asya’da kullanılan betel biberinin de güçlü bir riski oluşturduğu bilinmelidir.

Baş-boyun kanseri riskini azaltmak için nasıl beslenmeliyiz?

International Journal of Cancer adlı dergide yüksek posa / lif tüketiminin baş-boyun kanserleri riskini azalttığı yayımlanmıştı (bakınız ilgili makale hakkında detaylı yorumumuz).

Akdeniz diyeti posa / liften zengin, en sağlıklı beslenme şekli olarak görülüyor. Akdeniz tipi beslenmenin baş-boyun kanseri riskini azaltmada etkili olabileceğini düşünerek sizler için araştırdık. Çalışmalar genellikle hastaların beslenme alışkanlıkları incelenerek ve besin tüketim kayıtları tutularak yapılmıştır.

İtalya ve İsviçre’de bir vaka kontrol çalışması yapıldı. Çalışmaya 768 baş-boyun kanseri tanılı hasta ve 2078 sağlıklı kişiden oluşan kontrol grubu katıldı. Katılımcıların geçmiş 2 yıldaki beslenme alışkanlıkları ve besin tüketimleri sorgulandı. Sonuç olarak meyve, sebze, baklagil, balık, tekli doymamış yağlar (zeyinyağı ve avokado yağı gibi) ve daha az oranda süt ve kırmızı et tüketiminin baş-boyun kanseri riskini azalttığı bulundu. Ayrıca Akdeniz diyetinin olumlu etkisi daha genç ve sigarayı bırakmış kişilerde daha güçlüydü.

İtalya’da yapılan bir başka çalışmaya bakalım. Bu çalışmaya 500 tanı almış hasta ve 433 kişiden oluşan kontrol grubu katıldı. Katılımcıların geçmiş bir yıldaki Akdeniz diyetine uyumları, sigara ve alkol kullanımları sorgulandı. Katılımcılar 12 yıl boyunca izlendi. Akdeniz diyeti her iki cinsiyet için tüm baş-boyun kanseri türlerinde koruyucu etki gösterdi. Artan yaş ve sigara kullanımı, alkol alımı ve kırmızı et tüketiminin riski artırdığı görüldü. Sebze, meyve ve bakliyat tüketimi riski azaltıcı rol oynadı. Bu çalışmada çarpıcı olan nokta Akdeniz diyetinin baş-boyun kanseri riski azaltmasının yanında ölüm oranlarını da %60 oranında düşürmesi olmuştur.

22 vaka kontrol çalışmasını inceleyen bir meta-analiz çalışması yüksek sebze, meyve tüketimi ve daha düşük kırmızı et tüketimi ile karakterize Akdeniz diyetinin baş-boyun kanseri riskini azalttığını buldu. Diğer çalışmalarda olduğu gibi Akdeniz diyetinin koruyucu etkisi sigara içenlere kıyasla hiç içmeyenlerde daha fazla olmuştur.

Baş-boyun kanserine besinlerin etki mekanizması nasıldır?

Akdeniz diyetinde faydalı çok sayıda mikrobesin açısından zengin olan sebze ve meyveler sık tüketilir. Tahıl, kuruyemiş, baklagil, balık ve ana yağ kaynağı olarak zeytinyağı kullanılır. Kırmızı et ve süt ürünleri alımı nispeten daha az miktardadır. Yapılan çalışmalarda sebze ve meyvelerin koruyucu rolü C vitamini, E vitamini ve flavanoidlere bağlanmıştır. Akdeniz ülkelerinde sıkça tüketilen zeytinyağının oleik asit, a-tokoferol, E vitamini gibi antioksidanlar içermesi, baş-boyun kanserlerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermiştir.

Balık ve kabuklu deniz ürünlerinde bol miktarda bulunan omega-3 yağ asitlerinin laboratuvar ortamındaki farelerde tümör oluşumunu ve büyümesini azalttığı görülmüştür. Baş-boyun kanserleri üzerindeki etkisi henüz net değildir. Birçok çalışma balık ve kabuklu deniz ürünlerinin riski azaltabileceğini öngörmektedir. Sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilmesini önermektedir. Bununla birlikte son yıllardaki çok sayıda çalışma, antioksidanların veya vitaminlerin, takviye olarak haricen alındıklarında değil, sağlıklı bir beslenmenin parçası olarak gıdalarla doğal yollarla tüketildiklerinde arzu edilen sağlık faydalarını gösterdiği düşündürmektedir.

Etin nispeten olumsuz sayılabilecek etkisi yağ asidi bileşimine ve nitritlerin, N-nitrozo bileşiklerinin, heterosiklik aminlerin ve polikislik aromatik hidrokarbonların varlığına bağlanmıştır.

Süt ve süt ürünleri, tahıllar ve şekerler gibi diğer diyet bileşenlerinin baş-boyun kanserlerindeki rolüne dair veriler henüz net değildir.

Baş-boyun kanseri görülme sıklığının kuzey Avrupa’ya kıyasla Akdeniz ülkelerinde daha az görülmesi de Akdeniz diyetinin rolünü iyi bir şekilde açıklayabilir.

Peki Amerika kıtasında durum nedir? Beslenme alışkanlıkları ve baş-boyun kanserlerinin araştırıldığı yıllar süren bir çalışma bizi aydınlatabilir.

Amerikan toplumunda yapılan bu çalışma 10 yıl sürmüştür. 494.967 kişinin besin tüketim sıklığı alınarak Akdeniz diyetine uyumları incelenmiştir. Bu kişiler uzun süre takip edilmiş ve zaman içinde baş-boyun kanseri geliştirip geliştirmediklerine bakılmıştır. Sonuçta 295.299 erkekten 1466’sında (%0.49) ve 199.668 kadından 402’sinde (%0.20) baş-boyun kanseri vakası bildirilmiştir.

Besin tüketim kayıtları incelendiğinde her iki cinsiyette de Akdeniz diyetine uyum ile baş-boyun kanseri riskinde azalma olduğu görüldü. Aynı zamanda Akdeniz diyetine uyum gösterenlerin sigara ve alkol içmeme eğiliminde oldukları görüldü. Bu da bize sağlıklı diyet kadar sağlıklı yaşam faktörlerinin de risk üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Baş-boyun kanserleri cinsiyet ve ırktaki eşitsizliklerle karakterizedir. Kadınlara kıyasla erkekler ve beyazlara kıyasla Afrikalı Amerikalılar daha fazla etkilenir. Ancak cinsiyet ve ırksal farklılıkları tam olarak keşfetmek için gelecekte daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır.

Özet ve sonuç

Akdeniz diyetinin pek çok kanser ve hastalıklar üzerinde yararlı rolleri vardır. Yapılan çalışmalarla baş-boyun kanseri üzerine olumlu etkisi biraz daha netlik kazandı diyebiliriz. Alkol ve sigara kullanımının baş-boyun kanseri üzerinde ciddi risk oluşturduğunu çalışmalarla gördük. Baş-boyun kanseri riskini azaltmak için atılacak ilk adım sigara ve alkol kullanımını bırakmak olacaktır. Ayrıca HPV enfeksiyonlarının bulaşma yollarına karşı dikkatli olmak, oldukça etkili olan HPV aşısını yaptırmak, HPV ile ilişkili baş ve boyun kanseri riskini azaltır. 12 Haziran 2020'de ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA), baş ve boyun kanserlerinden korunmak için dokuzlu HPV aşısı Gardasil-9'a onay vermiştir. Sağlıklı bir diyeti benimsemenin, alkol ve sigara kullanmamanın yönetilebilir risk faktörleri arasında olduğunu hatırlatmak isteriz. Ayrıca yaşam boyu daha iyi hissetmenizi ve vücudun güçlü kalmasını sağlayabilir.