Beslenme şeklinin birçok hastalığı direkt etkilediği biliniyor. Bunların başında da kardiyovasküler hastalıklar gelmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar, kalp ve damarları etkileyen bir grup hastalığa verilen genel bir addır. Aynı zamanda, kalp-damar hastalıkları olarak da adlandırılır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde birinci ölüm nedeni olup; tüm ölümlerin %38’inden sorumludur. Kardiyovasküler hastalıklardan korunmada en etkili beslenme şekli ise Akdeniz Diyeti'dir. Bu kapsamlı derlemede, kardiyovasküler hastalıklar ve Akdeniz Diyeti ilişkisini sunuyoruz.

Kardiyovasküler hastalıkların çeşitleri nelerdir?

Koroner Kalp Hastalığı: Kalbi besleyen damarın daralması sonucu oluşan kalp damar hastalığıdır. Bu daralma tıkanma ile sonuçlandığında kalp krizi olarak da bilinen miyokard infarktüsüne (kalp krizi) ya da kalp yetmezliğine sebebiyet verebilmektedir.

Serebrovasküler hastalık: Beyni besleyen kan damarlarının daralması sonucu oluşan; beyin damar hastalığıdır. Beyin damarlarının tıkanması sonrasında geçici iskemik atak (24 saatten kısa süren ve kalıcı hasar bırakmayan inme) ve felç (inme) oluşabilmektedir.  Ek olarak, inme; beyindeki kan damarlarının ya da pıhtının kanaması sonucu olarak da gerçekleşebilmektedir.

Periferik Arter Hastalığı: Kolları ve bacakları besleyen kan damarlarının hastalığıdır.

Büyük Damar Hastalığı, Derin Ven Trombozu ve Pulmoner Emboli: Bacak damarlarından çıkıp, kalbe ve akciğerlere gidebilen damarların kan pıhtıları ile tıkanması ile gelişen durumdur.

kalp damar hastaligi cesitleri

Kanın, kalbe ya da beyne akmasını engelleyen tıkanıklıkların en temel sebebi, kalbi veya beyni besleyen kan damarlarının iç duvarlarındaki yağ birikintileridir. Bunun neticesinde; yağ, kolesterol, kalsiyum ve kanda bulunan diğer maddelerden oluşan plaklar damarı tıkamaya başlar ve ateroskleroz (damar sertliği) gelişir.

Kardiyovasküler hastalıkların başlıca sebepleri nelerdir?

Kalp damarlarındaki tıkanıklıklar, genellikle birden fazla risk faktörünün birleşimi ile oluşmaktadır. Kardiyovasküler hastalıkların oluşmasındaki riskler arasında  tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite, fiziksel hareketsizlik, aşırı alkol kullanımı, hiperlipidemi (kandaki kolesterol düzeylerindeki bozukluk), hipertansiyon, diyabet, aile bireylerinde kalp damar hastalığı olması ve ileri yaş bulunmaktadır. Kardiyovasküler hastalıklar için olan risk faktörlerine bakıldığı zaman, genetik faktör ve yaş dışındakilerin değiştirilebilir risk faktörleri olduğu görülmektedir. 

Amerika Kalp Derneği [American Heart Association (AHA)]; ideal kalp sağlığı için değiştirilmesi gereken 7 risk faktörünü, “Yaşamın Basit 7’lisi” (Life’s Simple 7) olarak tanımlamaktadır.

Yaşamın Basit 7’lisi önerilerine göre, ideal bir kalp sağlığı için;

  1. Sigara kullanımını bırakılmalı,
  2. Fiziksel aktiviteyi artırılmalı,
  3. İdeal kiloya düşülmeli,
  4. İyi beslenme alışkanlıkları edinilmeli,
  5. Kan şekeri düşürülmeli,
  6. Kolesterol düşürülmeli,
  7. Kan basıncı düşürülmelidir.
yaşamın basit 7 sırrı aklp damar hastalıkları

“Circulation” dergisinde yayınlanan bir çalışma; 2009-2011 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletleri’nde, halkın sağlık ve beslenme durumlarını değerlendirdi ve zaman içindeki değişiklikleri izledi. 7622 katılımcı, 6 yıl boyunca gözlemlendi ve “Life’s Simple 7” önerilerine olan uyum ve kan dolaşım sistemi arasındaki ilişki araştırıldı. Bu çalışma sonucunda;

  • “Yaşamın Basit 7’lisi” önerilerinin en az 5 tanesine sahip olan katılımcılar, hiçbir öneriyi uygulamayan katılımcılar ile kıyaslandığı zaman; kalp damar hastalıkları kaynaklı ölüm riskinin %78 daha az olduğunu gözlemlendi.

Kalp damar hastarı için risk faktörleri değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri olarak ayrılmaktadır. İleri yaş, genetik ya da cinsiyet değiştirilemeyen risk faktörleridir. Ancak, tüm besin gruplarını dengeli ve sağlıklı bir şekilde içeren Akdeniz Diyeti’ne uyumlu bir beslenme modeli ile değiştirilebilir risk faktörleri önemli ölçüde düşürülebilmektedir.

Yaşamın Basit 7’lisi sigara ve fizik egzersiz ile ilgili önerileri haricindeki diğer 5 tanesini, Akdeniz Diyeti ile sağlamak mümkündür.

Akdeniz Diyet modeli özetle

  • Temel olarak; meyve, sebze, zeytinyağı, balık, tam tahıllar, kuru baklagil, kabuklu kuruyemiş, az yağlı süt ve süt ürünleri
  • Ilımlı miktarda; yumurta, derisiz beyaz et
  • Sınırlı miktarda ise; kırmızı et tüketimini önermektedir
Akdeniz-diyeti-beslenme-piramiti

Akdeniz Diyeti ile kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak mümkün!

Akdeniz Diyet modelinin kurucusu olan Angel Keys, kardiyovasküler hastalıklar üzerine etkisini inceleyebilmek için orta yaşlı 12.763 kişinin katıldığı “7 Ülke Çalışması”’ adı verilen bir çalışma yürüttü. Bu çalışmada, 7 farklı Akdeniz ülkesi ve 7 farklı Akdeniz ülkesi olmayan ülkenin beslenme modelleri ile kardiyovasküler hastalık ilişkisi incelendi. Çalışma sonucunda, ilk kez;

  • Yunanlılar (özellikle Giritli çiftçiler) ve Güney İtalyanlar gibi Akdeniz toplumlarının, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika halklarına kıyasla kardiyovasküler hastalıklardan daha düşük ölüm oranlarına sahip olduğunu gösterdi. 

Atereskleroz, günümüzde inflamatuar bir hastalık olarak kabul edilmektedir;

  • Uzun süreli sağlıksız beslenme sonucunda, kandaki; lipidler, oksitlenmiş LDL (kötü kolesterol) partikülleri ve serbest yağ asitleri inflamatuar süreci aktive eder. Yağlı doku, kardiyovasküler hastalıklara neden olan tüm süreçten sorumlu olabilmektedir. Ayrıca, insülin direnci ve tip 2 diyabet oluşumu (T2DM) ile de bağlantılıdır. Yağlı doku, vücuttaki inflamatuar adipositokinleri (örneğin, TNF-α, IL-6, MCP-1, leptin ve resistin) serbest bırakmaktatır ve inflamasyona sebep olan oksidatif stresi artırmaktadır. Bunun neticesinde; vücutta tetiklenen inflamatuar yanıt ve insulin direnci, aterosklerotik sürece sebebiyet verebilmektedir.
  • Akdeniz Diyet modeline uyumlu beslenmede ise antioksidan vitaminler, flavonoidler, mineraller ve liften zengin fakat sınırlı miktarda doymuş yağ ve kolesterol içeren bir beslenme modelidir. Bu nedenle, oksidatif stresi, inflamatuar adipositokinleri, inflamatuar hasarı, insulin direncini ve T2DM riskini azaltıcı etkiye sahiptir. Ayrıca, Akdeniz diyet modelindeki zeytinyağı, ceviz, fındık, badem, ceviz  gibi kabuklu kuru yemişler ve balık; omega-6 ve omage-3 kaynağıdırlar. Bu besinler, HDL kolesterolü yükseltmekte ve LDL-kolesterolü azaltmaktadır. Dolayısıyla, kardiyovasküler hastalık riskinin azaltılmasına katkıda bulunabilmektedirler.

2019 yılında The Proceedings of the Nutritional Society dergisinde yayınlanan bir çalışma, Akdeniz Diyet modeli ile IL-6 ve vücutta;  karaciğer ve yağ hücreleri tarafından üretilip, inflamasyon durumunda yükselen CRP (C-reaktif protein) arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışmayı değerlendirdi. Toplam 772 katılımcı ile yürütülen çalışmada, katılımcılar Akdeniz Diyet modeline ya da düşük yağ içerikli diyet modeline uyum gösterdiler. Çalışma sonucunda, Akdeniz Diyet modeline uyumlu beslenen grubun,IL-6 ve CRP düzeylerinde düşüş gözlemlenirken; düşük yağ içerikli bir diyet ile beslenen grubun, IL-6 ve CRP düzeylerinde artış olduğu gözlemlendi. Bununla birlikte, Akdeniz Diyet modelinin, düşük yağlı diyete kıyasla; kan basıncını, lipid profilini daha iyi iyileştirdiği ve insülin direncini daha fazla azalttığı saptandı.

2017 yılında, European Journal of Nutrition dergisinde yayınlanan bir sistemik ve meta-analiz çalışması, Akdeniz Diyet modeli ve kardiyovasküler hastalık riskini araştıran 29 çalışmayı değerlendirdi. Tüm çalışmaların incelenmesi sonucunda;

  • Akdeniz Diyeti’nin, kardiyovasküler hastalık riskini azalttığı sonuna varıldı.

Akdeniz Diyeti’nin, kardiyovasküler hastalığı için belirlenmiş olan risk faktörleri üzerindeki etkisini inceleyecek olursak;

Tanımlandığı günden bugüne dek, Akdeniz Diyet modeli; üzerine en fazla araştırma yapılmış diyet modelidir. Akdeniz Diyet modelinin, kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri arasında olan;

  • obezite
  • diyabet
  • hipertansiyon
  • hiperkolesterolemi

gibi birçok hastalığın riskini azaltıcı etkisi olduğu sayısız çalışma tarafından desteklenmektedir. Şimdi hepsini tek tek inceleyecek olursak:

Obezite ve Akdeniz Diyeti

Kardiyovasküler hastalıklar için belirlenmiş olan değiştirilebilir risk faktörlerinin bir kısmı obezite ile bağlantılıdır. Örnek verecek olursak, obez bir kişinin T2DM ya da hiperkolesterolemi hastası olması, normal kilolu bir bireye göre çok daha yüksek bir ihtimaldir. Bunun sebebi ise Batı tarzı (fast-food ve rafine üürnler) beslenme modellerinin hem kilo artışına sebebiyet vermesi, hem de yüksek oranda doymuş yağ, kolesterol ve basit şeker içerdiği için kandaki; glikoz, trigliserid, total ve LDL kolesterol seviyelerini yükseltmesi ve HDL kolesterolü düşürmesidir.

2018 yulında, Nutrition and Dietetics dergisinde yayınlanan bir çalışma, daha önce European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition çalışmasına katılmış olan 32.119 kişinin antropometrik ölçümleri ve  Akdeniz Diyet modeline olan uyumlarını değerlendirdi. Katılımcıların 5 yıllık bir süre içerisindeki değişimi incelendi ve çalışma sonucunda, Akdeniz Diyet modeline uyum göstermenin;

  • Kilo alma riskini azalttığı, dolayısıyla obezite riskini düşürdüğü,
  • Bel çevresini incelttiği, dolayısıyla abdominal obezite riskini azalttığı gözlemlendi.

Tip 2 Diyabet ve Akdeniz Diyeti

Amerikan Diyabet Birliği [American Diabetes Association (ADA)], diyabetli bireylerde kardiyovasküler komplikasyonlarını önlemek için Akdeniz Diyeti’ne uyumlu beslenme modeli önermektedir. Bununla birlikte, Akdeniz Diyet modelinin, şeker, reçel veya meyve suyu konsantresi gibi basit karbonhidratlardan fakir; meyve, tam tahıllar veya kuru baklagiller gibi kompleks karbonhidratlardan zengin bir diyet modeli oluşu sağlıklı bireylerde insülin direnci ve T2DM riskini azaltabilmektedir.

 2020 yılında Nutrition and Diabetes dergisinde yayınlanan bir çalışma, 11.991 kişinin Akdeniz Diyet modeline uyumunu ve 22 yıl süren gözlem sonucunda, T2DM hastalığı riskini değerlendirdi. Bu çalışmada;

  • Katılımcıların Akdeniz Diyet modeli skorları yükseldikçe, T2DM riskinin azaldığı sonucuna varıldı. 

Hipertansiyon ve Akdeniz Diyeti

Akdeniz Diyet modeli, beslenmede tuz içeriği yüksek gıdaları kısıtlarken; vitamin, mineral ve lif oranı yüksek gıdaların tüketimini teşvik etmektedir. Bu nedenle, hipertansiyon üzerinde olumlu etkiler gösterebilmektedir. Akdeniz Diyet modelinin hipertansiyon hastaları için oluşturulmuş olan ve tuz içeriğinin daha da kısıtlı olduğu versiyonu “Dietary Approaches to Stop Hypertension (DASH)” diyetidir. Akdeniz Diyeti ve DASH diyeti US News & World Report tarafından yıllardır en sağlıklı diyet modelleri seçilmektedir (bakınız, yazının sonundaki infografi).

2019 yılında, Hypertension dergisinde yayınlanan bir çalışma, yaşları 65-79 arasında değişen 1294 sağlıklı katılımcı ile yürütüldü. Katılımcılar 2 gruba ayrıldı. İlk grup normal yaşantılarında uyguladıkları diyet modellerine devam ederken; diğer grup Akdeniz Diyet modeline uyumlu beslendi. 1 yıl süren inceleme sonucunda, Akdeniz Diyet modeline uyumlu beslenmenin;

  • Kan basıncı ve arteriyel sertliği azalttığı, dolayısıyla kardiyovasküler sağlığı iyileştirmede etkili olduğu gözlemlendi.

Hiperkolesterolemi ve Akdeniz Diyeti

Hiperkolesterolemi kardiyovasküler hastalık oluşumundaki temel sebeplerden biridir. Damarlardaki plak oluşumuna sebebiyet veren, total ve LDL kolesterolün yükselme sebebi, genellikle; kolesterol ve doymuş yağ içeriği yüksek diyetler ile beslenmedir. Tam tersi olarak, düşük doymuş yağ ve kolesterol içeren Akdeniz Diyet modelindeki antioksidan vitaminler ve flavonoidler; ateroskleroz ile ilişkili olan oksidatif stres ve inflamatuar hasarı azaltıcı etkiye sahiptir.

2018 yılında, Environmental Research and Public Health dergisinde yayınlanan bir çalışma, 366 katılımcının Akdeniz Diyet modeline olan uyumunu değerlendirdi ve Akdeniz Diyet modelinin lipid profil üzerindeki etkisini inceledi. Çalışma sonucunda;

  • Akdeniz Diyet modeline uyumsuz beslenen kişilerin lipid profillerinin olumsuz etkilendiği sonucuna varıldı.

Akdeniz Diyeti’nin ürik asit üzerine etkisi nedir?

Yukarıda bahsi geçen risk faktörlerine ek olarak, son yıllarda yapılan çalışmalar ürik asit yüksekliğinin kalp damar hastalıkları riskini artıran önemli faktörlerden biri olduğunu göstermektedir (kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ürik asit düzeyi ile ilişkisini detaylı incelemek için; ilgili yazımızı ziyaret edebilirsiniz).

2019 yılında Nutrients dergisinde yayınlanan bir sistemik analiz çalışması Akdeniz Diyeti, pürin kısıtlı diyet, kalori kısıtlı diyet ile kandaki ürik asit seviyeleri arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Çalışma sonucunda, uzun vadede kandaki ürik asit seviyelerini dengede tutmak için en etkili diyet modelinin; Akdeniz Diyet modeli olduğu sonucuna varıldı.

Sonuç & Özet

Akdeniz Diyet modeli ile metabolik bozukluklar arasındaki ilişkiyi araştırmış olan sayısız çalışma; bu diyet modelinin sağlığı geliştirdiği ve kardiyovasküler hastalık riskini azalttığı sonucuna vardı. Bu nedenle, hem kardiyovasküler hastalık riskini artıran metabolik bozuklukların, hem de Alzheimer, gut, kanser gibi diğer birçok hastalığı önlemeye katkı sağlamak için; tüm besin gruplarını dengeli bir şekilde içeren Akdeniz Diyet modeline uyumlu beslenmenizi öneririz.