Meme kanseri kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türüdür. Meme kanserine zemin hazırlayan durumlar arasında ileri yaş, kalıtsal geçiş, geç menopoz yaşı (55 yaşından büyük menopoz olma durumu), cinsiyet, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenme gibi faktörler bulunmaktadır. Olumlu yönde yaşam tarzı değişiklikleri, kilo verme, sigara ve alkol kullanmama ile tüm meme kanserlerinin %30’u önlenebilir. Sağlıklı beslenmenin en kolay ve etkili yolu ise şüphesiz Akdeniz diyetidir. 

Fazla kilo veya obezite meme kanseri riskini artıran en önemli etmenler arasındadır. Peki bu mekanizma nasıl gerçekleşir?

Daha fazla yağ dokusuna sahip olmak vücuttaki östrojen seviyelerini yükseltir ve bu da meme kanserine yakalanma riskini artırır. Ayrıca yağ dokunun vücutta bazı toksinleri tuttuğu bilinmektedir (örneğin dioksinler). Özellikle östrojene bağımlı meme kanserinde yağ dokusunu azaltabilmek için, meme kanseri tanısı almış fazla kilolu ya da obez bireylerin diğer kanser türlerinden farklı olarak normal kilolarına gelmesi sağlanmalıdır.

Ayrıca aşırı kilolu kadınlarda, başka bir hormon olan insülin seviyeleri de yüksek seyreder. Daha yüksek insülin seviyeleri, meme kanseri de dahil olmak üzere bazı kanserlerle ilişkilendirilmiştir.

Kilo almak kanser riskinizi artırabilse de yönetilebilir bir durum olduğu unutulmamalıdır

Yapılan bir çalışmada Akdeniz diyeti uygulayan bireylerin önemli miktarda vücut ağırlığı kaybettiği, aynı zamanda açlık glikozu ve insülin miktarında da önemli bir azalma yaşadığı görülmüştür.

Kanser tanısı almış bireylerde genellikle kemoterapi yan etkileri (iştahsızlık, bulantı, kusma vb.) veya vücuttaki katabolizma (metabolik yıkım) sonucu yeterli besin alamama durumu varsa ona göre hareket edilmelidir. Tanıdaki kilolarına bakılmaksızın bir beslenme uzmanından destek almak faydalı olacaktır.

Aşırı kilolu olsanız da olmasanız da, kilo almaktan kaçınmanın yararlı olduğunu biliyoruz

Tüm bireyler için amaç ideal kiloya gelmek ve zindeliği korumak olmalıdır. Sayısız faydası olan Akdeniz diyeti iyi bir başlangıç olabilir.

Akdeniz tipi beslenme; taze sebze ve meyveler, tahıllar, baklagiller, kabuklu yemişler, balık, zeytinyağı tüketiminin ağırlıkta olduğu, tam tahıllı ekmeklerin tercih edildiği; buna karşın trans yağlar, hayvansal yağlar, kırmızı et, kümes hayvanları, süt ve süt ürünleri tüketiminin düşük tutulduğu bir beslenme şeklidir.

Akdeniz-diyeti-beslenme-piramiti

Akdeniz diyetinde yer alan birçok besin faydalı kimyasal bileşikler içerir. Bunlardan bazıları; likopen (domates), kapsaisin (acı biber); organosülfür bileşikleri (soğan, sarımsak); izotiyosiyanatlar, indol-3-karbinol, sülforoptan (turpgillerden sebzeler); poliasetilenler (kabak, havuç); monoterpenler (portakal, limon); ginkgetin (kapari); ve ferulik asit ve spermidindir (tam tahıllar).

Meme kanseri riskini etkileyen gıdalar

Süt

Süt hakkında en tartışmalı konulardan biri süt tüketimiyle vücudumuza alınan östrojen hormonu seviyelerindeki artışa bağlı meme kanseri riski oluşturabileceği düşüncesidir. Bu konuyla ilgili yapılan bir çalışmanın sonucuna göre her ikisi arasında anlamlı bir sonuç çıkarılamamıştır. Sütle ilgili diğer bir konuda içeriğinde bulunan laktozun kanserle ilişkilendirilmesidir. Laktoz sindirilirken kalsiyumun bağırsaklardan emilimini arttırmaktadır. Kan şekerini de yavaş yükseltmesi bir avantajdır. Yapılan bir çalışmada düşük yağlı süt ve süt ürünleri tüketiminin kansere karşı koruyucu olduğuna dair sonuçlar sunulmuştur.

Amerika Kanser Derneği kanser önlenmesinde süt tüketimine ilişkin belirli bir öneri yapmaz. İngiliz Tıp Dergisinde yayınlanan bir çalışmada günlük 0-2 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketilmesi önerildi.

- İlgili konuSÜT ve SAĞLIK – Merak edilen bir konu ve şaşırtıcı bulgular!

Fitoöstrojenler

Bitkisel östrojen olarak bilinen fitoöstrojenler, soya ve benzeri besinlerde daha yoğun bulunmaktadır. Kurubaklagillerde de bulunsada en çok soya ürünlerinde mevcuttur. Bazı türleri vücuda alındığında östrojen hormonunun reseptörü ile etkileşime girerek; östrojenin gösterdiği etkinin üçte birini göstermektedir. Yapılan bazı çalışmalarda meme dokusunda vaskülarizasyonu (damarlaşma) önlediği için meme kanserinden koruduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte, özellikle hormon pozitif meme kanserli kadınlar, soyayı "şifa" amacıyla yoğun bir şekilde tüketmekten kaçınmalıdır, normal miktarlarda tüketimi ile ilgili bir uyarı bildirilmemiştir.

Keten tohumu içerdiği lignan ile fitoöstrojenik etki göstermektedir. Yüksek miktarlarda tüketiminin östrojen miktarını arttırarak kanser riskini yükselttiği çalışmalarca ortaya atılmıştır (bakınız keten tohumu ve meme kanseri).

Diyet lifi / posalı yiyecekler

Yulaf, arpa, buğday, mısır, pirinç gibi işlenmemiş tam tahıllar; kompleks karbonhidrat, vitamin, mineral ve sağlıklı lif / posa içermektedir. Diyet lifinin uygun miktarlarda (günlük 25-30 gr) düzenli tüketimi östrojen düzeyini azalttığı ve aynı zamanda ince bağırsaktan östrojenin geri emilimini de elimine ettiği için meme kanseri riskini de azaltmaktadır.

1 tabak kurubaklagil yemeği + salatalar + 1-2 porsiyon meyve tüketimi ile günlük lif miktarını karşılayabiliriz.

Ayrıca, geleneksel Akdeniz diyetinin yüksek lif içeriğinin dışkı kütlesini ve östrojenlerin atılımını artırabileceği ve böylece estron ve östradiol plazma konsantrasyonlarının azalmasına neden olabileceği gösterilmiştir.

Alkol

Alkolün karaciğer kanserine neden olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir, bununla birlikte alkol tüketimi en az 7 kanser türünün belirlenmiş bir nedenidir. Alkollü içecek tüketimini grup 1 karsinojen olarak sınıflandırmıştır. Ayrıca kolorektal ve meme kanserlerine de neden olabileceğini buldu. Artık kanser riski açısından alkol tüketilmemesi tavsiye etmekteyiz. Tüketmeyi seçen bireyler için kadınlarda günlük 1, erkekler için 2 içecekle sınırlı tutmayı önerir.

Karbonhidratlar ve şeker tüketimi

Fazla karbonhidrat alımının (örneğin günlük alınan enerjinin yarısından fazlasının karbonhidratlardan oluşması) vücutta salgılanan insülin miktarını arttırdığı için meme kanseri riskini arttırabileceğine dair çalışmalar mevcuttur. Vücutta artan insülin miktarı, insülin benzeri büyüme faktörü (IGF) ve östrojen ve androjen gibi cinsiyet hormonlarının kanda artışına neden olduğu için kanserle ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Yapılan birçok çalışmayla kanıtlanmasına rağmen ileriye yönelik çalışmalar gerekmektedir.

Tükettiğimiz karbonhidratlar kompleks yapıda ve glisemik indeksi düşük olmalı, fazla insülin salınımına neden olmamalıdır (bakınız en iyi düşük glisemik indeksli gıdalar hangileridir?). Ayrıca basit yapıda / rafine olan karbonhidratlar (bisküvi, pasta, beyaz ekmek, şeker, beyaz un mamulleri, şekerlemeler ve işlenmiş gıdalar) kısa sürede sindirildiği ve açlık krizlerine neden olabilir ve daha fazla karbonhidrat alımına yöneltebilir.

Akdeniz diyetinde kalori saymaya gerek yoktur. Rafine ve işlenmiş gıdaların diyetten çıkarılması ile zayıflamanın mümkün olduğunu unutmayın.

Kompleks karbonhidratlar tüketebilmek için; esmer undan yapılan ekmekleri tercih edin, kurubaklagilleri beslenme planınızda mutlaka bulundurun, ara öğünlerde mısır şurubu içeren işlenmiş gıdalar yerine meyve tüketimini tercih edin. Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta “şeker tüketimi kansere neden olur yanılgısına" düşmemektir. Aşırı şeker tüketimi fazla kilo ve obeziteye ve bu durumlarla ilgili metabolik-genomik değişikliklere neden olarak kanser riskini artırmaktadır.

- İlgili konuNişasta nedir, fruktoz nedir ve fazla şeker nasıl yağa dönüşür?

Kırmızı et

Amerikan Kanser Derneği 2020 Diyet ve Fiziksel Aktivite Kılavuzu işlenmiş ve kırmızı etin daha az tüketilmesine olan vurguyu artırmıştır. Son çalışmalar meme kanseri riskini artırmada kırmızı /işlenmiş etlerin de rol oynayabileceğini düşündürmektedir.

Meyve ve Sebze

Meyve ve sebzeler içerdikleri birçok besin öğesi, dengeli gıda yapısı (karbonhidrat, yağ ve protein dengesi) ve yoğun diyet lifi içermeleri sayesinde sağlıklı beslenmenin en önemli öğeleridir. 3000 menopozlu kadın arasında yapılan çalışmada sebze tüketimin çok olduğu grupta %37 daha az meme kanseri görüldüğü ortaya çıkarılmıştır. Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği sebze ve meyve tüketimi günde 5 porsiyon kadardır.

Sonuç

Akdeniz diyetinin bileşeni olan birçok besinin hem kilo kontrolü sağlamada hem de meme kanseri riskini azaltmada etkili olduğunu görmekteyiz.

Akdeniz diyetinde düzenli olarak alınan lif, antioksidan, flavonoid, vitamin ve karotenoidler, fazla östrojenleri doğal bir yolla azaltabilir ve serbest radikallerin etkisiz hale gelmesini sağlayabilir. Akdeniz diyeti bu sayede meme kanseri riskine karşı koruyucu bir faktör olabilir.