Doktor David Healy, "Teknik açıdan bakıldığında, antihistaminikler ilaçların gelişiminde bir dönüm noktasıdır” diyor. 

Bu basit kimyasallar üzerindeki erken araştırmalar, bilim insanlarını alerjilere karşı savaşan ilaçlardan, antipsikotik ilaçlara ya da mide ülserlerinin tedavisine kadar uzanan uzak alanlara götürdü.

Histaminler birçok bitkide ve böcek zehirlerinde bulunurken, insanlarda da çoğu dokuda vardır. Beyaz kan hücrelerinde (özellikle mast hücreleri ve bazofiller) depolanırlar. Alerjik reaksiyonlar ve inflamasyon gibi bağışıklık sistemi yanıtlarında rol oynayan histamin, pratikte bütün dokularda bulunur. Fakat dokulardaki konsantrasyonu farklılık göstermektedir. Akciğerler, cilt ve gastrointestinal sistem, yüksek konsantrasyonda bulundukları yerlerdir. 

Histamin, mast hücrelerinde, granüller içerisinde depolanır. Bu granüllerde histamin, polisülfat taşıyan bir anyon olan heparin ve diğer bir anyonik proteinle inaktif bir kompleks halinde bulunur. Histamin depolanmamış durumda ise amin oksidaz adlı enzimler tarafından inaktif edilir. Histamin kapillerlerin beyaz kan hücrelerine geçirgenliğini artırarak yabancı istilacılarla savaşmalarına yardımcı olur. Kapillerlerden kaçan sıvı, bölgeyi temizler, bu da burun akıntısına neden olabilir. Histamin ayrıca belirli nöronlarda (beyin hücreleri) nörotransmitter olarak da işlev görür. Midede histamin salgılayan hücreler, asit üretimini uyaran bir rol oynar.

1910'da, İngiliz Kimyagerler, George Barger ve Henry Dale, histamini ilk kez bitkilerde yetişen bir mantar olan ergottan izole ettiler. 

İnsanlarda histamin, hücrelerin yüzeyindeki dört tür histamin reseptörüne bağlanarak çalışır. En iyi bilinen iki reseptör:

  • H1, düz kaslarda, iç duvarlarında bulunan hücrelerde ve merkezi sinir sistemi dokusunda bulunur.
  • H2, mide parietal hücrelerinde bulunur.

1937'de, İsviçreli Farmakolog Daniel Bovet ve öğrencisi Anne-Marie Staub, ilk antihistamini üretti. Ancak ürettikleri antihistamin, insanlar için çok toksikti. Bovet ve ekibi pes etmedi, 1944'te insanlar için faydalı olan Neo-Antergan (pirilamin) üretti. Burun alerjileri ve böcek sokmaları için kullanılan birinci nesil antihistaminikler, H1 reseptörlerine bağlanarak çalışıyordu. Ancak yan etki olarak uyuşukluk yapıyordu. Daha sonraki antihistaminikler, kan-beyin bariyerini geçemediğinden uyuşukluk sorunu engellendi. Antipsikotik ilaç klorpromazin'in yapısı, antihistamin prometazinden çok farklı değildir. 

Alzheimer ve multipl skleroz gibi birkaç nörolojik hastalık, beyindeki histamin sisteminde önemli değişikliklerle ilişkilidir.

Yazı Görselinin Açıklaması: Arı zehiri, ağrı ve kaşıntıya neden olan melittin (bir toksin), histamin ve diğer maddeler içerir.

Yazıda Geçen Tarihi Kişiler: Henry Hallett Dale (1875 – 1968), George Barger (1878 – 1939), Daniel Bovet (1907 – 1992), Anne-Marie Staub (d. 1914)