Kırmızı reishi veya ölümsüzlük mantarı olarak bilinen Ganoderma lucidum, Geleneksel Çin Tıbbında uzun bir geçmişe sahip olan ve ömrü uzatıp sağlığı geliştirdiğine inanılan bir mantar türüdür. Birçok hastalığın önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğu iddia edilmekle birlikte, özellikle alternatif tıp uygulayıcıları tarafından kanseri önlediği veya tedavi ettiği iddiasıyla ilgi uyandırılmaya çalışılmaktadır. Fakat G. lucidumun yararlarına ilişkin verilerin hemen tamamı laboratuvar ve hayvan çalışmalarına dayanmaktadır. Asıl değerli olan, insanlar üzerinde yapılan az sayıdaki klinik çalışma ise kuşku taşımaktadır. Henüz yeterli kanıt olmadan ve güvenilirliğini bilmeden belki yarar sağlar düşüncesiyle bu ürünleri kullanmak, “ya tutarsa” mantığından öteye geçmeyecektir. Kaldı ki, bu ürünlerden zarar gördüğü belirlenen hastalar da mevcuttur. Bu noktada; şu an için yarar ve zararları net olarak ortaya konulana dek, olası yan etkiler de göz önünde bulundurularak bu ürünün kullanımından ve özendirilmesinden kaçınılması en doğru yaklaşım olacaktır. Gelin bu konudaki bilimsel verilere birlikte göz atalım.

Ganoderma lucidum (kırmızı reishi mantarı) nedir, tarihçesi nasıldır?

Reishi, Ling-zhi, mannentake veya ölümsüzlük mantarı olarak da bilinen Ganoderma lucidum, Çin Tıbbında yaklaşık 2000 yıldır kullanılan bir mantar türüdür. Parlak bir yüzeye, odunsu bir dokuya ve koyu kırmızı bir renge sahiptir. Adını da Latince'de parlak anlamına gelen “lucidus” kelimesinden almaktadır. Çin tıbbında 2000 yıldır tıbbi mantar olarak tanınan G. lucidum, 1400’lü yıllardan itibaren sanatta ve dinde de geniş yer bulmaya başlamıştır. Taoizm ile ilişkilendirilmiş; resim, oyma, aksesuar gibi sanat öğelerinde yer almıştır. Kutsal mantar olarak nitelendirilen G. lucidumun, “ölümsüzlerin evinde” yetiştiğine inanılmıştır.

Doğal ortamda yetişen G. lucidum, oldukça nadir bulunduğundan önceleri yalnızca soylu halkın erişebildiği bir ürün olmuştur. Sonraları ise, doğada düzensiz dağılımına bağlı elde edilme zorluğu ve artan talep nedeniyle yetiştiriciliğine başlanmış ve 1970’lerden bugüne G. lucidum yetiştiriciliği mantarın ana kaynağı olmuştur.

Son 15 yılda 90’dan fazla markaya ait G. lucidum ürünleri tescil edilmiş ve uluslar arası pazara girmiştir. Tüketimi hızla artış gösteren G. lucidum, her yıl Dünya'da binlerce ton tüketilmektedir. 2002 yılında yapılan bir istatistik çalışmasında, G. lucidumun Dünya çapında yıllık üretiminin yaklaşık 4700 ton olduğu ve bunun 3800 tonunun Çin’de üretildiği belirtilmiştir. G. lucidum ürünleri toz, beslenme takviyeleri, çay, şurup, krem, saç toniği gibi çeşitli formlarda; en yaygın olarak da toz haline getirildikten sonra kapsül ya da tablet formunda satılmaktadır. Bu ürünler mantarın miçel, spor, gövde gibi farklı bölümlerinden üretilebilmektedir.

Çin’de ruhani gücün bitkisi olarak kabul edilen; sağlık, uzun ömürlülük, başarı ve ilahi gücün sembolü olarak gösterilen G. lucidum; diğer kültür mantarlarının aksine besin değeri ile değil, tıbbi özellikleriyle ön plana çıkmaktadır. Genellikle meşe ve erik ağaçlarının üzerinde yetiştirilen bu mantar enerjiyi artırıcı, bağışıklık sistemini uyarıcı ve ömrü uzatıcı etkisinin olduğu düşünülerek Çin tıbbında yaygın olarak kullanılmaktadır. G. lucidumun kanserdeki etkisi ise, içerdiği beta glukan ve triterpen isimli maddelere dayandırılmaktadır. Beta glukanların bağışıklık sistemini uyardığı; triterpenlerin ise çeşitli kanser hücrelerine karşı öldürücü etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Ayrıca triterpenlerin, tümörün konak dokuyu istila etmesi ve yayılmasını engellediği de iddia edilmektedir.

Ganoderma lucidumun kanserdeki etkileri üzerine yapılan laboratuvar çalışmalarının sonuçları nelerdir?

G. lucidumun, uzun yıllardır başta kanser olmak üzere birçok hastalığın tedavisi ve önlenmesinde etkili olduğu iddia edilmekte ve savunulmaktadır. Bu iddialar temelde dayanağını laboratuvar ve hayvan çalışmalarından almaktadır. Literatürde G. lucidum özütünün; bağışıklık sistemini düzenleyici, yangıyı (iltihap) önleyici, böbreği ve karaciğeri koruyucu etkilerinin gösterildiği laboratuvar ve hayvan çalışmaları mevcuttur. Anti-kanser özelliklerinin araştırıldığı laboratuvar ve hayvan deneylerinde ise; çoğalmayı önleyici (antiproliferatif) etkisinin olduğu, hücre döngüsünü durdurarak ve doğal öldürücü hücreleri (natural killer) uyararak tümör hücrelerinde öldürücü etki gösterdiği raporlanmıştır. Ayrıca fareler üzerinde yapılan iki çalışmada, anti-anjiogenik (yeni damar oluşumunu önleyici) etkinliğe de sahip olduğu belirtilmiştir. G. lucidumun, Agaricus Blazi Murill mantarı ile karışımının rahim içi zarı (endometrium) kanserli hücre serilerinde denendiği bir çalışmada ise; kanser hücrelerinin yaşayabilirliği ve çoğalmasının azaltıldığı raporlanmıştır. Bunun yanında radyoterapinin etkinliğini artırdığı, kemoterapiye bağlı bulantıyı azalttığı, yumurtalık kanseri hücrelerinin kemoterapi ilacı sisplatine duyarlılığını artırdığını belirten çalışmalar da mevcuttur.

G. lucidumun kanserdeki etkilerine yönelik laboratuvar çalışmalarında en güçlü sonuçlar meme kanseri hücre serilerinden elde edilmiştir. 2014 yılında yayımlanan, fareler üzerinde yapılan bir çalışmada; insan meme kanseri hücreleri, fare meme dokusuna yerleştirilerek gün aşırı G. lucidum verilmiştir. Sonuçta; G. lucidumun, memeden akciğere metastazı baskıladığı görülmüştür. Nisan 2015’te Cancer Research Dergisi'nde yayımlanan bir çalışmaya göre de; G. lucidum, HER2+ iltihabi meme kanseri hücrelerinde Lapatinib ile birlikte kullanıldığında bazı hücre serilerinde etkili olmuş ve hücrelerin yaşayabilirliğini azaltmıştır. Bir başka çalışmada da; G. lucidum özütü, iltihabi meme kanserinde tümör büyümesini azaltmıştır.

Ganoderma lucidumun kanserdeki etkileri üzerine yapılan klinik çalışmaların sonuçları nelerdir?

G. lucidumun kanser hastaları üzerinde denendiği klinik çalışmalar oldukça sınırlıdır ve sonuçlar bazı açılardan eksik raporlanmıştır. Çin’de yapılan bazı klinik çalışmalarda birtakım olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ancak bu çalışmalar hasta seçimi, kullanılan ekstreler gibi yönlerden yeterince standardize edilmediğinden güven vermemektedir. Bunlardan birinde G. lucidumun, bağışıklık sistemi belirteçleri olan interlökin-2 (IL-2), IL-6, interferon γ (IFN-γ) seviyelerini yükselttiği; doğal öldürücü hücrelerin aktivitelerinde artış sağladığı gözlenmiştir. Bir başka çalışmada da; kemoterapi veya radyoterapiyle birlikte G. lucidum kullananlarda, yalnızca kemoterapi veya radyoterapi kullananlara kıyasla daha fazla pozitif yanıt elde edilmiştir. Ayrıca bağışıklık sistemi belirteçlerden CD3, CD4, CD8’de de bir miktar artış gözlenmiştir. Yine bir başka çalışmada ise, kalın bağırsak adenomlarının gelişimini baskıladığı raporlanmıştır.

Prestijli tıp dergilerinden PLoS One’da 2012 yılında yayımlanan bir çalışmada; meme kanseri teşhisi sonrası Ginseng ve/veya G. lucidum kullanımının yaşam kalitesine etkisi araştırılmıştır. 4149 meme kanserli hasta üzerinde yapılan çalışmada; ginseng kullanımının yaşam kalitesine anlamlı bir etkisi gözlenmemiştir. G. lucidum ise, sosyal anlamda pozitif etki yaratırken, fiziksel anlamda yaşam kalitesini negatif etkilemiştir.

2012 yılında Cochrane Collaboration tarafından yapılan bir derlemede yalnızca 5 çalışma dahil edilme kriterlerini karşılamıştır. Bu çalışmalarda da ürün içerikleri yeterince tanımlanmamış, ayrıca katılımcıların tamamı Asya ülkelerinden alınmıştır. Sonuç olarak araştırmacılar, G. lucidumun kanser hastaları için kullanımı adına yeterli veri olmadığı sonucuna varmıştır. 2015 yılında Integrative Cancer Therapy Dergisi'nde yayımlanan bir derlemede de; laboratuvar ve klinik öncesi çalışmalarda olumlu sonuçlar elde edilmesine rağmen, klinik çalışmaların yeterli olmadığı ve yapılacak yeni çalışmalarda doğrudan mantar yerine glukan, triterpen gibi bileşenlerin üzerinde çalışılması gerektiği sonucuna varılmış ve “faydaları net olarak ortaya konulduktan sonra bu bilginin ilaç geliştirmede kullanılması gerektiği” belirtilmiştir.

Ganoderma lucidumun olası yan etkileri nelerdir?

G. lucidumun her ne kadar yan etkisi olmadığı iddia edilse de literatürde yan etki ve ilaç etkileşiminin bildirildiği birçok vaka mevcuttur. Hatta bir olguda ölümle sonuçlanan fulminan (hızla ilerleyen) hepatitten G. lucidum özütü sorumlu tutulmuştur. 47 yaşında şizofreni hastası kadında, 400 mg. G. lucidum kapsüllerini kullanmaya başladıktan iki ay sonra ölümcül fulminan hepatit gelişmiş ve yapılan araştırmalar sonucu, etkenin G. lucidum olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bir başka vaka sunumunda da, G. lucidum tabletleri karaciğer hasarına neden olarak letarji (uyuşukluk) ve anoreksiden (iştahsızlık) sorumlu tutulmuştur. G. lucidum ayrıca, 66 yaşında erkek bir hastada tüm avuç içi ve ayak tabanını kaplayan içi su toplamış (vezikobüllöz) cilt lezyonları, saç dökülmesi ve aplastik krize neden olmuş; yayımlanan bir başka iki olguda da aplastik anemiden (kan hücresi üretiminin kemik iliğinde tamamen durması ya da azalması) G. lucidum sorumlu tutulmuştur. Yine literatürde kronik ishale neden olduğu olgu da mevcuttur. Yapılan bir laboratuvar çalışmasında ise; G. lucidumun iddia edilenin aksine bağışıklık sistemi hücreleri için zararlı olabileceği belirtilmiştir.

Literatürde G. lucidumun ilaç etkileşimlerine dair çalışmalar da mevcuttur. G. lucidum özütü, sitokrom P450 enzimlerini engelleyerek bu enzimlerce metabolize edilen ilaçların düzeylerini ve etkinliğini etkileyebilir, kemoterapi ilaçlarıyla etkileşerek etkinliği düşürebilir, pıhtılaşmayı önleyici ilaçlarla etkileşerek kanama riskini artırabilir, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarla etkileşerek etkinliği düşürebilir. Ayrıca CA 72-4 gibi bazı kanser belirteçlerinin kan düzeyini etkileyerek yanıltıcı sonuçlara neden olabilir. Beş vakanın sunulduğu bir çalışmada; G. lucidum sporları, mide-bağırsak kanseri tedavisi alan hastalarda tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde en değerli belirteçlerden olan serum CA 72-4 seviyesinde artışa neden olmuştur.

Peki o zaman ne yapmak gerekir?

Kırmızı reishi veya ölümsüzlük mantarı olarak da adlandırılan Ganoderma lucidumun yapılan bazı laboratuvar ve hayvan deneylerinde birtakım yararları görülmüştür. Ancak insanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalarda bu sonuçlar doğrulanmamıştır. Hatta literatürde bu ürünün, birtakım zararlara yol açtığı hasta örnekleri mevcuttur.

Sonuç olarak; eldeki mevcut deliller Reishi mantarının, kanserde tedavisinde kullanılamayacağını işaret etmektedir. Şu an için etkinliği, yan etki profili ve etki alanları net olarak ortaya konulana dek bu üründen uzak durulması en doğru yaklaşım olacaktır.