Kanserli hücrelerin kontrolsüz bir biçimde sürekli çoğalması kanserin en basit tanımıdır. Vücudumuzdaki her doku ve organın hücrelerden oluşması da 150’ye yakın kanser türünün olabilmesinin normal karşılanmasına yardımcı olur. Neredeyse her doku ve organın başına gelebilecek bu kontrolsüz çoğalmadan ağzımız da nasibini alabilir.

Ağız oral kanseri nedir belirtileri nedenleri tedavisi

Ağız kanseri, bir tür baş ve boyun kanseridir; tıpta oral kanserler terimi ile adlandırılır. Ağız içinde belli bir yerleşim yeri olmayan ağız kanserleri, dil ve diş etlerindeki dokular dahil ağız ve ve dudakların herhangi bir yerinde görülebilir ve buna yanakların içindeki dokular da dahildir. Dudaklar, dil , dil astarı, yanak içi, sert damak (ağzın kemikli çatısı) ve dilin altındaki ağız tabanında görülse de yapılan araştırmalara göre en sık görüldüğü yerler dil, bademcikler, ağız tabanı ve ağzımızın arkasındaki yumuşak damak (orofarenks) olmaktadır.

agiz oral kanser goruldugu anatomik bolgeler tarama

Ağzı kanseri belirtileri nelerdir?

Herkesin vücudunun farklı olmasından yola çıkarsak ağız kanserinin de oraya çıkması kişiden kişiye farklılık gösterecektir. Kaba beyaz veya kırmızı oluşan doku lekeleri, gri veya beyaza dönüşen dokular, dilde zamanla geçmeyen yaralar/ülserler, dildeki parlak lekeler, ağız içindeki yumru ya da ön dişlerin yakınında kitle olarak da gösterebilir kendini. Bu başlarda oluşan belirtiler çoğu zaman başka bir durumla karıştırılsa da veyahut kanserin ilk aşamasında hiçbir belirti olmasa da ilerleyen aşamada ağızda kanama ve ağrı, ağzın bazı bölgelerinde uyuşma, boğaz ağrısı, gevşek dişler, ağız ve içinde oluşan kırmızı ya da beyaz lekeler, çiğnemede ve yutmada boşluk gibi semptomlarla kendini iyice belli eder. Ağız, dil ve dudak yüzeyini kaplayan deriye benzer skuamöz (yassı) hücrelerinde bir yama veya kalın bir doku fark etmek de hemen doktora başvurulması gereken önemli bir belirtidir.

agiz oral kanseri belirtileri nelerdir

İnsanlardaki hücrelerin anormal gelişimini displazi terimiyle ifade ederiz. Yetişkinlerde bu prekanser (henüz kanser olmamış ama gelişerek olacak yapı) anlamına gelmektedir. Ağız kanserin de lökoplaki, eritroplaki ve eritroleukoplaki gibi bazı prekanserleri içerebilir. Lökoplaki ovuşturunca gitmeyen ağız içindeki beyaz ya da gri yaralar olarak adlandırılsa da aslında en zararsız görülendir çünkü çoğu vaka kansere dönüşmez. Eritroplaki olarak karşımıza gelen ve kaşıdığımızda hemen kanayabilen bu düz veya kabarık doku ile ikisinin kombinasyonundan oluşan eritroleukoplakinin lezyonlarının çoğu maalesef ki kansere dönüşür. Ayrıca unutulmamalıdır ki kanserli lezyonlar asla ama asla zamanla geçmez.

Ağız içindeki ağrılı beyaz lezyonlar, ağızda kronik enflamasyon olarak da bilinen liken planus da kendini lökoplaki hücrelerine benzemeyen beyaz dantelli lekelere sebep olur. Kanserle ilişkisi hakkında hala tartışmalar bitmemiş olsa da bu hastalığa yakalanmış kişilerin dudak, dil, yemek borusu, ağız boşluğu ve gırtlak kanserini geliştirme riskini arttırdığını düşünüyorlar. İyi huylu tümörler de sıklıkla hücre bölünmesinden dolayı tehlike unsuru olduğu savunulabilir.

Belirtileri başka durumlarla bağdaştırsak da ağız kanserini gözardı edemeyiz. Dişçimize yaptıracağımız rutin kontroller bile ağız kanseri için önemli bir adımdır. Çiğneme, yutma ve nefes alma gibi aktivitelerde bir zorlanma görülürse derhal doktora başvurulmalıdır. Ağız kanseri olmasanız da bütün bu sayılan semptomlar bir şeylerin ters gittiğini gözler önüne serilmektedir. Erken teşhis, her zaman ve her koşulda tedavinin başarısını artırır ve ağır durumlarda hayat da kurtarır.

Ağız kanserleri nasıl tedavi edilir?

Tıbbi onkoloji uzmanınızın seçeceği tedavi rejimi, kanserin evresi ve yerleşim yerine bağlı olacaktır. Durumunuzla ilgili tüm seçenekleri tartışmak akıllıca olacaktır.

Ameliyat

Ağız kanserlerinin cerrahi olarak çıkarılması ile öncelikle KBB, bazı vakalarda ise plastik cerrahlar ilgilenmektedir. Cerrahi, genellikle ağız kanserini tedavi etmenin ilk yöntemidir ve en yaygın olarak "erken evre" ağız kanserleri için kullanılır. Kanseri gidermek için yapılan ameliyat sırasında, ağız kanserleri yaygın olarak oraya yayıldığı için boyundaki lenf düğümleri de çıkarılabilir.

Radyasyon tedavisi

Radyasyon tedavisi, tümörleri küçültmek veya kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için belirli tipte yüksek enerjili radyasyon ışınları kullanır. Radyoterapi, bir kanser hücresinin DNA'sına zarar vererek, hücrenin çoğalmamasını sağlayarak çalışır.

Kemoterapi

Bazı ağız kanserlerini tedavi etmek için ameliyat yerine kemoterapi verilebilir; genellikle radyasyon tedavisi ile birlikte uygulanır ve kemoradyoterapi olarak adlandırılır. Bir kanserin boyutunu küçültmek için (neoadjuvan kemoterapi olarak adlandırılır) ameliyattan önce veya kalan kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için ameliyattan sonra (adjuvan kemoradyasyon olarak adlandırılır) radyasyonla birlikte verilebilir. İleri evre ağız kanserleri için kemoterapi, tümör büyümesini yavaşlatmak, belirti-şikayetleri hafifletmek ve yaşam süresini uzatmak için kullanılabilir. 

Hedefli tedavi

Ağız kanserini tedavi etmek için kullanılan hedefe yönelik tedaviye Erbitux (setuksimab ) adı verilir ve epidermal büyüme faktörü (EGFR) adı verilen kanser hücrelerinde bulunan bir proteini baskılayarak çalışır. Bu protein, kanser hücrelerinin büyümesine ve kopyalanmasına yardımcı olur, bu nedenle onu bloke ederek kanser büyümesi durdurulabilir. Kanserin evresine bağlı olarak, setuksimab radyasyon veya kemoterapi ile birleştirilebilir veya hatta tek bir ajan olarak kullanılabilir.

İmmünoterapi ve ileri evre (metastatik) ağız kanserlerinin tedavisi

Ağız kanserleri bölgesel olarak tekrarlama riski yüksek kanserlerdir. Tekrarlayan ve metastatik hastalık, baş-boyun belgesi kanserlerinin %65 kadarını oluşturmaktadır. Metastatik hastalıkta kemoterapi, immünoterapi ve / veya destekleyici bakım en uygun seçeneklerdir. İmmünoterapi bazı hastalarda uzun süreli yanıtlara neden olabilir.

İmmünoterapiler öncesi bu hasta grubu için ortanca yaşam süresi, 10 ay civarında idi; bununla birlikte immünoterapilerle bu sürenin 15 aylara uzadığını biliyoruz.

BBK sistemik tedavisinin tarihsel gelişimi şu şekilde olmuştur:

baş boyun kanserlerinde sistemik tedavilerin tarihi

Baş-boyun bölgesi kanserlerinde en yaygın kullanılan ilaçlar; platin bileşikleri (sisplatin, karboplatin), taksanlar (dosetaksel, paklitaksel, nanoparçacık albumin-bağlı paklitaksel), 5-FU, metotreksat, anti EGFR ajan setuksimab ve anti-PD-1 kontrol noktası immünoterapilerdir [pembrolizumab (Keytruda) ve nivolumab (Opdivo)].

Tekrarlayan veya metastatik baş-boyun kasnerli hastalar için standart birinci basamak sistemik tedavi, 2008 yılında sonuçları yayımlanan EXTREME çalışması ile platin bazlı kemoterapi (sisplatin veya karboplatin ile 5-FU) artı EGFR inhibitörü setuksimab idi. Pembrolizumab KEYNOTE-048 çalışması ile 2019 yılında PD-L1 pozitif tekrarlayan veya metastatik baş-boyun kanserli hastalar için FDA onayı aldı.