Hızlı büyüdüğü ve standart tedavilere rağmen hemen her zaman tekrar ettiği için "agresif" olarak nitelendirilen beyin tümörü glioblastom (GBM) için şimdiye kadar genetik hedeflere yönelik etkili tedaviler veya immünoterapiler onaylanmadı; fakat sonuçları yeni yayımlanan bir çalışmada, GBM ile ilişkili 200'den fazla gen tanımlandı ve bunların bir kısmının yeni ilaçlar için bir hedef olabileceği vurgulandı.

Wellcome Sanger Enstitüsü ve Addenbrooke Hastanesi araştırmacıları, iyi bilinen bir kanser geni olan EGFR'nin mutasyonunun glioblastomu nasıl başlattığını göstermek için yeni bir fare modeli tasarladılar ve GBM ile ilişkilendirilen 200'den fazla gen ile çalıştılar. Bunlar içinde tümör büyümesi için EGFR'ye yardımcı genler tanımlandı.

- İlgili konu: Genetik değişiklikler ve kanser! Kanserin genetik olması ne demektir?

30 Temmuz 2020'de Genome Biology adlı dergide yayımlanan sonuçlar, kanser araştırmacılarına, bu zorlu beyin tümörü tedavisi için yeni tedavi kapıları aralamaktadır.

Glioblastoma hastaları için yeni hedefe yönelik tedaviler ve immunoterapiler geliştirilmektedir, fakat şimdiye kadar onay alan bir akıllı ilaç veya immünoterapi olmamıştır. Ayrıca glioblastomların nedenleri ve oluşum mekanizmaları net bir şekilde bilinmemektedir.

Bu yeni çalışmada iyi bilinen bir kanser geni olan EGFR'nin (epidermal büyüme faktörü reseptörü) farede tek başına beyin tümörünün büyümesini başlatabildiğini ve insan glioblastomlarını yüksek oranda temsil eden tümörler ile sonuçlandığı gösterildi. Ayrıca çalışma sonucunda tedavi amacıyla hedefleme için potansiyel olarak daha fazla araştırılması gereken yeni genler tanımlandı.

Kanseri yönlendirmek için EGFR’ye yardımcı olan genlerin tanımlanması için ekip PiggyBac transpozon tekniğini kullandı – mutasyonları göstermek için genomun farklı bölümlerine DNA’nın küçük bir bölümünün sokulması. Bu da beyin tümörü büyümesini yönlendirmek için EGFR ile çalışan tümör baskılayıcı genlerde 200’den fazla bilinen ve yeni mutasyonları meydana çıkardı. Bunların çoğu yeni ilaç hedefleri sunar.

Ekip, sonuçları glioblastom hastalarının genom dizileri ile karşılaştırdı ve insanlar ve farelerde bulunan birçok genetik mutasyon keşfetti. Şimdiye kadar bildiğimiz insan genomik verileri, glioblastomda bulunan birçok mutasyon içerir, hangi mutasyonların ise kanseri yönlendirdiği net bir şekilde bilinmemektedir.

Bu yeni fare modeli ile ekip, gelecekteki yeni ilaçların geliştirilmesi için hangi mutasyonlara odaklanılması gerektiği hakkında fikir vermektedir.

Sonuç olarak, kanserin devam etmesini üstlenebilecek birçok başka genetik tetikleyiciler olduğundan dolayı, glioblastom tümörleri belirli molekülleri hedefleyen tedavilere yüksek oranda dirençli olabilirler. Bu nedenle GBM hastaları için acilen yeni, hedefe yönelik tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun gibi çalışmalar GBM'nin genetik temelelrine ışık tutmakta ve arzu edilen hedefe yönelik tedavilerin önünü açmakatdır.